Bir imkânsız aşk filmi

Michel Franco´nun Venedik´ten ödüllü ´MEMORY´si vizyonda.

Viktor APALAÇİ Sanat
20 Mart 2024 Çarşamba

Yalnızlığın, mutsuzluğun, sevgisizliğin acısını çeken iki hasarlı ruhu konu alan melodram, ağır tempolu anlatımına rağmen etkileyici olabiliyor. Franco senaryosunda iyi yazılmış diyaloglar eşliğinde, unutamayan bir kadın ve hatırlayamayan bir demanslı erkek arasındaki dayanışmayı anlatıyor. Film iki kırılgan, yaralı karakterin üzerinden, geçmişin acıtan gerçekleri ve affetmenin doğası hakkında önemli şeyler söylüyor.

‘MEMORY’ 

Yön-Sen-Kur: Michel Franco

Gör: Yves Cape

Oyn: Jessica Chastain - Peter Sarsgaard -Elsie Fisher - Blake Baumgartner - Josh Charles - Isaac Briankelly - Brooke Timber

Dünya prömiyerini Venedik Film Festivalinde yapan ‘Hatır / Memory’, başrol oyuncularından Peter Sarsgaard’a En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü getirdi. Michel Franco senaryosunu yazıp yönettiği filmin kurgusunu ve yapımcılığını da üstlenmiş. MUBİ yapımı film Oscar töreninden iki gün önce bizde vizyona girdi.

İki yaralı insanın aşkı

Film sosyal hizmet alanında gönüllü çalışan, orta yaşlı, tek çocuklu bekâr bir kadın ile aynı yaştaki demans hastası bir erkeğin yollarının kesişmesini anlatıyor. Film, bu iki kırılgan, yaralı karakterin üzerinden, geçmişin acıtan gerçekleri ve affetmenin doğası hakkında önemli şeyler söylüyor. Beyazperdede nadir görünen bir romantizmle Meksikalı Michel Franco, bir çiftin kasvetli hayatına giren, ancak engellenmek istenen bir aşkın etkileyici portresini çiziyor. Film, kendilerini içinde bulundukları psikolojik ve fiziksel hapishanelerden kurtulmak için birbirlerine ihtiyaç duyan iki yaralı insanın alışılmadık aşk hikâyesini anlatıyor.

Michel Franco senaryosunda iyi yazılmış diyaloglar eşliğinde, unutamayan bir kadın ve hatırlayamayan bir erkek arasındaki bir imkânsız aşk hikâyesi anlatıyor. Film, kendilerinin yeterince desteklenmediği bir dünyada nasıl hareket edeceklerini öğrenen iki hasarlı insanın, birbirlerine tutunma çabalarına şefkatli, dokunaklı bir bakış açısıyla yaklaşıyor. Hafıza, hatırlama ve demans konulu filmlerden, Florian Zeller’in ‘Baba / The Father’ını (2020) akla getiren konusuyla, Memory’ yalnızlığın, sevgisizliğin acısını çeken iki hasarlı ruhu konu alan bir melodram olarak, ağır temposuna rağmen etkileyici olabiliyor. Hafıza ve kimlik arasındaki bağlantıyı araştıran, sade bir şekilde işlenmiş romantik dramayı Franco ikinci yarısında şaşırtıcı derecede sürükleyici bir film yapıyor. Filmin romantik öyküsü izleyicinin yüreğini ısıtıyor.

Brooklyn’de yaşayan bir sosyal hizmet uzmanı Sylvia (Jessica Chastain), basit ama planlı bir hayat sürer. Ancak hayatı, Saul’un (Peter Sarsgaard) bir lise buluşmasından sonra kendisini evine kadar takip etmesiyle tepetaklak olur. Geçmişin gizli sırlarını ortaya çıkaran bu sürpriz karşılaşma, geçmişin kapılarını aralarken ikisine de derin şekilde dokunacaktır. Sylvia’nın 15 yaşındaki kızı Anna (Brooke Timber) ve işi etrafında dönen basit hayatı, geçmişinden bir figür olan Saul’un bir gece kapısında belirmesiyle, beklenmedik bir hal alır.    

Alkol bağımlılığından kurtulmak için terapi programlarına katılan Sylvia, lise mezunları gününün ardından Saul tarafından takip edilince, hayatı bambaşka bir kulvara girer. Sylvia geceyi kapısında geçiren, ailesine teslim ettiği Saul’un huysuz kardeşi İsaac’ın (Josh Charles), demans hastasıyla dolgun bir ücret karşılığında ilgilenmesi için yaptığı iş teklifini kabul eder. Demans ile birlikte cinsel istismarın yarattığı travmayı işleyen filmin ikinci yarısında, Sylvia’nın 12 yaşındayken okuldaki büyük oğlanların cinsel istismarına maruz kaldığını öğreniyoruz. Kız kardeşi Olivia ile görüşmeye devam eden Sylvia’nın otoriter, zorba annesi Samanta’ya (Jessica Harper) öfkeli ve ölümüne dargın olma sebebi ise filmin finalinde açığa çıkıyor. Sylvia bakımını üstlendiği Saul ile birlikte geçirdiği sürede ikili birbirlerine ilgi duyar, kaçınılmaz olarak seks de yaparlar.                                                                                                                         

 

İki müthiş oyuncu                                           

Ama her iki tarafın toleranssız, sevgisiz, empati duygusundan yoksun ailesi bu birlikteliğe karşı çıkar. İzleyici ikilinin ailelerinden gelen engelleri aşıp, onların nihai mutlulukları hakkında endişeye kapılıyor. Filmin kahramanları olan iki kayıp ruhun ortak noktaları yalnızlıkları ve mutsuzluklarıdır. Film, ‘geçmişte yaşadıklarından gelen acılarını sarıp sarmalamaları ve tedavi etmek için birbirlerine sarılıp dayanışma sergilemeleri yeterli olacak mıdır?’ sorusunu soruyor.

Michel Franco filmi hakkında, “Toplumun uzağına düşen insanların beklentileri karşılama karşısındaki başarısızlıkları veya isteksizlikleri çoğu zaman sadece hafızalarda yaşamaya devam eden olaylara dayanır. Kimi zaman geçmişin gölgesinden kurtulmayı başarıp yeni bir hayat kurma şansı yakalarlar. Filmim, bu gölgelerden tamamen kurtulmanın mümkün olup olmadığını sorguluyor” dedi. Bu duygusal gerilim filminde acı, sevinç, zafer, yenilgi, şefkat, dayanışma, istismar ve iyileşme temalarına yer veriliyor. Sosyal hizmet görevlisi bir gönüllü olarak Sylvia’nın statüsü, Michel Franco’nun 2015 tarihli filmi ‘Kronik / Chronic’teki terminal hastaların bakımını üstlenen, Tim Roth’un oynadığı David karakteriyle benzerlik taşıyor.

‘Memory’ için bestelenen bir müzik partisyonu yok. Ancak 60’ların sonlarında fırtına gibi esen İngiliz rock grubu Procol Harum’un unutulmaz şarkısı ‘A Whiter Shade of Pale’ filmde sık sık çalınıyor. İki yetenekli başrol oyuncusundan en iyi şekilde yararlanan film, bellek, geçmişte yaşanan travmalar eşliğinde öngörülemeyen sonuçları olan bir imkânsız aşk öyküsü anlatıyor. Geçmişinde yaşadığı travmanın üstesinden gelmeye çalışırken ailesinin desteğini arkasında bulamayan Sylvia rolünde Jessica Chastain, ‘Memory’de büyüleyici performanslarından birine imza atıyor. 1977 Sacramento doğumlu aktris üç Oscar adaylığından ikisini ödüle çevirme başarısını gösterdi.                             

Deneyimli aktris, 2012’de ‘Zero Dark Thirty’ ile En İyi Kadın Oyuncu, 2022’de ‘Eyes of Tammy Faye’ ile En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Oscar ödüllerini kucakladı. Altın Küre Ödüllerine sekiz kez aday gösterilen Chastain’in en ünlü filmleri, tümü ödüllü ‘Molly’s Game’ (2017), ‘The Help’ (2011) ve ‘İnterstellar’ (2014). ‘Memory’deki demans hastası Saul kompozisyonuyla Venedik’te haklı bir En İyi Erkek Oyuncu Ödülü kazanan Peter Sarsgaard, 1971 İllionis doğumlu. Sarsgaard Maggie Gyllenhaal ile evli; Jake Gyllenhaal kayınbiraderi oluyor. Filmdeki kısa rolüne rağmen Hollywood’un eski tüfeklerinden Jessica Harper, belalı anne Samanta’da ustalığını konuşturuyor.

Franco’nun Meksika sinemasındaki yeri

Yazımı Cannes’da filmlerini izlediğim, basın toplantılarında bulunduğum Michel Franco ile bitirmek istiyorum. Meksika sinemasının Guillermo del Toro, Alejandro G. İnarritu, Alfonso Cuaron gibi Oscar Ödüllü, Carlos Reygades, Alejandro Jodorowsky gibi prestijli yönetmenleri var. Çağdaş Meksika sinemasının dünyaya açılmasında katkıda bulunan Michel Franco genç neslin yetenekli yönetmenleri arasında... 1979, Mexico City doğumlu, yönetmen, senaryo yazarı, kurgucu, oyuncu ve yapımcı Meksikalı sanatçı, Cannes Film Festivali Seçici Kurulu’nun gözde yönetmenlerinden. 2009’da başlayan kariyerinin ilk beş filminden dördü Cannes yarışmalarına katıldı. Ben Michel Franco’nun sinema serüvenini, kariyerindeki Cannes duraklarından izleme şansına sahip oldum.

İlk uzun metrajlı filmi, gerilimli drama ‘Daniel ve Ana’ (2009) Cannes’da Altın Kamera için yarıştı. Üç yıl sonra ‘Lucia’dan Sonra / Despues de Lucia’ Cannes’ın prestijli yan bölümü Belirli Bir Bakış’ın En İyi Filmi seçildi. Hayatlarının son demlerini yaşayan ölümcül hastaların koğuşunda çalışan bir hastabakıcının travmasını anlatan ‘Kronik / Chronic’, (2015) Cannes ana yarışmasında Michel Franco’ya En İyi Senaryo Ödülünü getirdi. 2017 tarihli ‘Nisan’ın Kızları / Las Hijas de Abril’ Belirli Bir Bakış bölümünün Jüri Özel Ödülü’nün sahibi oldu. Politik bilimkurgu draması ‘Yeni Düzen / Nuevo Orden’ 2020 Venedik Film Festivalinde Jüri Özel Ödülü’nü (Gümüş Aslan) kazandı. Franco ‘Kronik’ten altı yıl sonra yaptığı dram filmi ‘Gün Batımı / Sundown’da (2021) başrolü yine Tim Roth’a teslim etmişti. ‘Memory’ sanatçının sekizinci uzun metrajlı filmi. 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün