Oyun Rahatsızlığı

Bir bilmecem var: Çocukların Her gün minimum 4-5 saatini dolduran, bırakmak istediğinde bile devam ettiği, başka etkinlikler yerine tercih ettiği, uykusuzluk yapan, aklını sürekli meşgul eden, sorumluluklarını geçiştirmesine ya da hiç yapmamasına sebep olan nedir? Nedir? Nedir? Oyun bağımlılığı, evet!

Aylin GERON Yaşam
3 Ağustos 2022 Çarşamba

2019 yılında Dünya Sağlık Örgütü (WHO) oyun bağımlılığını ruh sağlığı bozukluğu olarak tanımladı. 2022’de de ICD- 11 (Uluslararası Hastalık Sınıflandırması) de hastalıklar listesine ekleneceği söyleniyor.

Aman hemen panik olmayın; bu durum sadece küçük bir azınlık için endişe verici. Çocuklarımız ve gençlerimiz için henüz ‘bozukluk’ olmadan erken belirtilere dikkat etmek farkındalık kazanmak ve önleyici tedbirler alabilmemiz için bu yazı…

Oyun Rahatsızlığı (Gaming Disorder) tanısı için kişinin hayatının önemli alanlarında (sosyal, akademik, mesleki) işlevsel olamayacağı kadar aşırı oynaması gerekiyor. Dersler berbat, ödevler hep eksik ya da hiç yapılmamış, bütün gece ekran karşısında geçmiş, değil yıkanmaya yemek yemeye bile vakit ayıramamış, dışarda olan bitenin farkında olmadığı anı beklemeye gerek yok…

Peki ne oluyor da henüz kendi ayakkabısını bile bağlayamayan küçücük çocuklar müthiş bir koordinasyonla video oyunları oynuyor?

Henüz birkaç aylıkken eline tablet vererek çocuklarımızı oyaladığımız o günleri hatırlıyor musunuz? İşte oyunculuğun temelleri o günlerde atılıyor:

“Bak nasıl da oynamak istediği oyunu buluyor ve açıyor? Yandığında oyunu yeni baştan başlatıyor!” diye hayretle ve belki de gururla izledik dijital yerli çocuklarımızı. Ve paradoks şu ki bu becerilerini sıra dışı gördük çünkü bizler dijital göçmenleriz. Hayatımıza teknolojik aletler gireli çok uzun zaman olmadı. Bu tatlı gururla bu aletlerin sunduğu sayısız oyun müthiş bir kurtarıcıya dönüşüyor. O yemek yerken tablet, ben yerken tablet….

O zamanlar doyuramadığımız masum ihtiyaçlarımıza (ben de arkadaşlarımla biraz sohbet edeyim, azıcık kestireyim, bir şeyler izleyeyim/okuyayım, vb) ilaç olan oyunlar çocuklarımızda eğlenceli zaman geçirmenin ötesine geçiverebiliyor. Halbuki çocuklar bağ kurmak ister. Ebeveynleri müsait değilse oyunlarla ve belki de oyundaki ‘sanal’ arkadaşlarla bağ kurarlar. Kendi güvenli dünyalarını kurarlar hem de zahmetsizce…

Zamanla oyun oynamak geçici bir kaçış yolu oluyor; sorumluluklardan, görevlerden, zorlayıcı sosyal ortamlardan kaçış. İçine girdiği andan itibaren dış dünyanın gereklilikleri askıya alınıyor; çünkü bu alemin başka gereklilikleri var ve ful konsantre bu kaçış alanında var olabiliyorlar.  Başka bir alem dedim ya, burası kendilerine göre sosyalleştikleri bir alem. Kendi ağları var, birbirlerine bağlılar. Bir mekânda buluşur gibi buluşuyorlar ve saatlerce hem konuşuyorlar, strateji geliştiriyorlar, hem de ortak zevkleri olan oyunu oynuyorlar. Kabul ve aidiyet ihtiyaçları karşılanıyor özellikle takım oyunlarında. (Tabii ki dış dünyada olduğu gibi zorbalıklar burada da var.) Her oyun bir challenge… Bir amacı var; her ne kadar sizin için bir değeri olmasa da!

Ayrıca kendi gelişimlerini düzenli olarak takip edebiliyorlar ve oyun içinde kendilerini ‘iyi’ hissediyorlar.

Bu bir kısırdöngü. Girdiğin kadar kolay çıkılmıyor bu alemden… Çünkü oyunlar her an her yerde. Evde, yolda, tatilde… Bir dijital alet ve internet bağlantısı yetiyor ve artık bu ikisi her an hayatımızda.

Oyuncuların ebeveynlerine göre bu çocukların neredeyse hepsi tembel, potansiyelini doğru kullanamıyor, saldırgan ya da agresif tepkiler verebiliyor ve gerçek arkadaşları yok…

Bu yargılayıcı etiketler ve toplum tarafından sürekli eleştirilmeleri gerçeği görmelerini, kabul etmelerini engelliyor.

Kendinizi onların yerine koyun. Size biri sürekli tembel derse, yaşadığınız tüm zorlukları kendinizi ‘iyi’ hissettiğiniz bir etkinliğe bağlarlarsa kabul mü edersiniz isyan mı?

Tespitlerimizi paylaşmak önemli ancak bunu yaparken kelime seçimlerimiz de bir o kadar önemli.

“Potansiyelini değerlendiremiyorsun” diyerek suçlamak yerine ne diyebilirsiniz?

Potansiyelinin ne olduğunu belki o da henüz bilmiyor… Bulması için nasıl destek olabilirsiniz?

“Sabahtan akşama oyun oynuyorsun. İşe yarar bir şeyler yap!” dediğiniz de ne yapmasını istediğinizi ya da önerdiğinizi net olarak ifade etmiş oluyor musunuz?

“Hiç arkadaşın yok! Şu oyundakilere sen arkadaş mı diyorsun?” demek yerine oyunlarda kurdukları arkadaşlıkları kabul ederek yüz yüze de vakit geçirebileceği arkadaşlar edinebilmesi için farklı ortamlara sokmaya, gönüllü işlerde görev aldırmaya ne dersiniz?

Unutmayın ki birini kötü hissettirerek iyi bir sonuç elde edemezsiniz!

Oyun bağımlılığından kurtulmanın yolu öz disiplinden, sağlıklı alışkanlıklardan ve zihin yapısını değiştirmekten geçiyor.

Önce oyunun varsa ona verdiği zararı görmeli, kabul etmeli ve değişime ikna olmalı.

Ebeveyn olarak bu sürece teslim olmak, lafımı dinletemiyorum, başa çıkamıyorum gibi çaresizlik ifade eden sözlerle kendinizi yatıştırmak aslında yolunu bulamadığı için kendini organize edemeyen gençlere yardımcı olmuyor.

Unutmayın, sorun oyun oynamasında değil; oyunun hayatının akışını olumsuz etkilemesinde.

Aradaki çizgiyi fark etmenizi dilerim.

Bitirirken, son günlerde çok popüler olan e-sporcu kategorisine giren ya da girmeyi hayal eden oyunculara da değinmek istiyorum. Onlar bağımlı değil. Aç, uykusuz, darmadağın zihin ve hallerde oyun oynamazlar. Öz disiplinlidirler. Planlı ve programlıdırlar. Aynı bir sporcu gibi pratik rutinleri vardır. Sağlıklı alışkanlıklarına özen gösterirler, uykularını alırlar. Sorumluluklarını yerine getirirler. Çünkü profesyonel oyuncu olmak demek durmaksızın oynamak demek değildir!

 Eğer sizin de çocuğunuz profesyonel oyuncu olma hayalleri kuruyorsa bu gerçekleri onunla paylaşın.

Her iki durumda da desteğinize ihtiyacı var. Şefkatli, kabul veren, bağ kuran halinizle…

DSM-5’te İnternet Oyun Oynama Bozukluğu (Internet Gaming Disorder) için önerilen tanı ölçütleri:

(12 aylık bir süre içinde, önerilen dokuz kriterden beş ya da daha fazla kriterin karşılanması durumunda)

1. İnternet oyunları ile zihinsel uğraş sergileme.

2. İnternette oyun oynamaktan uzaklaştırıldığında yoksunluk belirtileri gösterme.

3. İnternet oyunları ile uğraşmak için gittikçe artan miktarda zaman harcamaya ihtiyaç duyma.

4. İnternet oyunlarına katılmayı kontrol etmede yetersizlik yaşama.

5. Oyun oynamanın miktarı konusunda aile üyelerini, terapistleri kandırma.

6. Oyunlar dışında geçmişteki hobilere ve eğlencelere karşı ilgiyi kaybetme.

7. Psikososyal problemlere karşın oyun oynamaya devam etme.

8. Olumsuz bir duygu durumunu hafifletmek ya da durumdan kaçmak için oyun oynama.

9. İnternet oyunları nedeni ile bir ilişkiyi, işi, eğitimi veya kariyer imkanını tehlikeye atma.

(Kaynak: https://www.guvenliweb.org.tr/dosya/usxdh.pdf)

 

Sayılarla oyun bağımlılığı

- Dünyada 2 milyar insan video oyunları oynuyor ve bu sayının 2024’e kadar 3,3 milyara ulaşacağı öngörülüyor.

- Bu sayının sadece yüzde 3’ü oyun rahatsızlığı tanısı koyulacak boyutta bağımlı.

- 8-18 yaş aralığındaki gençlerin yüzde 8,5 bağımlı.

- Oyun bağımlılarının yaş ortalaması 24.

- 2007 yılından beri oyun bağımlılığı yüzde 4 artmış durumda.

- Pandemide oyun oynamaya harcanan zaman yüzde 39 arttı ve dolayısıyla oyun bağımlılığı oranlarında da artış oldu.

(Kaynak: https://gamequitters.com/video-game-addiction-statistics/)

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün

İLGİLİ HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR