Biraz astroloji… Bolca edebiyat…

GİLA GÖZLÜKLÜ ANLATIYOR… Özü sözü bir, dobra diyorlar kendisine. İlgilendiği konularda sonuna kadar bilgili. Şimdi de kaleme aldığı ´Sen Benim Şarkılarımsın´ kitabı vesilesiyle yazar kimliğiyle çıktı karşımıza… Gila Gözlüklü´den söz ediyorum. Kendisiyle keyifli bir sohbeti paylaştık.

Feride PETİLON Söyleşi
21 Haziran 2023 Çarşamba

Gila Gözlüklü’yü tanımak istersek kendini hangi cümlelerle ifade edersin?

Doğuştan öğrenciyim. Çocukluğumdan beri içten taşan bir merakla öğrenmek istedim. Şimdiki multimedya dünyası çocukken var olmadığı için ansiklopedi okuyarak başladım. Evimizde 1960’lardan kalma ansiklopediler vardı; onlar bitince yerini romanlar aldı. Beyaz dizilerden Agatha Christie’ye, Jules Verne’den dünya klasiklerine hatta çizgi romanlara uzanan çok geniş bir çerçevede durmadan okudum yıllarca. İlkokul bitince kazandığım Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesindeki hocalarım ve arkadaşlarım farklı yönlerden besledi bu merakımı. Ardından Boğaziçi Üniversitesi Batı Dilleri ve Edebiyatı Bölümünde okurken edebiyatı daha geniş, teknik ve detaylı öğrendim. Arkasından Tarih yüksek lisansı yaptım aynı üniversitede. Tarih, yazım anlamında bambaşka farkındalıklar kattı bana. Yirmi yılı aşkın süredir ise çeşitli üniversitelerde İngilizce öğretiyorum. Bu konudaki uzmanlığım ise Avustralya’da edindiğim University of Sydney master diplomasıyla belgelendi.

Gençlerle çalışmak da bana çok şey öğretiyor. Her gelen nesille yeniliklere uyumlanıyorum diyebilirim. Uzun lafın kısası 2,5 yaşında yuvada başladığım okul ve öğrenme sevdam 44 yıldır aralıksız sürüyor ve bence ömür boyu da sürecek. 

Bir kitap yazdın; yazı yolculuğunu anlatmak ister misin?

Yazı yazmak çok uzun süredir hayatımın parçası. Edebiyat okuduğum ve dil öğrettiğim için akademik yazıma daha çok odaklıydım yıllarca. Okumayı öğrendiğimden beri roman okuyorum, hep yazmak da istedim. Boğaziçi Üniversitesi lisans bitirme tezim ‘Tarih Anlatısını Romanda Yeniden Kurgulamak’ üzerineydi. Buradan yola çıkarak ikinci uzmanlığım astrolojiyi ve hayatımın daimi parçası olan müzik ve şarkı sözlerini harmanlayarak bir hikâye anlatmak istedim. Açıkçası biraz içine teknoloji de kattım. Kitabın bölümlerinin her biri aslında bir şarkının sözlerine ithafen de yazıldı. Kitabın içine bu şarkılara yönlendiren QR kodları da koydum. Böylece okuyucu o şarkının bağlantısına direkt erişebilecek.

Eğitimci olmak ile kitap yazmak arasında nasıl ilişki var?

Her eğitimci yazmak ister mi emin değilim ama kitap yazmanın ruha şifa getiren bir tarafı olduğunu düşünüyorum. Benim durumumda, dil eğitimi verdiğim ve yazmanın da bu eğitimin parçası olmasının getirdiği katkılar da var elbette. Lisans eğitimim sırasında da çok yazdım. Bazı sınavlarda 15-20 sayfa şiir veya roman analizi yaptığımız oldu. Dil eğitimcisi olarak da öğretmeyi en sevdiğim şeyin yazmak olduğunu söyleyebilirim.

“Bir kitap okudum hayatım değişti” derler. Bu kitap okuyucunun vizyonunu hangi yönde değiştirecek?

Açıkçası bu roman çeşitli katmanlardan okunabilir. Kimine göre sonu merak edilen bir aşk romanı olabilir. Aslında içinde yaşadığımız güne ve hatta topluma dair analizler de bulunabilir, bir açıdan bir Türkiye alegorisi gibi de düşünülebilir. Öte yandan astroloji olaylarını de analiz ettim diyebilirim çünkü dört yıla yayılan bir dönemin astrolojik snapshot’u da var içinde. Dediğim gibi her bölüm bir şarkıya ithaf ediyor, istenirse şarkıların ruha yaptığı empresyonist denemeler olarak da bakılabilir. Ama aslında bir büyüme hikâyesi anlattığımı düşünüyorum. Modern roman geleneğinde bildungsroman olarak tabir edilen bir kategori var. Roman kahramanı yaşadığı deneyimlerin etkisiyle farkındalık kazanır ve değişir. Ben de bu geleneği biraz farklı bir anlatı tekniğiyle uygulamaya çalıştım. Biraz modern, biraz post-modern bir karışım oldu sanırım. Okuyucu, düştüğü bir aşkla çok farklı sandığı bir dünyaya bakarken kendini bulan genç bir kadının kendini kabullenme yolculuğunu okuyacak. Umarım hoşlarına gider 

Astrolojiye de ilgin var. Biraz da bu yönünü konuşalım mı?

Her bulduğu okunacak malzemeyi merakla okuyan bir çocuk olarak bir ilkokul sınıf arkadaşımın doğum gününde kütüphanelerinden ödünç aldığım bir astroloji kitabını okumakla başladı bu merakım. Aslında şimdi düşününce astroloji kullanarak kendimi anlamaya çalıştığımı görebiliyorum ta o zamandan başlayarak. 29 yaşına kadar 90’lar Türkiye’si ve internetsiz ortamda bulabildiğim her kaynağı okuyarak öğrenmeye çalıştım astrolojiyi. 29 yaşında başladığım ve bence Türkiye’de gidilebilecek en iyi astroloji okulu olan Hakan Kırkoğlu’nun Göklerin Bilgeliği okulundan diplomam var. Yıllar içinde yurt içi ve yurtdışında birçok konferansa katıldım, sunumlar yaptım. Sürekli öğrenmeye devam etmekle beraber yaklaşık 15 yıldır profesyonel astrologluk yapıyorum. Aynı zamanda astroloji de öğretiyorum. Batı Astrolojisi uzmanlığımın yanı sıra Doğu Astrolojisinde de ileri seviye eğitimi tamamlamak üzereyim. Astroloji gerçekten evreni ve onun parçası olarak insanları anlamlandırmada otuz yılı aşkın süredir bir yöntem ve ışık sunuyor diyebilirim.

Yazdığın kitap okuyucu kitlesiyle yavaş yavaş buluşuyor. Aldığın tepkiler nasıl? Daha büyük okuyucu kitlesine ulaşmak için neler yapmak gerekiyor?

Açıkçası kitabım ‘Sen Benim Şarkılarımsın’ı piyasaya sürüleli henüz bir hafta oldu. Öncesinde bazı test okumaları yapanlar oldu, genel olarak güzel geri bildirimler aldım. Kolay okunan bir tarafı olduğu söyleniyor genelde. Kitabın playlist’i olması ise genç okuyucuya çok enteresan geldi. Astrolojik referansları anlamak biraz astroloji bilgisi gerektirse de konuyu sevenlere ilginç bir yaklaşım olarak geldi. İlerleyen günlerde yayıncımın da teşvikleri ile kitap fuarlarına katılmayı planlıyorum. Sosyal medya hesaplarımdan da genel itibariyle tanıtım yapıyorum. Bakalım, daha yolculuğun çok başındayız.

Ufukta yeni projeler var mı?

Aslında var. İkinci kitap için kafamda bir taslak oluşturdum. Temel olarak babaannemin üzerinden bir aile anlatısı yazmak istiyorum. Bu sefer tarih altyapımı daha çok kullanmaya niyetliyim. Tarih yüksek lisansı yaparken Selanik üzerine ödevler yapmıştım. Babaannemin ailesi de Selanikli. Kendi hayatında da ailesinin hayatında da anlatılmaya gerçekten değen unsurlar var bence. Yarı kurgusal yarı otobiyografik bir roman yazmayı düşünüyorum onun hayat hikâyesinden yola çıkarak.

KISA KISA…

 Aynaya baktığın zaman…

Artık orta yaşlara gelse de hayata hep genç bir taraftan bakan biraz alaycı biraz ciddi bir kadın görüyorum

Yazmak mı? Anlatmak mı?

Anlatmadan yazılmıyor. Çocukluğumda bebeklerime anlatırdım, sonra kardeşimin arkadaşlarına, üniversitedeyken sınava beraber hazırlandığım arkadaşlarıma anlattım. Yıllardır da sınıfta sürekli anlatıyorum. Yazmak tabi daha organize, daha derli toplu bir eylem yani biraz daha çetrefilli. Kısaca her ikisi de diyebilirim.

Dağ mı, deniz mi?

Dağların çerçevelediği deniz.

Sabahları mı, geceleri mi?

Gece benim için hâlâ çok daha yaratıcı bir zaman dilimi olmakla beraber yaşlandıkça sabahları kendimi daha enerjik bulmaya başladım.

Türk mutfağı mı? Sefarad mutfağı mı? 

Ohh çok zor bu soru. Sefarad mutfağının bazı lezzetleri olmazsa olmazım. Paştidalar, borekitaslar, kaşkarikas gibi sebze yemekleri olmasa sanki çok eksik hissederim ama yani pide, mantı ve kebap sevmeyen de, ne bileyim… 

10 yıl sonra…

Valla çok uzun vadeli planları olan bir insan değilim ama on yıl içinde hayatıma yeni deneyim alanları katacağıma eminim bu öğrenme ve deneyimleme merakıyla.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün