Roma İmparatorluğunun korkulu rüyası

Nesim ŞALOM Perspektif
15 Haziran 2022 Çarşamba

Antik Çağ’ın söz sahibi milletlerinden biri deniz ticaretiyle zenginleşmiş, MÖ 1000 - MÖ 300 yılları arasında varlıkları bilinen Fenikelilerdi. Fenike Devleti şimdiki İsrail, Lübnan ve Suriye'nin sahil kesimi bölgesinde kurulan bir şehirler devleti idi. Fenikelilerin devlet olarak varlığı, MÖ 9. yüzyılda Asur Kralı Nabukadnezar ve Perslere yenildikten sonra MÖ 332'de Büyük İskender tarafından tamamen ortadan kaldırıldı. Aslına Yunan tarihçisi Herodot tarafından bu millet için “Fenike” adı kullanılana kadar Doğu ve Mezopotomya kavimleri tarafından Kenaniler olarak adlandırılırlardı. Yani Tevrat’ta geçen vaat edilmiş Kenaan ülkesinde yaşayan insanlar. (Musa Peygamber, Mısır’dan Yahudileri çıkardıktan sonra öncü casuslar gönderip bu topraklarda yaşayanların neler yaptıklarını öğrenmelerini istediği putperest veya Pagan inançlara sahip kavimlerden biri belki de bunlardı.) Fenikeliler yaptıkları iş gereği, sürekli Akdeniz’e yayılan bir kolonileşme hareketi içerisindeydi. Lübnan bayrağında bulunan meşhur sedir ağaçları, gemilerinin yapımı için kullandıkları nadir bulunan çok kıymetli bir malzemeydi. İnşa ettikleri gemilerle ticaret yaparak gittikleri yerlere maden, kumaş, zeytinyağı, şarap, tuz, tahıl gibi ürünler götürüyorlardı. Zamanla cam eşyalarda da önemli bir yere sahip oldular.

Fenikeliler MÖ 814 yılında, Akdeniz kıyısında bulundukları yerin karşı kıyısında, bugünkü Tunus’ta yeni bir şehir kurdu ve ‘Kart Hadaşt’ adını verdiler. İbranice, Aramca, Arapça gibi Sami dillerinin bir lehçesi olan Fenike dilinde (Pönce) “Kart Hadaşt” yeni şehir demekti. Bu Yeni Şehir kurulduğunda Lübnan’ın Sur Kentine bağlı bir koloniydi. Bu kentin kuruluşunun mitolojik hikayesinde ise, Fenikelilerin Pön inancına göre, kentin kurulmasını isteyen Lübnan’ın Tyre kentinin prensesi Elissa (veya Dido olarak da bilinir) idi. Babası ölünce kardeşi Pygmalion ile birlikte tahta çıkmıştı. Pygmalion, altınlarına göz dikmiş olduğu Elissa’nın kocası rahip Acherbas’ın idam edilmesini emretti. Bu olayın ardından Elissa tahtı bırakarak, küçük bir grup yerleşimciyle birlikte bu kuracağı şehre doğru yelken açtı. Ancak geldiği toprakların yerel sahibi Libyalı Iarbas, ancak bir öküz derisinin kaplayacağı büyüklükte bir alanda yerleşim kurabileceklerini söyledi. Gelen Fenikeliler, bir öküzün derisini ince ince keserek bir ip yaptı ve bu iple çevirdikleri devasa bir toprak parçasında inşaat yapma hakkına sahip oldu. Kraliçe Elissa’nın kurduğu, günümüzde Kartaca olan bu şehirde inşa ettiği ilk yapı, çok Tanrılı Pön inancındaki baş tanrı ve Sidon’un koruyucusu Baal Hamon ile karısı Tanrıça Tanit adına görkemli Tofet Tapınağını inşa etmek oldu. Tanrıça Tanit, yaygın bilinen diğer adıyla ay ve yıldız tanrıçası Astarte’dir. Bu tapınak zamanla tanrılarına adanan kurban törenlerinde vahşet timsali olarak, sunulan çocukların ve hatta bebeklerin kurban edilmesiyle meşhur olmuştu.

Bu kuruluş hikayesinin efsanesinden sonra tekrar tarih kayıtlarına dönecek olursak Kartaca Şehir Devleti, kurulduktan sonra zamanının ticaret kolonilerinin ve deniz ticaretinin en önemli merkezlerinden biri olmuş ve MÖ 650’de bağımsız bir devlet haline gelmişti. Gittikçe güçlenen Kartaca Devleti, Akdeniz’deki diğer devletler için bir tehdit olarak görülmüş ve kendilerine düşman benimsemişlerdi. Bu şehir devletinin yönetim etki alanı MÖ 7. yüzyıldan MÖ 3. yüzyıla kadarki sürede Kuzey Afrika sahillerinin büyük bir kısmını, bu civardaki Berberi Kavimlerini, İber Yarımadasının sahillerinin büyük bir kısmını ve Batı Akdeniz adalarını ihtiva etmekte idi. Bunların en büyükleri ise Sicilya’daki Magna Grekya ve kuzeyindeki Roma Devleti idi. Bu noktada, Kartaca adının tamamlayıcısı olan Hannibal’ı hatırlatmak adına kısaca ondan bahsetmek gerekir:

Hannibal, MÖ 247'de Kartaca'da General Hamilcar Barca'nın oğlu olarak doğdu. Barca soyadı veya lakabı "yıldırım" manasındadır. Kartaca'nın MÖ 241'de 1. Pön Savaşı'nda Romalılara yenilmesinin ardından, Hamilcar küçük yaşta oğlu Hannibal'i İspanya'ya götürdü ve Roma İmparatorluğu'na karşı nefret ve düşmanlık duygularıyla yetiştirdi. 26 yaşında bir ordunun komutanı oldu ve İber Prensesi Imilce ile evlendi. Kurduğu ittifakla birçok İber kabilesine hükmetti. MÖ 219'da Hannibal, Roma kontrolündeki İspanya’nın Saguntum kasabasına saldırarak Roma ile 2. Pön Savaşı'nı başlattı. Bir yıl sonra Hannibal, 100 binden fazla asker ve yaklaşık 40 savaş filiyle Pireneler üzerinden Galya'ya kadar ilerledi. Rhone Nehrinde Romalı General Publius Cornelius Scipio ile karşılaştı ve onu geçerek Alpler'e yaklaştı. Üç yıl boyunca Hannibal'in ordusu, burada girdiği savaşlarda Roma ordusuna ağır kayıplar verdirdi ve başkentin yakınına kadar geldi. Ancak Alplerin sert koşulları ve gerilla saldırıları sebebiyle savaş fillerinin bir kısmını kaybetti, ordusu 26 bin asker ve süvariye kadar düştü. Hannibal’in filleri, günümüzün ağır mekanize birlikleri gibi düşünülebilir. Bu esnada Roma, karşı saldırılarla, Kartaca’nın kasaba ve köylerine baskınlar düzenleyerek İberya ve Kuzey Afrika'ya kuvvet gönderdi. Bu saldırılara karşı ülkesini savunmak için Hannibal MÖ 203'te geri döndü. Bir yıl sonra Hannibal, Kartaca'ya 120 kilometre uzaklıktaki Zama yakınlarında tekrar Scipio'nun kuvvetleriyle karşılaştı. Bu kez, müttefikleri Numidyalıların yardımıyla Kartacalıları kuşatan Romalılar sadece 1.500 askerlerini kaybederek Kartacalılar’a 20 binde fazla kayıp verdirdiler ve savaşı sona erdirecek bir anlaşma yaptılar. Buna göre Kartaca'nın sadece Kuzey Afrika'daki varlığına izin verildi ve denizaşırı topraklarını kaybetti. Ancak Hannibal’in general rütbesi muhafaza edilerek, Roma’nın müttefiki Bergama şehrine sürüldü ve sivil sulh hakimliği görevi verildi. MÖ 195'de bu görevden alındıktan sonra Pergamon ile savaştı ve yenilerek Bitinya'ya kaçtı. Hannibal, teslim olmak yerine, MÖ. 183’te, Libyssa'da zehir içerek intihar etti. Bitinya günümüzde İzmit ve Gemlik Körfezlerinden Sakarya’ya kadar olan bölge, Libyssa şehri Gebze’dir. TÜBİTAK Yerleşkesinde, Atatürk’ün isteğiyle, Hannibal adına dikilmiş bir anıt mezar ve yazıt bulunmakta.

MÖ 146'da Hannibal’in izlerini silmek adına, III. Pön Savaşı'nda Romalılar tüm Kartaca’yı yakıp yıktı, şehrin toprağına tuz dökerek kıraç ve ürün vermez hale getirdiler.

Bu anlatımın sonunda akıllara düşebilecek bir soru: İspanya ve Endülüs’teki, Roma’nın dağılmasından sonra gelişen ileri düzeydeki İslam ve Yahudi Medeniyetinde Kartacalı Mağribîlerin göçleri ve bu topraklara yerleşmelerinin etkin rolü olmuştu. Dünyaca meşhur ve toplumumuzda da çok sevilen Yahudi sanatçı Enrico Macias, Cezayir yani Mağribi kökenlidir. Bu durumda acaba Enrico Macias’ın atalarının da Kartacalı Hannibal ile bir akrabalığı olabilir mi?!..

Kartaca Limanı ve kenti, o dönemlerde ve günümüzde…

 

Kartaca antik kentinin harabeleri arasında Antoninus Hamamı ve Bryas Pönik Sarayı

 

Günümüze kadar ulaşabilmiş, İbranicenin eski bir versiyonu olan Kartaca dilinde yazılmış taş levha. (Bardo Müzesi)

 

Hannibal Barca’nın Cannae Savaşı’nda, Sezar’ın askerlerine karşı zaferini betimleyen, Paris Louvre Müzesindeki heykeli.

Kartaca’nın sonunu hazırlayan III. Pön Savaşında Romalı Komutan Scipio’nun Numidyalılarla karşılaşmasını betimleyen İtalyan Ressam Giovanni Bellini’nin 1506’da yaptığı, Washington Ulusal Sanat Galerisinde bulunan tablosu: “An Episode from the Life of Publius Cornelius Scipio”.

Gebze’de TÜBİTAK Kampüsünde bulunan Hannibal’in Anıt Mezarı ve yazıtı.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün

İLGİLİ HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR