Katma değer ve idealizm?

Katma değer deyince aklınıza ilk ne geliyor? Açıkçası benim aklıma ilk olarak katma değer vergisi (KDV) geliyor. Yüksek teknolojili ürün ihracatımızın toplam ihracatımızdaki payı 2020 yılının ikinci yarısından itibaren düşüş eğiliminde. Ülke olarak daha fazla katma değer vergisi değil, daha fazla katma değer yaratmamız gerektiği açıkça ortada.

Kadirhan ÖZTÜRK Ekonomi
23 Şubat 2022 Çarşamba

Anlam olarak katma değer, bir üretim sürecinde girdi ile çıktı arasındaki farktır. En temel anlamıyla katma değeri bir piramide benzetebiliriz. Marjinal olarak en çok katma değer yaratan ürün ve hizmetler, en ince dokunuşa sahip olan hizmetlerdir ve bu hizmetler genellikle aynı zamanda yüksek teknoloji sınıfına ait olur.

Türkiye’de yüksek teknoloji ihracatının toplam ihracat içerisindeki payı 2020 yılının haziran ayında zirve seviyelerine gelerek %5’i geçti. Ancak bu tarihten sonra yüksek teknoloji ihracatının toplam ihracat içerisindeki payı giderek düştü ve %2,8 seviyelerine kadar geldi. Son verilere göre 2021 yılını ise %3 gibi düşük bir rakamla kapadık. Güney Kore’nin ihracatının %15’e yakın bir kısmının yüksek teknolojili ürünlerden oluştuğunu düşünürsek daha gitmemiz gereken ne kadar yol olduğunu iyi anlayabiliriz.

Türkiye ekonomisinin yüksek teknolojili ürünler üretememesinin birçok nedeni var elbette. Ancak bazı konularda müteşebbisimizi de yetersiz buluyorum. Elbette doğal gaz kesintilerinin, kurdaki ve ekonomideki oynaklıkların şirketleri çok zorladığının farkındayım. Fakat daha idealist bir yaklaşımla yüksek teknolojileri üretebilecek bir yapımız olduğunu da düşünüyorum.

Türkiye’de çok köklü ve uzun yıllardır beyaz eşya ve el aletleri üreten şirketlerimiz var. Geçtiğimiz günlerde bir espresso makinesi almak için araştırmalara başladım. Nihayetinde sektörde Almanların, Avustralyalıların, İtalyanların olduğunu gördüm. Eğer bir Türk kahvesi makinesi almak isterseniz, çok basit bir yapı ile üretebilen makinelerden hemen her markanınkini bulabilirsiniz. Çünkü Türk kahvesi makinaları aslında üretim mantığı açısından bir su ısıtıcısına çok benziyor, üretmek için teknolojisi düşük ve kolay, aynı zamanda da kâr marjı yüksek çünkü bir su ısıtıcısı teknolojisini su ısıtıcısından çok daha pahalıya satabiliyorsunuz!

Fakat espresso makinesi öyle değil. Aslında belli bir Ar-Ge’den sonra çok kârlı bir iş, fakat ilk olarak basınçlı espresso düzlemini kurmak ve ona bir bant yatırımı yapmak oldukça meşakkatli. Zaman ve nakit yatırımı gerekiyor. Fakat ortalama bir espresso makinesinin fiyatı, ortalama bir Türk kahvesi makinesinin fiyatından 10-15 kat daha fazla! Dolayısıyla espresso makinelerinde de gerçek bir katma değer var. Katma değer işte böyle bir şey.

Sadece kişisel bakım ürünleri üreten Alman bir elektronik markasında, Türk markalarındaki buzdolabı ya da çamaşır makinası fiyatına sadece bir tıraş makinesi satıldığını görebilirsiniz. Aynı paraya ortalama 75 kilo ağırlığındaki bir çamaşır makinesi mi, yoksa 1 kilodan daha hafif bir tıraş makinesi mi satmak isterdiniz? Katma değer işte böyle bir şey. Bu arada bahsettiğim şeyler nano çipleri olan telefonlar vs. değil, altı üstü tıraş makinası yahu!

Avrupa aydınlanmasına baktığınız zaman, çocukların oynadığı topun suya değmesinden sonra bir süre toprakta su izi bırakmasından bulunan tükenmez kalemlerden, kalıtım bilimci papazlara kadar bir idealizm olduğunu görürsünüz. 

Bir ekonomist olarak şartların çok müsait olmadığının farkındayım, ülkemiz sık aralıklarla ekonomik olarak çalkantılı günler geçiriyor. Ancak ülkelerin kalkınmaları, benim ülkemin neden espresso makinesi yok diye sorabilen idealist girişimciler sayesinde oluyor, su ısıtıcısından bozma kahve makinalarında yüksek kâr marjı peşinde koşmaya çalışanlarla değil.  

Sonuç olarak rakamlar ortada, yüksek teknoloji ihracatımızın oranı giderek düşüyor. Belki de toplumumuzun başındaki en büyük belalardan biri içerisinde bulunduğu durumla ilgili çok fazla hayıflanmak. Durumun ne olduğunu biliyoruz, fakat Gazi Mustafa Kemal’in dediği gibi nasıl “Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” sözü gerçek olup milletin bağımsızlığını milletin azmi kurtardıysa, milletin yüksek teknoloji ihracatını da yine milletin azmi ve kararı kurtaracaktır.

Sevgili dostlar, şunu unutmayalım verilen şeyler geçici, alınan şeyler kalıcı olur!

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün

İLGİLİ HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR