Daha sade bir hayat mümkün mü?

Dünyanın kaynaklarının azaldığı, buna karşılık tüketimin fazlaca arttığı bir dönemde ´minimalizm´ gerek tüketimi azaltması gerekse çevre yaklaşımı açısından yükselen bir değer oldu. Çocuklu bir evde bunu nasıl hayata geçireceğiz ya da evimizde sadeleşmeye nereden başlayabiliriz gibi konuları turkisiminimalizm.com sitesinin kurucusu, daha sade bir yaşam yolunda minimalizm ve sıfır atık konularında paylaşımlar yapan Hale Acun Aydın ile konuştuk.

Etel KAZADO TEMURCAN Çocuk-Aile
7 Aralık 2022 Çarşamba

Nasıl başladı minimalizm serüveni?

On yıl önce bir gün bir blog sayfasında minimalizm kavramıyla tanışmamla başladı. Kavramı okur okumaz aklımdaki birçok soruya cevap olduğunu hissettim. Sonra bu konuda daha fazla okumaya başladım. Sayfalar arasında gezerken kendimi sürekli ‘daha az eşyayla yaşamak, sadeleşmek’ gibi yazılarda buluyordum. Zamanla baktım ki, okuduklarımdan etkilenmeye başlamış ve kıyafetlerimi yüzde 50 azaltmış̧, iki kapılı bir dolaba ve bir şifonyere sığabilir olmuşum. Her yerden çıkan kitaplarımı dağıtıp üç raf, gerçekten dönüp dönüp okumaktan zevk aldığım kitapla kalmışım. Kısacası kendimi eşyalarımdan biraz ayırmışım. Bunun beni çok rahatlattığını hatta özgürleştirdiğini fark ettim.

Minimalizm nedir? Çevre ve birey boyutlarıyla ifade eder misin?

Minimalizm az ve öz eşyayla kendine yetmek demek. Kendi tecrübelerimden en kısa özetim bu. Bu tabii bireysel ve eşya tarafı tanımı. Eşyayla minimalizm ilişkisine girince eşyanın geçmişi ve geleceği üzerine düşünmeye başladım. Bize ulaşana kadar ve bizden sonraki dönemini düşününce minimalizm ve sürdürülebilir yaşam benim için iç içe geçen kavramlar oldu. Bu yüzden, minimalizm bireyin kendine faydası kadar dünyanın geleceği için de faydalı olarak benimsediğim bir kavram.

Minimalist olmak, kendini bir zorlama içine sokmak demek değil. Sadece sahip olduğun eşyalara daha gerçekçi bir gözle bakarak onlarla ilişkini gözden geçirmek ve ‘birinin hatırı için’, ‘bir gün lazım olur’ diye ya da ‘çok para vermiştim’ gibi düşüncelerle kullanmadığınız, daha da fenası bakınca size sıkıntı veren şeylerden ayrılmak. Yani eşyanın durumuna ve tabiatına göre onu ihtiyacı olan birine vermek, geri dönüştürmek, başka şeye dönüştürmek (upcycle) ya da en son ihtimal olarak çöpe atmak.

Dünyadaki akımdan farklı tarafları var mı Türk işi minimalizmin?

Minimalizm kavramı tabii ki evrensel, en kısa haliyle az çoktur ya da daha geniş baktığımızda gerçekten ihtiyaç duyduklarımızla yaşamak felsefesi herkes için aynı. Benim dikkatimi çekense bu fikirleri uygularken yaşadığımız farklılıklar oldu.

Örneğin ben minimalizm hakkında ilk okumaya başladığımda karşıma çıkanlar Amerikalı ev kadınlarıydı. Kocaman 2-3 katlı evleri, garajları ve her yeni yıl kolilerden çıkardıkları süslemeleri vardı. Kendi evimi ve eşyalarımı düşününce ben minimalizmi anlatırken bu insanlarla birebir bağ kuramadım. Evet, ihtiyaç aynıydı, ihtiyaç duyduğumuz kadar eşyaya sahip olmak ama hayat şartlarımız, alışkanlıklarımız farklıydı. Bizdeki aile ilişkileri, paraya bakış açısı, evlerin yapısı derken bu farklıları da göz önünde bulundurarak öğrendiklerimi anlatmak istedim.

İki çocuğun var; evde çocuklarla daha sade bir yaşam mümkün mü?

Minimalizm deyince bir yanlış algı var; o evler hiç dağılmaz, içinde hiç ama hiç eşya olmazmış gibi. Oysa minimalizm evin dağılmasını engellemiyor, kolay toplanmasını sağlıyor. 5 ve 9 yaşlarında iki oğlum var. Onların ihtiyaçlarını dinleyerek, sevdikleri şeylere dikkat ederek bir denge tutturduğuma inanıyorum. Bazen onlar oyun oynarken odalarında yere basamadığım anlar oluyor ama sonra eski haline getirmesi kolay oluyor.

İlk günden beri de onları kendi inandıklarımla büyütmeye çalışıyorum. Yaşlarına göre anlatıyorum ya da yaptıklarımı gözlemliyorlar. Eşyalarına iyi bakmak, ikinci el kullanmak, kütüphaneye üye olmak gibi minik minik adımlarla ilerliyoruz. Bir kitap alma (bazın satın alarak bazen ödünç alarak) düzenimiz var ama oyuncak tarafında haftada bir ya da iki haftada bir gibi bir rutinimiz yok. Kıyafet kısmı da çok pratik. İhtiyaç duydukça alışverişe çıkıyoruz. Mağaza gezme gibi bir alışkanlığımız yok. Yeni ne var üzerinden değil de, neye ihtiyaç var ile ilerliyoruz.  

Çocuklar bu konuya nasıl yaklaşıyor? Arkadaşlarıyla kendilerini kıyasladıkları zaman farkı anlıyorlar mı? Onların alma isteğiyle nasıl başa çıkıyorsun?

Bu konulara çok meraklılar, özellikle de çevre kısmına. Çok da güzel bir dönemdeyiz, bu konuda çok güzel kitaplar var, okullar müfredatlarında işliyor, evde de birebir konuyla ilgilenen, harekete geçen biri olması onlara ilginç geliyor.

Bazen hedefler belirliyoruz. Beraber para biriktiriyoruz. Biriken parayı harcama kavramını artık biliyorlar. Yaşla beni ya da bizi neler bekliyor bilmiyorum ama şu anda bir kıyaslama içinde değiliz. Bir de şu var tabii, her ailenin farklı düzenleri, kuralları var, bu yüzden aileden aileye her konuda farklı kurallar olduğunun bilincindeler. ‘Bu onların düzeni’ çok konuştuğumuz bir kavram. Yargı içermeyen sadece durumu gösteren bir ifade aramızda.

Çocuklara bu konuyu nasıl anlatabiliriz? Birlikte nasıl aktiviteler yapılabilir?

Çevre ve minimalizmi düşündüğümüzde çevre bilinci ya da sürdürülebilirlik daha kolay anlatılan ve somut olarak harekete geçilen kavramlar. Çöpü çöpe atmak hatta mümkün oldukça önceden alınan önlemlerle çöpün oluşumunu engellemek gibi alışkanlıklar daha somut. İş minimalizme geldiğinde ise ‘istek’ ve ‘ihtiyaç’ kavramlarını doğru anlatmak var. Evdeki tüm bireylerin buna paralel hareket etmesi önemli.

Yazlık-kışlık ayırmaları çocuklarla yapıyorum, kıyafetin eskimesi ya da küçülmesi konularını beraber görüyoruz. Ayırılanlar ne olacak planlıyoruz. Odalarını kendileri topluyor olabildiğince. Bu sürelerde her eşyanın bir yeri olmasının önemini anlıyorlar.

Oyuncakları da ara ara elden geçiriyoruz, hepsi tam mı, kırık vs var mı? Artık oynamadıkları var mı? Kitaplarda da genellikle daha küçük yaş kitapları bir noktada kütüphaneye bağışlanıyor. Onları beraber ayırıp götürüyoruz. Tek tek aktivite öneremedim ama günlük yaşamın içinde birlikte karar vermek diye özetleyebilirim.

Evde sadeleşmeye nereden başlayabiliriz? Okurlarımız için faydalı ipuçları var mı?

Bizim için en az duygusal önem taşıyan eşyalardan başlamalıyız. Bu alanlarda karar vermek çok daha kolay. İlk adımı atacak olsam çantamdan başlardım veya evdeki tezgâh, sehpa, masa gibi yüzeylerden başlardım. Buralarda ilerledikçe kıyafetlere geçerdim. Gardırop dolusu kıyafete sahip olup her sabah ne giyeceğim diye düşünmek, birçoğumuzun yaşadığı bir sorun. Bunu yaşarken bir yandan aslında nelere sahip olduğumuzun da farkında değiliz. Biraz detaylı bakarak, normalde giymediğimiz şeyleri denemeye çalışarak, kendimize neyi neden sevdiğimiz ya da sevmediğimizi sorarak başlayabiliriz.

İçimizdeki alışveriş canavarını nasıl dizginleyebiliriz?

Bir alışveriş günlüğü tutmayı öneriyorum böyle durumlarda. Her alma isteği geldiğinde not almak ve kendine “Biraz önce ne oldu?” diye sormak. Genellikle satın alım dürtüsünün altında başka bir şey oluyor. Açlık, kızgınlık, kırgınlık, can sıkıntısı vs gibi.

Günlük tutunca ve bu duyguları takip edince bir süre sonra asıl sizi neyin tetiklediğini görebiliyorsunuz. O zaman da o duygu durumu için bir şeyler yapmak gerekiyor. 

İleriye yönelik projelerin ya da yapmak istediğin şeyler var mı?

O zaman röportajı benim için çok heyecanlı bir duyuruyla bitirelim. Ön hazırlıklarının bittiği, son kontrollerini yaptığımız minimalizm ve sürdürülebilirlik üzerine kitabım çok yakında okurlarla buluşacak. Çok heyecanlıyım. Çıkar çıkmaz sizinle de paylaşmayı dört gözle bekliyorum.

 

HALE ACUN AYDIN

Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler ve Bahçeşehir Üniversitesi MBA derecesinden sonra on yılı aşkın süre kurumsal firmalarda pazarlama rollerinde yer aldı. Aile işine bu alanda destek olsa da artık temel amacı minimalizm ve sıfır atık konularında farkındalık oluşturmak. Bu amaçla farklı platformlarda çeşitli söyleşiler ve atölyeler yapıyor, okulları ziyaret ediyor. Aydın aynı zamanda #kahvemtermosta isimli bir sosyal sorumluluk hareketi yürütüyor. 

 

Etiketler:

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün