Volkan Kızıltunç kişisel sergisiyle Hayfa Sanat Müzesinde

Volkan Kızıltunç genç yaşında birçok ödül almış, dünyanın farklı yerlerinde sergilere katılmış, durağan ile hareketli görüntü arasında bağ kuran bir fotoğraf ve video sanatçısı. 2019´da Tel Aviv´deki bir sergide yer alan eseri, 2020 yılında Kudüs´te The Israel Museum´un daimi koleksiyonuna alındı. Sanatçı, bu yıl da Hayfa Sanat Müzesinin baş küratörü Dr. Kobi Ben-Meir tarafından August Sander sergi projesine davet edildi. Kızıltunç projeye, 11 Şubat- 25 Haziran tarihleri arasında, iki video eseri ve Sonder adlı kitabından oluşan kişisel sergisiyle katılıyor.

Mirey NASİ Söyleşi
16 Şubat 2022 Çarşamba

Öncelikle Şalom okuyucuları için kendinizi tanıtır mısınız?

Fotoğraf ve video sanatçısıyım, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fotoğraf Bölümünde akademisyenim, aynı zamanda Yeldeğirmeni Kadıköy’de yer alan bağımsız sanat mekânı NOKS Art Space’in ortak kurucusu ve yürütücüsüyüm.

İstanbul Üniversitesinde arkeoloji eğitiminin ardından Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fotoğraf Bölümünde lisans ve yüksek lisans eğitimi aldınız. Arkeoloji eğitiminizin fotoğraf sanatınıza nasıl etkisi oldu?

Arkeoloji eğitimim sırasında çeşitli arkeoloji kazılarına ve sonrasında bu kazılarda çıkan buluntular üzerinde laboratuvar çalışmalarına katılma şansım oldu. Üzerinden yıllar geçtikten sonra anlıyorum ki, o kazılarda çalışmanın, arkeoloji bilimiyle yakın temasımın sonraki dönem sanatsal çalışmalarımda çok fazla etkisi olmuş. Fotoğraf ve video çalışmalarımı oluşturma pratiğime ve onları sunma biçimime yani genel olarak sanatsal metodolojime baktığım zaman hem formel olarak hem yöntemsel olarak arkeolojiden çok etkilendiğim görülebilir. İlk dönem fotoğraf çalışmalarımda kentin içerisinde kaybolmaya yüz tutmuş, yıkılmak veya yok olmak üzere olan binaların peşinde görsel bir arkeoloji araştırması yapıyordum. O mekânları bulma arayışımı ve sonrasındaki heyecanımı da hep bir arkeologun bir kazı çalışması sırasında bir buluntu bulması anındaki heyecanına benzettim. Kentin görsel tarihini katman katman aralayarak fotoğrafik sonuçlar elde etmek ile toprağın altını katman katman kazarak altında yatan tarihi ortaya çıkarıp arkeolojik sonuçlar elde etmek de benzer yöntemler. Ayrıca ilerleyen yıllarda elde etmeye başladığım, 1960 ile 1980’li yıllara ait 8mm ve süper 8mm film arşivini çözümlemeye çalışırken de hep bir arkeolog gibi davranmaya çalıştım; her materyali numaralandırdım, hem filmleri dijitalize etmek hem de sonrasında arşivleme sırasında onları sınıflandırdım, benzer ve farklı noktaları üzerinden grupladım, sonrasında da kendi mütevazı görsel arşivimi belli bir sistemde düzenledim. Arşivim üzerinden video eserlerimi oluştururken de arkeologların müzelerdeki sunum biçimlerine benzer şekilde görsel malzemeyi arkeolojik bir buluntu gibi tipolojilere ayırarak yaşanan anları, yerleri, insanları, duyguları, kısacası geçmişte yaşanmış hayatları, düzenlemeye ve elimdeki görsel arşive yeni yaşamlar kazandırmaya çabaladım.

Rusya’dan Tayvan’a, Polonya’dan Belçika’ya, ABD’den Almanya’ya dünyada eserleri birçok önemli kurumsal sanat merkezinde sergilenen bir sanatçısınız. Bu sefer Hayfa Sanat Müzesinde kişisel bir serginiz açılacak. Bu sergi hakkında bilgi verebilir misiniz? Bu sergiye nasıl davet edildiniz?

Bu sergi temel noktasını, 1920’lerde yaşamış Alman fotoğraf sanatçısı August Sander’den ve onun dünyaya hümanist bakışından alıyor. Sander’in her insana bakışı aynı mesafededir, kimseyi yargılamaz, küçümsemez, her sosyal ve etnik gruptan insana aynı düzlemden bakarak onların bireyselliklerini ortaya çıkarmaya çalışır. Bu bağlamda benim de müzede Göz Kamaştırmayan ve Bakış isimli iki video eserimin ve Sonder isimli yeni kitabımın olduğu bir kişisel sergim açılacak. 2019 yılında, kurucusu olduğum bağımsız sanat mekânı NOKS Art Space ile Tel Aviv’de yer alan Indie Fotoğraf Topluluğu Galerisinin ortaklaşa projesi kapsamında, Türkiye’den bazı fotoğraf ve video sanatçılarının çalışmalarının yer aldığı Reflex sergisini gerçekleştirdik. Bu sergide yer alan Göz Kamaştırmayan adlı video çalışmam ise, İsrail’in en büyük müzesi olan The Israel Museum’un fotoğraf Küratörü Noam Gal’in Reflex sergisini ve video çalışmamı görmesi ile 2020’de müzenin daimi koleksiyonuna alındı. 2022’de de Hayfa Sanat Müzesi Şef Küratörü Dr. Kobi Ben-Meir’in beni August Sander projesine davet etmesiyle kişisel sergim ortaya çıktı. Reflex sergisinin devam projesi niteliğinde de geçtiğimiz ay İstanbul’daki One Akaretler’de, Indie Fotoğraf Topluluğu Galerisi bünyesinde, İsrail’den fotoğraf ve video çalışmalarının yer aldığı Teraryum sergisi gerçekleşti. Yani kültürlerarası gerçekleşen sergiler başka sergilere, karşılıklı işbirlikleri de başka birlikteliklere vesile olmaya devam ediyor.

Çalışmalarınızda yoğunlukla zaman, görsel algısı, gözlem, yeniden yapılandırma ve tipolojilere değinen bir fotoğraf sanatçısısınız. Durağan ile hareketli görüntü arasında bağ kurduğunuz Hayfa serginizde de yer alacak The Unspectacular - Göz Kamaştırmayan (2012) ve The Look - Bakış (2014) adlı eserleriniz hakkında bilgi verir misiniz?

Film, özünde yüksek hızda aktarılan durağan görüntüler dizisi olmasından kaynaklı, temelinde hareketli görüntü ile durağan görüntü mecraları aynıdır. Hareketli görüntü, yani zamanın akışı bir dizi durağan andan oluşur. Ben de video çalışmalarımda durağan ve hareketli görüntünün ikili diyalektiği, zamanın akışkanlığı, göreliliği ve bunların kavramsal ve görsel araştırmalarıyla ilgileniyorum. Tek kanallı video çalışmam Göz Kamaştırmayan da özellikle bu konu üzerine bir araştırma. İstanbul, Nevşehir ve Trabzon’da çektiğim video için özellikle kentsel dönüşüm projelerinin yoğun olduğu mahallelerde çalıştım. Mahalle sakinleri yakında yıkılacak veya zaten yıkılmış evlerinin önünde fotoğraflarını çekmem için poz verdi. Onlar kameraya direkt bakarken ve bir yandan da yönlendirdiğim gibi hareketsiz kalmaya çalışırken, haberleri olmadan fotoğraf değil ama videolarını kaydettim. Tripodda duran kamera ve sabit arka plan içerisinde rüzgâr esip, hayvanlar hareket ederken, yani zaman akıp giderken bana poz veren kişiler sabit durmaya, önce bana ve daha sonra da sergi sırasında gezen izleyicinin gözüne doğru bakmaya devam etti. Bu uzun süre bakma anından oluşan video çalışması da bir yerden sonra her insanın bireyselliğini yakalayabileceğiniz bir görsel gözleme dönüştü. 

Sergide yer alan diğer video çalışmam ise üç kanallı bir video yerleştirme olan Bakış. 8mm filmlerde aile üyelerinin kameraya baktığı o kısa anları bir araya getirdiğim bir kolaj gerçekleştirdim. Üç ekranda senkronize olarak gördüğümüz video kurgusu içerisinde, birbirini seven insanlar arasındaki göz teması, videoyu izleyen izleyici üzerinde de bir aşinalık duygusu yaratıyor ve filme alınan kişilerin gözlemlendiği anlara dönüşüyor. Filmde gördüğümüz bize gülümseyen yabancı kişiler de artık yabancı olmaktan uzaklaşıp tanıdıklık hissiyle izleyici ile bir etkileşime giriyor.

Serginiz, Hayfa Sanat Müzesi kış-ilkbahar 2022 sergi sezonundaki üç kişisel sergiden biri. Sizin dışınızda Adrian Paci’nin (Arnavutluk doğumlu, İtalya'da yaşıyor) ve Anna Lukashevsky’nin (Litvanya doğumlu, Hayfa'da yaşıyor) kişisel sergileri yer alıyor. Üç sergi de ‘Sosyal Portre’ kavramı etrafında dönüyor. Hepsi Akdeniz’den farklı sanatsal ve sosyal yaklaşımları olan üç sanatçı, üç kişisel sergi… Sizce bu sergiler izleyiciye nasıl bir pencere açıyor?

Sergide işleriyle yer alan Adrian Paci, Anna Lukashevsky ve benim ortak noktamız August Sander’in fotoğraflarında olduğu gibi bireylere verdiğimiz önem ve hümanist bakış açımız olabilir. Göz Kamaştırmayan ve Bakış, ikisi de benzer sosyal sınıflardan insanlara yakından bakma olanağı sağlayan işler. Gerek çektiğim videolarda gerekse arşiv çalışmalarında bireylerin tekil özelliklerini, tüm insanlığa ait ortak özelliklerle harmanlayarak temelinde duyguları, hayalleri olan insanlar olduğumuzun üzerinde durdum. İzleyiciye de diğer insanlara yakından ve uzun uzun bakabilmesine imkân vererek insanları tüm özellikleriyle gözlemleyeceği fırsatlar yaratıyorum. Başka insanların anılarına yakından bakmak, aynı zamanda mahrem olanın kamusal alana girmesiyle izleyiciye diğer insanlardan farklı olmadığımızı göstermeye çalışıyor.

‘Genç Soluklar’, ‘Last & Lost’, ‘Middle Town’ ve ‘Mamut Art Project’ gibi birçok uluslararası fotoğraf ve sanat projesinde yer alan Kızıltunç, 2013 yılında ESSL Çağdaş Sanat Müzesinin düzenlediği ‘ESSL Sanat Ödülü’nü, ‘VIG Sergi Ödülü’nü ve 2015 yılında da ‘Akbank Günümüz Sanatçıları Ödülü’nü kazandı.

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün

İLGİLİ HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR