Gazze Yahudilerinin Tarihi

Gazze şehrindeki Yahudiler, MÖ 2. yüzyıldan, 1929 Arap isyanlarına kadar ve 1948 İsrail-Arap Savaşı´na kadar aralıklı bir dönemde yaşadı. Şehirdeki Yahudi cemaatleri, tarih boyunca hahamlar ve önemli şahsiyetler yetiştirdi. Gazze şehrindeki Yahudiler, bir arada yaşama dönemleri, ekonomik zorluklar ve diğer topluluklarla zaman zaman yaşanan gerilimlerle yaşadılar.

Sara YANAROCAK Kavram
31 Ocak 2024 Çarşamba

Gazze bölgesi Ortaçağ boyunca, yaklaşık üç yüz yıl süresince, 12. yüzyılda Haçlıların Gazze ve yakın şehirlerini yok etmesine kadar gelişen bir Yahudi topluluğuna sahipti. Osmanlı döneminde, 17. yüzyılda Gazzeli Natan’ın önderliğinde Gazze, Yahudi mistisizminin merkezi ve en büyük Yahudi Mesih (maşiyah) hareketinin doğduğu yer haline geldi. 1948 Arap-İsrail Savaşı, Yahudi nüfusunun Gazze’den tahliyesine yol açan önemli bir dönüm noktası oldu. 1967’deki 6 Gün Savaşı sonrasında Gazze Şeridinde kurulan ve daha sonra 2005’te tahliye edilen İsrailli Yahudi toplulukları mevcuttu.

İlk Yahudi cemaatinin varlığı

Akdeniz kıyısında yer alan Gazze şehri, Helenistik dönemde Selevki İmparatorluğunun bir parçasıydı; daha sonra Roma egemenliğine girdi. MÖ 4. yüzyılın sonlarında Büyük İskender’in fetihleriyle başlayan Helenistik dönemde, Judea yakınlarında büyük bir Yahudi nüfusu vardı. Bu dönem Helenistik kültürün etkisi, farklı etnik ve dini gruplar arasındaki etkileşimle karakterize edilmişti. Gazze’deki bir Yahudi cemaatinin varlığından ilk kez bu dönemde bahsedilir.

MÖ 45’te Yahudi Haşmon lideri Yonatan Apphus, Selevki Kralı VI. Antiyohus’un ordusunda görev yaparken Gazze’yi kuşattı. Tarlaları yaktı ve şehir halkı teslim oldu. Gazze, MÖ 96’da Haşmon Kralı Alexander Janneus tarafından yok edilene kadar, Haşmonaylara karşı düşman olmaya devam etti. Gazze, Romalı General Pompey Magnus tarafından yeniden inşa edildi ve otuz yıl sonra Kral Büyük Herod’a verildi. Roma dönemi boyunca Gazze, birçok Roma imparatorundan bağış alarak gelişmeye devam etti. 500 üyeli bir senato, o zamanlar Yunanlılar, Romalılar, Yahudiler, Mısırlılar, Persler ve Nebatilerden oluşan çeşitli bir nüfusa sahip olan şehri yönetiyordu. Herod’un hükümdarlığı sırasında (MÖ 37-4) Gazze onun idaresi altındaydı. MÖ 4 yılındaki ölümünden sonra Suriye eyaletine katıldı. MS 66’da, I. Yahudi-Roma Savaşı’nın ilk aşamalarında şehir Yahudi isyancılar tarafından saldırıya uğradı ve Romalılara karşı isyan sırasında yakıldı.

Gazze Ulu Camiindeki sütunlardan birinde hem İbranice hem de Yunanca ‘Yaakovun oğlu Hananya’ yazıyordu. Üstüne bir tarafında şofar, diğer tarafında etrog bulunan bir menora oyulmuştu. 19. yüzyılın sonlarında sütun, Caesarea Maritima’daki eski sinagogun bir parçası olan ve Caesarea kilisesinin Madaba haritasında görülmesinin ardından anlaşılan dini değeri nedeniyle, camiye getirildi. Bu Yahudi sembolünün onlarca yıl boyunca caminin içinde korunmuş olması, bilim adamı Ziad Şehada tarafından ‘barış içinde bir arada yaşamanın’ göstergesi olarak tanımlandı. Şubat 1987’deki I. İntifada sırasında ağır hasar gördü.

BİZANS DÖNEMİ

Bizans döneminin sonlarına doğru Gazze, güney Filistin’de önemli bir Yahudi merkeziydi. Yahudilerin Kudüs’e girişi yasaklandığında Gazze, Tiberya ile birlikte Yahudiler için alternatif bir hac yeri haline geldi. Bir Karay kaynağına göre bu dönemde “Arapların İsrail topraklarını fethinden önce Kudüs’e gidemiyordu ve Tapınağın özlemi ile ülkenin dört bir yanından Tiberya ve Gazze’ye hacca geliyorlardı.” Bu yerleşim Bizans döneminin sonuna kadar devam etti. Şubat 634’te şehir kuşatıldıktan sonra, temmuz ayında tamamen ele geçirildi. Süryanice bir tarih kaydında “ve orada, İsrail topraklarından yaklaşık dört bin köylü öldürüldü: Hıristiyanlar, Yahudiler, Şomronitler (Sameriyeliler) ve Araplar tüm ülkeyi harap etti” ifadeleri yer aldı.

Gazze limanı yakınlarında, Bizans döneminde 508 yılı civarında inşa edilen Güney Gazze’deki antik sinagogun kalıntıları keşfedildi. Sinagogun mozaik zemininde madalyonlarla birlikte çeşitli Afrika hayvanları tasvir edilmiş olup, girişte etrafı hayvanlarla çevrili, müzik aleti çalan ‘David’ isimli bir figürün tasviri yer almaktadır. Mozaikteki merkezi yazıtta Yunanca şöyle yazıyor: “Biz Menahem ve Yeşua, Yesse’nin oğulları, odun tüccarları, bu mozaiği, en kutsal yere, saygının gereği olarak 569 yılında bağışladık.” Kahire Genizası’nda bulunan belgelerde de Gazze Yahudilerinden bahsedilir.

ORTAÇAĞ

Refah şehri de dâhil olmak üzere Gazze bölgesi, Ortaçağ’da yaklaşık 300 yıl boyunca gelişen bir Yahudi cemaatine sahipti; cemaat üyelerinin mektupları ve yazışmaları ve bir dizi Yahudi kutsal emanet daha sonra Kahire Genizası’nda bulundu. Bu belgeler, 12. yüzyılda Haçlıların Gazze bölgesini yok etmesine kadar ‘gelişen’ bir Yahudi varlığını tanımlanıyor.

7. yüzyılda İslam’ın yükselişiyle birlikte Gazze, Raşidun Halifeliği ordusu tarafından fethedildi. Fetihler sonucunda Yahudi ve Hıristiyanların gayrı-Müslimler için korunan bir statü olan zımmi koşulları altında dinlerini belirli bir düzeyde dini hoşgörüyle uygulamalarına izin verildi.

Gazze, Emeviler’in ve sonra Abbasi halifelerinin bir parçası oldu. Arap fethi sırasında, fatihler şehrin Yahudi ve Hıristiyan sakinlerini sürmedi. Tüm İslam yönetimi boyunca Gazze’deki Yahudi yerleşimi, şehrin harap edildiği 11. yüzyılın ortalarına kadar kesintisiz olarak varlığını sürdürdü.

MEMLUK DÖNEMİ

Memluk fethinin ardından, Haçlı döneminin bitimiyle Yahudiler Gazze’ye döndü. Şehirde gelişen bir Yahudi cemaati ortaya çıktı. 1384 yılında Goti adlı Hıristiyan İtalyan seyyah, Gazze’deki bir Yahudi yerleşimi hakkında bilgi vermiş ve Yahudilerin şarap üretimiyle uğraştıklarını belirterek, ‘şarapları da güzel’ diye belirtmişti.

1395’te şehri ziyaret eden bir diğer Hıristiyan seyyah De Angeli, şehrin mahallelere veya sokaklara bölündüğünü, bir caddede Yahudilerin, diğerinde Samiriyelilerin (Şomronit) yaşadığını anlattı. Farklı inançlara sahip sakinleri birbirinden ayırmak için Gazze sakinlerinin farklı renklerde başörtüsü takmaları gerekiyordu: Müslümanlar beyaz türban takıyordu, Hıristiyanlar mavimsi renkte, Samiriyeliler açık kırmızı hareli beyaz türban ve Yahudiler sarı başlıklar takıyordu.

1432 civarında Burgundiyalı casus Bertrandon de la Brocquere, Gazze’de Sicilyalı Yahudilerle karşılaştığını bildirdi. Bu söz tek başına şehirde sürekli bir Yahudi varlığını doğrulamasa da, o yüzyılın ikinci yarısındaki referansların da gösterdiği gibi tutarlı bir Yahudi varlığının devam ettiği görülüyor.

Floransalı Yahudi gezgin Solomon Molcho, 1481’de kutsal topraklara yaptığı yolculuk sırasında Gazze’yi anlatırken, Yahudiler tarafından üretilen bereketli topraklara, sığırlara, ekmeğe ve şaraba sahip, gelişen bir şehre dikkat çekti. Yaklaşık 70 Yahudi ve dört Samiriyeli aileden oluşan bir nüfus bildirdi. Onun anlatımına göre Yahudiler, şehrin ‘Yehudika’ (Yahudi Mahallesi) olarak anılan üst kısmında ikamet ediyordu. Ayrıca kendi zamanında bile önemli olduğunu düşündüğü, muhtemelen yıkılmış büyük bir avluyu da gözlemledi. Volterralı Meşullam (1481), 60 haham ve dört Samiriyeli Yahudi hanesi bildirmiş ve bu bölgede şarap yapımından Yahudilerin sorumlu olduğunu anlatmıştı. Bertinorolu Ovadya (1488) 70 haham ve iki Samiriye hanesine dikkat çekiyor ve Kudüs’ten taşınmış Haham Moses’in Gazze’deki varlığından söz ediyor.

OSMANLI DÖNEMİ

16. yüzyılda Gazze’de muhtemelen 15. yüzyıldan daha büyük bir Yahudi nüfusunun olduğuna dair kanıtlar var. Osmanlı vergi kayıtlarına göre 1525-1526 yılları arasında Gazze’de o yıl, 95 Yahudi aile yaşıyordu.

17. yüzyılın başlarında ünlü Kabalist ve şair haham İsrael Najara, 1625’te ölüp Gazze’deki Yahudi mezarlığına gömülene kadar, Gazze’deki Yahudi cemaatine hizmet etti. Onun yerine oğlu haham Moşe ben İsrael Najara geçti. Sonraki haham Samuel ben David, 1641’de şehirde bir sinagog kurdu.

1660’larda, Gazze mistik kabala öğretilerinin merkezi haline geldi. Kudüs’ten karısının ailesiyle birlikte Gazze’deki Yahudi cemaatinde yaşamak için Gazzeli Natan’ın oraya taşınması, ‘münzevi bir yaşam tarzına bağlı kalma, mistisizmle uğraşma, hahamların tercüme edilmiş yazılarını daha derinden inceleme’ konusundaki farkındalığın bir dönüm noktasıydı; Natan Kudüs’te geçen çocukluğundan beri Tevrat yorumlarının yanı sıra Yahudi tefsirlerinde de ustalaşmıştı.

Gazze’de Natan, ‘ısrarı, cüretkâr ve orijinal teolojisi, etkili ifadesi ve sosyal becerisi’ nedeniyle kısa sürede genç müritler tarafından kuşatıldı ve müritler, Gazze’nin figürü hahamın asırlık piyyutim ayin şiirlerini ‘hararetle söylenen’ olarak tanımladı. İsrael Najara ondan Gazze sahilinde coşkuyla dans ediyor diye bahsederdi. Natan’ın Gazze sahilindeki öğretileri bir müridi tarafından Yahudi mistisizminin temel kitabı olan Zohar’ın ‘peygamberin sırlarını vaaz etme tutkusu’ olarak tanımlandı. Şavuot Bayramı esnasında Sabetay Sevi, kendini mesih (maşiyah) olarak ilan etti ve modern çağın en büyük Yahudi mesih hareketini kuran Sevi, Gazzeli Natan’dan, şifa duaları ve takdisleri almak için Kudüs’ten Gazze’ye gitti ve onunla buluştu.

1674’te Gazze’yi ziyaret eden bir Cizvit papazı, Yahudilerin şehir nüfusunun dörtte birini oluşturduğunu bildirdi. 1726 yılında Gazze’ye gelen bir başka Hıristiyan rahip ise ticaretle uğraşan ve tercümanlık yapan bir Yahudi cemaatinden bahsetmişti. Şubat 1799’da Napolyon liderliğindeki Fransız kuvvetlerinin şehri ele geçirmesi ve vebanın ortaya çıkmasıyla, Yahudi cemaatinin çoğu Gazze’den kaçtı.

19. YÜZYIL

19. yüzyılın başlarına gelindiğinde, Yahudi cemaatinden geriye çok az kalmıştı; 1903’te yalnızca 90 Yahudi nüfus kayıtlarına geçti. 1. Aliya döneminde (1800’ler) Gazze’de Yahudi nüfusunun yenilemesi için girişimlerde bulunuldu. Bu çalışmalar kapsamında Zalman David Levontin 1882 yılında şehri ziyaret etmiş ve herhangi bir Yahudi ile karşılaşmadığını bildirmişti. Levontin, Ali Montar bölgesinde Yahudi yerleşiminin kurulmasını önerdi.

1885 yılında Hovevei Tsiyon hareketinin liderlerinden Zev Klonimus Wissotsky, göçmenlere ek bir geçim kaynağı sağlamak amacıyla Gazze, Lod ve Nablus dâhil olmak üzere Arap şehirlerinin kalbinde Yahudi yerleşim birimleri kurulması çağrısında bulundu. O dönemde kurulan tarımsal yerleşimlerde, 1886’da Yechiel Brill’in kayıtlarında görülene göre 50 Yahudi ailenin ikamet ettiğini, yenilenen topluluğun üyelerinin çoğunlukla Rus Yahudi göçmenlerden oluştuğu belirtiliyordu.

18. yüzyılda yerel halka hizmet veren sinagog Müslümanların kontrolüne girdi. Yenilenen cemaat ilk etapta bu amaçla tahsis edilen bir dairede ibadetlerini kıldı. 1895’e gelindiğinde şehirde, Müslüman nüfusla mükemmel ilişkiler sürdüren yaklaşık 12 aileden oluşan küçük bir Yahudi topluluğu kaldı.

20. YÜZYIL

Haham Nisim Ohana, 1907’den itibaren Gazze toplumunun hahamı olarak görev yaptı. Tanah ve Talmud’un İbranice öğrenilmesi için bir okul kurdu ve kadınlar için bir mikve inşasının yanı sıra bir mezarlık kurulmasına da öncülük etti.

I.Dünya Savaşı sırasında birçok Yahudi Gazze’den kovuldu, hatta bazıları İsrail topraklarından sınır dışı edildi. Bu yerinden edilme dalgasından önce, Gazze’de kalan Yahudi nüfusunun önemli bir kısmı ticaretle uğraşıyordu ve Gazze limanı üzerinden Hamburg’a karpuz ihracatı tekelini ellerinde tutuyordu. Karpuz, bedeviler tarafında Negev Çölünde yetiştiriliyordu ve aynı zamanda kabızlığa karşı popüler bir çare olarak da hizmet veriyordu. Bir diğer tarım dalı olan bira endüstrisi için arpa ekimi, Osmanlı ve Alman kuvvetlerinin İngiliz ve müttefik kuvvetleriyle çatışmaya hazırlık amacıyla bölgedeki tüm sakinleri tahliye ettiği 1916 yılına kadar birçok Yahudi aileyi cezbetti. Savaştan sonra Yahudiler Gazze’ye döndü. 1922’de yaklaşık 50 Yahudi kayıtlıydı, ancak 1929 Arap isyanları nedeniyle oradan ayrılmak zorunda kaldılar.

1945’te Gazze bölgesinde 160, şehirde ise 80 Yahudi kaydedilmişti. Ancak 1948 Arap-İsrail savaşından sonra Gazze bölgesi Mısır’ın sınırları içine girmişti. Kentte hiçbir Yahudi yerleşimi kalmamıştı. 1967 6 Gün Savaşı’nın ardından İsrail, Mısırlılara ait olan Gazze Şeridini işgal etti ve Gazze bölgesinde Guş Katif, Kfar Darom ve Netzarim ile, kuzeydeki yerleşim yerleri de dâhil olmak üzere, yeni İsrail yerleşimleri inşa edildi. Bu yerler Elei Sina, Nitsanit ve Dugit adlarını aldılar.

1987’de İsrailli mimarlar Gerşon Tzapor ve Benjamin Edelson, El-Şifa Hastanesinin genişletilmesini tasarladı. Genişletme ve yenileme Gazze sakinlerinin yaşam koşullarını iyileştirmeyi amaçlıyordu.

21. YÜZYIL

İsrail’in 2005 yılında barış ilan edilmesi umuduyla, devrin Başbakanı Ariel Şaron döneminde, Gazze’den tamamen çekilmesinin ardından, Gazze İsraillilere tamamen kapandı.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün