Çocuklara savaşı anlatmak

Gündemimizden haftalardır düşmeyen savaş birçok medya kanalı aracılığıyla, istemeden de olsa çocukların da bu konudan haberdar olmasına ve endişelenmesine neden oluyor. Etrafımız savaş, şiddet ve ölüm ile kuşatılmışken çocuklara bu konuları nasıl açıklamamız gerektiğini cocukludunya.com´un kurucusu Eğitim Danışmanı Pedagog Prof. Dr. Norma Razon ile konuştuk.

Etel KAZADO TEMURCAN Çocuk-Aile
30 Mart 2022 Çarşamba

Savaşı çocuklara nasıl anlatmalıyız?

Savaş iki devlet, iki millet arasında çıkan anlaşmazlığın çözülememesi halinde, ortaya çıkan şiddet içerikli bir çatışmadır. Bu çatışma muhakkak önlenmesi gereken bir durumdur. Çünkü savaş, can ve mal kaybına neden olan ve büyük hasarlara yol açan tehlikeli bir durumdur. Çocuklara yapılan tüm açıklamalarda savaşın kaçınılması gereken, şiddet içeren, felaketlere yol açan bir süreç (vahşet) olduğu vurgulanmalıdır.

Çocukların savaşla ilgili bilgileri öğrenecekleri en güvenilir kaynak anne- babaları ve öğretmenleridir. Bu bilgileri çocuklara aktarırken objektif davranmak çok önemlidir. Savaştan söz ederken, çocuklara taraf, karşı taraf, terimlerini kullanmak yerine, düşman, dost terimlerini kullanmak daha doğrudur. Savaşın çok büyük bir felaket olduğunu daima vurgulamalıyız.

Çocuğun yaşına uygun olarak, haklı, haksız, ülkesini korumak için gerekli ifadeleri kullanılabilir.
Gerek çocuklar gerekse yetişkinler, anlaşamadıklarında kavga edeceklerine, dövüşeceklerine, konuşmayı, uzlaşmayı tercih ediyorlarsa; devletler, milletler de anlaşmazlıklarını barışçıl yollarla, uzlaşmacı yöntemlerle çözmeye çalışmalıdırlar. Çocuklara savaş anlatırken, tarihi gerçekleri yalanlamamak ve çarpıtmamak şartıyla doğrular anlatılmalıdır. Çocukta belli ülkeler ve milletler hakkında önyargı oluşmamasına özen gösterilmelidir.

Haber kanallarında savaşı dakika dakika izliyoruz. Çocukların bu içerikleri izlemesi nelere yol açar?

Savaş yaşanan günlerde çocukları TV’den, gazetelerden uzak tutmalı ancak, çocuk yaşına göre bilgilendirilmelidir. Sürekli ölen ve yaralanan insanlar, yıkılan binalar, yok olan şehirler, göç eden insanlar gibi görüntülerden uzak tutmak gerekir. Çocukları bu görüntülere maruz bırakmamak onlara yalan söylemek değildir; onları kaygı ve travmadan korumaktır. Çocuklara iki devlet arasında savaş olduğunu anlatmak onlara doğru bilgileri aktarmaktır. Ancak onları görüntülü veya sesli haberlere maruz bırakmak, baş edemeyecekleri bir kaygı ve korkuyu gönüllerine yerleştirmektir.

Savaş, şiddet, ölüm gibi haberleri, haber kanallarından öğrenmek veya öğrenmiş olduğu bilgileri sık sık haber kanallarında izlemek, çocuklarda farklı etkiler yaratır. Bu etkiler çocuğun yaşına, konuya, konunun çocuğa ve ailesine yakınlık durumuna göre değişir. Haberlerde sözü geçen savaş, çocuğun akrabalarının bulunduğu bir ülkede cereyan ediyorsa, konuşulan şiddet çocuğun yakınlarının maruz kaldığı bir durum ise, üzüntü yaratan ölüm çocuğun bir yakınıyla ilgili ise, çocuk herhangi bir çocuktan daha çok etkilenecektir. Bu üç durumda da çocuğun haberleri izlememesi, görüntülere sık sık maruz kalmaması anne-babası tarafından önceden bilgilendirilmiş olması tercih edilmelidir. Savaş, şiddet, ölüm haberleri çocukta farklı derecede üzüntü, korku ve kaygı yaratır. Bazı durumlarda psikolojik travma, stres, anksiyete bozukluğuna yol açar. Bu duyguları, genel olarak anne-baba, aile büyükleri öğretmen desteğiyle giderebilirken, bazı hallerde, psikolojik hatta psikiyatrik destek gerekebilir.

Çocuğun maruz kaldığı, savaş, şiddet, ölüm haberleri ister işitsel ister görsel olsun, üzüntü, korku, kaygıya neden olabilir demiştik, bunlar çocuğun, anne-babadan uzaklaşması, akşamları uyku düzeninin bozulması, huzurunun kaçması, yalnız ve karanlıkta kalamaması, özgüvenin sarsılması, cesaretini kaybolması gibi psikolojik sorunlara yol açabilir. Bu psikolojik sorunlar kısa süreli olabileceği gibi uzun terapiler gerektirecek boyutta da olabilir.

Şimdiki neslin oyun içeriklerinde ne kadar sakınsak da savaş ve şiddet içerikleri mevcut. Gerçek ile sanal arasındaki fark açıklanmalı mı?
Günümüz dijital oyunlarının bazıları savaş ve şiddet içeriyor. Hatta minik çocuklara yönelik masum zannedilen çizgi filmler bile, korku unsurları içermekte. Anne-babaların, ekranları ve çizgi filmleri yakından izlemesi şart. Bazı çocuklar korkularıyla baş etmek için korku filmleri izler, korkuyu tetikleyen oyunlar oynar, bazıları hiç beklemedikleri bu içeriklerden etkilenir. Eğer iyi uyuyan bir çocuk aniden yalnız, ışıksız, kesintisiz uyuyamamaya başlarsa, evde rahatça dolaşan bir çocuk, odadan odaya gidemez olursa, temizlik işlerini kendi kendine yaparken tuvalete yalnız gidemez olursa, canavar, yaratık, zombi korkularından söz ederse seyrettiği çizgi filmleri, oynadığı bilgisayar oyunlarını denetlemekte yarar vardır. Çocuklara gerçekle sanal arasındaki fark açıklanmalıdır. Çocuklara filmlerde gördüğü sanal içeriklerin gerçek olmadığı örneklerle açıklanmalıdır. Bazı filmlerin başında veya sonunda filmin mutfağı olarak adlandırılan filmin sahnelerinin oluşturulması ile ilgili görüntüler vardır. Bunları çocuğa izletmek çok yararlıdır. Filmin mutfağını kamera arkasını izleyerek, bir artistin ölmediğini, parmağının kesilmediğini, artistin yüzünün maskeyle yaşlı hale getirildiğini, kan lekesinin kırmızı boya ile yapıldığını görecek ve rahatlayacaktır. Filmin mutfağını izleme fırsatı yoksa anne-baba görüntü ve ses efektleriyle filmin nasıl yapıldığını çocuğa anlatmalıdır.

Savaşa gitmek nedeniyle ailelerden ayrılan babaların görüntüleri çokça mevcut. Gelecekte böyle bir şey olabileceği kaygısını nasıl yönetmeliyiz?

Tabii ki hiç kimse gelecekle ilgili tahminlerde bulunamaz. Ancak her anne babanın görevi çocuğunu kaygıdan uzak tutmaktır. Bu nedenle çocuğa ülkesinin güvende olduğunu, devletinin savaş ve şiddet karşıtı olduğunu anlatmak, kendisinin de anne ve babasının yanında güven içinde yaşadığı güvencesini vermektedir. Çocuğun mutlu ve güvenli olmasının ana koşulu, annesi ve babasına güvenebileceğini bilmesi ve anne-babasının da kendisine güvendiğini bilmesi ile mümkündür.

Prof. Dr. Norma Razon

SADECE SAVAŞI DEĞİL, ŞİDDETİ DE ANLATMAK…
Savaş haricinde şiddet konusunu nasıl işlemeliyiz? Çocuklara nasıl anlatmalı, onları nasıl uzak tutmalıyız?

İster savaş olsun ister olmasın, şiddetin de kaçınılması gereken bir felaket olduğu açıklanmalıdır. Bir yetişkinden diğerine, bir çocuktan bir başkasına, bir yetişkinden bir çocuğa, bir insandan bir hayvana yönelik şiddetin hiçbir koşulda kabul edilemeyeceği anlatılmalıdır. Şiddet derken vurma, itme, dövme, tekmeleme, dövüşmek gibi fiziksel hareketler, korkutma, ürkütme, şantaj, tehdit etme gibi sözel ifadeler söz konusudur. Yaşı kaç olursa olsun çocuklara şiddete başvurmamaları ve şiddete maruz kaldıklarında kendilerini korumaları, koruyamayacaklarsa bir yetişkinlerden yardım istemeleri gerektiği öğretilmelidir. Kimsenin kimseye şiddet uygulamaya hakkı yoktur, herkesin kendini korumaya ve kendini koruyacak mercileri bilmeye hakkı vardır. Sorunlarını kavga ederek değil konuşarak çözmeleri, anlaşmazlıklarının şiddete değil uzlaşarak halletmeleri gerektiğini öğretilmektedir. Ulu Önder Atatürk’ün ‘Yurtta Sulh Cihanda Sulh’ sözünü adapte ederek savaşın ve şiddetin nefret edilen çözümler olduğu, barışın tercih edilecek tek çözüm yolu olduğu hatırlanmalı ve hatırlatılmalıdır. Şu anda savaşan milletlerden söz ederken de çocukların içinde o milletlere karşı nefret önyargı tohumları ekmekten kaçınılmalıdır. Çocukların yanında konuşurken savaşanlar hakkında yorum yaparken çocuklara nefret tohumları ekilmemelidir.

Görüntüler ve haber içeriklerinde çok fazla ölüm var. Ölüm olgusunu çocuklara nasıl aktarabiliriz?

Tabii ki savaşın şiddetin sonunda ölümler olmakta, bu inkâr edilemez bir gerçek. Savaşta şiddet, somut anlamda insanların, canlıların, doğanın ölümüne neden olmakta, soyut anlamda da milletlerin, şehirlerin, ekonominin, teknolojinin ölümüne yol açmaktadır. Ölümü anlatırken, bahçedeki, parktaki ağaçların yapraklarını örnek göstermek genelde konuya başlamak için yararlı olur. Çocuğa, “gördüğüm bu ağacın üzerindeki yapraklar canlıdır, yeşildir, suya ve güneşe ihtiyaç duyar ama yerlere dökülmüş olan bu yapraklar, canlı değildir, ölmüş yapraklardır. Rüzgâr onları sağa sola savuracak ve yok olacaklar” diyebilirsiniz. Veya bir araba mezarlığının önünden geçerken, “Burada ne kadar da işe yaramaz araba var, bunların hiçbirine binip gidemeyiz. Hepsi de yok olmuş, ölmüş arabalar. Bunların motoru çalışmadığından, içlerinde benzin dolaşmadığından, hareket edemezler” şeklinde bir açıklama insan ölümüne geçiş yapmak için bir başlangıç oluşturur. Bazen de insan bedeninin ölümü ile arabanın ölümünü karşılaştırmak çocuğun gözünde canlandırabildiği görsel bir olay olduğundan ölüm olgusunu kavramasını kolaylaştırır. İster ölmüş yaprak ister ölmüş araba hareket noktası olsun, çocuğa “İşte deden de bu yaprak gibi, bu araba gibi öldü. Yaşam süresini doldurdu, artık onu göremeyeceğiz, onunla konuşamayacağız ama resimlerine bakarak onunla yaptıklarımızı konuşabileceğiz, anılarımızı hatırlayabileceğiz” diyerek konuya girilebilir. Bu başlangıçtan sonra yapılan açıklamalar çocuğun yaşına uygun olmalı, verilen bilgi anlaşılır olmalı, çocuğun kaygısını tetiklememeli, kullanılan dil sade olmalı ve çocuğun sorduğu kadar anlatılmalıdır. Ölümü açıklayan kişi, kendi duygularını abartmadan paylaşabilmeli, çocuğun da duygularını dile getirmesine fırsat vermelidir. Çocuk sevdiği birinin ölüm haberini alınca üzüntüsünü ifade edip ağlayabilir. Bağırıp, çağırıp, öfkesini dile getirebilir. Umursamaz görünüp üzüntüsünü bastırabilir veya farklı bir tepki verebilir. Duygusu ve buna bağlı tepkisi ne olursa olsun çocuk, duygusunun kabul gördüğünü bilmeli, istediği zaman soru sorabileceğine inanmalıdır. Ölüm bilgisi verildikten sonra, çocuğun duygusuna saygı duyulduğu gibi, yas süresine de saygı duyulmalıdır. Bu yas süresinde kaybettiği kişinin özlemini gidermek için resimlerinden albüm yapmak, anısına bir gösteri yapmak, anısına bir hayır işi düzenlemek gibi bir kararı da desteklenmelidir. Yası tutulan kişi tabu haline getirilmemeli, yeri geldikçe, sevgi ve hasretle anılmalıdır.

Son olarak iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?

Özetle çocuğunuza savaşın şiddetin, kavganın kötü ve tehlikeli süreçler olduğunu anlatın. Çocuğunuza merhametin, yardımlaşmanın, dayanışmanın, iş birliğinin, empatinin önemini açıklayınız. Çocuğunuzun empati duygusuna sahip olması, önyargılı olmaması, objektif yorumlar yapabilmesi için onu doğru yönlendirin. Çocuğunuza uzlaşma, anlaşma, ortaklaşa çözüm üretme becerisi kazandırın. Çocuğunuza zorlandığında kendisine destek olacağınız güvencesini verin. Çözemediği durumlarda çaresizlik hissettiği koşullarda hatalı davranmaktansa, şiddete başvurmaktansa barışçıl yöntemler bulma konusunda ailesine, büyüklerine, konunun uzmanlarını başvurabileceğini, barış içinde yaşamanın en mutlu yol olduğunu kendisine örnek olarak öğretin.

ÇocukluDünya

0-6 yaş çocuklarının gelişimi desteklemek için çocuğa özel eğitici oyunlar sunan cocukludunya.com’da neler var?
•       Gelişim değerlendirmesi 
•       2500'den fazla eğitici oyun ve aktivite         
•       Zeka kartları   
•       Aktivite kitapları
•       Aylık gelişim bilgileri                 
•       Üye indirimleri
•       Psikologlara yazılı danışma
•       Uzmanlarla söyleşi

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün

İLGİLİ HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR