İranlı kadınların sesi LIRAZ CHARHI

Işıl AMANOEL Sanat
24 Mayıs 2022 Salı

İran kökenli Sefarad Yahudi’si bir aileden gelen Liraz 1978 yılında Ramla İsrail’de doğdu. İranlı ebeveynler sayesinde Farsça öğrendi. Teyzesi altın madalyalı pop şarkıcısı ve aktris Rita Yahan-Farouz. Farsça şarkılarıyla, İsrail ve İran vatandaşları arasında bir kültür elçisi olarak bilinir. Liraz,11-14 yaşları arasında Habima Ulusal Tiyatrosu'nda oyunculuk yaptı, ardından saygın Beit Zvi Gösteri Sanatları Okulu'na katıldı. 2006’da Los Angeles film festivaline davet edilip, Hollywood’a girdi. 2010 ‘Fair Game’de Sean Penn ve 2012'de ‘A Late Quartet'te Philip Seymour Hoffman'la birlikte rol alarak, ‘Tehrangeles’ olarak nitelendirdiği Los Angeles - Tel Aviv arasında üç yıl gidip geldi.

Bir milyon İranlının yaşadığı Los Angeles’te köklerini daha derinden bulma fırsatı bulan Liraz, daha önce hiç bulunmadığı, hatta bilmediği İran'da gibi hissetti. Mirasının derinliklerine daldıkça, kendini bulduğunu ve Farsça şarkı yazıp söyleyeceğini duyurdu. Etnik İran enstrümanları ile rock, pop gibi 1970’lerin İran müziği ve modern elektronik müziği bütünleştirerek şarkılar yazmaya karar verdi. Birkaç single’ın ardından 2018’de Farsça yazıp söylediği ‘Naz’ albümü çıkardı.

Charhi'nin, ‘Zan’ adlı ikinci Farsça albümü, Raman Loveworld ve diğer bazı İranlı sanatçılarla iş birliği içinde Glitterbeat Records'ta yayınlandı. Bazı sanatçılar anonim olarak iş birliği yaptı; bazıları ise İsrailli bir sanatçıyla iş birliği yapmanın risklerine rağmen projeye halka açık olarak katıldı. 2020’de Zonder ve Omri Shenhar tarafından yazılan ve Daniel Syrkin tarafından yönetilen İsrail casusluk televizyon dizisi Tehran'da rol aldı. Son olarak Şubat ayından röportajını yaptığım ‘Remotely Close’ albümü için Kamufle ile bir araya gererek Farsça ve Türkçe bir parça yaptılar. Farsçada “canım” anlamına gelen ‘Azizam’, hiphop ve doğu melodilerinden oluşuyor.

Büyüleyici sesi ve güzelliğiyle bizi 70’lerin İran pop müziğine götürüp, yerimizde oturtmayan, yıllardır İsrail ve İran arasındaki politik imkansızlıklarını müziğiyle aşan Liraz’la söyleşelim.

Sanatın birçok dalı ile uğraşıyorsunuz. Oyuncu, şarkıcı ve dansçı olarak sanat kariyerinizi sürdürüyorsunuz. Hepsini nasıl dengeliyorsunuz?

Oyunculuk ve şarkı söylemenin benim için pek bir farkı yok, çünkü şarkılarımda da monologlar, şarkı sözleri, senaryolar ve karakterler yaratıyorum. Bu yüzden aynı olduğunu hissediyorum.

İsrail'de büyüdünüz ve Pers kökleriniz var. Bu çifte mirasınızı nasıl tanımlıyorsunuz?

Çifte mirasa sahip bir hayat yaşamak, bana bu iki kültürün, aşırı dominant iki karakterine sahip olduğumu anlamamı sağladı. Biri İsrailli… Çılgın ve özgür! Diğeri ise kendi evinde kalması gereken, itaatkâr İranlı iyi kız…

Uzun yıllar bu iki uç karakter arasındaki bağlantıyı bulmaya çalıştım. Müziğim sayesinde hikayemi anlatabiliyorum. Bu bana inanılmaz iyi geliyor, beni iyileştiriyor. Aslında bu durum ailemin hikayesini anlatan çembere çok yakın. Ailemdeki çok güçlü kadınların hikayesine diyebilirim. Bu hikayeleri şarkılarımın için de kullanıyorum.

Fars müziğine ne zaman ilgi duymaya başladınız?

Zaten Fars müziğiyle büyüdüm ancak ailemin dinlediği Fars müziği klasik İran Fars müziği idi. Los Angeles’e ziyaretlerimden birinde Googoosh ve Dariush gibi şarkıcıların seslerinden ve kişisel hikayelerinden ilham alarak geçmişimi daha fazla kazmak istedim. 70’lerin İran Fas müziklerine yöneldim. İran'ın devrim öncesi güçlü idollerinin müziklerini özel olarak Farsça söylemem gerektiğini anladım. İlham aldığım şarkıcılar kadınlar oldu…

Zan albümünün yapım aşamasından bahseder misiniz? ‘Zan’ ne anlama geliyor? Neden bu isim?

‘Zan’ Farsçada ‘kadın’ anlamına gelir. Bu albümü İran'daki sessiz kalmak zorunda kalan kadınlar için yazmaya karar verdim. Devrimden bu yana İranlı kadınlar bu en basit ve saf şeyi yapamıyorlar: Şarkı söyleyemiyorlar.

Bu gerçek, beni anneannemin hikayelerine götürüyor. Anneannem her zaman şarkıcı olmak istemişti ancak o dönemlerde de bu meslek kadınlar için ahlaksız sayılıyordu. Anneannem geceleri gizlice dışarı çıkıp kadın şarkıcıları izliyordu. Büyükbabam her zaman onu durdurmaya çalışsa da kulüplerde, düğünlerde ve partilerde mikrofonu eline alarak şarkı söylerdi.

Bundan dolayı hep bu güzel kadınlara bir albüm yapmak hayalim olmuştu. İşte bu da albümüm…

Özellikle kadınların deneyimleri hakkında söz yazmanız için ilham veren ne oldu?

Hayatım boyunca bugün olduğum kadın olmaya çalıştım ve aslında hep aile köklerimdeki kadınları araştırdım, onları keşfettim. Anne olduğumdan beri, olmak istediğim kadın olmanın çok zor bir şey olduğunu anladım; hem kariyer açısından hem de teknik bilgi açısından. Olmak istediğim kişi olmak, anne olmak, iyi bir insan olmak… Bu yüzden birçok farklı kültürdeki kadınların gerçekten olmak istedikleri, hayal ettikleri kişiliklerini nasıl oluşturdukları beni her zaman meraklandırmıştır.

 “Ve hayal ettiğimiz kişi olmanın yolu nedir?” sorusu…

Zan albümünüz için İranlı müzisyenlerle ortak çalışmalar yaptınız. Bildiğimiz kadarıyla şarkı yapım süreci çok gizliydi ve birçok İranlı müzisyen kimliğini gizlemek istedi. Bu süreçten biraz bahseder misiniz?

Evet, doğru. Bu kaydettiğimiz underground albüm ‘Zan’ çok hassas bir albümdü. Çok uzun zaman için büyük bir sırdı. Gizli kimlikler, şifreli dosyalar, Tel Aviv ve Tahran arasındaki gece yarısı randevuları… Ne soru soruluyordu ne de yüzlerimizi görebiliyorduk. Bazen ekranımda tek görebildiğim çıplak bir duvar ya da boş bir masanın üzerindeki bir bardak suydu. Hepsi, benim kardeşlerim ancak iki ülkenin politik durumdan dolayı, İranlıların hiçbir şekilde İsraillilerle temasta olmaması gerekiyor. Yakalanırlarsa hapse atılacaklardı. Bazıları korktu ve bir daha asla onlarla iletişime girmememi istediler. Bu çok acı vericiydi. Anlayacağınız, İranlı müzisyen kardeşlerimle bir araya gelmek ve bu albümü gerçekleştirmek zorlayıcı bir prosedürü gerektiriyordu. Ama sonunda bunu başardık. Çünkü birbirimize bağlanmak ve birbirimizi sınır tanımadan sevmek için bu mesajı dünyaya vermemiz gerektiğine inandık.

Gelecek projeleriniz hakkında bizi bilgilendirir misiniz?

Aslında bir sonraki albümümü İstanbul'da kaydettim! 7 Ekim'de çıkacak yeni albümüm için Türk müzisyenlerle de iş birliği yapmak için sabırsızlanıyorum.

İstanbul’u çok seviyorum. Cumartesi akşamı Zorlu’da konserimiz var ve Türk dinleyicilerimle buluşmak için sabırsızlanıyorum.

 
 

 

Etiketler:

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün

İLGİLİ HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR