“Devir his, hız, haz, hikaye ve hareket devri”

Bahar Üner Anahmias ile uzunca konuşup, onu tanımak, ne yaptığını öğrenmek, eğlenceli olduğu kadar ilham vericiydi. Kendisi bir anne, blogger ve son zamanların en gözde alanı dijital pazarlama konusunda destek olmak için kollarını sıvamış bir iş kadını. Dijital platformda markasını yaratmak isteyenlere destek oluyor, eğitim veriyor, yol gösteriyor ve bunları yaparken bu sürekli değişim içinde olan sektörü adım adım takip ediyor. ´Herkes bir gün marka olacak´ anlayışıyla dijital platformda marka danışmanlığını başarıyla sürdürüyor. Kendisini, üretmeye ve üretenlere destek olmaya adamış bir bilgi girişimcisi olarak tanımlayan Bahar´ın en büyük tutkusu öğrenmek. Böyle bir tutkuyla yaşayan ve iş yapan bu iş kadınından neler öğrenebileceğimizi beraber görelim.

Söyleşi
20 Nisan 2022 Çarşamba

Ceni Ruso

Seni hayatta neler motive eder?

Soruna bir sürü cevabım var. Beni motive eden şeyler çok; ailem, arkadaşlarım, köpeğim, kitaplarım. Ama 35 yaşımdan sonra fark ettiğim bir şey var; beni hayatta motive eden şeylerin en başında öğrenmek geliyor. Öğrenmek ve öğrendiklerimi paylaşmak.

Her zaman başarılı bir öğretim hayatım oldu. Ankara Atatürk Anadolu Lisesi mezunuyum. Türkiye 28.siydim. Sonra da İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nü bitirdim. 2011’de ise Teknoloji ve Yeni Medya Yüksek Lisans Bölümünden mezun oldum. Ama uzun süredir kendimi ‘Hayat Boyu Öğrenci’ olarak görüyorum. Dönem öğrenme ve öğrendiklerimizi adapte etme dönemi. İbrahim Tatlıses’in bir sözünü paylaşmak isterim: “Urfa’da Oxford vardı da biz mi gitmedik?” Açıkçası o gençken evet Oxford’a erişimimiz yoktu ama artık dünyanın tüm prestijli üniversiteleri bir tık uzağımızda. Öğrenmek isteyene her şey var. Şimdiki gençler çok şanslı. Hayal edemeyecekleri bölümlerden ve programlardan haberdar olabiliyorlar. Tek şartı var; İngilizce diline hakim olmak. İngilizce bilmeyene internette hayat o kadar da geniş değil.

Neden dijital marka danışmanlığını seçtin? Yaptığın meslekle ilgili en çok neyi seviyorsun?

Her zaman çalışmayı ve üretmeyi sevdim. Lisedeyken yazları çalışırdım. Üniversitede okurken part-time çalıştım. Mezun olduktan sonra ise uluslararası firmaların pazarlama departmanlarında hızlı yükselen bir kariyerim oldu. Stratejik iş geliştirme müdürlüğü, grup ürün müdürlükleri, pazarlama ve satış müdürlükleri hep o dönemlerde aldığım unvanlardı. Çalıştığım Beiersdorf ve Henkel firmaları benim için okul gibiydiler. Böylesine bir pazarlama kariyerinin ardından, teknoloji ve yeni medya üzerine yüksek lisans yapınca, çevremden, dostlarımdan benden danışmanlık almak isteyenler oldu. Klasik pazarlama bilgimin yanına dijital pazarlamayı da katmıştım. Dijital marka danışmanlığı ise kendi kendine oluştu. Bana genelde ikinci kariyerini oluşturmak isteyenler, öğrendiklerini ya da ürettiklerini piyasaya sunmak isteyenler geliyor; koçlar, avukatlar, well-being uzmanları, güzellik merkezi sahipleri, kendi markalarını çıkaranlar, irili, ufaklı işletmeler… Ben de onlara edindiğim ve sürekli edinmeye devam ettiğim bilgilerle yol gösteriyorum. En çok zorlandıkları konuların başında sosyal medyada içerik üretmek geliyor. Web sitelerini kurgularken de neyin önemli olduğunu, satışla ilgili bir sistemi nasıl kurabileceklerini bilemiyorlar. İpuçları veriyorum, hedef kitlelerini tanımlamalarına yardım ediyorum. Markalarını beraberce konumlandırıyoruz.

Danışan profilinden bahseder misin?

Digibranding’e gelenler genelde kadın girişimciler ve çoğunlukla bilgi girişimcileri. Bilgi girişimcileri, bilgilerini toplumla paylaşmak için hizmet ya da ürüne döndüren insanlardır. Senelerdir kariyerlerinde öğrendiklerini süzgeçten geçirip, ofis hayatı dışında bilgi olarak sunanlar da var. İkinci kariyerlerini baştan yaratıp, hobileri veya tutkuları olan, bir konuda hizmet sunanlar da var. Annelikleri belli bir olgunluğa eriştiğinde artık kariyere dönenler de var. Ne enteresan ki özellikle bu bilgi girişimcileri kadın. Son dönemde katıldığım eğitimlerde yüzde 80 kadınla karşılaşıyorum. Kadınlar gelişmeye ve dönüşmeye daha müsait. Değişiklik yapmayı ve üretmeyi seviyorlar. Yeniden başlamaktan korkmuyorlar.

Digibranding.coyu bize tanıtır mısın?

Digibranding 2020’de yaptığım bu işe bir isim koyma çerçevesinde ortaya çıktı. Dijitalde kişisel markasını ya da ürettiği markasını daha ileriye taşımak isteyenlere yol gösterdiğim bir platform. Digibranding, dijital ve marka birleşiminden oluşan, benim de severek kullandığım bir kelime oldu. Pazarlama ayaklarının dışında dijitalde çok fazla bileşen var:

Sosyal medya (Instagram, Youtube, Linkedin, Facebook),

SEO (Search Engine Optimization - Arama Motoru Optimizasyonu),

CRM (Customer Relations Management - Müşteri İlişkileri Yönetimi)

Online satış,

E-mailing pazarlaması,

İçerik pazarlaması (Video ve yazılı içerik),

Funnel pazarlaması,

Eğitim kurgulaması

İşte digibranding.co, markayı ya da kişiyi marka olarak konumlandırırken, bunları ele alarak yola çıkıyor. Bunlardan hangilerini kesinlikle yapmamız lazım, hangileri ise biraz bekleyebilir. Tüm bunları tespit ediyoruz. Ben danışanlarım bana ömür boyu bağlı kalsın istemiyorum. Kurduğumuz sistemleri, içerikleri nasıl yaptığımızı onlara öğretmeyi seçiyorum. Bu nedenle digibranding.co da eğitimlerim de yer alıyor. Son dönemde en çok ilgi gören eğitimlerim; içerik üretme ve reels eğitimi. 

Danışanlarına nasıl destek oluyorsun, süreç nasıl işliyor?

Önce onları dinliyorum. Meseleleri ne onu anlıyorum. Sonra beraberce istedikleri noktayı tespit ediyoruz. Onlara yoldaşlık yapıyorum. Yeri geliyor öğretiyorum, yeri geliyor bir tık destek ve cesaret veriyorum. Pazarlama konusunda danışmanlık yapıyorum. Pazarlamada “Herkes için bir şey yapıyorum dersen, kimse için bir şey yapmıyorsundur”; bu yüzden ilk aşama hedef kitle. Hedef kitlelerini tanımlamalarına destek oluyorum.  Kişisel marka olma yolculuğunda çıkaracakları ürünleri, hizmetleri de konuşuyoruz. Bazıları eğitim çıkarmak istiyorlar. Bunları bir düzene sokuyoruz, nasıl, hangi platformda satabileceklerini ya da web sitelerini buna göre nasıl düzenleyebileceklerini konuşuyoruz. Kişisel marka olma yolculuğunda konsantrasyonlarını nereye vereceklerine beraber karar veriyoruz. 

Yarattığın @birkahvemolasi.co blogunda ebeveynlik ve eğitimle ilgili bilgiler paylaşıyorsun. Bu keyifli platformun sana dijital marka danışmanlığı mesleğine ne gibi katkısı oldu sence?

Evet, 2011’de yüksek lisans eğitimimden sonra dijital pazarlama danışmanlığına başlamıştım. Ama bir de baktım ki herkese “İçerik üretin” diyen Bahar kendi için bir şey yapmıyor. İki kız annesiyim. Anneliğim boyunca da öğrenmeye ve öğrendiklerimi hayatımda adapte etmeye çok alışmıştım. Bir Kahve Molası böyle doğdu. Hadi Bahar, dedim kendi kendime. Annelik ve eğitim üzerine öğrendiklerini paylaş. Ve orada düzenli içerik ürettim. Yazılar yazdım. Çok da tatlı bir topluluk oluştu beni ve Bir Kahve Molası’nı takip eden. Ara ara yazmaya devam ediyorum. Eğitim, gelecek ve çocuklar çok sevdiğim ve içinde olduğum konular. Bir Kahve Molası’nda yazmamın bugünkü Bahar’a en büyük katkısı içerik üretirken neler doğru, neler daha çok etki yaratıyor, onları fark etmek oldu. Yazmak da en sevdiklerimden.

Dinamik sektör, sürekli değişiyor. Nasıl takip ediyorsun?

Sürekli okurum. Sürekli dinlerim. Türkiye’de henüz çıkmamış kitapları Amazon’dan alıp, arabada giderken, yürüyüş yaparken, köpeğimi gezdirirken Audible’dan dinlerim. Kitaba verdiğim paraya hiç acımam. Akmerkez Remzi Kitabevi en sevdiğim yerlerdendir. Son dönemde okuduğum bir kitap var, herkese tavsiye ederim. James Clear yazmış, ‘Atomik Alışkanlıklar’. Küçük değişikliklerin büyük etkileri olacağını örneklerle anlatıyor yazar.

Şu anda online bir MBA yapıyorum. Yenilikler neler, gurularından öğreniyorum.

Clubhouse’da da kendi konularımla İngiltere’den, Amerika’dan takip ettiğim gruplar ve odalar var.

Öte yandan konuşmamızın en başında da bahsettiğim gibi öğrenmek benim hobim. Sevgili eşim dizi seyrederken ben yanında bilgisayardan beğendiğim bir konuyu izliyor olabilirim. Dizi beni açmadı mı, alternatifim çok.

Son dönemde öğrendiklerimize de karar verirken seçici olmamız şart. Çok ciddi bir bilgi çokluğu ve kirlenmesi var. Açıkçası hem paramızı hem de zamanımızı verdiğimiz için neyi satın alacağımız da çok kritik. Çevremde duyuyorum; ucuz diye aldım, ne olacak ki? Evet ama ucuz alınan bir şeyin içinde ne kadar değer olabilir? Zamanımızın da değerli olduğunu unutmayalım. Eğitimi verenin de kim olduğunu sorgulayalım. Sadece çok iyi bir özgeçmiş yetmez, öğretme becerisi de önemli. Ben alacağım eğitimlerde kim vermiş ve kimler ne demiş mutlaka detaylı inceliyorum.

Yeri gelmişken çoğumuzun muzdarip olduğu bir konudan da bahsetmeden geçemeyeceğim. İlgilendiğimiz konuyla ilgili o kadar çok eğitim alabiliyoruz ki, bir türlü başlayamıyoruz. Bilgimize bilgi katarak en mükemmele ulaşmak istiyoruz. Şunu söylemek isterim; en mükemmel diye bir şey yok. Harekete geçenler ve harekete geçmeyenler var. Eskiden bilgi yoksunluğu vardı, şimdi bilgi fazlalığı var. Esas eksik olan odaklanma eksikliği ve harekete geçme eksikliği.

Pazarlama her zaman pazarlamadır. Ama dijital pazarlamayla ne değişti sence?

Pazarlamanın kuralları hala aynı. Ama dijital kimin kimi yönlendirdiğini toptan değiştirdi. Eskiden markaların tek taraflı bir iletişimi vardı: “İsviçreli bilim adamlarının önerdiği diş macunu” deniyordu televizyonda. Biz karşılık veremiyorduk. Bugünkü dünyada herhangi biri bile ürün ya da hizmetinizle ilgili negatif bir yorum yaparsa, onun dijital ayak izi kolay kolay çıkmıyor. Aynı şey sizden memnun olan bir müşteri için de geçerli. Memnun olan bir müşteri reklamcınız, savunucunuz, avukatınız olarak her yerde sizi koruyor, tanıtıyor, reklamınızı yapıyor.

Dijital aynı zamanda bir demokratikleştirme de getirdi. İnsanların sizi fark etmesi için eskisi gibi billboard, televizyon, gazete reklamlarına gerek yok. Vizyonunuz, yol haritanız ve bilginiz varsa yol açık.

Dijital pazarlamanın “Kendin ol, farklı bir bakış açısı sun, değer yarat, önce ver sonra al” mottolarını doğru yerde kurgularsan, ürettiğin ürünü de sunduğun hizmeti de insanlara ulaştırabilirsin.

Danışanlarıma hep söylüyorum; “Devir his, hız, haz, hikaye ve hareket devri.” Hızlı olacaksın, öğreneceksin, adapte edeceksin, karşıdakilere keyif vereceksin, değer yaratacaksın ve onlardan da karşılığında ya seni takip etmelerini ya da sağladığın hizmeti, ürünü almalarını isteyeceksin. Bir de oyalanmayacaksın. Mükemmeli beklemeyeceksin. Harekete geçeceksin.

Bilelim ki “Herkes bir gün marka olacak. Harekete geçmek için de en uygun gün BUGÜN” diyerek sözümü bitirmek isterim.

Hızla değişen dijital dünyada var olabilmek ve doğru adımları attığımızdan emin olmak için sürekli takipte olmalı ve öğrenmeye devam etmeli. İşte Bahar'ı mesleğine bunlar çekiyor. Bu yüzden başarılarının devamının geleceğinden hiç şüphem yok.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün

İLGİLİ HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR