Deprem, iç huzur ve müzik

Sami ASA Sanat
22 Şubat 2023 Çarşamba

İlk yazımda odaklanmanın ön plana çıktığı, uzun yıllardır alışkanlığım olan müzik dinleme şeklinden, son zamanlarda dillendirilen tabirle Aktif Müzik Dinleme’den bahsetmiştim. Aslında bu girişin devamı olarak bir sonraki yazımdaki amacım, bu dinleme şekliyle benimsediğim müzik eserlerini tanıtmak, yarattığı duygu ve ruh halini paylaşmaktı.

Ancak, sonrasında gerçekleşen ve hepimizi farklı şekillerde derinden etkileyen 6 Şubat deprem felaketi, bana hazırladığım yazıyı ötelemem, bu defalık depremle ilişkilendireceğim farklı bir yazı kaleme almam gerektiğini hissettirdi. Zira, yaşamakta olduğumuz büyük afet ve bağlantılı trajik olayların ruh halimize etkisine kayıtsız kalmak söz konusu olamaz. Ve benzer şekilde, eğer hala o gücü kendimizde buluyorsak, dinleyeceğimiz (veya bahsedeceğim) müziğe etkisinin olacağı ise aşikâr! Diyeceğim o ki, bu defa planladığımın dışına çıkıp, yazımı depreme ve mağdurlarına ayırıyorum.

İşte son günlerde gelişmeleri izlerken kafamı kurcalayan ve her biri uzun tartışmaların veya yazıların içeriği olabilecek konular:

Deprem haberini ilk aldığımızdan beri, sanırım hepimiz gelişmeleri yazılı, görsel ve dijital medya aracılığıyla sıkı bir şekilde takip ediyoruz. İlk günlerde beynimiz olayın vahametini idrak etse de oluşan kargaşa ve puslu bilgi ortamında kalbimiz ve duygularımız bu vahameti algılamakta zorluk çekiyor. Deprem bölgesinde bulunanları ve ilk günlerde yardım veya yakınlarına ulaşmak için bölgeye ulaşmayı başaranları tabii ki hariç tutmak gerekiyor. Kanımca, deprem bölgesinde bizzat bulunmadıkça, ne kadar medyayı yoğun bir şekilde izlesek de orada yaşananları hissetmemiz mümkün değil!

Depremi yaşayanlar hayatta kalabilme, hava, su, gıda, barınak, hijyen, soğuk, sağlık, güvenlik, aile, kişisel eşyalar gibi ihtiyaçlar piramidinin en altında bulunan ve bir anda yoksun kaldıkları temel gereksinimlerini tekrar elde edebilmek için mücadele ediyor ve toplumdan yardım bekliyorlar. Daha sonraki aşamada ise, geçirilen travmaların açtığı yaraların tedavisi için de uzun süre emek ve dayanışma içinde olmak gerekecek. Belli ki, sadece şimdiki acil süreçte değil, sonraki uzun soluklu yaraları sarma sürecinde de toplum olarak deprem mağdurlarına STK’lar aracılığıyla veya şahsen destek verilmesi lazım gelecek.

Günlük yaşamda genellikle görece basit konulara takılıp günlerinizi bunlara endişelenerek geçirirken, bir anda böylesine güçlü bir tabiat olayıyla hayatın, sağlığın, aile fertlerinin kaybedilmesi, yaşam alanınız/barınağınız olan evin yok olması veya zarar görmesi, önceki gündelik gündemi ne kadar gereksiz ve önemsiz kılıyor. Aynı zamanda, sahip olduğumuz ve varlıklarını doğal görüp kanıksadığımız tüm değerlerimizin önemini bizlere tekrar hatırlatıyor.

Yaşanmakta olan zorlu ve tarifi güç şartları izlemek, yardım etme içgüdümüzü harekete geçiriyor. Ya bizzat orada bulunmak, ya da koordinasyona yardımcı olmak veya en çok bağış yapmak yoluna gidiliyor, yapılacak maddi desteğin doğru aktarılacağından emin olmak için kaynaklar araştırılıyor.

Bir yandan bilgi eksikliği veya kirliliği, diğer yandan fazla ayrıntılı aktarılan gelişmelerin yarattığı ürkütücü gerçeklik bizleri rahatsız ediyor. Bir yandan sarfedilen olağanüstü çabaları ve kurtarılan hayatları şükranla izlerken, diğer yandan eksik yapılan veya farklı nedenlerle yapılamayanlara hayıflanıp eleştiriyoruz.

Depremden etkilenmeyenlerin etkilenenlerle uzun vadede de bir şekilde empati kurmayı başaracaklarını umuyoruz. Bu ümit ilk günlerdeki güçlü dayanışma görüntüsüyle yeşeriyor. Çünkü, yanındaki ve diğeriyle empati kurmanın (kendini onun yerine koyup onun his veya isteklerini anlamaya çalışmanın) dünyanın birçok köşesinde tanık olduğumuz kutuplaşmanın ve ötekileştirmenin önüne geçilebilmesindeki en katkı verici unsur olacağının sanırım artık bilincine vardık.

Ve afet sonrasının acil ihtiyaçlarını karşılama döneminde bahsetmek ilk öncelik gibi görünmese de, her kulvarda ilerlemenin ve - tabii ki olmaması gönülden dileğimiz ama - gelecekteki muhtemel afetleri her yönden daha hazırlıklı karşılayabilmemizin öncelikli koşulu nitelikli eğitim. Toplum bireylerinin eğitiminde sağlanacak ilerleme, analitik ve objektif düşünme yeteneğinde ileri doğru atılacak birkaç adım dahi, hem toplumda, hem siyasette farklı görüşler arasındaki diyalog ve gerektiğinde işbirliğini kendiliğinden daha iyi bir düzeye getirecektir. Sonuçta, makul ve gerçekçi olan önlemlerin alınması kolaylaşacak ve konumuz afetle ilgili olarak da tüm şehir ve kasabaların altyapı, yapı, şehircilik, afet koordinasyon, sivil savunma vs. gibi tüm konularda daha ehil ve hazırlıklı olunması kendiliğinden sağlanmış olacaktır.

Tüm bu konular farklı açılardan kafamı gecenin geç saatlerine kadar kurcalarken,bu olayların bende dinleme isteği uyandırdığı müzikleri dinledim. Bu eserlerden oluşan bir seçkiyi depremden her türlü etkilenenlere ithafen bu yazı ekinde paylaşmanın uygun düşeceğine karar verdim. Doğal olarak, hüzün tonu biraz ağır basıyor. 

Bazılarınızın eleştirisini duyar gibiyim: İnsanlar can ve barınak derdindeyken, hepimizin canını sıkan deprem ortamında müzik dinleyerek kendini rahatlatmak gibi gereksiz bir lüksü önermenin zamanı mı? Bu eleştiriye kısmen hak veriyorum. Ancak, önce müziği rahatlamak için değil, depremden doğrudan etkilenenlerle özdeşleşmek için öneriyorum. Özellikle, depremden doğrudan can, sağlık veya mal olarak etkilenmemiş ancak yaşananları sadece izleyerek bile etkilenen ve empati duyarak yardımlara bir şekilde katkıda bulunmaya çalışan önemli bir kitle var ki, iç huzuru sağlayabilmek ve başkalarına saygı duymak için çok çeşitli metotlardan biri olarak, arzu ederlerse önerdiğim müziği dinlemeyi deneyebilirler.

Hepimizin başı sağ olsun, geçmiş olsun ve yaraları sarma çabalarında kolay gelsin! 

Aşağıdaki seçkiye, Spotify üzerinden ulaşmak mümkün.

  1. The Silence of Your Heart / Paolo Fresu – “Tempo di Chet”
  2. Incognitor Live / Leszek Mozdzer – “Jazz at Berlin Philharmonic”
  3. I Tima / Lars Danielsson, Matthias Eick – “Liberetto II”
  4. Guide Vocal / Gazzara Plays Genesis – “Here It Comes Again”
  5. Gamla Stan / Jacob Gurevitsch
  6. Orbit / Eric Vloeimans, Juan Pablo Dobal – “Viento Zonda”
  7. Somalia / Al di Meola – “Electric Rendezvous”
  8. Promenade Sentimentale / Vladimir Cosma – “Ces Plus Grand Succes”
  9. Alfonsina y El Mar / Luis Salinas, Lito Vitale – “Desde el Alma”
  10. 10. Dadaschi No.1 / Quadro Nuevo – “Antakya”

https://open.spotify.com/playlist/4KDtVz1NdmbPSWpQuxZOy7?si=H2sFx58EQUiR8HHTvpzCvg&nd=1

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün