Sarsıcı bir göçmen öyküsü

Oscar´a En İyi Uluslararası Film, Belgesel ve Animasyon dallarında aday gösterilen ´KAÇIŞ´ vizyonda.

Viktor APALAÇİ Sanat
16 Mart 2022 Çarşamba

Film 80’li yılların sonlarında çocukken ülkesinden kaçmak zorunda kalan Amin’in Danimarka’ya uzanan yolculuğunu ve özgürlük mücadelesini anlatıyor. Afganistan’da başlayan sürükleyici yolculuk, arşiv görüntüleri eşliğinde animasyon, canlandırma ve belgesel türlerini bir araya getirilmesiyle anlatılıyor. Film, bir insanın geçmişiyle tamamen yüzleşmeden bir geleceğinin olamayacağı gerçeğini odağına alıyor.

‘FLUGT’

Yön: Jonas Poher Rasmussen

Sen: Jonas Poher Rasmussen - Amin Nawabi

Kur: Janus Billeskov Jansen

Müz: Uno Hallmerson

Sanat Yön: Jess Nicholls

Animasyon yönetmeni: Kenneth Ladekjaer

Cannes Film Festivali’nin 2020 seçkisine girip Cannes etiketini alan, pandemi sebebiyle festivalin iptal edilmesinden sonra dünya prömiyerini Sundance’ta yapan ‘Kaçak / Flugt’ bu festivalden Belgesel Dalında Jüri Büyük Ödülü ile ayrıldı. Film, aralarında En İyi Avrupa Belgeseli, Avrupa’nın En İyi Uzun Metraj Canlandırma filminin de olduğu 50 ödülün sahibi oldu.

Danimarkalı Jonas Pohler Rasmussen’in bu filmi, En İyi Uluslararası Film, En İyi Belgesel, En İyi Animasyon dallarında Oscar’a aday gösterilen ilk film olma özelliğine sahip. Rasmussen’in bir önceki belgeseli ‘What He Did’, sevgilisi öldürülen bir psikolog ve ünlü bir yazarı merkezine almıştı. ‘Kaçış’ ile yönetmen tuhaf, şok edici ve gerçek hikâyelerini sürdürüyor.

Belgesel drama animasyonu

El çizimi canlandırma sekanslarıyla gerçek arşiv görüntülerini harmanlayan Kaçış’ın yapımcıları arasında, ‘Metalin Sesi / Sound of Metal’ ile Oscar’a aday gösterilen Pakistanlı-İngiliz oyuncu Riz Ahmed ile Danimarkalı senaryo yazarı Nikolaj Coster-Waldau var. Film, bir insanın geçmişiyle tamamen yüzleşmeden bir geleceğinin olamayacağı gerçeğini odağına alıyor. 2021 yılının en iyileri arasında gösterilen filmin bir hasleti de duygu sömürüsünden uzak durabilmesi.

Film, 80’li yılların sonunda çocukken ülkesinden kaçmak zorunda kalan Amin Nawabi’nin, 30 yıl sonra Danimarka’da bir üniversite öğrencisi olarak, yolculuğunu ve özgürlük mücadelesini anlatıyor. Danimarkalı yönetmen Rasmussen 15 yaşındayken, yaşadığı kente yerleşen Amin’i ilk kez görmüştü. Aynı semtte oturdukları ve aynı okula aynı otobüsle gittikleri için kendisini 20 yıldır tanımaktadır.

Rasmussen Amin’i anlattığı dokunaklı film, küresel göçmen krizini samimi ve etkileyici bir dille işliyor. Hayatta kalmayı başaran bir kaçak göçmen üzerinden ‘Kaçış’, animasyon tekniğiyle modern tarihimize bir belge kazandırıyor. Başta radyo programı olarak tasarladığı projeyi, filmin Danimarkalı-Fransız yönetmeni Rasmussen animasyona dönüştürmüş. Ana animasyon ekibini Danimarkalı on animasyon ustası ile bir Fransız boyama sanatçısından oluşturmuş. Film, erkek arkadaşıyla evliliğin eşiğinde olan Afganistanlı gencin olağanüstü gerçek hayat hikâyesini anlatıyor. Takma adıyla Amin’in ülkesinden Danimarka’ya uzanan öyküsünü, film animasyon ve belgesel türlerini bir araya getirerek anlatıyor. Film, bir konuyu hem duygusal açıdan çekici hem stil açısından özgün bir şekilde ele alıyor. Uzun zaman saklı kalmış travmaların dile getirildiği bu heyecanlı hikâyeden, ortaya bir mağduriyet öyküsü değil, mücadele içinde geçen bir reşit olma öyküsü çıkıyor.

‘Kaçış’ı izlemeye başladığınızda, sinema tekniği olarak aklınıza ilk gelen Ari Folman’ın ‘Beşir ile Vals / Vals İm Bashir’ (2008) filmi oluyor. Bu film İsrail’in 1982’de Lübnan’ı işgalini ve Lübnanlı Falanjistlerin bu işgal sırasında yaptığı ‘Sabra ve Şatilla’ katliamlarını antimilitarist bir bakış açısıyla yorumlar. Filmin senaryosunu yazıp yöneten Ari Folman, İsrail ordusunda genç bir askerken yaşadığı bunalımı, belgesel niteliğinde bu animasyon filminde anlattı.

Türünün ilk örneği olan bu canlandırma - belgesel, adını savaş sırasında öldürülen Lübnanlı politikacı Bashir Gemayel’den alıyor. Ancak ‘Kaçış’ın sinema tekniği olarak, bu alanda çığır açan ‘Beşir ile Vals’ ayarında bir film olduğunu iddia etmek yanıltıcı olur.

Amin kendisini hayatını anlatması için sıkıştırmayan, sabır gösteren Rasmussen’e, Princeton’da felsefe doktorası yapmakta olduğu 2020 yılında, senaryoyu birlikte yazmak koşuluyla, olumlu cevap vermişti. Zira Rasmussen’in animasyon formatında bir belgesel yapma niyeti, Amin’i hayatına giren bazı insanların anonim kalacağı için rahatlatmıştır. Ancak filmde cinsel tercihinin, eşcinselliğini kabul görmediği bir ülkede yaşayan Amin’in psikolojisine yük olduğunu görüyoruz. Bir büyüme ve kendini bulma öyküsü olarak başlayan filmde, aradan 25 yıl geçmesine rağmen iç huzura ulaşamamış Amin’in iç dünyasını keşfediyoruz.

Sarsıcı, cüretkâr ama insancıl bir film

Film, Afganistan’dan çocuk mülteci olarak göç eden Amin’in 20 yıldır saklı kalmış, hayatının alt üst olmasına neden olan korkunç sırlarıyla yüzleşmesinin hikayesi. Film, Amin’in Danimarka’ya uzanan yolculuğunu ve duygu yüklü hayat hikayesini nihayet anlatmaya karar verdiğini söylemesiyle başlıyor. 36 yaşındaki bu başarılı akademisyen, yıllardır kendinden bile sakladığı sırlarla dolu göç sürecini, büyük mücadelelere katlanarak kurduğu hayatını kameranın karşısına geçerek anlatmaya başlar.

Afganistan’ın başkentinde doğan Amin henüz beş yaşındayken, İslamcı hareket Taliban tarafından götürülen babasının akıbetini hiç bir zaman öğrenemez. Amin, Taliban’ın küçük ağabeyini, kanlı bir savaşta ABD birlikleriyle savaşmaya zorlanmasının tanığı olur. Çocuk yaşta eşcinselliğini keşfeden Amin’in yatak odasında, gizlice aşık olduğu Jean Claude Van Damme’ın resmi vardır. İsveç’e kaçmayı başaran büyük ağabeyinin yolladığı paralarla Nawabi Ailesi Moskova’ya gitmeyi başarır. Kötü niyetli yerel yetkililer, Sovyetler Birliği’nin yozlaşmış polis teşkilatı, yoldan çevirdiği kaçak göçmenlerin parasına el koymaktadır. Parası olmayan bir genç kız, bunun bedelini polis minibüsünde tecavüze uğramakla öder. Oradaki baskıcı rejimden kurtulmak için, insan kaçakçıları aracılığıyla, Nawabi Ailesi Baltık Körfezinde köhne bir balıkçı gemisinin klostrofobik bodrum katında Batı’ya sığınma rüyasını yaşarlar. Finlandiya Körfezinde balıkçı teknesiyle yolu kesişen, zengin turistler taşıyan bir yolcu gemisi olayı Estonya polisine duyurmakla geçiştirir. Ancak Estonya otoriteleri gemideki göçmenleri tekrar Moskova’ya iade eder.

Amin yaşadıklarını kronolojik sırayla anlatmaz. Ailesi Moskova’dan parça parça kaçmıştır. İki kız kardeşi bir yolcu gemisine yüklenen konteynerin içinde kaçarken, insan kaçakçıları Amin’i ağabeyinin yaşadığı İsveç’e değil, Danimarka’ya yönlendirir. Rasmussen 1980’lerde savaşın yerle bir ettiği Kabil’den başlayarak, Amin’in yaşamını çevreleyen siyasi kaosun temelleri hakkındaki bilgileri elle çizilmiş animasyon ve arşiv görüntüleriyle harmanlayıp filminde kurgulamış.

Amin yıllardır tanıdığı Rasmussen’in sabit kamerasına dümdüz bakarak adeta bir terapi ve günah çıkarma seansını andıran söylemiyle sırlarını anlatıp zihnini özgürleştiriyor. ‘Parazit’ filminin Güney Koreli yönetmeni Bong Joon-Ho Kaçış / Flee’yi “Bu yıl gördüğüm en hareketli ve en beğendiğim film” diye nitelendirdi. ‘Kaçış’ özetle cüretli, sarsıcı, sürükleyici, heyecan verici, kasvetli, karamsar ancak insancıl bir film.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün

İLGİLİ HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR