Bir savaş, bir deprem

Prof. Dr. Sema KALAYCIOĞLU Dünya
22 Şubat 2023 Çarşamba

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırıları, 24 Şubat 2022’de başlayınca dünya, vatanlarını korumak için savaşan Ukraynalıları korumak için adeta tek vücut oldu. Bu hafta, bu vesayet savaşının birinci yıldönümü geliyor. Bir taraftan askeri ve insani yardımların devamına karar verilirken, diğer taraftan Ukrayna’yı savaş sonrasında yeni baştan inşa etmenin maliyeti değerlendirilmekte. Rusya’nın Ukrayna’ya her an saldırabileceği tahmin ediliyordu. Putin’in tetiklediği afetin Richter büyüklüğünü tahmin etmek kolay olmasa bile tankların girdiği, füzelerin düştüğü çok sayıda sapasağlam bina yıkıldı, sivil-asker yaklaşık beş milyon insan öldü. En az iki-üç milyon kişi yerinden yurdundan oldu.

Şubat iki yıldır felaketler ayı oldu. 6 Şubat’ta Türkiye kendi tarihinin en büyük, dünya tarihinin altıncı büyük depremiyle sarsıldı. Türkiye’de bu ölçüde büyük bir depreminin olabileceği tahmin ediliyordu. Bilim insanları sık sık dile getirse bile bilime inanmayanlar umursamadı. Üst üste gelen iki depremin Richter değeri yüksek bile olsa hasar daha az olabilirdi. Ama işte malzeme hırsızı müteahhitlerin yaptığı çürük binalar çöktü. Bu binaların yapılmasına on ilde izin veren yerel yönetimler ve en son 2018’den bu yana seçim diye, oy diye imar affına izin veren siyasetin ise eli kolu kırılası, yüzü teneke, yüreği beton kaplı. Hemen enkaz kaldırma ve yeniden inşaattan söz edilmeye başlandı. Enkaz altındaki canlı cansız nice beden şimdi kepçe operatörlerinin dikkat, merhamet ve insafında. En az 40 – 50 bin can kaybı ve yüz binlerce yaralı var. Kaçının yaşama tutunabileceği veya sakat yaşayacağı henüz belli değil. Deprem bölgelerinden göç başladı ve çoğu çocuk olmak üzere sayısız kayıp depremzede var. Henüz bir ay geçmeden üstün körü maliyet hesapları yapılmaya başlandı. Şimdi bir deprem ve bir savaşın açıklanan kabataslak maliyet hesaplarına göz atalım.

Bu Yıl Şubatla Gelen Dehşetin Maliyeti

6 Şubat’ta beri dünya yine tek vücut yardıma koştu. Böylece “Türkün Türk’ten başka dostu yoktur” sözünün pek doğru olmadığı ortaya çıktı. Yine de kendi askerimizi hemen bölgeye sevk edememekten, sahra hastanelerini kuramamaktan, acil yardım örgütlerimizin hızla organize olamamasından utanç duyacak yerde, gelen ekiplerden kuşkulanmayı sürdürdük. İşlenen hatalar zinciri uzun. Ama bir anlamda Türkün kendi kendine yeterince dost olmadığını görmek maliyetin en büyüğü. Enkazdan 200-290 saat sonra sağ çıkan her bebek, çocuk, genç veya ihtiyar mucizenin adı oluyor. Bu ruh yükünü biraz hafifletiyor. Ama aslında canlı kurtarılan her insan, bu yıkımda payı olanlar için vicdani bir sorumluluk ve ağır bir maliyet olmalı. Acaba vicdan azabı çeken var mı? Vicdan var mı veya kaldı mı?  Hesaplamalar Dünya Bankasından yeni geldi[1]. Ne çabuk! Tabii henüz sadece bir tahmin. Rapor, kentsel dönüşüm, yerleşim yerlerinin yer değiştirilmesi, yeniden inşaat ve riskli binaların güçlendirilmesi için gereken mali tabloyu gösteriyor. Afet bölgesi ilan edilen on ilde yerle bir olan binaların bir kısmının 2000 öncesinden, bir kısmının ise yeni yapılaşma olduğuna dikkat çekiyor. Türkiye’de iş dünyasından bir grup, konut maliyetinin 70 milyar Dolar olduğunu bildirmiş. Bu da raporda var. 2018 imar affının bu felakete tuttuğu çanak da rapora yansıtılmış. Elbette Dünya Bankası’nın ilk temasları, sanal ortamda ilgili bakanlıklarla olmuş. Daha önce bankanın Türkiye’ye kamu binalarının güçlendirilmesi için mali yardımda bulunulduğu da bildirilmiş. Özellikle 2021 yılında 140 okul, hastane ve diğer kamu binası yapılması için 265 milyon Dolar verilmiş. Bununla hangi binalar güçlendirildi, bakılmış mı? Ayrıca İstanbul’a Deprem Riski Azaltılması (Istanbul Seismic Risk Mitigation Project -ISMEP) için 550 milyon Dolar verildiği de belirtilmiş. Ancak Dünya Bankası’nın depreme dayanıklı özel konut yapımıyla ilgili bir yardımda bulunmadığı da rapora yansımış.  Banka, geçen hafta hemen 1,78 milyar Dolarlık bir fonu ise hemen yardım ve kurtarma için seferber etmiş. Her şeyin depreme dayanıklı olarak yeniden yapılması için telaffuz edilen tutar ise şimdilik 465 milyar Dolar. Bu Türkiye’nin en son rakamla GSYİH’sının üçte biri. Altından kalkması zor bir bedel. Türkiye’de başta müteahhitler olmak üzere inşaat izni veren yönetim ve af çıkaran siyasiler sorumluk zinciri olarak ellerini ceplerine sokmalı. Maddi ve manevi tazminat ödemeli. Bağışlar ve dış yardımlar iç edilmemeli. Ama benim asıl merakım, bu henüz yapılması kolay olmayan hesap açıklanırken, Türkiye’ye dış deprem yardımın hangi kanallardan ve hangi koşullar altında geleceği belli mi? Açıkçası deprem bahanesi ile Türkiye’nin yeni bir vesayet altına girmesinden endişe duyarım.

Bir Yıldır Süren Savaşın Maliyeti

Ukrayna’da savaş sürüyor. Birinci yıldönümünde Rusya’nın yeni saldırıları gündemde. Eylül 2022’de Ukrayna hükümeti, Avrupa Komisyonu ve Dünya Bankası bir arada yine bir kabataslak maliyet hesabı yaptılar ve bunu rapor halinde yayınladılar[2]. Bu rapora göre şu ana kadar savaşın yarattığı tahribatın onarılması, yıkılan yerleşim yerlerinin ve kamu binalarının onarılması için yaklaşık olarak 349 milyar Dolar’a ihtiyaç olduğunu açıkladı. Bu tahmini ‘Hızlı Zarar ve İhtiyaç Değerlendirmesi (The Rapid Damage and Needs Assessment-RDNA)’ne dayandırdıkları anlaşılıyor. Ukrayna çapında yirmi farklı sektör üzerindeki tahribatı değerlendirmiş ve bir yol haritası planı üzerinde çalışılmaya başlanmış. Bu çalışmanın savaşın başlamasından 8 ay sonra başlatıldığına dikkatinizi çekmek isterim. Türkiye depremiyle ilgili böyle kesine yakın bir çalışmanın olması elbet henüz söz konusu olamaz.

Ukrayna Raporunda ayrıca savaşın başından itibaren Avrupa Komisyonunun Ukrayna’ya insani, acil ve askeri yardım olarak 10 milyar Avro, ayrıca 5 milyar Avro bir yardımında verilmeye hazır olduğu açıklanmış. Yeniden yapılanmanın zaman ve iyi bir planlamaya gereksinme duyduğu, hızla yapılanmanın ise ilave bir 17 milyar Avro’yu gerektirdiği, bu yıl bunun 3,4 milyar Avroluk kısmının Ukrayna’ya verileceği belirtilmekte. Raporun ilerleyen satırlarında sadece 24 Şubat ve 1 Haziran arasındaki saldırıların yarattığı fiziki tahribatın 97 milyar Dolar’a ulaştığına dikkat çekilmiş. En büyük tahribatın Doğu Ukrayna’da olduğu not olarak verilmiş. Toplamda açıklanan 349 milyar Dolarlık mali yardım ihtiyacının Ukrayna’nın 2021 GSYİH’sının 1,5 katı olduğu ve Ukrayna’nın bu işin altından kendi başına kalkamayacağı da belirtilmiş. Eğer Rusya savaşı kaybeder, Ukrayna topraklarını terk eder ve savaş tazminatı ödemeyi kabul ederse ne ala. Yoksa bu maliyeti Dünya Bankası, AB, İngiltere ve ABD üstlenecek mi? Ukrayna da geçmişinde yolsuzluk sicili iyi olmayan bir ülke. Eğer savaşın henüz belli olmayan sonrasında Ukrayna’ya yapılacak yardımın hangi kanallardan geleceği belli olsa bile hangi koşullarda verileceği belli mi? Kırım’a saldırsın diye mi? Moldova’ya karşı kalkan olsun diye mi? Açıkçası 2022’de başlayan savaş, korkarım bundan böyle bir başka vesayet savaşı olarak daha uzun bir zaman süreceğe benzer.


[1] “Turkey earthquake: World Bank estimated making homes safe would cost $465bn” (15 February 2023), https://www.middleeasteye.net/news/turkey-earthquake-world-bank-estimated-making-homes-safe-cost

[2] “Ukraine Recovery and Reconstruction Needs Estimated $349 Billion” (September 9, 2022), https://www.worldbank.org/en/news/press-release/2022/09/09/ukraine-recovery-and-reconstruction-needs-estimated-349-billion

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün