WEB´DEN SEÇMELER

•Bazı ülkeler çözüm için içi boş iki devlet formülünü tekrar pişirmeye kalkmaktadırlar. Ne yazık ki BM tarafından 1947 yılında teklif edilen Filistin topraklarının iki devlet arasında paylaşılması planını reddeden Arap ülkelerinin kendileri olmuştur. Haritaya bakınca taksim planının Filistin için ne kadar avantajlı olduğu hemen görülüyor. Ancak Mısır, Ürdün ve Suriye başarısız bir şekilde yaptıkları denemelerde birkaç defa İsrail´i denize dökmeye kalkmışlar ve her seferinde İsrail topraklarının biraz daha genişlemesine yol açmışlardır. Kıbrıs´ta saatlerin 1974 Barış Harekatı öncesine geri götürülmesi ne kadar imkansız ise İsrail´in ülkemiz gibi bir çok ülkenin resmi politikası olduğu şekilde 1967 öncesi hudutlarına geri dönmesini beklemek de imkansızdır. Hele İsrail´in topraklarının bir kısmını terk edeceği Filistinlilerin önemli bir bölümünün barışı değil savaşı tercih ettikleri gerçeği karşısında imkânsızlık boyutları daha da büyümektedir. •SELİM KUNERALP – www.serbestiyet.com

İzak BARON Diğer
15 Kasım 2023 Çarşamba
  • Bu Haftanın “Takılanlar”ı

 

  • Verilerle İsrail - Hamas savaşının bir ayı

https://www.bbc.com/turkce/articles/cd1p714d4d4o

 

  • Türkiye-İsrail ticari ilişkileri siyasi gerilimden nasıl etkilenir?

Türkiye ve İsrail'in normalleşme adımları kapsamında ticari ilişkilerini geliştirmesi planlanıyordu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Hamas'ı "terör örgütü" olarak görmediğini açıklamasının ardından, İsrail'de Türkiye ile ortak düzenlenmesi planlanan bazı iş forumları iptal edildi.

İsrail'de İngilizce yayımlanan Haaretz gazetesine göre bazı süpermarketler Türkiye'den ağırlıkla tarım ürünlerinin ithalatını durdurma kararı aldı.

Ancak uzmanlara göre bu tepkilerin ticari ilişkiler üzerindeki etkisi sınırlı olabilir.

Gallia Lindenstrauss, bazı İsrailli perakendecilerin bu kararı, "hem Erdoğan'ın açıklamalarını protesto etmek için, hem de güneyinde ve kuzeyinde birçok tarım arazisi olan İsrail'de mevcut savaştan doğrudan ve dolaylı olarak etkilenen endüstriyle dayanışmayı göstermek için" verdiğini söylüyor.

Lindenstrauss, "Bu adımlar hala çok sınırlı ve muhtemelen yalnızca kısa vadeli bir etkiye sahip olacaktır" diyor.

Son gerilim öncesi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın enerji alanındaki işbirliği fırsatlarını konuşmak üzere İsrail’e gitmesi öngörülüyordu.

Bakan Bayraktar, enerji projelerinin "herhangi bir ateşkes olmadan" görüşülemeyeceğini söyledi.

7 Kasım'da A Para kanalının yayınında konuşan Bayraktar, "Böyle bir atmosferde bu kadar büyük bir vahşetin, insanlık dramının yaşandığı ortamda, herhangi bir projeden konuşmak, insanlığa, insanlığımıza oradaki kardeşlerimize karşı saygısızlık olur.

"Bizim bu saatten sonra konuşacağımız tek şey, acaba Gazze'nin elektrik, su, gıda ihtiyacını nasıl giderebiliriz, bu olabilir. Tek proje bu olur." dedi.

Lindenstrauss, "Bu iptal dikkat çekici olsa da, pratikte bu kararın enerji boyutu açısından muhtemelen pek bir önemi yok" diyor ve bunu şöyle açıklıyor:

"İsrail tarafı bu konuları Türkiye ile müzakere etmeye biraz istekli olmasına rağmen, işbirliği olasılığı konusunda, en azından İsrail kıyılarında bulunan mevcut doğal gaz miktarının hacminin zaten yüksek olmadığını belirtmek gerekir."

Siyasi gerilimler nedeniyle kısıtlansa da ticaretin iki ülke arasındaki en tutarlı ve pozitif ilişki boyutu olduğu düşünülüyor.

Gallia Lindenstrauss, "İsrailli şirketlerin Türkiye'deki devlet ve belediye ihalelerine giremediklerini iddia eden ve ülkeler arasındaki siyasi krizler olmasaydı ticaret hacminin daha da yüksek olacağını savunanlar da var" diyor ve ekliyor:

"Yine de ekonomi boyutu, son 10 yılda iki devlet arasındaki ilişkilerin en istikrarlı ve olumlu unsuruydu. "

https://www.bbc.com/turkce/articles/cv2zl9wd519o

  • Yer: Paris | Yahudi Sarcelles Cemaati endişeli

https://www.odatv4.com/guncel/yer-paris-yahudi-sarcelles-cemaati-endiseli-120010737

 

  • Alman Yahudileri uzun yıllar sonra 'endişeli' olduklarını söylüyor

https://www.aydinlik.com.tr/haber/alman-yahudileri-uzun-yillar-sonra-endiseli-olduklarini-soyluyor-432586

 

  • Bundeskanzler Olaf Scholz@Bundeskanzler

Die Würde des Menschen ist unantastbar. - İnsan onuru dokunulmazdır.

https://twitter.com/Bundeskanzler/status/1722558673925345485

 

  • Avustralya’da “Mutlu Ham-Mas’lar” yazılı Noel çantaları Yahudi toplumunun tepkisini çekti

https://medyascope.tv/2023/11/09/avustralyada-mutlu-ham-maslar-yazili-noel-cantalari-yahudi-toplumunun-tepkisini-cekti/

 

  • Antisemitizm yine kabul görmeye mi başladı?

https://www.eurotopics.net/tr/310032/antisemitizm-yine-kabul-goermeye-mi-basladi

 

  • Harvard’dan İsrail-Filistin anketi: Gençlerin yarıya yakını İsrail karşısında Hamas’ı destekliyor

https://serbestiyet.com/dis-haber/harvarddan-israil-filistin-anketi-genclerin-yariya-yakini-israil-karsisinda-hamasi-destekliyor-147633/

 

  • Deniz L. Ertuğ@DLeilaErtug

Son günlerde uluslararası kamuoyu da İsrail politikalarını eleştirmeyi Yahudi düşmanlığı ile karıştırmaya başladı. (#Antisemitismus) Maalesef doğrudan bir halka düşmanlığın alkışlandığı günleri utanarak yaşıyoruz. Sosyal medyada yine sık görmeye başladığımız bir imgeden bahsedeceğim: Mutlu Tacir (Happy Merchant) Burada resmi düşmanlığı yaymamak adına paylaşmayacağım ama aşağıdaki linkte mevcut. Ellerini ovuşturan, kafasında kippası ve uzun kemerli burnuyla resmedilen Yahudi tüccar sadece bir resim değildir. Bu resme baktığımızda:

1. Yahudilerin ticaretle uğraştıkları için zengin oldukları sanrısına kapılmamız isteniyor.

2. Ellerini ovuşturup, sinsi sinsi gülmesiyle, Yahudi’nin paraya tamah eden, açgözlü bir insan olduğuna ve bu yüzden karşıdakini sırf kendi maddi çıkarı için her an aldatabilmeye müsait bir karaktere sahip olduğuna inanmamız isteniyor.

3. Ayrıca Yahudilerin büyük kavisli burunları, kıvırcık saçları ve hain bakışları olan koyu renk gözleriyle son derece çirkin olduklarına inanmamız isteniyor.

Bunların tamamı yalandır. Dinini ödünç aldığı bir medeniyetin karşısında maddi ve manevi iflas etmiş, içine düştüğü sefaletin sebebini kendinde aramak yerine başkalarında aramaya çalışan yenilmiş Avrupa’nın hastalıklı düşüncesinin ürünüdür. Bu örnekteki gibi Yahudiler var mıdır? Belki. Olmuştur, vardır. Ancak bütün Yahudiler böyle değildir. Çocuklarımızı düşmanca yetiştirmeyelim. Antisemitizm bir insanlık suçudur.

Bu konuyla ilgili yazımın linki: https://www.politikyol.com/yahudi-burnu/

Bir de şöyle bir link var. Yabancı dil bilen arkadaşların bunu da incelemesi iyi olur:

https://www.ajc.org/translatehate/smirking-merchant

https://twitter.com/DLeilaErtug/status/1723010833809027330

 

  • İsrail’de kızlarını Hamas’tan korumaya çalışırken öldürülen anne ve babanın hikayesi

https://www.bbc.com/turkce/articles/cz925q331m0o

 

  • Müslüman Büyükelçinin Sesi – MOŞE KAMHİ

İsmail Haldi İsrail Dışişleri mensubudur. Kendisi benden iki sonraki İsrail’in Aşkabat Büyükelçisidir.

Şimdi “nasıl yani; İsrail Dışişleri'nde Müslüman büyükelçi mi var?” diye hayret edenleri hayal ediyorum. Evet, var. Yalnız her dinden ve mezhepten diplomatlar değil, milletvekilleri, en üst yargı dahil yargıçlar, devlet memurları, subaylar ve askerler var. İsrail’in en büyük bankalarından Bank Leumi’nin yönetim kurulu başkanı, ünlü iktisatçı ve Müslüman. Önceki hükümetlerde zaman zaman bakanlar da görev almıştır.

İsmail’i tanırım. Aşkabat’a gitmeden önce uzun bir görüşmemiz olmuştu.

Kendisi 7 Ekim 2023 “Kara Cumartesi” saldırısı hakkında bir makale kaleme aldı. Türkçesini sunuyorum (Kur’an-ı Kerim’in Türkçeleri Diyanet’in sitesinden):

“7 Ekim sabahı, Yahudiler bakımından çifte kutsallık taşıyan bir günün sabahında (hem cumartesi hem bayram), İsrail’in güneyindeki vatandaşlar ani terör saldırısına uğradılar.

Birkaç saat zarfında, Hamas terör örgütü 1400’den fazla kişiyi öldürdü, 240 vatandaşı rehin alarak Gazze’ye götürdü. Aralarında kadın, çocuk ve yaşlılar dahildi.

Anılan saldırı aynı zamanda İslam’a ve ilkelerine ihanet mahiyetindedir. İslam dininde bu tür feci bir saldırıyı haklı kılacak dayanak yoktur. İslam semavi din olarak, şiddet ve terörü reddeder. Ayrıca, bizim dünya görüşümüzde kutsal Kur’an tüm peygamberlere inancı benimser: “Biz ALLAH’a ve bize indirilene; keza İbrahim, İsmail, İshak Ya’küb ve torunlarına indirilenlere; yine Musa, İsa ve bütün peygamberlere rableri tarafından verilenlere iman ettik. Onlar arasında ayırım yapmayız ve biz O’na teslim olmuşuzdur” (İmran Suresi, 84)

İlaveten, masum insanların katli hususunda Kur’an’ın emri sarihtir: “ALLAH’ın dokunulmaz kıldığı cana kıymayın” (İsra Suresi, 33) Kadınların rehine alınmaları, ister Irak Sincar’daki Yezideler, ister Nir Oz’daki Yahudiler olsun, ister Müslim, ister Gayrimüslim olsun, İslam’da kesinlikle yasaktır. Hamas’ın bu ilkeyi ihlal ettiği aşikardır.

Benim Hamas’a diyeceklerim var: Siz İslam’a ihanet ediyorsunuz. Siz katlettiğiniz masum canların kanları üzerinde raks ediyorsunuz. Hangi din savunmasız insanların öldürülmelerine icazet verir? Siz şanınızı savunmasız insanların kafataslarıyla kazanmış oluyorsunuz. Nasıl Yaradan’ın karşına çıkıp mahşer gününde hesap vereceksiniz? Ona ne diyeceksiniz? Orada yaşayan Yahudilerin tümünün kafir ve dinsiz olduklarını mı iddia edeceksiniz? ALLAH’ın kulları olmadıklarını mı ileri süreceksiniz? Benim size diyeceğim: Siz o gün dudaklarınızı ısıracaksınız, ancak kimse yardımınıza koşmayacaktır! O gün, tüm masum kurbanlarınız ALLAH’ın huzuruna çıkacak, “Allah’ım, ne suçum vardı, beni niye katlettiler, niye kanımızı mübah, evlatlarımızı yetim kıldılar, kızlarımız ve kadınlarımızın iffetine halel getirdiler? Niye Sen’in verdiğin canlarımız alındı?

Tüm İslami mercilere sesleniyorum: “Hamas canilerinin masum insanların kanıyla oynadıklarını görmüyor musunuz? Hangi farza, emre, yasaya istinaden kutsallıklarını ihlal ediyorlar? Suçun Hamas’ta olduğunu çok iyi biliyorsunuz.

Hamas’ın dini çarpıttıklarını, yere masum kanı döktüklerini, onurlarına halel getirdiklerini biliyorsunuz. Onlar Sen’in indirdiğin Tevrat’ın, İncil’in, Kuran-ı Kerim’in semavi emirlerini ihlal etmişlerdir.  Sesinizi yükseltmeniz elzemdir. İslam’ı istismar eden olayın vahameti, katlederken neşelenmenin, konfeti ikram etmenin, Yahudileri yok etme naralarının karşısında hiçbir şey, suskunluğunuzu haklı çıkaramaz.

Aynı zamanda ulema ve fetva verme yetkililerine sesleniyorum: Sizin fetvalarınız, cennette bakireler vaadi olmasaydı, genç nesil ölüm yolunu seçmez, yaşama nefret duygularıyla yetişmezdi. Sizin İslam adına verdiğiniz fetvalar şiddeti, cinayeti ve intiharı mübah kılmıştır.

7 Ekim günü yapılan bir siyasi husumetten değil, İslam’ın yanlış tefsiri adına gerçekleştirilmiş nefret saldırısıdır. İsrail’in rehineleri salimen yuvalarına, ailelerine kavuşmaları uğruna her yolu deneyeceğini garanti ederim. İsrail vatandaşlarını korumak, Hamas terör örgütünün kapasitelerini yok etmek için elinden geleni yapacaktır.

Bir gerçeği daha vurgulamam gerekiyor: İsrail’in mücadelesi Filistinlileri hedef almamaktadır. Filistinliler İsrail’in düşmanı değildirler. Düşman Hamas’tır. Düşman Hamas’ın misakında yazılı olan İsrail’e nefretidir. İsrail her zaman samimi ve doğrudan diyalog sonucu, kalıcı, cesurane barış peşindedir. Tıpkı Kur’an-Kerim’in Ankabut Suresi’nin 46.cı Ayet-i Kerimesi’nde buyurulduğu gibi: “Ehl-i Kitab ile mücadelenizi en güzel yolla sürdürün”

Bu temenninin gerçekleşmesini Yüce ALLAH’tan niyaz ederim. Amin.

https://www.linkedin.com/in/moshe-kamhi-baa64043/recent-activity/all/

 

  • Filistin çıkmazı – SELİM KUNERALP

Bazı ülkeler çözüm için içi boş iki devlet formülünü tekrar pişirmeye kalkmaktadırlar. Ne yazık ki BM tarafından 1947 yılında teklif edilen Filistin topraklarının iki devlet arasında paylaşılması planını reddeden Arap ülkelerinin kendileri olmuştur. Haritaya bakınca taksim planının Filistin için ne kadar avantajlı olduğu hemen görülüyor. Ancak Mısır, Ürdün ve Suriye başarısız bir şekilde yaptıkları denemelerde birkaç defa İsrail’i denize dökmeye kalkmışlar ve her seferinde İsrail topraklarının biraz daha genişlemesine yol açmışlardır. Kıbrıs’ta saatlerin 1974 Barış Harekatı öncesine geri götürülmesi ne kadar imkansız ise İsrail’in ülkemiz gibi bir çok ülkenin resmi politikası olduğu şekilde 1967 öncesi hudutlarına geri dönmesini beklemek de imkansızdır. Hele İsrail’in topraklarının bir kısmını terk edeceği Filistinlilerin önemli bir bölümünün barışı değil savaşı tercih ettikleri gerçeği karşısında imkânsızlık boyutları daha da büyümektedir.

Bu demek değil ki İsrail’in işi kolaydır. Tersine işgal altındaki topraklarda ve İsrail’deki Arap nüfusu oransal olarak Musevi nüfustan daha hızlı arttığı için bir süre sonra İsrail’in nüfusunun Arap çoğunluklu olacağı hesaplanmaktadır. Böyle bir durumda İsrail’in demokrasi olmaktan vazgeçip, 1991 öncesi Güney Afrika gibi azınlığın çoğunluğa hükmettiği ve ikisinin birbirinden tamamen ayrıldığı bir apartheid rejimine dönüşmesi kaçınılmaz olabilecektir. Haklı olarak Orta Doğu’nun tek demokrasisi olmakla övünen İsrail için bu çok iç açıcı bir perspektif olmayacaktır. Dolayısıyla Filistin sorununun çözümü kolay değildir.

Hamas’ın terörist saldırısı üzerine iktidar ilk başta dengeli bir tutum benimsedi. Kendisi de terörden epey çekmiş ve çekmekte olan ülkemiz için Hamas’ın 7 Ekim saldırısından şoke olmamak mümkün değildi. Ancak günler geçtikçe iktidar partisinden mümkünse daha İslamcı, minicik iki partinin köpürttükleri İsrail fobisi iktidarı da etkilemeye başlamış olacak ki kullanılan dil gittikçe sertleşmeye başlamıştır. En vahimi Hamas’ın terör örgütü değil milli kurtuluş hareketi olduğuna inanıldığının birkaç defa tekrar edilmesidir. PKK belasından bir türlü kurtulamayan ve bazı ülkeleri haklı olarak PKK’yı terör örgütü olarak görmemekle suçlayan iktidarımız PKK konusunda eleştiri oklarımızı yönelttiğimiz Batı ülkelerinin Hamas’ı terör örgütü olarak tanımlamasını görmezden gelip aksini iddia etmek PKK konusunda işini şüphesiz zorlaştıracaktır.

İsrail ve lideri hakkında kullanılan ölçüleri kaçıran lisan da muhakkak ki kamuoyunun tatmin ediyordur. Gerçi ilk günlerin heyecanından sonra kamuoyunun dikkati başka konulara yönelmeye başlamıştır. Halkın kendi inisiyatifiyle Hamas’a destek hareketleri düzenlediğine pek rastlanmamaktadır. İlk günlerin heyecanı içinde iktidara pek de yakın sayılmayan bir haber kanalının yorumcusu İsrail bombalarının Hiroşima’ya atılan atom bombasından daha fazla zarar verdiğini iddia edecek kadar ileri gitmişti. Sonradan aynı kanal dengeyi düzeltmiş ve Hamas’ın sebep olduğu şiddete de dikkat çekmeye başlamıştır.

https://serbestiyet.com/gunun-yazilari/filistin-cikmazi-147530/

 

  • Daha fazla diplomasiye ihtiyaç var – İLTER TURAN

Türk Cumhurbaşkanı, İsrail’in davranışlarının sabrını zorlamasından olacak, arabuluculuk yapmak fikrini terk ederek, İsrail’in yaptıklarına karşı kızgınlığını ifade etmeye yönelmiştir. İsrail’i terörist bir devlet olmakla itham ederken, Hamas’ın ulusal kuruluş örgütü olduğunu beyan etmiştir. Sayın cumhurbaşkanının kişisel duyguları herhalde söylediği gibidir. Ancak Türkiye’nin cumhurbaşkanı olarak daha diplomatik bir tavır sergilemesi, ülkenin başındaki kişinin görevinin “ulusal çıkarı” korumak olduğunu gözden uzak tutmaması daha uygun olur.

https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/daha-fazla-diplomasiye-ihtiyac-var/714407

 

  • Türkiye’nin Arabuluculuk Rolünün Önemi- KAREL VALANSİ

Bölgede gerginliğin azalması, Ankara’nın Ortadoğu’ya yönelik politikasının önemli bir parçasını oluşturuyor. Türkiye’nin İsrail-Hamas savaşında arabulucu olma çağrıları ise son dönemde izlediği dengeli dış politikanın dikkat çeken bir yansıması. Bölge ülkeleriyle henüz iyileşmekte olan ilişkilere verilen önemi göstermesi açısından da devlet menfaatleriyle uyumlu bir duruş. Nitekim çatışmanın ilk günlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan her iki tarafa da itidal telkin etti, sivillerin hedef alınmaması gerektiğini belirtti, ateşkes ve arabuluculuk çağrılarını yineledi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise garantörlük mekanizmasının devreye alınması gerektiğini belirtti. Türkiye’nin Hamas tarafından Gazze’de rehin tutulan sivillerin serbest bırakılması için müzakereler yürüttüğü haberleri basına yansıdı. 

Ancak son günlerde İsrail’e yönelik tepkinin dozunun diplomatik sınırları aşması ve daha önemlisi Hamas’ın bir terör örgütü olarak tanınmadığının ifade edilmesi bu çatışmada Ankara’nın üstlenebileceği kolaylaştırıcı rolü kısıtlıyor, bu rolün temel şartı olan tarafsızlık ilkesinden uzaklaştığını gösteriyor. Oysa Türkiye, sağduyu çağrısını sürdürebilseydi, her iki taraf ile konuşabilen bir aktör olarak arabuluculuk çabasında olan diğer ülkelerin yanında yer alması mümkün olabilirdi.

https://www.uikpanorama.com/blog/2023/11/06/arabuluculuk/

 

  • '7 Ekim saldırısı Netanyahu’dan kurtulmak isteyenler için fırsat yarattı' 

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Hasan Mesut Önder, İsrail Askeri İstihbarat Teşkilatı AMAN’ın eski Araştırma ve Analiz Bölümü Başkanı Yossi Kuperwasser'le, Hamas saldırısı ve sonrasında gelişen sürece ilişkin konuştu.

“Netanyahu’nun politikası, Hamas’ı kontrol altında tutmaya yönelikti. Hamas’ın eylem yapamayacak kadar zayıf olması, İslami Cihad, İŞİD vb. gibi örgütlerin Gazze’de güç kazanmayacak kadar güçlü olması istendi. Bunu bir analoji ile anlatacak olursam, rutin tehditler çim biçmeye benzer. Çimleri budarsınız, tekrar çıkar. Yarattığı tehditleri bertaraf edersiniz, ama rutin tehdit olduğu için her zaman zarar verme potansiyeli vardır. Hamas saldırı yaptığında, onu vurmak üzerine kurulu bir politika vardı. Hamas her zaman rutin tehdit olarak Netenyahu hükümeti tarafından algılandı. Bu yanlıştı çünkü HAMAS’ın stratejik bir tehdit oluşturduğu göz ardı edildi. Netanyahu’nun bu politikasının yanlış olduğunu birçok kez belirttim. Netenyahu’nun Hamas’ı hafife alan bir politikası vardı, kronik bir tehdit olarak görüldü. Ancak Hamas’ın stratejik bir sorun olduğu ve ihmal edilmesi halinde varoluşsal tehdit haline gelebileceği düşünülmedi. Bu yanlış politika bizi zayıf gösterdi ve Hamas bu saldırıyı gerçekleştirdi. Amerika ile çeşitli nedenlerden dolayı ilişkilerimizin kötü olması da bir etkendi. Suudi Arabistan ile normalleşme, Türkiye ile ilişkileri geliştirme adımlarımızın bütünü bu saldırı ile sekteye uğradı. Hamas’ı caydırdığımızı düşünmek en ciddi politika hatasıdır.”

https://www.karar.com/gorusler/7-ekim-saldirisi-netanyahudan-kurtulmak-isteyenler-icin-firsat-yaratti-1804311

 

  • Eski Knesset Başkanı(Avraham Burg)'na göre savaşın bitmesi vakit alacak. İsrail toplumu ise bir volkan gibi patlayacak – ORAY EĞİN

“Herkes çok yüksek bir ağaca tırmandı ve herkesi aşağı indirecek kadar merdivenimiz yok. Bir yanda Hamas var: Kendimi onların yerine koyamıyorum ama haddinden fazla başarılı oldular galiba. Kafalarında ne varsa, onlar için bile tahmin ettiklerinden fazla oldu gelişmeler. İsrail’e acı ama küçük bir hasar verselerdi herkes yoluna kaldığı yerden devam eder, durumu bastırırdı. Ama bu kadar büyük, geniş çaplı, detaylı bir saldırı olunca onlar da her İsraillinin anladığını anladı: İsrail sınırlarının yanında varlıklarını sürdürmelerine müsamaha göstermeye devam etmeyecek. İsrail onları bir yandan onları bölgeden çıkarmaya çalışıyor, ama diğer yanda da rehineler var. Ve rehineleri serbest bırakmakla Hamas’ı bölgeden çıkarmak birbiriyle çatışan iki ayrı hedef gibi duruyor. Bir de uluslararası toplum var; durumun kontrolden çıkmaması ve bölgesel, küresel bir soruna dönüşmemesi için uğraşıyor.”

“Bir şeyi netleştirelim. Hamas’ın yaptığı mutlak suç ve vahşettir. Bunu meşru kılmak için herhangi bir ama, çekince veya belki olamaz. Filistinli insanların topraklarının işgali vahşeti meşru kılmaz. Demokrasiyle, Hamas yokmuş gibi işgale karşı çıkmalıyız. Hamas’la da işgal yokmuş gibi mücadele etmeliyiz. İkisini birbirine karıştırmamalıyız, çünkü ikisini birbirine karıştıranlar Filistin davasına çok büyük zarar veriyor. Amerikan üniversitelerinin kampüslerinde ya da başka yerlerde kimin bu protestoları finanse ettiğini, yine Katar’ın paralar verdiğini bir yana bırakalım. Liberal arkadaşlarım puştluk yapıyor. Bu kadar basit. İnsanlar pusulalarını ve yönlerini şaşırdı. Filistinlilerin mücadelesini işgali hayatlarından çıkmasını savunarak destekleyebilirsin ve desteklemelisin. Ama vahşeti savunamazsın ve savunmamalısın. Bunu yapan her kimse ahlaki pusulasını şaşırmış demektir. Filistin’i bütün Batı’nın yarattığı sefilliklerin sembolü yapmak, liberal demokratik toplumun başardıklarını ve güzelliklerini anlamadan eleştirmek utanç verici.”

“Evet, bir savaş var ama her şey tamamen susturulmuş değil. ‘Yıkımdan önce rehineler,’ diyen insanlar var. ‘Rehinelerden önce yıkım,’ diyenler var. Çok ilginç bir manevi tartışma. Taraflarının doğru ya da yanlış olmadığı, daha sofistike bir tartışma yaşanıyor. Silah gümbürtülerinin altında bile susturulmuş bir demokrasi istemiyoruz diyenler var. Bazılarıysa ‘Kapa çeneni şimdi,’ diyor. İsrail’in her zamanki hareketli tartışmaları olmasa da tartışma ortamı tamamen yok olmuş da değil.”

https://www.haberturk.com/ozel-icerikler/oray-egin/3635162-eski-knesset-baskani-na-gore-savasin-bitmesi-vakit-alacak-israil-toplumu-ise-bir-volkan-gibi-patlaya

 

  • NURAY MERT yazdı: Filistin meselesi ve siyasi tavır

Birincisi, İsrail harekâtının yarattığı trajediye gerekçe yaratmak ne kadar mümkün değilse, Hamas’ın 7 Ekim’de, sivil, kadın, yaşlı, çocuk yüzlerce insanı katletmesi ve rehin almasına da gerekçe bulmanın da aynı kapıya çıkacağını görmezden gelmek. İkincisi, siyasi alan ahlaki tercihler ile değil, güç ilişkileri ile belirleniyor, ama “moral üstünlük” hiç de küçümsenecek bir şey değil. Yok, ona da aldırmıyorsanız, gücünüzün yetmediği şeylere kalkışmanın sorumluluğu diye de bir şey var. Hamas’ın 7 Ekim saldırısı bu üç zeminde de makbul işler değil. Bir yandan İsrail devletinin vicdan, kural, ölçü tanımaz olduğunu, diğer yandan başta ABD dünyanın güçlü Batı blokunun her durumda İsrail’in yanında hizalandığını, bilip, ileri sürüp, bunca cana mal olacak bir hamle neden yapılır, bunu da sorgulamak zorundayız. Şimdiye kadar bu soruya verilen tek cevap, “gündemden düşen Filistin meselesini dünyanın gündemine getirmek” şeklinde oldu. Demek ki, uzun vadede kazanç getirip getirmeyeceği de belli olmayan, bu amaca ulaşmak için her yol mübah görülebiliyor. Böyle düşünenler, karşı taraf ile aynı normlarda buluştuklarını fark edemiyor. Diğer taraftan, bu tip çetrefil işlerde, vicdanlı tavrın, “ne olursa olsun kalbim Filistin’den yana” şeklinde tepki vermenin, aslında göründüğü kadar “masum” bir tavır olmayabileceğini hesaba katmak gerekiyor. Gazze’de yaşayanlar ve yaşananlara uzak, konfor alanlarından ahkam kesmenin, vicdanımızı kolay yoldan yatıştırmak dışında, kime ne faydası olacak diye düşünmek lazım. Aynı şey, “Hamas terörist, ona ev sahipliği yapanlar da başlarına geleni hak ediyor” kafasında olanlar için de söyleyebiliriz ve zaten söylüyoruz.

https://medyascope.tv/2023/11/06/nuray-mert-yazdi-filistin-meselesi-ve-siyasi-tavir/

 

  • İsrail Hamas savaşı ile ilgili yayılan iddialar – teyit.org

https://teyit.org/2023-israil-hamas-savasi

 

  • October 7 2023

https://www.youtube.com/@October72023-

 

  • Deniz L. Ertuğ@DLeilaErtug

Olacak şey değil. Dış politikada hükümetin izlediği siyaseti dış ülkeler analiz ediyor ama bu tip eylemler ülkenin imajına inanılmaz zarar veriyor. Bu gidişle hepimize Hamasçı muamelesi çekilecek.

https://twitter.com/DLeilaErtug/status/1722643925666517252

 

  • Deneyimli garantör devletten Filistin’e garanti - BAHADIR KAYNAK

İsrail’in Hamas’ın saldırısı sonrası şiddetli bir cevap vereceğini ve bunun sivil kayıplara yol açacağını tahmin edebiliyorduk. İsrail gibi bir güvenlik devletinin savunma kalkanında açılan böylesi bir gediğe sert tepki vermemesi zaten düşünülemezdi. Sırtı denize dayalı, stratejik derinliği olmayan bir ülke için her çatışma bir ölüm kalım meselesi haline geliyor. Elbette geçtiğimiz ay gerçekleşen saldırı, 1973’te Mısır tanklarının İsrail hatlarını yardığı zamana göre daha hafif bir kriz ama yine de geçiştirebilecekleri bir durum değil. Eğer Hamas Gazze’de bulunduğu noktadan İsrail’i böylesine ağır biçimde vurabiliyorsa, Tel Aviv’in benzer bir saldırının bir daha gerçekleşmemesini sağlayacak sertlikle bir cevap vermesi kaçınılmazdı.

İsrail’in Gazze’deki durumu kalıcı olarak değiştirmeye yönelik hamlelerini de anlayabiliyoruz. A planları bölgenin tamamen boşaltılmasını sağlamak ve böylelikle sınırlarının hemen ötesinde Hamas kontrolündeki bir oluşumdan kurtulmak. Bunun için Gazze’deki sivillerin başka ülkeler gönderilmesine yönelik iddialı bir planı uygulamayı deniyorlar. Mısır ve Ürdün’ün Filistinli mültecilere kapıları kapatmasından sonra Blinken’ın Türkiye gezisinde de benzer bir önerinin gündeme getirildiği konuşuluyor. Parasal yardım karşılığı Gazze’deki sivillerin başka ülkelere gönderilmesi ne Filistinlilerin ne de onları kabul edecek ülkelerin çıkarına olacağı için uygulanması kolay değil. 1948’den beri mülteci konumuna düşen Filistinlilerin bir daha yurtlarına dönemedikleri düşünülürse, böyle bir şeyin kabulü kalıcı bir kopuş anlamına gelecek.

Daha gerçekçi olan B planı ise nüfus yoğunluğunu zaten sıkışık bölgenin güneyine doğru sürerek sınıra yakın bölgeleri insansızlaştırmak. Bölgede askeri teknolojinin verdiği imkanlar da kullanılarak bir daha Ekim ayı saldırısının tekrarlanmamasını sağlayacak bir yeni düzen kurmak. Sivil halkı buna ikna etmek için de doğrudan onları hedef alan saldırılarla korkup kaçmalarını sağlamak. Büyük ölçüde sosyal medyaya düşen vahşet görüntüleri bu bilinçli politikanın sonucu.

İsrail’in Gazze’yi işgal etme, orada yerleşme gibi bir planı daha önce olmadı.; bugün de bir değişiklik bekleyemeyiz. 2005’te gönüllü olarak çekildiklerinde ‘insan konservesi‘ olarak nitelenen 2 milyondan fazla Filistinlinin yığıldığı bu dar şeridi gözden çıkarmışlardı. Ama bir şartla: Buradan İsrail topraklarına bir tehdit olmamalıydı. Bu beklentinin pek gerçekçi olmadığı kısa sürede ortaya çıktı. 2007 yılında Gazze’de Hamas’ın kontrolü sağlamasıyla çatışma dinamiği başlamış oldu. Türkiye-İsrail ilişkilerinde de kopuşa yol açan Dökme Kurşun operasyonuyla beraber düşük yoğunluklu bir çatışma artık daimî hale geldi.

https://www.diken.com.tr/deneyimli-garantor-devletten-filistine-garanti/

 

  • İsrail ile ABD’nin arası açılır mı? – BURCU KÖSEM

https://www.dunya.com/kose-yazisi/israil-ile-abdnin-arasi-acilir-mi/710662

 

  • İki Hadrianus – MALKA AZARYAD

https://www.turkisrael.org.il/single-post/i%CC%87ki%CC%87-hadri%CC%87anus

 

  • “Hasbara” – Av. YAKUP BAROKAS

“Hasbara” diye İbranice bu sıralar oldukça gündeme gelen bir sözcük var. “Hasbara”nın  karşılığı olarak Türkçe lisanında bir düşünceyi, inancı başkalarına benimsetmek, yaymak anlamına gelen “propaganda” kelimesini kullandığımızda ağır kaçıyor, “Lehasbir” kökünden gelen “açıklama”yı kullanınca da anlamını yitiriyor. İddia ne? İsrael “Hasbara”da çok zayıf, sınıfta kaldı…”

İsrael Dışişleri Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen ve ölen teroristlerin vucüt kameralarından elde edilen görüntülerin de  kullanıldığı, vahşeti belgeleyen 40 dakikalık filmin akabinde IDF’nin hazırladığı bir filim daha ilk günde 6 milyon kişi tarafından izlendi. Filmin İbranice alt yazısının olmaması ve İngilizce lisanında hazırlanması bunun yabancıları hedeflediğini gösteriyor.

Futbol maçlarını izleyenler bilir. Uluslararası karşılaşmalarda her takım onbiri sahaya rakip takımın formalarını giymiş çocuklarla ele ele çıkar. Avrupa Ligi basketbol maçlarının arasında bu görüntülerin üstüne Gazze’de rehin tutulan 30 kadar çocuk ve bebenin geri verilmesini  dile getiren sloganların kullanılması çok çarpıcıydı. “Hasbara”yı amaçlayan bu tür çalışmaların yeryüzünde milyonlara ulaştığı düşünüldükçe, İsrael’in sosyal medyada geç de olsa savaşa etkin bir şekilde girdiği görülüyor.

Bir ay öncesine kadar demokrasi safında mücadele veren high-tech’çiler bu defa da var olma savaşı veren halkının yanında yer aldı. Bir aydır bir araya gelen bir ekip 7/24 “hasbara” alanında çalışmalar yapıyor, pek çok lisanda çevirilerin yer aldığı filimler hazırlıyor.

Tabi ki kulağını sadece El Cezire’ye veren veya gizli ya da açık İsrael nefretiyle beslenenlere ne anlatırsanız anlatın nafile...  

https://www.turkisrael.org.il/single-post/hasbara

 

  • “Ateşkes” diyeni susturuyorlar İsrailli rehineyi bile - SİGAL SAMUEL

https://gazeteoksijen.com/dunya/ateskes-diyeni-susturuyorlar-israilli-rehineyi-bile-194091

 

  • ŞENGÜN KILIÇ
    • İstenmeyen komşu Filistin (I): Mitingde bir garip Yusuf İslam

https://t24.com.tr/yazarlar/sengun-kilic/istenmeyen-komsu-filistin-i-mitingde-bir-garip-yusuf-islam,42035

  • İstenmeyen komşu Filistin (II): Sivil kanat "ambargo" dedi

https://t24.com.tr/yazarlar/sengun-kilic/istenmeyen-komsu-filistin-ii-sivil-kanat-ambargo-dedi,42136

  • İstenmeyen komşu Filistin (III): Komünist Demirel!

https://t24.com.tr/yazarlar/sengun-kilic/istenmeyen-komsu-filistin-iii-komunist-demirel,42233

 

  • Savaş sonrası Gazze planı ne - NİLGÜN TEKFİDAN GÜMÜŞ

https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/nilgun-tekfidan-gumus/savas-sonrasi-gazze-plani-ne-42358873

 

  • Gazze’deki trajedi uzayıp giderse yeni Hamaslar ortaya çıkacak – AFŞİN YURDAKUL

En büyük darbelerden birini de Filistin ve İsrail toplumlarında kalıcı barış için çabalayanlar alacak. Yazıyı hazırlarken telefonda görüştüğüm, İsrail’den Ariel Dloomy, uzun yıllar birlikte çalıştığı ve Gazze sınırına yakın yaşayan 74 yaşındaki barış aktivisti Vivian Silver’dan en son 7 Ekim’de haber alabildiklerini anlattı. Silver’ın hayatını Filistinliler ve İsrailliler arasında köprüler kurmaya adadığını, her hafta Gazze’deki kanser hastalarını Kudüs’e tedaviye getirdiğini söyledi. “İki toplumun barış içinde yaşayabilmesi için aktif çaba gösterenler zaten çok dar bir alana sahiplerdi, şimdi bu daha da zor olacak” diyor Dloomy. Sarsılan güvenlik hissi Netanyahu yönetimine tepkiyi tırmandırırken, yükselen tehdit algısı da askeri yöntemleri onaylayan bir iklimi doğuruyor. Uluslararası topluma göre tek formül iki devletli çözüm olsa da, derinleşen şiddet yeni kuşakların da geleceğini yok ediyor.

https://gazeteoksijen.com/dunya/gazzedeki-trajedi-uzayip-giderse-yeni-hamaslar-ortaya-cikacak-194076

 

  • Kelimelerle görülür mü? – YAPRAK ÖZER

Tüm dünyanın şaşkınlık ve dehşet duygularıyla izlediği saldırılardan biri, Gazze’de aynı zamanda sivil vatandaşların sığınmak zorunda kaldığı anlaşılan hastane patlaması oldu. Buyurun; "saldırı" mı, "patlama" mı, yoksa “kaza” mı?

İlk reaksiyon; aralarında Reuters, Associated Press, MSNBC, Politico, New York Times, Axios gibi kurumlardan geldi. Hamas Sağlık Bakanlığı'nın açıklamalarına dayanarak patlamanın İsrail hava saldırısından kaynaklandığını duyurdular. Birkaç saat içinde; İsrail kaynakları “patlama” nedenini şüpheli bulduklarını Gazze'den atılan bir roket olabileceğini açıkladı. ABD Başkanı Biden'ın da dahil olduğu Amerikan kaynakları, İsrail açıklamalarını destekledi video ve ses kayıtları servis edildi.

New York Times'ın ilk başlığı "Filistin kaynaklarına göre İsrail ‘saldırısı’ hastanede yüzlerce kişinin ölümüne neden oldu" şeklindeydi. İkinci versiyon, "Filistin kaynakları Gazze'de hastane saldırısında en az 500 kişinin öldüğü bilgisini veriyor" dedi. Üçüncü başlık, "Filistin kaynakları Gazze’de hastane ‘patlaması’nda yüzlerce kişinin öldüğünü bildiriyor"a dönüştü. Saldırıdan patlamaya uzanan bir dil. Diğer medya kuruluşları da süreç içinde benzer değişiklikler yaptı, bu arada çok azı düzeltme yayınladı ya da ilk haberlerinin şüpheli niteliğini kabul etti.

Lider röportajlarının etkisi yüksek. New York Times, Hamas liderlerinin tırnak içinde ifadelerine dayandırdığı bir haber yayınladı, ana fikir olarak kendileri adına bir hesap hatası olmadığını başarı için gerekli maliyet olarak durumu değerlendirdiklerini ifade ediyor. Bu arada günlük ölüm rakamları yayınlanıyor. Yarısı kadın çocuk 10 bini çoktan geçti. Hamas'ın liderlik kadrosundan Halil El Hayya, Katar'ın başkenti Doha'da The New York Times'a yaptığı açıklamada "...Sadece bir çatışma değil, tüm denklemi değiştirmek gerekiyordu. Filistin meselesini yeniden masaya yatırmayı başardık. Bölgede kimse sükûnet içinde değil" demiş. Hamas'ın medya danışmanlarından Taher El-Nounou da "İsrail ile savaş halinin tüm sınırlarda kalıcı hale gelmesini ve Arap dünyasının yanımızda durmasını umuyorum" ifadesini kullanmış. Tarih akıl tutulması açıklamaları elbet yazacaktır…

Yazıya noktayı koymadan önce yaptığım hızlı taramada “Gazze Şehir Savaşı” başlığıyla verilmiş bir haber dikkatimi çekti. İsrail Gazze'ye yönelik saldırılarını hızlandırdığını ve burada İsrail Savunma Güçleri ile Hamas militanları arasında bir çatışmanın sınırları belli yerleşim bölgesinde devam ettiğini söylüyor, İsrail’in, Hamas tarafından kullanılan ayrıntılı yeraltı tünel sistemine sızmaya ve bu sistemi yok etmeye odaklandığını ifade ediyordu. Haberin kurgusu öyle ki, içinden “bu kadar sivilin ölmesinin nedeni bu mu acaba” sorusu çıkabiliyor… Haberler doğrudan dolaylı bilgilerle algı yaratabiliyor. Bu arada savaşın gelecek kodları da dökülmeye başlıyor. Örnek yaklaşımlar; İsrail önce gafil avlandı, hükümetin başarısızlığı olarak görüldü. Ardından İsrail’in gelecekle ilgili fikri yok aşamasına geçildi. An itibarıyla bölgenin gelecek güvenliğinden İsrail’in sorumlu olacağı ifadeleri kullanılmaya başladı.

https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/kelimelerle-gorulur-mu/715184

 

  • Hindistan’daki İsrail desteğinin sebebi ne? - RANA AYYUB

https://fikirturu.com/insan/hindistandaki-israil-desteginin-sebebi-ne/

  • Deniz L. Ertuğ@DLeilaErtug

"Nehirden Deniz'e Özgür Filistin" sloganının Yahudi soykırımına bir davet olduğunu, İsrail devletinin yok olacağını kastettiğini ve bu yüzden bir Yahudi düşmanlığı suçu olduğunu belirttiğimde beni linçlemişlerdi. Almanya bu sloganı aynı sebeple yasakladı. Herhalde Almanlar da bilmiyor:))))))

https://twitter.com/DLeilaErtug/status/1723094903314325789

 

  • The New York Times yazdı: Para birimi eriyen İsrail ekonomisi krizin eşiğinde

https://gazeteoksijen.com/new-york-times/the-new-york-times-yazdi-para-birimi-eriyen-israil-ekonomisi-krizin-esiginde-193985

 

  • İsrail’in Türkiye'deki yatırımlarına yatırım bile denmez! - ALAATTİN AKTAŞ

Bir aydır İsrail’le yatıp kalkıyoruz. İnsanlık dışı vahşete tabii ki karşı çıkılmalı da hedefi çoğu kez olduğu gibi yine şaşırmış durumdayız. Öylesine bir bilgi kirliliği yaşanıyor ki, belli ürünler İsrail malı diye ya da İsrail yatırımıyla üretiliyor diye bir algı oluşmuş, tuhaf tuhaf hareketler sergileniyor. Protestolar boykot boyutunu da aşmış ve saldırı boyutuna ulaşmış durumda.

Birileri sanıyor ki İsrail’in Türkiye’de devasa yatırımları var. Niye öyle bir algı oluşmuş, pek belli değil; ama öyle düşünülüyor. “Şu, şu, şu mallar İsrail yatırımıyla üretiliyor”, böyle deniliyor ve ona göre pozisyon alınıyor.

Peki acaba gerçekten İsrail’in Türkiye’de çok yatırımı var mı? İsrail’in Türkiye’de yatırımı var, var olmaya da o boyuttaki yatırıma yatırım bile denmez!

İsrail’e ait 871 milyon dolarlık yatırım var ama bu yatırımlarda İsrail sermayesine ek olarak Türkler tarafından konulmuş sermaye bulunabilir. Bu yatırımların yüzde 100 İsrail sermayeli olduğu pek düşünülmesin.

Kaldı ki öyle olsa bile bu tesisler bizim topraklarımızda. Burada faaliyet gösteriyor, Türk işçisi çalıştırıyor, vergi ödüyor, belki ihracat yapıyor. Ama biz bir ezberin peşinde koşup duruyoruz.

https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/israilin-turkiyedeki-yatirimlarina-yatirim-bile-denmez/714804

 

  • İsrail’e ne satıyor, onlardan ne alıyoruz? - ALAATTİN AKTAŞ

Gelin ticarete odaklanalım... Eğer yapabiliyorsak, durduralım bu ticareti...

Ama bakın zararlı çıkarız. İlk dokuz ayda İsrail’e 4.2 milyar dolarlık mal satmışız ama aldığımız malların tutarı 1.3 milyar dolar.

Türkiye aradaki farkı elbette bir şekilde yerine koyar ama o ihracat yapılmadığında ihracata konu ürünleri üreten fabrikalar, tesisler zora girerse ne yapacağız? Onlar yeni pazarlar bulabilecek ve bu kaybı telafi edebilecek mi?

Ticareti durdurmak hiç kolay bir karar değil tabii ki, gerçekleştirilmesi de zor.

Ama yine altını çizmek gerek; Türkiye’de bizim mühendisimizin, işçimizin çalıştığı, bizim araçlarımızla taşınan, bizim ihracat hanemize yazılan ürünleri üreten tesislerle uğraşmaktansa, mümkün oluyorsa ticareti durdurmak çok daha az olumsuz etki doğuracak bir adımdır.

https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/israile-ne-satiyor-onlardan-ne-aliyoruz/714417

 

  • Onu bırakın da, ya İsrail Türk mallarına boykot uygularsa…- İSMET BERKAN

CocaCola ile Fanta’nın üreticisinin aynı firma olması bir yana, ben bu yaşımda hala CocaCola ile İsrail arasındaki bağlantıyı da öğrenebilmiş değilim. Acaba bu içecek İsrail hükümetine mi ait? Yok, değil. Peki sahibi bir siyonist ve Filistin’i yok etme peşinde bir Yahudi mi? Hayır, onu da bulamadım.

CocaCola’yı (ve diğer markaları) Türkiye’de üreten, şişeleyen ve pazarlayanlar ise öz be öz Kayserili iki ailenin holdingi olan Anadolu Holding.

Ama ne zaman İsrail-Filistin çatışması yaşansa ve İsrail, Filistinlilerin üzerine bomba yağdırsa Türkiye’de hemen CocaCola adlı içecek boykot ediliyor. Sebebini bilen biri bana anlatsa da aydınlansam…

Mesela geçen gün bir hanım, Türk Hava Yolları’nın CIP salonunda CocaCola görünce sosyal medyadan durumu eleştirmiş. THY ise hemen gitmiş salondaki içececekleri toplatmış, yani boykota katılmış.

Dünden beri sosyal medyada ‘Köfteci Yusuf’ adlı köfte zincirine kızıyor insanlar, hala CocaCola sattığı için.

Geçen gün Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan, ‘İsrail mallarını boykot etmeliyiz’ dedi. Peki edelim ama neleri edelim?

Ben, markette veya AVM’de alışveriş yaparken İsrail’de üretilmiş bir şey pek göremiyorum.Az önce bu ülkeyle dış ticaret rakamlarımıza baktım, Türkiye 2022 yılında İsrail’den 2,2 milyar dolarlık mal almış. Herhalde bu alınan mallar doğrudan tüketiciye hitab eden şeylerden çok ara malları ve yatırım malları olsa gerek. Türkiye pazarı öyle İsrail mallarıyla kaynamıyor.

Ama tersi doğru: İsrail pazarı Türkiye’den giden mallarla kaynıyor. Bu ülke, Türkiye’nin dış ticaret fazlası verdiği nadir ülkelerden biri. 2022’de İsrail’e 6,7 milyar dolarlık ihracat yapmışız.

Az değil, 4,5 milyar dolarlık ticaret fazlamız var.

Eh, üstüne bir de İsrailli turistleri ekleyin, bu ülkenin bizim ekonomimize yaptığı katkı sahiden hatırı sayılır seviyede.

İsrail, 7 Ekimde uğradığı saldırı sonrası Gazze’yi bombalamaya başladığında, Türkiye’de o sırada gezide olan (hatta 7-8-9 Ekimde Türkiye’ye gezmeye gelen) kendi vatandaşlarının güvenliğinden endişeye kapıldı, onlara çağrı yaptı ve ülkeye geri çağırdı. Yani şimdilik İsrail’den ülkemize turist gelmiyor.

Biz, dediğim gibi CocaCola içmeyerek, bu içeceği satanlara kızarak yüreğimizi soğutuyoruz ama aslında bu içeceğin İsrail’le bir ilgisi yok. Dün haberi vardı, bazı belediyelerimiz de İsrail mallarına boykota başlamış. Neleri boykot ettiklerini sahiden merak ediyorum.

Peki ya İsrail’de Türk mallarına boykot çağrıları yapılırsa? Pek öyle şeyler olmaz, olacaksa da ilan edilerek yapılmaz ama eğer İsrail sahiden Türk mallarını boykot edecek olursa bundan zararlı çıkanın biz olacağımız kuşkusuz.

Esasen baktığınızda Türkiye-İsrail ticari ilişkileri Ak Parti hükümetleri döneminde gerçek bir patlama yaşamış. 2002 yılında, henüz Ak Parti iktidarda değilken bu ülke ile toplam ticaretimiz sadece 1,4 milyar dolarmış, o zaman çok daha mütevazı (200 milyon dolar kadar) ticaret fazlamız varmış. Bugün iki ülke ticaret hacmi neredeyse 9 milyar dolara gelmiş, dediğim gibi 4,5 milyar dolar ticaret fazlamız var.

Eğer bu son savaş çıkmasaydı ve Tayyip Erdoğan’ın uzun zamandır hayali olan İsrail gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştıracak boru hattı yapılsaydı, belki bu ülkeden de gaz alacaktık ve o zaman dış ticaret dengesi aleyhimize bozulabilecekti. (Bu boru hattı hala gündemde aslında, çünkü İsrail için kendi gazını Avrupa pazarına ulaştırmanın en ucuz yolu bu. Aynı şey, Kıbrıs’ınki dahil bütün Doğu Akdeniz gazı için de geçerli.)

Meşhur laf vardır, ‘Camdan bir evde oturuyorsanız, komşunuzun evine taş atarken iyi düşünmelisiniz’ diyen.

Türkiye’nin Hamas’ı terör örgütü olarak tanımadığını dünyada bilmeyen yok ama bunu Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ağzından yüksek sesle ilan etmenin ne alemi vardı? Hamas özgürlük için savaşan ‘mücahit’ bir örgütse, yarın birisi de YPG ve PKK için ‘Bağımsızlıkları için savaşan mücahit örgütlerdir’ dediğinde ne yapacağız?

İsrail mallarına boykot dile kolay ve güzel de ya İsrail de aynı boykotu bize uygularsa ne yapacağız? O 6,7 milyar dolarlık malı kime satacağız? Satamıyoruz diye kapanan şirketleri, işsiz kalanları kime anlatacağız?

Filistin davasını dile getirmenin ve savunmanın başka yolları da var. Siz CocaCola içmeyince Filistinli çocuklar daha az ölmüyor.

https://10haber.net/yazarlar/ismet-berkan/ib-gundem/2023-11-07/

 

  • Gallia Lindenstrauss@GLindenstrauss

Ancak İsrail'de Starbucks yok. Bir tane bile değil. İsrail'de iki yıl (2001-2003) faaliyet gösterdiler ve tam bir başarısızlıkla sonuçlandılar. Ciddi anlamda konuşursak, Türkiye İsrail'den yalnızca petrokimya ve gübre aldığı için ortalama bir Türk vatandaşı İsrail ürünlerini boykot edemez, dolayısıyla neyi boykot edeceğine dair saçma fikirlere ihtiyaç duyulabilir.

https://twitter.com/GLindenstrauss/status/1723787894014312810

 

  • Bu İsrail'e daha önce hiç gitmedim - THOMAS L. FRİEDMAN

Yaklaşık bin 400 asker ve sivilin ölümüne neden olan 7 Ekim'deki saldırı, Gazze'deki sivillerin çektiği acılara karşı İsraillilerin kalplerini katılaştırmakla kalmadı. Aynı zamanda İsrail ordusu ve savunma kurumlarında, ülkenin sınırlarını korumak gibi en temel görevlerinde başarısız oldukları için derin bir aşağılanma ve suçluluk duygusu yarattı.

Sonuç olarak orduda, tüm çevreye Lübnan'daki Hizbullah'a, Yemen'deki Husilere, Irak'taki İslami milislere ve Batı Şeria'daki Hamas ve diğer savaşçılara sınırlarının güvenliğini yeniden tesis etmek için hiçbir şeyden kaçınmayacaklarını göstermeleri gerektiğine dair bir inanç var. Ordu, savaş kurallarına uymakta ısrar etse de hiç kimsenin İsrail'i bu bölgeden kovmak için çıldırtamayacağını göstermek istiyor,  İsrail ordusu ABD'ye meydan okumak zorunda kalsa ve savaşın ertesi sabahı Gazze'yi yönetmek için sağlam bir planları olmasa bile.

https://gazeteoksijen.com/yazarlar/thomas-l-friedman/bu-israile-daha-once-hic-gitmedim-194024

 

  • ‘İsrail-Hamas savaşından sonra dünya eskisi gibi olmayacak’ - STEPHAN WALT

https://harici.com.tr/israil-hamas-savasindan-sonra-dunya-eskisi-gibi-olmayacak/

 

  • İslam ülkeleri esti, gürledi ama İsrail’in aldırdığı yok. İşte nedeni – MURAT YETKİN

Örneğin BM Güvenlik Konseyinin daimî üyelerinden ABD, İngiltere ve Fransa “meşru müdafaa hakkı” gerekçesiyle İsrail’in hastane, okul ve ibadethaneleri de hedef alan saldırılarını kınamaya dahi yanaşmazken İsrail’e karşı “derhal kesin ve bağlayıcı” karar alıp saldırıları durdurma ihtimali nedir? İsrail’e silah satan ülkeler arasında yaklaşık rakamlarla yüzde 82 ile açık ara ABD birinci, yüzde 15 ile Almanya ikinci ve yüzde 3 ile İtalya üçüncü sırada.

ABD’nin Orta Doğu petrollerine bağımlılığının kalmadığı, net petrol ve gaz ihracatçısı haline geldiği 2017-2018 yıllarından itibaren Suudi Arabistan ve diğer körfez ülkelerinin ABD politikalarında İsrail’i Filistin lehine dengeleyici bir rol oynama ihtimali çok azaldı. Filistin’de FKÖ’nün zayıflayıp Arap otokrasilerini tehdit eden Müslüman Kardeşler kökenli Hamas’ın güçlenmesi bu gerilemeyi hızlandırdı. İbrahim Anlaşmaları bir anlamda Körfez Arap ülkelerinin ABD üzerinden İsrail’le “Siyasette kaybettik bari ticarette kazanalım” anlaşması sayılabilir.

Müslüman nüfuslu ülkelerinin ilk kez bu genişlikte bir araya gelip ilk kez bu sertlikte ses yükseltmeleri o nedenle İsrail’in umurunda değil.

https://yetkinreport.com/2023/11/12/islam-ulkeleri-esti-gurledi-ama-israilin-aldirdigi-yok-iste-nedeni/

 

  • Gabi Behiri@gbehiri

Gazetecilik ile teror destegi birbirine karisirsa ne olur? @HonestReporting

 'in ortaya cikarttigi habere gore New York Times, CNN, AP ve Reuters için çalışan freelancer fotoğrafçıları 7 Ekim Hamas katliaminin ilk anlarından itibaren Hamasli teroristlerle birlikte hareket etmisler ve anlasilan saldiriyi onceden biliyorlardi. Israel askerlerinin, sivillerin kacirilmasini, linc edilmesini belgelemisler ve aksine hicbirsey yapmamislar. Sozde fotografcilardan bir tanesinin Hamas lideri Yahya Sinwar'i operken fotografi var.

https://twitter.com/gbehiri/status/1722522951470256241

 

  • İsrailli arkeologlar enkazlarda insan kalıntısı arıyor

https://10haber.net/2023/11/08/israilli-arkeologlar-enkazlarda-insan-kalintisi-ariyor-288340/

 

  • İsrail-Filistin çatışması: Müslümanlar, Batı ve demokrasi - AHMET T. KURU

Gelecekle ilgili iki olası senaryo var. Kötümser senaryoda Müslümanlar arasında Batı’nın ikiyüzlü olduğu algısı ve Batı karşıtlığı kemikleşirken demokrasiye yönelik şüphecilik de derinleşir. Bu durumda Müslüman-çoğunluklu ülkelerde otoriterlik daha kalıcı hale gelir. İslamcılar, milliyetçiler ve diğer otoriter ideoloji sahipleri demokrasi ve liberalizmi savunanları daha da marjinalleştirirler.

Müslüman toplumlarda yaşanacak bu tür olumsuz gelişmeler Batılı ülkeler açısından hayra alamet olmaz. Müslümanlar ve Batı arasındaki gerilim jeopolitik açıdan “medeniyetler çatışması” tezini yeniden canlandırır. Bu durumda Rusya ve Çin, İslam dünyasındaki nüfuzunu genişletir.

https://tr.euronews.com/2023/11/07/israil-filistin-catismasi-muslumanlar-bati-ve-demokrasi

 

  • İki devletli çözüm nedir, ne değildir?

İki devletli çözüme dair umutlar 1990’ların başında, ABD’nin Bill Clinton’ın başkanlığı döneminde Oslo Anlaşmalarının imzalanmasını sağlamasıyla zirveye ulaştı.

Dönemin İsrail Başbakanı Yitzhak Rabin ve Filistin Kurtuluş Örgütü Başkanı Yaser Arafat Beyaz Saray’ın bahçesinde el sıkışmışlardı.

Oslo Anlaşmaları, İsrail’in FKÖ’yü Filistinlilerin temsilcisi olarak resmen kabul etmesini ve karşılığında grubun şiddetten vazgeçmesini sağladı.

İki taraf, Batı Şeria ve Gazze’yi beş yıllık bir süre için yönetecek bir Filistin Yönetimi’nin kurulması konusunda anlaştı.

Rabin iki yıl sonra bir Yahudi milliyetçisi tarafından suikasta uğradı ve pek çoklarına göre iki devletli çözüme dair umutlar azaldı.

O zamandan bu yana, çeşitli faktörler iki tarafın barışçıl bir çözüm üzerinde anlaşmaya varma şansını daha da azalttı.

Bunlar arasında Batı Şeria’daki Yahudi yerleşimlerinin artması; Donald Trump’ın başkanlığı ve ABD Büyükelçiliği’ni Tel Aviv’den Kudüs’e taşıması; ülke tarihindeki en sağcı İsrail hükümeti; ve bu ayki Hamas saldırısı ve ardından gelen savaş yer alıyor.

https://fikirturu.com/jeo-strateji/iki-devletli-cozum-nedir-ne-degildir/

 

  • Gabi Behiri@gbehiri

Israel ve Finlandiya, David'in Sapani hava savunma sistemi için 1,3 milyar şekellik(335 milyon dolar) satın alma anlaşması imzaladi. Savas sirasinda gozardi edilmemesi gereken bir gelisme.

https://twitter.com/gbehiri/status/1723632979719655837

 

  • Gabi Behiri@gbehiri

Israel Demokrasi Enstitusu'nun @IDIisrael yaptigi arastirma ve ankete gore Israel'deki Yahudi ve Arap vatandaslarin ulkeye olan bagliligi rekor seviyede. Ozellikle Arap nufustaki bagliligin %70'e cikmasi carpici.

https://twitter.com/gbehiri/status/1723278484766621902

 

  • Deniz L. Ertuğ@DLeilaErtug

Şu işgal tartışmasıyla ilgili kısa kısa notlar yazacağım. Sonuna kadar lütfen okuyun sonra yorum yazın. 

1. Bugün eski haritalarda Filistin olarak gösterilen yer bir bölgedir, devlet değildir. Bir başkenti, para birimi, bir yöneticisi tarihin hiçbir döneminde olmamıştır. Filistinliler Arap'tır. Tevrat'taki Filistilerle bir DNA ve kültürel bağları yoktur. Dil ve dinsel bağ da zaten yok.

2.Osmanlı bölgeyi aldığında bütün bu bölgeye Şam Vilayeti ismini vermiş, 1841'de ise ismi Kudüs Sancağı olarak değiştirilmiştir.

3. Bölgede bir işgalci arıyorsanız bu İngiltere'dir. Sömürgeci ve işgalcidir. Toprağı Osmanlı'dan alan İngiltere'dir.

4. Osmanlı bölgeden çekilirken bölgede hem Araplar hem de Yahudiler mevcuttu. Nüfus oranı olarak Araplar (Müslümanlar) en fazla nüfusa sahip, Hristiyanlar ondan sonra ve Müslüman nüfusun üçte biri gibi Yahudi vardı. Sonradan gelenleri demiyorum. Bunlar yerli halk.

5. 1948'de İngiltere bölgeden çekildi ve çekilirken de her iki gruba da (Yahudiler ve Araplar) iki devlet kurulması taahhüdünün altına imza attı. BM kararları diye bahsedilen işte bu.

6. Aslında İngiltere bölgeden çekilmekte çok da istekli değildi ama özellikle Yahudilerin oluşturduğu bazı yeraltı örgütleri İngiliz idarecileri bezdirmiştir. En son Yahudilerin bir yeraltı örgütü olan Irgun, Kral David Oteli'ni (İngiliz işgalcilerinin karargahıdır, otel değildir) patlatınca İngiltere bölgeden daha acele şekilde çıkmıştır.

6.  Böylece İngiltere bölgeden çekilirken Yahudiler İsrail devletini ilan ettiler. Araplar ise ne yapacaklarını bilemiyorlardı. Aslında bir grup devlet ilanı konusunu düşünse de, çevredeki Arap ülkelerinin kışkırtması ile tüm bölgeyi ele geçirmek için Yahudilere saldırdılar. Ancak Yahudiler iyi örgütlü olduklarından bunları büyük bir yenilgiye uğrattılar ve kendi köylerinden bile kaçacak hale getirdiler ve onları sürdüler. Araplar bu olayda özellikle entelektüel kesimini mülteci olarak vermiştir. Dolayısıyla burada bir işgal söz konusu değildir, iki halkın birinin devlet kurarken diğerinin her zamanki gibi Arap devletlerinin yanlış yönlendirmelerine kurban gitmesidir. Zaten Filistinlilerin en büyük derdi bu herifler.

7. İsrail daha sonra Golan Tepelerini savaşarak almıştır ama fiilen işgalci statüsü söz konusu. Bu da 1967 Altı Gün Savaşıyla ilgilidir.

8. Son olarak, bir müddettir süren ve özellikle sağcı hükümetlerin desteklediği bir yerleşimci hareketi mevcuttur. Özellikle Batı Şeria'da Arap köylerinin civarına yeni yerleşimciler yerleşmekteler ve işte bu bir işgal hareketidir. Çünkü bölge zaten Arapların yaşadığı bir yer. Bu yerleşimci hareket İsrail'de de aklı başında insanlar tarafından eleştiriliyor. Bunu ben de eleştiriyorum çünkü lüzumsuz bir çatışma alanı açılıyor, hiç gerek yok. Ancak bu tabii yine sağ partilerin oy toplamak için teşvik ettikleri bir şey. Maalesef yine iki toplum arasındaki huzur oy ve günlük siyasete kurban gidiyor.

https://twitter.com/DLeilaErtug/status/1721999936768578013

 

  • İran’ın İsrail’e yönelik vekâlet savaşının perde arkasındaki gerçek planı - PETER BERGEN

https://yeniarayis.com/yazar/peterbergen/iranin-israile-yonelik-vekalet-savasinin-perde-arkasindaki-gercek-plani/

 

  • GÜLRİZ ŞEN: Hamas ve Hizbullah İran’ın sahadaki sigortaları – Mühdan Sağlam

https://artigercek.com/makale/gulriz-sen-hamas-ve-hizbullah-iranin-sahadaki-sigortalari-272737

 

  • Medyanın Elli Tonu@Medyanin50Tonu

Antalyaspor Teknik Direktörü Nuri Şahin, Filistin’e destek pankartının taşınacağı Gaziantep maçına çıkmayan 2 İsrailli oyuncusuna sahip çıktı:

Benim oyuncularım insan. Onların da bir ülkesi var, inancı var. Geçmişe çok bakmaya gerek yok."

https://twitter.com/Medyanin50Tonu/status/1723774058611806338

 

  • Australian Jewish Association@AustralianJA

1930'ların Almanya'sında bir Yahudi restoranı.

Üzgünüm, bu aslında bugün Sidney'de.

https://twitter.com/AustralianJA/status/1723482651737325826

 

  • European Jewish Congress@eurojewcong

Brandenburg Gate in Berlin, 85 years after Kristallnacht: “Never again is now!”

 

https://twitter.com/eurojewcong/status/1722688577094422961

 

  • Müslüman aleminde Hamas’ın adı yok – ZEYNEP GÜRCANLI

Erdoğan perde önünde İsrail’e karşı sert tutum alırken, perde gerisinde farklı bir durum olduğu da ortaya çıktı İİT zirvesinde; Toplantıdan sızan bilgiler, zirve öncesinde bildiri taslağı hazırlanırken, İran’ın Müslüman ülkelerin İsrail’e ekonomik ambargo uygulamalarının da bildiriye koyulmasını istediğini gösteriyor. Ancak Arap basını, buna en çok karşı çıkan ülkelerin başında Türkiye ve Azerbaycan’ın geldiğini iddia etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Netenyahu başkanlığındaki sağcı hükümet ile İsrail devletini birbirinden ayırdığı yaklaşım, Suudi Arabistan’da da devam etmiş, belli.         

https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/musluman-aleminde-hamasin-adi-yok/715531

 

  • Ursula von der Leyen@vonderleyen

09 November 1938

#NieWiederIstJetzt

#NeverAgainIsNow

https://twitter.com/vonderleyen/status/1722638587009654914

  • Annika H Rothstein@truthandfiction

İsveç'in veliaht prensesi Victoria ve kocası Prens Daniel'in, İsveç Yahudilerine destek gösterisi olarak bu hafta Stockholm sinagogunda düzenlenen Şabat ayinlerine özel olarak katılmalarından derinden etkilendik ve buna minnettarız. ❤️

https://twitter.com/truthandfiction/status/1723779032699855231

 

  • Gazze’de şafak ne zaman doğacak? – HİLMİ DEMİR

İsrail hükümetinin Gazze’deki yoğunlaştırılmış kuşatma politikası bir tür “ekonomik savaş” olarak da adlandırılabilir.

Bu savaşın önemli aşamalarından biri, Gazze’nin ithal ettiği ürünlerin bölgeye girişini düzenleyen Gümrük Kanunu’nun 2007’de feshedilmesiydi; bu durum Gazze’de birçok ürünün temin edilmesini sıkıntıya soktu. Ayrıca Gazze’nin kuzey ve doğu çevresini kesen, İsrail tarafından oluşturulan ve kontrol edilen tampon bölgeler de Gazze’nin tarımına ciddi darbe vurdu. Zira Gazze’nin ekilebilir topraklarının en az yüzde 48’i bu bölgede bulunuyordu.

Bu önlemlerin, Hamas rejimini devirme ve Batı Şeria’da Filistin Otoritesini teşvik etme politikasının bir parçası olarak, Gazze’nin ekonomisini ve üretim kapasitesini baltalamak ve tüketmek için kasıtlı olarak tasarlandığı söylenebilir. Ama görülen o ki, bütün bu çaba, tam aksine bir sonuç doğurdu: Hamas güçlendi.

7 Ekim sonrası Hamas hem büyük bir yıkımla hem de muhtemelen dış fon tedarikçilerinin güven bunalımıyla karşı karşıya kalacaktır. Bu da Hamas’ın Gazze’yi eskisi gibi yönetmesini oldukça zorlaştıracaktır. İşgal altındaki Filistin Toprakları için acil çağrıya çıkan BM şu an yerinden edilen yaklaşık 1,5 milyon insan için acilen 1,2 milyar dolara ihtiyaç olduğunu duyurdu.Hamas’ın bu savaşı sürdürmesi ve devamında Gazze’yi yönetmesi neredeyse imkansız hale gelmiş gözüküyor.

https://fikirturu.com/jeo-strateji/gazzede-safak-ne-zaman-dogacak/

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün