Türkiye´den İsveç´e uzanan bir başarı hikayesi HAYATİ KAFE

İstanbul, 60´lı yılların başı… Henüz yirmilerinde olan caz tutkunu bir delikanlı, vokalist olarak kariyerinde emin adımlarla ilerlerken sadece iki yıl sonra, kadife sesi, tesadüfen bir yabancı tarafından keşfedilerek ülkesi İsveç´e davet edilir. Bu teklife verdiği olumlu yanıt, bütün hayatını ve müzik yolculuğunu değiştirir. O zamandan beri yaşamını İsveç´te sürdüren ve uluslararası caz dünyasında prestijli bir yeri olan 81 yaşındaki değerli sanatçı Hayati Kafe, İKSV tarafından ´İstanbul Caz Festivali Yaşam Boyu Başarı Ödülü´ne layık görüldü. 29 Haziran akşamı, Harbiye Açık Hava Sahnesinde düzenlenen törende, Kafe´ye ödülünü İstanbul Caz Festivali Direktörü Harun İzer sundu.

TUNA SAYLAĞ Sanat
6 Temmuz 2022 Çarşamba

Bu ödülle, Hayati Kafe’nin İstanbul’da başlayan müzik yolculuğu yine aynı şehirde taçlanmış oldu.

 Kariyer basamakları…

1941 yılında İstanbul’da, Ladino konuşan Sefarad bir aileye doğan Hayati Kafe, çocukluğundan beri müzikle iç içeydi. Bir taraftan mandolin ve akordeon, diğer taraftan koro çalışmaları, onun ileriki yaşamının tuğlalarını örer adeta. Saint Michel’den sonra devam ettiği Robert Kolej yıllarında Caddebostan Gazinosundaki şarkı yarışmasında ikinci olur, ilk kuartetini kurar ve piyano çalmaya başlar. O yıllarda, Sara Vaughan’ı keşfeder ve ilk kez Dizzy Gillespie’nin İstanbul’daki konserine gider. Aynı dönemde, İstanbul Radyosunda ve farklı kulüplerde, repertuarında Amerikan pop müziği ile caz parçalarına yer veren programlar sunar. 1960 yılında Nejat Cendeli Orkestrasında vokalist olur. İlk plağı ‘Segretamente’ 1961 yılında gençler arasında patlar ve aynı yıl İsmet Sıral Orkestrasıyla çalışmaya başlar.

Bir gece onları çalıştıkları İstanbul Hilton’da dinleyen otel zinciri sahibi bir İsveçli, kendi mekânlarında müzik yapmaları için teklifte bulunur. Böylece Kafe ve orkestra elemanları kendilerini, ellerinde üç aylık anlaşmalarıyla 1962 Haziran’ında Stockholm’de bulur.

Kafe ve İsmet Sıral Orkestrası İsveç’te aylar boyunca caz severlerden büyük ilgi görür ancak zaman dolmuştur; herkes ülkesine döner ama Kafe İsveç’e yerleşir. İki yıl içerisinde tanınmış bir saksafon ve caz müzisyeni olan Carl-Henrik Norin Orkestrasında vokalist olur. Bu toplulukla beş yıl çalışır.

1968’de çıkardığı teklisi ‘Things’- (Sån´t), İsveç’te Svensktoppen hit listesinde 11 hafta iki numarada kalır. Şarkı, Hayati Kafe’yi İsveç’in en gözde sanatçılarından biri yapar. İsveç medyasında hakkında birçok övgü dolu yazı çıkar, sesi Frank Sinatra’nınkiyle yarıştırılır. Big Band eşliğinde televizyon, radyo ve konserlerde şarkı söyler.

46 yıl vatandan uzakta

Bu arada eğitimine devam etme kararıyla bir meslek yüksek okuluna da yazılır. Niyeti elektronik mühendisi olmaktır. İsveçli bir kadınla ile tanışır ve ilk çocuğu dünyaya gelir. 1971’de Türk Elçiliğinden kendisini askerlik görevini yapmaya çağıran bir celp alır; ya Türkiye’ye dönecek ya da vatandaşlıktan atılacaktır. Aile hayatı, ivme kazanan kariyeri ve benzeri nedenlerle İsveç’te kalmaya karar verir ve kısa bir süre sonra da Türk vatandaşlığından çıkarılır. Çocuğunun annesi Helen ile evlenerek bir süre sonra İsveç vatandaşlığına geçer. Türkiye’ye en son 1967’de gelmiştir. Bir sonraki gelişi ise, 46 yıl sonra, 2013’te olacaktır.

Şöhreti giderek tüm Avrupa’ya yayılır

İlk uzunçaları ‘Ha Det Så Kul’, 1973’te piyasaya çıkar. Bundan sonra yeni bir dönemece girerek, 1974’te Stockholm’de kendi ismini verdiği bir kulüp açar. ‘Hayati’s Café’, restoran, kulüp karışımı bir mekândır,  buranın sayesinde İsveç müzik camiasıyla iyice yakınlaşır, birçok müzisyeni burada ağırlar. Kulüp altı yıl açık kalır. Edindiği çevreye güvenerek Kafe bu kez menajerlik-yapımcılık işine girer. 1983 yılında, İsveç’in en önemli ozanlarından Cornelis Vreeswijk’in yapımcısı olur, ancak sanatçının vefatının ardından bu işlere son verir.

1988 yılından itibaren tekrar özüne dönerek caz söylemeye başlar. 1994 yılında NDR Big Band ve Metropol Orchestra ile ‘The Crooner’ CD’sini kaydeder. Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde konser veren büyük orkestralarla turnelere çıkar, İsveç’te de sürekli olarak sahne almaya başlar. Türkçe, İsveççe, Judeo-Espanyol, İtalyanca, İngilizce şarkılar söyler. Şöhreti giderek büyür. Bu bağlamda 1995’te Berlin’de yapılan Frank Sinatra’nın 80. yaş günü konserine davet edilir ve uzun yıllar İsveç’te sayısız ‘Sinatra’ konseri verir.

2000’li yıllarda ‘For All We Know’, ‘The Copenhagen Session’, ‘För Värmens Skull’ CD’lerine imza atar. Oğlu Adam Nordén’in bestesi olan ‘Alltid undrar / Beck´s Theme’ adlı şarkıyı 2001’de, ‘Sköna Sommardagar’ adlı kompozisyonu 2002’de kaydeder. Aynı yıllarda filmlerde rol alır, TV programları yapar.

Uzun yıllar sonra ilk kez 2013’te, Türkiye’de tekrar sahneye çıkar. 2015’te Uluslararası Caz Günü için Nardis Jazz Club’a davet edilir. 2019’da Ankara Caz Festivali kapsamında SAMM’s Bistro’da Sibel Köse ile düet yapar.

Türkiye caz sahnesini, uzun yıllar Avrupa’da başarıyla temsil eden, Türkçeyi halen mükemmel bir şekilde konuşan 81 yaşındaki Hayati Kafe, aynı coşkuyla caz söylemeye devam ediyor.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün

İLGİLİ HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR