Ağa Takılanlar

•Hepimizin Kulüp dizisinin ikinci sezonuyla tekrardan yüzleştiği 6-7 Eylül Olayları´nda kentteki Rumların Valilik kararıyla bir otelde emniyete alınması dışında herhangi bir olay yaşamamış Bursa. Belki de Bursa Yahudilerinin uzun yıllar daha burayı vatan bilmelerinin arkasında göçü tetikleyecek bir nefretin oluşmaması yatıyor olabilir. Ancak, 2003´teki El-Kaide saldırılarından beri Bursa Mayor Sinagogu polislerce korunuyor. Bursa Yahudi Cemaati, Cumartesi sabahı ayinlerini yapıp topluca yiyip içtikten sonra pek ortalıkta gözükmeden ayrılıyorlar Sinagog´dan. Çeşitli güvenlik sebeplerini öne sürüp reddettiler mülâkatı. Olsun bazen insanlar aynı şeyleri konuşmaktan yorulur. AGÂH ENES YASA – www.yarininkulturu.org

İzak BARON Diğer
1 Haziran 2022 Çarşamba

Bu Haftanın “Takılanlar”ı

  • JERUSALEM POST’TA ÇIKAN YAZISINDA, ENİA KRİVİNE, AK PARTİ’NİN 2023’TE YAPILACAK SEÇİMİ KAZANABİLMESİ İÇİN EKONOMİK SIKINTILARIN ÜSTESİNDEN GELMESİ GEREKTİĞİNİ, BUNUN YOLUNUN DA İSRAİL’DEN GEÇTİĞİNİ ANLATIYOR. ONA GÖRE ÇAVUŞOĞLU ZİYARETİNİN AMACI BU

İsrail medyası, Çavuşoğlu ziyaretinden sonra, Türkiye’nin, bir süredir kendilerine zorluk çıkarıldığı bilinen Hamas ve Müslüman Kardeşler liderlerinin ülkemizdeki varlıklarının sonlandırılmasının beklendiğini açıkça yazıyor.

Türkiye’nin İsrail ile 1949 yılında kurulmuş ikili ilişkileri ilk kez 15 yıl önce bozulmuş değil. Daha öncesi de var.

12 Eylül (1980) darbesi sonrasında kurulan ilk hükümette askerler tarafından dışişleri bakanı olarak atanan İlter Türkmen’in ilk aldığı kararlardan biri, İsrail’de ülkemizi temsili ikinci katip düzeyine indirmek olmuştu.

Büyükelçi sıfatı bulunan Ekrem Güvendiren’in Turgut Özal’ın başbakanlığı döneminde başkatip olarak görevlendirilmesiyle ülkemizin İsrail’deki temsil düzeyi yükseltilecek, daha sonra Güvendiren’in unvanı da büyükelçi olarak tescil edilecekti (1986). 

İsrail’in Ankara’ya gönderdiği son büyükelçi Eitan Na’eh‘in ülkemizden ayrılışı bayağı hadiseli olmuştu. [Na’eh şimdi Bahreyn’de büyükelçi.]

İsrail cumhurbaşkanı Isaac Herzog davet üzerine geçenlerde ülkemizi ziyaret etmişti; gazetelerine göre, İsrail tarafı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ı da bekliyor.

Mevlüt Çavuşoğlu ziyaretine yeni bir dönemin başlangıcı olabileceği gözüyle bakılıyor. Jerusalem Post’ta çıkan yazısında, Enia Krivine, AK Parti’nin 2023’te yapılacak seçimi kazanabilmesi için ekonomik sıkıntıların üstesinden gelmesi gerektiğini, bunun yolunun da İsrail’den geçtiğini anlatıyor. Ona göre Çavuşoğlu ziyaretinin amacı bu.

Fehmi Koru

Tamamı: https://ocakmedya.com/mevlut-cavusoglu-israildeydi-o-vesileyle-eskiye-yolculuk-yaptim/

  • KOŞULLAR, ZORLU VE KARMAŞIK OLSA DA İSRAİL İLE TÜRKİYE ARASINDA YENİ BİR SÜRECİN BAŞLAMASI MÜMKÜN… HER İKİ TARAFIN SİYASİ GERÇEKLİKLERİNE VE TAKVİMLERİNE UYARLANMIŞ BİR YOL HARİTASININ ÇIKARTILMASI İÇİN ÖNCELİKLE GÜVENİN TESİS EDİLMESİ GEREKİYOR. AMA İSRAİL-FİLİSTİN MESELESİ ÇÖZÜLMEDİKÇE HER ZAMAN YENİ GERGİNLİKLERİN OLUŞMASI DA MÜMKÜN

2008’deki "one minute” krizinden sonra Türkiye ile İsrail ilişkilerinin sık sık kopma noktasına gelmesi Akdeniz’de büyük bir siyasi boşluk yaratmıştı. İki taraf da öngörülenden çok daha fazla zarar gördü. Bölgedeki diğer aktörler, Türkiye'yi bölgesel oyunun dışında bırakmak için bu durumdan yararlandı.

İsrail bugüne kadar Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır’la bağları geliştirmek için büyük ölçüde başarılı olan, yoğun bir diplomasi sürdürdü. Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile Doğu Akdeniz'den çıkarılacak doğalgazın Avrupa'ya taşınması için East Medd projesini geliştirdi. Bu ülkelere ilaveten Mısır, İtalya ve Ürdün, Filistin Yönetimi’nin de dahil olduğu Doğu Akdeniz Gaz Forumu’nu kurdu.

ABD’nin bu yıl başında East Med’den desteğini çekmesi dengeleri değiştirdi. İsrail, Mısır, Yunanistan ve GKRY pahasına olmasa da Türkiye ile ilişkilerini ilerletmek istiyor.

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, geçtiğimiz mart ayında Türkiye’yi ziyaret etmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun "daha önce başlatılmış olan enerji konusundaki işbirliğini yeniden hayata geçirmek için bir fırsat” olabileceğini belirtmişti.

Aslında konunun uzun bir geçmişi var. Türkiye ve İsrail arasında doğalgaz boru hattı kurulmasına dair görüşmelerin başlangıcı 1990’lı yıllara kadar gidiyor ve 2008’e kadar devam ediyor. O tarihte kesilen işbirliği arayışları şimdi yeniden gündemde. İsrail ile enerji işbirliği hem diplomatik hem ekonomik açıdan önem taşıyor. Türkiye uzun süredir dışarda tutulduğu Doğu Akdeniz’deki denkleme itibarına yakışır bir konumda entegre olmak istiyor.

Koşullar, zorlu ve karmaşık olsa da İsrail ile Türkiye arasında yeni bir sürecin başlaması mümkün… Her iki tarafın siyasi gerçekliklerine ve takvimlerine uyarlanmış bir yol haritasının çıkartılması için öncelikle güvenin tesis edilmesi gerekiyor. Ama İsrail-Filistin meselesi çözülmedikçe her zaman yeni gerginliklerin oluşması da mümkün…

İsrail'den Türkiye'ye doğalgaz ihracatını mümkün kılacak politik koşullar beklenirken, şimdiden atılabilecek pratik adımlar var: Taşınacak doğalgazın miktarı, güzergâhı, nasıl iletileceği, fiyatı gibi pratik konular konuşulmaya başlanabilir. İsrail, Türkiye ve Avrupa enerji çalışma grubu kurulabilir… Böyle bir mekanizma ile Türkiye'nin Avrupa enerji gündemindeki rolü daha da güçlenecektir.

Çetiner Çetin

Tamamı: https://www.haberturk.com/yazarlar/cetiner-cetin/3448112-israil-ile-enerji-acilimi

  • İSRAİL’İN İŞGAL SİYASETİ TÜRKİYE’NİN İYİ YA DA KÖTÜ POZİSYONDA OLMASINDAN ETKİLENMEZ. HELE Kİ ABRAHAM ANLAŞMALARI İLE ARAP SOKAĞINDA BUZLARI KIRMIŞKEN, İRAN’I KENDİ TECRİDİNİ YARACAK BİR TEHDİT OLARAK KULLANMAYI BAŞARIRKEN, ULUSLARARASI TOPLUMDA APARTHEİD REJİMİNİ ZORA SOKACAK HERHANGİ BİR BASKI GÖRÜLMEZKEN İSRAİL’İN İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜMÜ TÜRKİYE İLE İLİŞKİLERİN HATIRINA GÜNDEMİNE ALMASI NAİF BİR BEKLENTİ

“Erdoğan yönetimi İsrail’le olabildikçe iyi ilişkiler amaçlarken Filistin davasının sözcülüğü gibi özellikle Müslüman kesimler üzerinde yakaladığı etkiyi yitirmek istemiyor. O yüzden İsrail’le normalleşiriz ama Filistin davasından da vazgeçmeyiz demeye çalışıyorlar. Bu ikili durum yeni değil; Filistin davası için İsrail’e çok ağır sözler söylerken de AKP yönetimi Yahudi devleti ile olan ticari ilişkilerini en üst düzeyde sürdürdü. Şimdi ABD’de Yahudi lobisinin yardımına ihtiyaç duyuyorlar. Beri tarafta Doğu Akdeniz’de Mavi Vatan metaforu ve kas gücü işe yaramadı ve enerji dengesini İsrail ve Mısır’la birlikte yeniden kurmayı umuyorlar. Muhatapları bu mecburiyetin farkında ve taviz koparmadan karşı adım atmaya gönüllü değiller. Filistinliler de Erdoğan’ın tavırlarındaki zikzakların altında yatan bu çıkar dengesinin farkında. One Minute, Mavi Marmara, Gazze’ye operasyonlar sırasında köpürtülen dalga da Filistinliler arasında bir yanılsama yaratmadı. Filistinliler Erdoğan’ın politikalarını çok iyi çözmüş durumdalar. Ankara, Türkiye-İsrail ilişkilerinin rayına oturmasının iki devletli çözüm hedefine hizmet edeceği savını satıyor. İsrail’in işgal siyaseti Türkiye’nin iyi ya da kötü pozisyonda olmasından etkilenmez. Hele ki Abraham Anlaşmaları ile Arap sokağında buzları kırmışken, İran’ı kendi tecridini yaracak bir tehdit olarak kullanmayı başarırken, uluslararası toplumda apartheid rejimini zora sokacak herhangi bir baskı görülmezken İsrail’in iki devletli çözümü Türkiye ile ilişkilerin hatırına gündemine alması naif bir beklenti. Filistinliler de bunu bilir. Bu ilişkiden beklenti Filistin’de ani tırmanışları dizginleyecek bir etkinin devşirilmesidir. Katar ve Türkiye Hamas’ı dizginlerse İsrail için memnun edici bir sonuç olur bu.”

Fehim Taştekin (Erdi Tütmez Röportajı)

Tamamı: https://www.evrensel.net/haber/462491/fehim-tastekin-muhataplar-mecburiyetin-farkinda-ve-taviz-koparmadan-adima-gonullu-degil

  • TÜRKİYE VE İSRAİL ARASINDAKİ İLİŞKİLER KONJONKTÜRE BAĞIMLI OLDUĞU İÇİN DE BUGÜNE KADAR BÜYÜK KRİZLERE RAĞMEN, HEP YÖNETİLEBİLİR BİR SEVİYEDE TUTULUYOR. ÇAVUŞOĞLU'NUN GEZİSİ BU AÇIDAN BAŞARILI GEÇMİŞE BENZİYOR. HEM FİLİSTİN'DEKİ TOPLANTI HEM DE İSRAİL'DEKİ GÖRÜŞMELER, CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'IN OLASI ZİYARETLERİNE BİR ÖN HAZIRLIK GİBİ GÖRÜLEBİLİR

Türkiye ve İsrail arasındaki ilişkiler 70 yılı aşkın bir tarihsel derinliğe sahip. İlişkilerde istikrarsızlıklar ve iniş-çıkışlar temel desen. Bu sebeple ilişkileri şekillendiren esas yapının konjonktür olduğu rahatlıkla söylenebilir.

Bölgesel ve küresel konjonktürün yarattığı fırsatlar veya açmazlar aktörleri ya yaklaştırıyor ya da uzaklaştırıyor.

Türkiye ve İsrail arasındaki ilişkiler konjonktüre bağımlı olduğu için de bugüne kadar büyük krizlere rağmen, hep yönetilebilir bir seviyede tutuluyor.

Çavuşoğlu'nun gezisi bu açıdan başarılı geçmişe benziyor. Hem Filistin'deki toplantı hem de İsrail'deki görüşmeler, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın olası ziyaretlerine bir ön hazırlık gibi görülebilir.

Türkiye ise seçim maratonuna girerken iktidar dış politik angajmanlarını revize etmek istiyor. Birçok yönden yeni açılımlarla iç politikada kaldıraç yaratma hedefi görülüyor. Ekonominin daralması ve pozitif gündem yaratma arzusu başat nedenler olarak gösterilebilir. Bu sebeple Erdoğan'ın seçim öncesi Filistin ve İsrail ziyaretleri olacağını söyleyebiliriz. Bu gezinin Filistin ve Mescid-i Aksa durakları seçmen tabanında konsolidasyon sağlamaya dönük bir işlev görebilir.

Çavuşoğlu'nun İsrailli muhatabı Yair Lapid ile görüşmesi ise olumlu bir havada geçti.

Lapid'in geçen hafta gündemi epeyce yoğundu. Meretz Partisi milletvekili Ghaida Rinawie Zoabi'nin hükümetten desteğini geri çekeceğini açıklaması, Lapid'in devreye girmesiyle sonuçlandı. İkna çabaları netice verdi ve kriz aşıldı.

Lapid iç siyasi krizlerle uğraştığı bir dönemin ardından Çavuşoğlu ile buluşmasında oldukça rahat ve açık tavırları benim dikkatimi çekti. Anladığım kadarıyla taraflar arasında genel olarak anlaşmazlıkların nasıl ele alınacağına dair mutabakat oluşmuş. İsrail ve Türkiye arasındaki ilişkiler bu dönemde aşılanmış bir halde ilerliyor. Bölgesel jeopolitiğe yeniden formasyon kazandıran Arap Baharı sonrası süreç ise bu sefer bölge ülkelerinin konumlarını gözden geçirmelerine yol açtı.

İki önemli etken belirginleşiyor bu anlamda: Küresel güçlerin (ABD, Rusya ve Çin) bölgedeki belirleyici olmayan etkileri ve Körfez'in petrol sonrası döneme intibak yönünde ulusal ekonomilerin çeşitlendirilmesine yönelik teknik/toplumsal dönüşüm. Türkiye bugünlerde ekonomik durgunluk, göçmen/sığınmacı meselesi ve ulusal mutabakatın temel bileşenlerinin ne olacağı ile meşgul.

Dr Gökhan Çınkara

Tamamı: https://www.independentturkish.com/node/514916/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/mevl%C3%BCt-%C3%A7avu%C5%9Fo%C4%9Flunun-i%CC%87srail-gezisinin-d%C3%BC%C5%9F%C3%BCnd%C3%BCrd%C3%BCkleri

  • GÜNÜMÜZDE İSRAİL SAĞININ BİR TEMSİLCİSİ OLARAK BENNETT, KİTLESİNİ KONSOLİDE EDEBİLMEK ADINA, YİNE SAĞ SİYASETİN ÖNEMLİ TEMSİLCİSİLERİNDEN NETANYAHU'NUN GÜÇLÜ MUHALEFETİ KARŞISINDA GÜVENLİKÇİ POLİTİKA VE UYGULAMALARI KÖRÜKLEMEKTE BEİS GÖRMEYECEKTİR

Bennett'in başbakan olmadan evvel Filistin sorunu ve Batı Şeria'daki İsrail işgali hakkında kamuoyuna sunduğu öneriler, nitelikleri itibariyle oldukça yenilikçi maddeler içeriyordu. Lakin insan hakları ve uluslararası hukuk gibi kaygılardan azade, daha ziyade stratejik/güvenlikçi bir perspektifle ele alınmış oldukça soğuk fikirler söz konusuydu. Bahsi geçen önerilerine referansla dahi Bennett'i radikal bir sağ figür olarak konumlandırmak garipsenemez. Lakin yine aynı Bennett, pragmatizmin de zirvesine çıkarak, başbakanlık koltuğuna bir şekilde oturma ihtiraslarına istinaden koalisyonda Araplara yer vermiş ve bu "açılımdan" medet umar bir siyasi güzergah takip etmeye başlamıştı. Günümüzde yaslandığı temel değerlerle çelişki yaşaması ve dolayısıyla kurduğu koalisyon hükümetinin sallantıda olmasının altında yatan temel gerekçe bu paradokstur.

Söz konusu güvenlikçi yarış, sağ siyasetin bel kemiği olması hasebiyle güvenlik politikalarının uygulama ve sonuçları üzerinden yine siyaset sahasında atışmalara sebep oluyor. Bu bağlamda Bennett'in de yine Netanyahu'yu aynı kulvardan hedef aldığı görülebiliyor. Netanyahu'nun uzun başbakanlık dönemlerinde gerçekleşen saldırıların ve kayıpların bilançosunu paylaşan Bennett, hükümetine yönelen muhalif salvoları aynı noktadan cevaplamaya çalışıyor. Fakat Bennett'in siyasetten önceki kariyerinin, Netanyahu'yla kıyaslandığında görece bir dezavantaj oluşturduğunu belirtmek gerekiyor. Üzerine kitaplar yazılan, İsrail ekonomisinin de taşıyıcı güçlerinden biri olarak start-uplar, Bennett'in de bir dönem patronluğunu yaptığı bir şirket tipini ifade ediyor. Söz konusu kariyeri de muhtemelen Netanyahu karşısında yumuşak karnını oluşturuyor.

Günümüzde İsrail sağının bir temsilcisi olarak Bennett, kitlesini konsolide edebilmek adına, yine sağ siyasetin önemli temsilcisilerinden Netanyahu'nun güçlü muhalefeti karşısında güvenlikçi politika ve uygulamaları körüklemekte beis görmeyecektir. Fakat bu minvalde yaşanacak gelişmeler, koalisyonda rahatsızlıklar doğuracak ve hükümette muhtemelen bir kopuşa doğru yol alınmasına sebep olacaktır. İsrail siyasetinin yapısal kırılganlıklarının başında gelen çok partili zayıf koalisyonlar, bir "erken seçimler siyasetini" de kalıcı kılıyor. Koalisyon hükümetinin kurulduğu bir senelik süre zarfı ise Bennett'in başbakanlık ihtiraslarını tatmin etmişe benzemiyor.

Dr Ceyhun Çiçekçi

Tamamı: https://www.aa.com.tr/tr/analiz/israil-sagi-ve-guvenlik-soylemi-rekabeti/2598112

  • “YAKINLAŞMANIN İKİ KİRPİ SEVİŞİYORMUŞ GİBİ DİKKATLİ ŞEKİLDE YÜRÜTÜLECEĞİ!..”

Dünkü Le Monde’da “İsrail ile Türkiye arasında yakınlaşmanın küçük adımlarla” sürdüğü yorumu yapıldı.

İki tarafın da “ihtiyatlı” yaklaşımına işaret edildi.

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun 24-25 Mayıs’ta gerçekleşen İsrail gezisinin analizinde ilginç bir benzetme yapıldı:

“Yakınlaşmanın iki kirpi sevişiyormuş gibi dikkatli şekilde yürütüleceği!..”

Bu söylem mart ayında İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’un Türkiye’ye ziyaretinden önce Le Monde bir hükümet mensubu tarafından fısıldanmış.

Le Monde Türkiye’nin Gazze, İsrail’in de Hamas nedeniyle birbirlerine ölçülü ve ihtiyatlı oldukları yorumunu yapıyor.

Güneri Cıvaoğlu

https://www.milliyet.com.tr/yazarlar/guneri-civaoglu/ufuk-turu-6762592

  • ORAYA HOLOKOST’U ANMAYA GİDİYORSUNUZ, 6 MİLYON YAHUDİ’YLE BERABER, BİRÇOK FARKLI ETNİK KÖKENDEN VE FARKLI GÖRÜŞTEN KİŞİYİ DE SAYARSAK YAKLAŞIK 10 MİLYON KİŞİNİN ÖLDÜRÜLDÜĞÜ BİR İNSANLIKTAN SUÇUNDAN BAHSEDİYORSUNUZ, BU ARADA DA İSLAM DÜŞMANLIĞINDAN BAHSETMENİN ANLAMI NEDİR?

Bilindiği gibi, Çavuşoğlu İsrail seyahati esnasında Holokost müzesini (Yad Vashem) de ziyaret etti ve soykırımda hayatını kaybeden Yahudiler için bir çelenk bıraktı. Burada yaptığı konuşmada antisemitizmle mücadeleden bahsetti. Bu noktada AKP maalesef inandırıcılığını yitirmiş durumda. Çünkü yıllardır AKP’de öne çıkmış siyasilerin, AKP medyasının güçlü isimlerinin vazgeçemedikleri bir tutum antisemitizm. Bunu o kadar içselleştirmişler ki söyledikleri sözün aslında bir suç olduğunun dahi farkına varmayanları var. Bu sebeple orada gidip bu açıklamayı yapmanın çok inandırıcı olmadığını söylemem gerekiyor.

Bunun yanı sıra, hazır Yahudi düşmanlığı demişken araya da İslamofobi’yi sıkıştırayım mantığını da anlamak mümkün değil. Oraya Holokost’u anmaya gidiyorsunuz, 6 milyon Yahudi’yle beraber, birçok farklı etnik kökenden ve farklı görüşten kişiyi de sayarsak yaklaşık 10 milyon kişinin öldürüldüğü bir insanlıktan suçundan bahsediyorsunuz, bu arada da İslam düşmanlığından bahsetmenin anlamı nedir? Konu bu mu? İslam düşmanlığı konusu apayrı bir kavram; ne tarihi, ne dinamikleri, ne sebepleri antisemitizmle benzeşiyor. Mesele bir grubun dininden dolayı ayrıma uğramasıysa, o zaman Budistleri de konu edelim sırası gelmişken. Sizin Müslüman olmanızın konuyla bir ilgisi yok yani. Demek istediğimi şöyle bir örnekle açıklayayım. Bir İsrailli yetkilinin Srebrenitsa’da Boşnaklara yapılan soykırım anmasına gidip “Antisemitizmle de mücadele edelim” açıklaması yapması gibi bir şey bu. Çünkü o esnada anılan ve odaklanılan konu başka.

L.Deniz Ertuğ

Tamamı: https://www.politikyol.com/cavusoglunun-tarihi-ziyareti/

 

Takılan tweetler

Türkiye-İsrail arasındaki ekonomik ilişkilerde, siyasi krizlerin en derin olduğu dönemlerde bile büyük sorunlar yaşanmazken son görüşmede İsrailli makamların ekonomiye vurgu yapmaları, iç politikada zor durumda olan koalisyonun Netanyahu klanından çekincesi ile yorumluyorum.

Lapid’in kendi başbakanlık dönemine ilişkin bir Türkiye stratejisi var mı? Ya da kırılgan siyasi yapı Lapid başbakanlığına müsade edecek mi? Öte yandan, büyükelçilerin atanması belki müspet bir gösterge olabilir en azından ilişki istikrarı açısından. Zira sivil havacılık gibi bir konuda zaten ekonomik ilişkileri her dönemde güçlü olan iki devletin çok da altını çizmeyeceği bir meseledir. El Al’ın hali hazırda pandemi döneminde kargo taşımacılığına başladığına da ifade etmek gerekmekte.

İşler “o bana mecbur” pozisyonuna evrilirse hali hazırdaki kırılgan hükümet yapısı normalleşme sürecinin tam ortasında dağılabilir. Ve yeni gelecek olası hükümet müzakerelerden çok uzak bir tablo çizebilir.

https://twitter.com/SHanYeniacun/status/1529397069785579520

  • karga kafası@karga_kafasi

Bir çizim yapmıştım SalonDöMohabet’e. Madam Ceni’li bir çizim. Gerçi o çizimde @Rivokhay adamın burnunu büyük yaptım diye gizli antisemit olduğumu söylemişti 😂 Oysa fotoğraftan çalışmıştım ortada pek Yahudi kalmadı diye.

 

https://twitter.com/karga_kafasi/status/1529104098158583810

  • תמי@tttt_tmmi

TEL AVIV' DE TURK DONERCI

 

https://twitter.com/tttt_tmmi/status/1530537406356676609

#türkmutfağıhaftası kapsamında düzenlediğimiz Türk Yemekleri Festivalimize 2000'in üzerinde katılımcı iştirak etti.

 

https://twitter.com/TelAvivBE/status/1530584473338843142

Filistin’e duygusal açıdan yaklaşan ve Filistin’i kendine yakın hisseden kardeşlerime sesleniyorum…

Son dönemdeki Türk-İsrail yakınlaşması, sizleri incitmesin; olayı, bir de uluslararası ilişkiler zemininde değerlendirmeniz ve okumalarınızı bu yönde ilerletmeniz faydanızadır.

https://twitter.com/remzzicetin/status/1529214586309824518

"Şahsuvar Sokak Sinağonu" - Hangi sinagog?

 

https://twitter.com/mchitrik/status/1528823539838615553 

Yarın aşırı sağcı Yunan siyasetçi Konstantinos Plevris'in duruşması var. Plevris'e Hitler'i öven, Holokost'u inkar eden antisemit 3 kitabı için dava açılmış. Türkiye'de bu tip kitaplar maalesef çok satanlar reyonunda arzı endam ediyor. Bir liste yapsak destan çıkar.

 

https://twitter.com/DritaEsadi2/status/1529856561383886848

İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın en üst düzey bürokratı olan Ushpiz Türkçe tweet atıyor.

Ben şunu anlıyorum iki taraf genel meseleler üzerinde anlaşmış.

Çavuşoğlu ve Lapid epey büyük ve kritik açıklamalar yaptılar.

Bu sefer İsrailliler epey gündem yaptılar bu geziyi:

 

https://twitter.com/gcinkara/status/1529530420697735170

 

Ağa Takılanlar Öneriyor”

  • İSRAİL'DEKİ DİNDAR YAHUDİLERE SORDUK: NEDEN İNTERNET, AKILLI TELEFON VE TELEVİZYON KULLANMAYA KARŞISINIZ? - TURGUT ALP BOYRAZ

 

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/israildeki-dindar-yahudilere-sorduk-neden-internet-akilli-telefon-ve-televizyon-kullanmaya-karsisiniz/2599722

  • 15 YILIN ARDINDAN İSRAİL’E İLK ZİYARET NELER GETİRECEK? - GÜLSEN SOLAKER

https://www.dw.com/tr/15-y%C4%B1l%C4%B1n-ard%C4%B1ndan-i%CC%87sraile-ilk-ziyaret-neler-getirecek/a-61908466

  • DAVOS'TA 'ONE MİNUTE'TEN BU YANA TÜRKİYE-İSRAİL İLİŞKİLERİNDE NELER YAŞANDI? – SERTAÇ AKTAN

https://tr.euronews.com/2022/05/25/davos-ta-one-minute-ten-bu-yana-turkiye-israil-iliskilerinde-neler-yasand 

  • “İSRAİL YÖNETİMİ, ANKARA’NIN SAMİMİYETİNDEN EMİN OLMADAN İKİLİ İLİŞKİLERDE STRATEJİK ADIMLAR ATMAYACAKTIR” – DR. SELİN NASİ İLE SÖYLEŞİ – IŞIN ELİÇİN

https://medyascope.tv/2022/05/24/israil-yonetimi-ankaranin-samimiyetinden-emin-olmadan-ikili-iliskilerde-stratejik-adimlar-atmayacaktir-dr-selin-nasi-ile-soylesi/

  • DÖRDÜNCÜ BOYUT… SOLİ ÖZEL: TÜRKİYE-İSRAİL BORU HATTININ İNŞASI EN AZ 2 YIL SÜRER

https://www.gazeteduvar.com.tr/dorduncu-boyut-soli-ozel-turkiye-israil-boru-hattinin-insasi-en-az-2-yil-surer-video-1566462

  • İSRAİL'İN TÜRKİYE SİYASETİNİ BELİRLEYEN ANA ETMEN NEDİR? HALK TV 29.05.22 - HAY EYTAN COHEN YANAROCAK

https://www.youtube.com/watch?v=DrKKeq1QC04

  • ODATV İSRAİL'DEKİ TOPLANTIYI İZLEDİ... MEVLÜT BEY'E BUNU SÖYLEYİNCE ŞAŞIRDI – RAFAEL SADİ

https://odatv4.com/siyaset/odatv-israil-deki-toplantiyi-izledi-mevlut-bey-e-bunu-soyleyince-sasirdi-239695

  • TAHRAN’DAKİ SUİKAST İSRAİL’İN TAKTİK DEĞİŞİKLİĞİNİ VURGULUYOR – BEN CASPİT

İsrail’in strateji değiştirmesi ve artan bir cüretle hareket etmesi, İran ile küresel güçler arasında görüşmeler sürerken İran’ın nükleer programına karşı tüm faaliyetlerini durduracağına dair ABD’nin baskısıyla taahhüt vermesi ile ilgili olabilir. Bir yandan, Bennett ve Savunma Bakanı Benny Gantz gibi İsrailli yöneticiler, İran’ın nükleer programını kısıtlayan bir anlaşma sağlansa dahi bunun İsrail için bağlayıcı olmayacağını söylemeye devam ediyorlar. Öte yandan, İsrail’in hâlihazırda İran’ın nükleer programını değil, terör faaliyetlerini, Suriye’deki varlığını ve füze dönüştürme projesini engellemeye odaklandığını gösteren artan sayıda işaret var.

https://www.al-monitor.com/tr/originals/2022/05/irgc-colonels-assassination-highlights-israels-shift-tactics-against-iran

  • TÜRKÇE KONUŞMAYAN CEZASINI ÖDER - RAİF KAPLANOĞLU

“Museviler çoğunlukla İspanyolca konuşmakta. Bunlar, yüzyıllardan beri Türkiye’de yaşamalarına karşın Türkçeyi öğrenme ihtiyacını duymamışlar. Ticaretle uğraşan Museviler Türkçeyi bir dereceye kadar öğrenmesine karşın hiç Türkçe bilmeyenler dahi var.”

Bursa’da Türkçe konuşmayanlara kesilen cezaları incelediğimizde karşımıza cezalandırılanların sadece Arnavutlar ile Museviler olduğu gibi şaşırtıcı bir durum çıkar. Çünkü bu tarihte şehir merkezinde yaşayanlar içinde ana dili Türkçe olmayanlar sadece Museviler ve Arnavutlardır.

Elimizdeki belgelerde kesilen cezaların tamamı 1925 yılına ait olup 30-40 kadar ceza belgesinin belirlendiğini belirtelim. Genellikle kahvehanelerde yapılan konuşmalar için ceza kesildiği dikkat çekmektedir. Bir bölümü de Uzunçarşı ve Koza Hanı gibi çarşı ve dükkânlarda yapılan konuşmalar nedeniyle Musevi yurttaşlara kesilmişti (KA. Beld, F/74, 1244).

Bir olayda gazinoda Musevice konuşanlara (KA. Beld, E/73, 1814), bir diğerinde de Koza Hanı’na koza satmaya gelen Musevi kadınlarıyla Musevice konuşan Bursa’nın önde gelen fabrikatörlerinden David Kohen’e ceza verildiğini görüyoruz.

Tabii kadınlar da cezalandırılmaktan kurtulamamışlardı. Cezalı hanımlar içinde Bursa’nın ünlü fabrikatörlerinden (Bahar) Çokarel’in gelini Ruze, Frankal kızı Havva da bulunmaktaydı. Umumi, yani halka açık yerlerde Türkçe konuşmayanlara ceza kesen kurum Bursa polisi veya mahkemesi değil, Bursa Belediyesi idi. Ancak bu ceza, basit bir zabıta memurunun makbuzu ile gerçekleşmiyordu. Her ceza Bursa Belediye Encümeni tarafından karara bağlanmıştı. Üstelik Bursa Belediyesi halka açık yerlerde Türkçeden başka bir dil konuşanlara ceza vermek için yeni bir yasaya da gerek görmemişti.

https://www.gzt.com/derin-tarih/turkce-konusmayan-cezasini-oder-3649903

  • DÜŞÜNCE HAYATIMIZ KOMPLODAN ARINABİLECEK Mİ? – AHMET TARIK ÇELENK

 

https://www.independentturkish.com/node/513501/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/d%C3%BC%C5%9F%C3%BCnce-hayat%C4%B1m%C4%B1z-komplodan-ar%C4%B1nabilecek-mi

Gönül bir Nurettin Topçu veya Cevat Rıfat'ın batıdaki komplo düşüncesi öz eleştirilerini yapabilmelerini beklerdi. Bu yapılabilseydi en azından cari Türk sağı hareketlerinden antisemit ve komplo kültürü arındırılmış olabilirdi.

https://twitter.com/faraszade/status/1529362270421123072 

  • HİPSTERLAND’E DÖNÜŞÜM HİKAYESİ - KADIKÖY YELDEĞİRMENİ MAHALLESİ – STELLA NAMET ABULAFYA

https://www.turkisrael.org.il/single-post/hipsterland-e-d%C3%B6n%C3%BC%C5%9F%C3%BCm-hikayesi-kad%C4%B1k%C3%B6y-yelde%C4%9Firmeni-mahallesi

  • PODCAST | Antik İsrail'de cinsellik – Umut Ataseven

https://www.independentturkish.com/node/514931/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/podcast-antik-i%CC%87srailde-cinsellik

  • UKRAYNA’DAKİ HOLOKOST: NAZİLERİN ‘BABİ YAR KATLİAMI’ VE KATLİAMIN HATIRLANMASINA DAİR MERASİMLER, MÜNAKAŞALAR VE MANİPÜLASYONLAR

https://yarininkulturu.org/2022/05/25/ukraynadaki-holokost/

  • BİR MAHALLE SERÜVENİN PEŞİNDE: YAHUDİ MAHALLESİ’NDEN ARAP ŞÜKRÜ SOKAĞI’NA - AGÂH ENES YASA

Türkiye’nin diğer kentlerinde olduğu gibi Bursa’da da Yahudiler 50’lerden itibaren göçle yavaş yavaş ayrıldılar Kuruçeşme’den. Kalanlar da Bursa’nın farklı noktalarına dağıldılar zamanla. Gidenler, giderken taşınmazlarını ya kendileri satmayı tercih etti ya da Türk Musevi Vakfı’na devretti. Sattıkları taşınmazların yerlerinde kalfa işi çirkin apartmanlar sırtlarını Hisar’ın yamaçlarına yaslamış duruyorlar şimdi.

Hepimizin Kulüp dizisinin ikinci sezonuyla tekrardan yüzleştiği 6-7 Eylül Olayları’nda kentteki Rumların Valilik kararıyla bir otelde emniyete alınması dışında herhangi bir olay yaşamamış Bursa. Belki de Bursa Yahudilerinin uzun yıllar daha burayı vatan bilmelerinin arkasında göçü tetikleyecek bir nefretin oluşmaması yatıyor olabilir. Ancak, 2003’teki El-Kaide saldırılarından beri Bursa Mayor Sinagogu polislerce korunuyor. Bursa Yahudi Cemaati, Cumartesi sabahı ayinlerini yapıp topluca yiyip içtikten sonra pek ortalıkta gözükmeden ayrılıyorlar Sinagog’dan. Çeşitli güvenlik sebeplerini öne sürüp reddettiler mülâkatı. Olsun bazen insanlar aynı şeyleri konuşmaktan yorulur.

Binlerce Gayrimüslim Müslim aşkından birini anlatacağım şimdi sizlere. Bursa Yahudilikte annesiyle berber yaşayan ve çevresince Şaban diye çağrılan ancak gerçek adı Sebatay ile Bursalı bir köylü kızının hikayesi bu. Sebatay, Türk ortağıyla beraber Bursa’daki hemen her fabrikaya varil satan bir tüccar ve aynı zamanda Yahudi cemaati içinde de sevilen bir şahsiyet, kız hakkındaysa bilgimiz yalnızca bu kadar. Sebatay kıza tutulmuş, buluşup görüşürlermiş. Ancak ne annesi ne de cemaat içindekiler bir Türk ile evlenmesini kabul etmemişler, hal böyle olunca kızı istemeye dahi teşebbüs edememiş. Ne Sebatay evlenmiş ne de kız. İçlerine gömdükleri sevdalarıyla ölüp gitmişler dünyadan, yüzlerce diğer son gibi.

https://yarininkulturu.org/2022/05/27/bir-mahalle/

 

 

Etiketler:

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR