Eylül ayı ve İkea

Yine yeniden telaşlı bir Eylül ayı. Okullar açılıyor ve ´kış´ düzenine giriyor evler. Ciddiyetle uğraştığı bir spor ya da sanat dalı yoksa ve sınav yılı değilse, yazın ve tüm tatillerde dağılır çocuklar. En azından ebeveynleri böyle düşünür. Sosyal kelebekler arkadaşlarına adar kendilerini, oyun tutkunları da ekrana.

Aylin GERON Yaşam
6 Eylül 2023 Çarşamba

Her şeyde olduğu gibi ilk zamanlarda tolerans yüksektir ama Ağustos 15’ten sonra kaynamaya başlar ev:

“Kitap açmadın! Bu ödevleri kim yapacak? Bu yıl artık daha zor… Bu kafayla nasıl olacak hiç bilmiyorum…”

Biraz düzen ihtiyacından, biraz başarı kaygısından iletişim ifadeleri karşılıklı ‘şiddet’ içermeye başlar.

Sınır koyamayan ebeveynlerin yeni bir ‘başlangıç’ yapma arzusunu besler eylül ayları. Hâlbuki çok az evde değişir bir şeyler. Yeni sınıf, yeni öğretmenler, yeni özel ders/dershane, danışman vs… Değişim için yenisini bulmak yeterli olmuyor maalesef; potansiyeli keşfetmek ve o yönde çalışmak gerekiyor.

***

“Aylin Hocam bizimki hiç bilmiyor ne istediğini.”

“Şimdi değil diyor her sorduğumda.”

“Futbola meraklı, sabahtan akşama top peşinde. Ona kalsa futbolcu mu olacak yani?”

“Bütün gün TikTok. Hiçbir şeye ilgisi yok.”

“O nereden bilsin canım. Mühendis olsun diyorum ben; mühendis kafası her sektöre lazım!”

“Biz testler yaptırdık. Hiç içime sinmedi. Uzaya ilgisi varmış. Ne yani astronot mu olacak?”

“Ben karışmıyorum. O ne isterse.”*

*Bu ifadeler birebir seans görüşmelerimden. Çok bilmiş ebeveyni, beklentisi yüksek ebeveyni, salmış ebeveyni, duyabilmişsinizdir sanıyorum. Ebeveynlik galiba önce hiçbir şey bilmediğini ve ancak onu gözlemleyerek keşfedebileceğini kabul etmekle başlıyor. Ki bu çok zor!

***

Çocukluk yılları keşif zamanıdır çocuk için; merakı onun ilgisine ışık tutar. Her şeyi merak eden çocuk büyüdükçe belli şeylere doğru çekilmeye başlar. (Merakı yetişkinler tarafından köreltilmediyse tabii!) Doğaya çekileni olur, hayvanları, ağaçları, doğa olaylarını merak eder. Uçaklara düşeni olur, türlerini, parçalarını motor özelliklerini öğrenir kendiliğinden. Mutfağa ilgi duyanı, baharatları tanır, yeni tarifler dener, üretir. Müziğe meraklı olan ise farklı janrlar dinler, müzik aleti çalmak ister. Dans etmeye, bedeni ile kendini keşfetmeye ve ifade etmeye ilgilidir kimisi. Kimisi de yapboz işlerine. Bozulanı söker takar, çalışma prensiplerini keşfeder. Estetiğe ilgisi olanlar vardır; çevresinin ve kendisinin güzel görünmesi için kafa yorar. Dert kutusu olanlar ise tüm arkadaşlarını dinler, akıl verir, yön verir.

Bazısı rekabeti sever, bazısı bireysel takılır.

Seçici olur ya da kalabalıkları ister.

Hızlıdır ya da daha ağırdan alır işleri…

Hepsi OK’dir.

Ebeveyn olarak benim beğenmem ya da beğenmem değildir mesele. Onun oluş halini görmem ve keşfetmemdir asıl önemli olan.

Çocukları oyun zamanlarında gözlemlemek onlar hakkında birçok soruyu yanıtlamanızı kolaylaştırır. İlişki kurma, yönetme becerisi, kazanma arzusu, başarı tanımı, stratejik yaklaşım, hırs ve daha birçok alan gözler önüne serilir oyun ortamında. Bir de tabii ilgi alanı. Önce onu keşfetmek gerek ki o da kendini ve çevresini keşfedebilsin. Bu emek işi… Uzaktan kumanda ile olmuyor. Gözünüzün üstünde olması lazım. Çalışan ebeveynler bazen bunu bahane ediyor. Etmeyin. Birlikte geçirdiğiniz zamanlarda gözlemleyin, bir bilmece gibi çözmeye çalışın gösterdiği ve göstermediği yönlerini.

Gerçek şu ki doğan büyür ama emek verirsen yeşerir, meyvesini zamanında verir.

Bu keşif döneminde merakı destekleyen ebeveyn olmak her ebeveynin dileği. Ancak çoğu zaman ebeveynler kendi FOMO’larından sürüye uyumlanıyor ve öncelikler karışıveriyor. Bilmeyenler için: FOMO/ Fear of Missing Out yani bir şeyleri kaçırma, geride kalma korkusu. Özellikle sosyal ilişkilerde geride kalmamak için, her şeye yetişmeye, her programa dâhil olmaya ekstra çaba harcama ve dolayısıyla kendi ilgi alanlarına fırsat ve ortam yaratamama gibi sonuçları oluyor. Burada dikkatinizi çekmek isterim ki FOMO öğrenilen bir kaygı türü. Aklında olmayanı aklına sokup sarıverir buluyor insan kendini. Tek çıkışı ‘kontrol’ sandığı için her yerde olmaya çalışıyor. Mevzu çocuklar olduğunda bu sebepten aralarında tartışan, küsen, ergen triplerine giren ebeveynler bile var. FOMO’ya tutulmuş bir ebeveynin yatırımı çocuğunun potansiyeline olamıyor maalesef… Kendi doyuramadığı sosyal açlıklarına, değer yargılarına, popülarite ihtiyacına yatırım yapıyor. Kendini iyileştirmeye çalışıyor bile diyebiliriz.

Bunun etkilerini çocukların yaşı büyüdükçe görüyoruz:

Hiçbir şeye motivasyonu olmayan hırssız gençler

 

Üstünde çalıştığımız, emek verdiğimiz şeyleri daha çok sevdiğimizi ve değer verdiğimizi gösteren bir araştırma yapılmış 2011 yılında. İkea etkisi deniyor buna. Deneyde iki grubun birine İkea’dan montajı henüz yapılmamış kutu halinde mobilya veriliyor ve kendilerinin monte etmelerini istiyorlar. Diğer gruba da monte edilmiş hallerini veriyorlar. Montajı kendi yapanlar ürüne paha biçtiklerinde hazıra konanlardan yüzde 63 daha yüksek bir bedel istiyorlar.  

İkea etkisini çocuklarınızın hayatına uyarlayın lütfen.

Ne kadar hazıra konuyorlar?

Ne kadarını kendileri kuruyor ve kurguluyor?

Azim ve sürdürebilirlik bu kurgunun temelinde var. Pes etmek, vazgeçmek, oyunu değiştirmek hepsi kabul edilebilir ama altta yatan sebebi doğru bulduktan sonra. Her şeyin değiştiği gibi ilgi alanları değişebilir ve bu da OK. Kolaya kaçmak, kendine olan inancını yitirmek, ödenecek bedelleri (maddi, manevi) ödemeye hazır olmamak, FOMO ise çocuğunuzun ilgi alanıyla arasına girenler; bu da OK… (mecburen!)

Ama burada ebeveyn olarak duruşunuz ile ona azmi ve devam etmeyi mi yoksa keyfini sürmeyi mi işaret ediyorsunuz?

Zorluklarla baş etmek, mahrumiyetlere, acıya, üzüntüye ve belirsizlik içinde durabilmeye tahammül etmek azmin olmazsa olmazı…

Siz yetişkin olarak buralarda nasılsınız? Çocuğunuzu böyle bir durumda çekip çıkartır, hayatını kolaylaştırır mısınız yoksa onun terini siler, üstünde ağladığı omuz olabilmek için sessizce yanında durabilir misiniz?

Armut dibine düşer derler…

Zorunda değil.

Ona o alanı açtıktan sonra itip çekmezseniz, gözlemleyip ihtiyaçlarında yanında olursanız kendini görmek istediği yerde görmesi mümkün.

Yeter ki ebeveyn olarak kendinizden ayrıştırın, gözlemleyin, destekleyin, fırsat verin.

Sonrasında alkış hem size hem ona gelsin!

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün