Teşekkürler ve iyi geceler Mrs. Maisel

5 sezon, 20 Emmy Ödülü ve Yahudi yaşamına dair bugüne kadar görülmemiş bollukta dokunuştan sonra ´The Marvelous Mrs. Maisel´ dizisi yüzlerde büyük bir gülümseme ve tatmin duygusu bırakarak ekranlara veda etti.

Selin KANDİYOTİ Kültür
7 Haziran 2023 Çarşamba

Amazon Prime’da gösterilen ve Amy Sherman-Palladino’nun yarattığı ‘The Marvelous Mrs. Maisel, 1950 sonları ve 1960 başlarında, New York şehrinin yaşamını, Yahudi kültürü ve mizahı üzerinden göz alıcı mekanlar ve ekstravagant kostümler eşliğinde yansıtan pırıltılı ve renkli bir yapım.

Dizide, Rachel Brosnahan’ın hayat verdiği enerjik ve neşe dolu Midge Maisel’ın, Yahudi nüfusun yoğun olduğu Yukarı Batı Tarafında bir ev hanımı iken, kendisini aldatan eşinden boşanarak erkek egemen stand-up komedi sektörüne adını yazdırmaya çalışmasının serüvenini izliyoruz. Sempatik tavırlı Midge’in ağzının bozuk oluşu ve aşırı hırsı onu daha da sevilir kılarken, Yahudiliğe has şakaları, aksanı, davranışları ve günlük hayatını idame ettirme çabaları izleyicilerin kalbini fethediyor.

 

Minnesota Üniversitesi'nde Amerikan Çalışmaları dalında emekli Profesör Riv-Ellen Prell, Midge'in ‘Yahudi Amerikan Prensesi-Jewish American Princess-JAP’ stereotipini altüst ettiğini savunuyor. Dizinin başında Midge, JAP imajına uygun gibi görünüyor: Babasına ve kocasına maddi olarak bağımlı, görünümüne takıntılı ve kilo almamak için her gün vücudunu ölçüyor. Midge yıllardır kocasıyla birlikte yaşamasına rağmen, her zaman gece yatarken saçını bigudilerle kıvırıyor ve kocası uyanmadan önce makyaj yapıp parfüm sıkıyor. Prell, Midge için "Dünyadaki herkese JAP görüntüsü veriyor," diyor ve ekliyor: "Ancak bunun yanında hayal edilemeyecek kadar hırslı, kendi hayatı ile dalga geçebilen parlak bir komedyen. Amy Sherman-Palladino, anti-JAP’i icat ediyor."

Yalnız Midge değil tüm ailesi, menajeri, eski kocasının ailesi kısaca dizinin tüm baş karakterleri stereotipleşmiş Yahudiler. Kimisi zengin ve entelektüel, kimisi tekstilci, kimisi beş parasız ve aykırı; hatta karşı kültür hareketinin ikonu Yahudi komedyen Lenny Bruce karakteri bile dizinin sürekli oyuncularından.

 

Susie Myerson ve Midge Maisel

Televizyon tarihinde Yahudilikle ilgili yapımlar çalışılırken, 2010’ların sonu ve 2020’lerin başlarına bu dizinin damgasını vuracağına şüphe yok. Yahudi unsurların bu kadar geniş, apaçık ve uzun soluklu işlendiği bir hikaye ve dahası bunun iki Yahudi kadının -Midge ve menajeri Susie Myerson- üzerinden anlatılmış olması diziyi emsalsiz kılıyor. Yahudi asıllı Alex Borstein’in canlandırdığı Suzie erkeksi tavırları baskın gelen lezbiyen menajer rolünde, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Emmy Ödülünü 2018 ve 2019’da peş peşe kazanmıştı.

Efsanevi Lenny Bruce’a selam

 

Dizide Luke Kirby’nin hayat verdiği Lenny Bruce

 

Midge'in bir komedyen olarak yükselişi, kurgusal olarak bir dönem ilişki yaşadığı Lenny Bruce ile iç içe geçmiş. Dizide Bruce'un karakteri hafifletilmiş bir ışıltıya sahip olsa da, gerçekte Lenny Bruce, muhafazakarlığa, ırkçılığa ve ahlaki ikiyüzlülüğe karşı yıkıcı hicivleriyle "hasta bir komedyen" olarak damgalanmıştı. 1961-1964 yılları arasında San Francisco, Los Angeles, Chicago ve New York'ta müstehcenlik yasalarını ihlal etmekle suçlandı ve İngiltere'den sınır dışı edildi. 1963'te Los Angeles’taki davasında Bruce, Yidiş bir kelime olan ‘shmuck’u kullandığı için suçlandı. Bu kelime ‘penis’ anlamında müstehcen olarak algılandı. Bruce, stand-up gösterisine suçlamayı dahil etti ve "schmuck" kelimesinin Yahudiler arasında günlük konuşmalarda "aptal" anlamına geldiğini açıkladı. Sürekli hakkında soruşturma açılması, polis tacizleri ve ülke genelindeki çoğu kulüp tarafından kara listeye alınmasıyla parasız hale düşen Bruce, 1966 yılında 40 yaşında aşırı morfinden dolayı hayatını kaybetti.

1964'teki müstehcenlik davasındaki mahkumiyetinden sonra 2003 yılında New York Valisi George Pataki Bruce’u affetti, bu eyaletin tarihinde ölümden sonra affetme olayına ilk örneği teşkil etti.

Bruce karşı kültür dönemi komedyenlerinin yolunu açmasıyla ünlü. Müstehcenlik davası, Amerika Birleşik Devletleri'nde ifade özgürlüğü için bir dönüm noktası olarak görülüyor. 2017 yılında Rolling Stone dergisi, onu tüm zamanların en iyi 50 stand-up komedyeni listesinde üçüncü sıraya yerleştirdi.

Son sezona özel

Sezonlar arasında açık ara en iyi sayılabilecek beşinci ve son sezon, değişik zaman dilimlerine hızlı ve kafa karıştırıcı bir şekilde zıplıyor. Fakat bu o kadar ustaca yapılıyor ki final bölümüne gelindiğinde seyirci ekrandan tüm sorularına cevabını bulabilmiş ve tatmin olmuş şekilde ayrılıyor. Yalnızca Midge’in değil en ufak rolü olan evin yardımcısına kadar herkesin hikayesi net bir sona bağlanıyor. Bu da bugünün ucu açık biten dizilerinden ayrışmasını sağlıyor.

Sezonun bir bölümü tamamen müzikal olarak işlendi. Amy Sherman-Palladino şarkı ve dansla anlatılmayacak hiçbir konunun olamayacağını gözler önüne seriyor. 1960’lı yıllarda mutfak eşyaları satan ve ayrıca geri dönüşüm gibi hizmetler veren şirketlerin endüstri fuarında müşterileri çekmek için tiyatro sahnelemeleri ne kadar gerçekçidir bilinmez ancak dizide Midge’in çalışmak zorunda olduğu fuar adeta Broadway’e dönüşüyor ve seyirci müzikal keyfine doyuyor.

 

Midge’in seyirciyle artık vedalaşma anı geldiğinde sahnede çalan şarkı Barbra Streisand’ın ‘I Stayed Too Long At The Fair’ şarkısından başkası değildi. Dizinin pilot bölümünde de Streisand’ın şarkısı kullanılmıştı. Streisand normalde şarkılarını dizilerde kullandıran bir isim değil ancak kendisinin de meşhur olduğu zamanların ve New York’un ruhunu en güzel şekilde yansıtan bu dizi için bir istisna yaptı.

Son sezonun en güzel sürprizi, 1984 yılına atlayan 3. bölümdeki, İsrail sahneleri ve eşliğinde çalan Ofra Haza şarkısıydı. Tamamen Aşkenaz kültürüyle donanmış bir dizide Yemen müziği duymak kadar, Midge’in oğlunun haham okuluna giderken hayatını memnuniyetle tarlada kabak toplayarak bir kibutzda sürdürmesini görmek de izleyici için şaşırtıcı oldu.

Midge Maisel aslında kim?

Öncelikle Midge Maisel’in kurgu bir karakter olduğunun altını çizmek gerekir. Yine de bu gerçek Midge karakterinin 60’ların ünlü komedyenlerinden ilham alınmadığını göstermiyor. Dizinin yaratıcısı Amy Sherman-Palladino, muhteşem elbiseler giyerek erkek hakim komedi piyasasında parlayan stand-up kadın komedyenin bu kariyer mücadelesini aslında babası Don Sherman ve arkadaş çevresinden esinlendiğini söylüyor. Sherman ailece Los Angeles’a taşındıklarından sonra babası ve arkadaşlarının 1950 ve 60’lı yılların New York’unu yad ettiklerini söylüyor. Dizide geçen mekanların başında gelen Gas Light Cafe’de müzik performansı başlamadan önce gösterilerini yapan komedyenler bir sepet dolaştırarak içinin parayla dolmasını ümit ederlerdi. Bu komedyenlerden biri de Don Sherman’dı. Babasının mesleğindeki yükseliş ve inişlere ilk elden tanık olan kızı, bir komedyenin beyninin içinin nasıl işlediğini, stand-up yapmanın zorlukları karşısında sanatçının psikolojisini nasıl koruyarak yola devam ettiğini öğrenerek, bunu Midge’in beş sezon süren kariyer yolculuğuna uyarladı.  

 

Joan Rivers ve Midge Maisel karakteri

Mekanlar ve kariyer söz konusu olduğunda Amy Sherman’ın ilham kaynağı babası olsa da Midge’ın hayatı ve yaşadığı tecrübeler ünlü Yahudi kadın komedyen Joan Rivers’dan esinlenildi.

Midge gibi Rivers da New York’ta Yahudi bir aileye doğdu. Bu aile de dizideki gibi kızlarının bu kariyer seçimine onaylamaz bir tutumla yaklaştı. Rivers da Midge gibi üniversite eğitimini kız kolejinde tamamladı. Birinci sezonda Midge’in içindeki stand-up komedyenini ilk kez sergilediği yer olan Gaslight Cafe, Joan Rivers’ın da performanslarının gerçekleştirdiği mekandı. Diğer bir benzerlik ise Midge’ın da Rivers gibi Lenny Bruce’tan mentorluk almasıydı. Gerçek hayatta da Lenny Bruce aynen Midge’e yaptığı gibi Rivers’ın büyük bir yıldız olacağına dair inancını dile getirmişti. Midge’in stand-up gösterilerinin içeriği Rivers’ın setlerini yansıtır cinsten yaratıldı. Her şeyden öte Rivers’dan en çok esinlenilen ve Midge’in ana karakterini oluşturan unsur, şüphesiz kadınların toplumdaki çekingenliğinin genel geçer olduğu bir devirde Rivers’ın bundan sıyrılmayı başararak, tüm dişiliği ile bu sektöre adını yaldızlı harflerle yazdırması oldu.

Midge’i Rivers’dan ayıran özellik ise Rivers’ın gösteri içeriklerini kendi özgüvensizliklerinden oluşturmasıydı. Midge ise kendi güzelliğinin, kapasitesinin ve becerisinin farkında ve bunu herkese duyuracak kadar özgüvenli bir karakter olarak kurgulandı.

Rachel Broshanan, Midge karakterine hazırlanırken konuşma stili ve özellikle konuşma hızı ile jestler konusunda daha az bilinen komedyen Jean Carroll’dan ilham aldığını söyledi. Kendi sit-com dizisini yapmış ve defalarca televizyonda talk-şovlara misafir olmuş olan Paris kökenli Yahudi komedyenin gerçek adı Celine Zigmann’dı. Zekâ tılsımlı kelime oyunları ve aşırı hızlı konuşma tarzı ile tipik Yahudi mizahının kadın temsilcileri arasındaydı.

Sonuç olarak Mrs.Maisel’ı muhteşem kılan yalnızca bir hikâyeye bağlı olarak yaratılmamış olması ve yaratıcılarının onu istediği yöne çekebilmesi oldu. Böylece 1960’larda Yahudi kadınlara biçilen geleneksel domestik rolü yıkan, fikirlerini duyurabilen, güzel ve başarılı, emsalsiz bir karakter yaratılmış oldu.

Diziye gelen eleştiriler

1-Casting tartışmaları

 

Son yıllarda Yahudi rollerinde Yahudi olmayan oyuncuların seçilmesi konusunda bir tartışma alevlendi. Bu tartışma sadece Rachel Brosnahan'ın Midge Maisel olarak değil, aynı zamanda Felicity Jones'un ‘On The Basis of Sex’ filminde Ruth Bader Ginsberg olarak, Helen Mirren'in ‘Golda’ filminde Golda Meir olarak ve Gaby Hoffmann ile Jay Duplass'ın ‘Transparent’ dizisinde Pfefferman Kardeşler olarak seçilmesine de yaşandı. Komedyen Sarah Silverman, bu eğilimi eleştirmek için 2021’de ‘Jewface-Yahudi yüzü’ terimini popülerleştirmiş, podcastinde şu sözleri sarf etmişti: Yahudi bir karakteri canlandıran Yahudi olmayan bir oyuncuyu izlemek, sanki utanç verici ve yapay bir durum gibi hissettiriyor.” Dizide Midge’in annesi Rose Weismann’a Marin Hinkle, babası Abe Weismann’a ise Tony Shalhoub hayat veriyor. Her ikisi de Yahudi asıllı değil. Lenny Bruce ise yine Yahudi olmayan aktör Luke Kirby tarafından canlandırılıyor.

2- Yahudi yaşamının yansıtılma biçimi

 

Dizide Midge’in kayınvalidesi Shirley ve kayınpederi Moishe Yahudi oyuncular tarafından canlandırılıyor

Dizinin içeriğinde hiçbir şekilde antisemitizmden izler olmaması, Yahudi stereotiplerin göze batacak kadar çok kullanılması (örneğin, Midge’in eşinin ebeveynleri Moishe ve Shirley Maisel’ın rahatsız edici şekilde gürültülü, nezaketten yoksun ve para konusuna takıntılı oluşu), Yahudi kadınların çalışmasının görülmemiş oluşu ve her daim çok güzel görünmeleri gerekmesi gibi gerçekleri yansıtmaması tartışmalara yol açtı. Midge’in çocuklarına karşı ilgisizliği ise bir başka tartışma konusu oldu.

Tüm bu eleştirileri bir kenara bırakacak ve bunun sadece kurgusal bir komedi dizisi olduğunu aklımızda tutacak olursak ‘The Marveolous Mrs. Maisel’ın bugüne kadar Yahudilerin en geniş şekilde temsil edildiği dizi olarak klasikleşebileceğini söylemek mümkün. Bazı diziler defalarca seyredilir. Bu dizi de onlardan biri olmaya aday.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün