WEB´DEN SEÇMELER

•Türkiye maalesef gerek geleneksel medyada gerekse sosyal medyada platformlarında Yahudilere yönelik nefret söylemine sıkça rastladığımız ülkelerden. Bu tarz haber içerikleri ve yorumlar genelde İsrail ile Filistin arasında çatışmaların tırmandığı dönemlerde tavan yapıyor. İsrail karşıtlığıyla Yahudi düşmanlığını ayırt etmek oldukça güç. Hükümetin çoğu zaman bu tarz kışkırtıcı mesajları- “ifade özgürlüğü” adına- görmezden gelmesi ise başkalarını bu yönde teşvik ettiği gerekçesiyle eleştiriliyor. Bu açıdan, Haham Chitrick´in hikayesinin kısa sürede hükümet yanlısı pek çok medya kanalında paylaşılması dikkat çekiciydi. Selin Nasi - www.politikyol.com

İzak BARON Diğer
16 Şubat 2022 Çarşamba
  • Bu Haftanın “Takılanlar”ı

 

  • BAŞBAKAN NAFTALİ BENNETT DA PEGASUS BENZERİ SİBER ARAÇLARIN "SUÇLA MÜCADELE" İÇİN GELİŞTİRİLDİĞİNİ ANCAK İSRAİL KAMUOYU VE YETKİLİLERİNE KARŞI KULLANILDIYSA BUNUN MUTLAKA ORTAYA ÇIKARILMASI GEREKTİĞİNİ VURGULADI

İsrail ekonomi gazetesi Catalist, hafta başında polisin Pegasus casus yazılımını mahkeme kararı olmadan kullanmasıyla patlak veren skandala ilişkin yeni iddiaları gündeme getirdi.

Yolsuzluk davalarında yargılanan eski Başbakan Netanyahu'nun oğlu, dönemin bakanları, danışmanları, gazeteciler, avukatlar, belediye başkanları, iş insanlarının İsrail polisi tarafından Pegasus ile denetimsiz şekilde izlendiği öne sürüldü.

Haberde, eski Başbakan Netanyahu'nun oğlu Avener Netanyahu, basın danışmanları, Netanyahu'nun yolsuzluk soruşturmalarındaki sanık iş adamı Iris Elovitch, Savcılığın tanığı ve Netanyahu döneminden üst düzey bürokrat Shlomo Filber, aynı davayla ilişkili telekomünikasyon şirketlerinin yöneticileri, İsrail'deki Netanya, Holon, Kiryat Ata gibi kentlerin belediye başkanlarının polisi tarafından Pegasus yazılımıyla mahkeme kararı olmaksızın dinlendiği iddia edildi.

Bunun yanı sıra gazeteciler, sendikacılar, iş insanları, avukatlar, bazı protesto hareketlerinin liderlerine uzanan geniş bir listenin İsrail polisince yasal çerçeve dışında izlendiği kaydedildi.

İsrail'de 2015-2018 yıllarında polis teşkilatının başındaki Roni Alshech döneminde Pegasus'un yasal çerçeve dışında kullanımının arttığı ifade edildi.

Söz konusu iddiaların ardından İsrail'de devletin en üst kademelerinden olaya ilişkin "geniş soruşturma" çağrıları yapıldı.

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, konuya ilişkin yazılı açıklamasında "derin bir soruşturma" çağrısı yaparak, "Demokrasimizi kaybetmemeliyiz. Polisimizi kaybetmemeliyiz. Kesinlikle, kamunun bunlara güvenini yitirmemeliyiz." ifadelerini kullandı.

İsrail hükümetinden yapılan yazılı açıklamaya göre, Başbakan Naftali Bennett da Pegasus benzeri siber araçların "suçla mücadele" için geliştirildiğini ancak İsrail kamuoyu ve yetkililerine karşı kullanıldıysa bunun mutlaka ortaya çıkarılması gerektiğini vurguladı.

İçişleri Bakanı Ayalet Shaked de iddiaları, "doğruysa deprem niteliğinde" olarak tanımladı ve soruşturulması için dışarıdan bir komisyon kurulmasını talep etti.

İsrail Polisi Şefi Kobi Shabtai de son gelişmeler karşısında hükümete, bir yargıcın liderliğinde bağımsız bir soruşturma komitesi kurulması çağrısında bulundu.

Enes Canlı

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/israil-uretimi-casus-yazilim-pegasus-skandali-dunyayi-dolasti-ana-vatanina-dondu/2498995

 

  • TÜRKİYE MAALESEF GEREK GELENEKSEL MEDYADA GEREKSE SOSYAL MEDYADA PLATFORMLARINDA YAHUDİLERE YÖNELİK NEFRET SÖYLEMİNE SIKÇA RASTLADIĞIMIZ ÜLKELERDEN. BU TARZ HABER İÇERİKLERİ VE YORUMLAR GENELDE İSRAİL İLE FİLİSTİN ARASINDA ÇATIŞMALARIN TIRMANDIĞI DÖNEMLERDE TAVAN YAPIYOR

Sıradan bir gündü. Twitter’da sabah haberlerine göz gezdiriyordum. Ta ki, muhafazakar gazetelerin birinde karda mahsur kalan İsrailli bir hahamın camiye sığındığı haberi gözüme ilişinceye dek. Türk Yahudi Cemaati’nin sevilen ve sayılan ismi, aynı zamanda yıllardır Kaşerut denetimine de danışmanlık yapan Haham Mendy Chitrick, Haham Israel Elbaum’un camide nasıl misafirperverçe karşılandığını, rahatça ibadetini yapabildiğini anlatıyordu.

Haber ilginçti. Zira, Türkiye’de Yahudiler hakkında pek haber yapılmazdı. Yapıldığı zamansa içerik genelde pek pozitif olmazdı. Zaten sokaktan geçen 10 kişiyi çevirip sorsanız, Yahudilerin varlıklı aileler ve lobiler aracılığıyla finans dünyasını ve hatta dünyayı yönettiğini söyler. ABD zaten onların himayesinde, değil mi? Bazılarının kulağına ego okşayıcı gelebilir ancak bu yöndeki önyargılar tam da antisemitizmin basit örneğini teşkil ediyor.

Türkiye maalesef gerek geleneksel medyada gerekse sosyal medyada platformlarında Yahudilere yönelik nefret söylemine sıkça rastladığımız ülkelerden. Bu tarz haber içerikleri ve yorumlar genelde İsrail ile Filistin arasında çatışmaların tırmandığı dönemlerde tavan yapıyor. İsrail karşıtlığıyla Yahudi düşmanlığını ayırt etmek oldukça güç. Hükümetin çoğu zaman bu tarz kışkırtıcı mesajları- “ifade özgürlüğü” adına- görmezden gelmesi ise başkalarını bu yönde teşvik ettiği gerekçesiyle eleştiriliyor. Bu açıdan, Haham Chitrick’in hikayesinin kısa sürede hükümet yanlısı pek çok medya kanalında paylaşılması dikkat çekiciydi.

Ankara’nın İsrail ile ilişkilerini onarmaya çalıştığı şu dönemde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın belli başlı haber mecralarına İsrail karşıtı ve antisemit ifadeler kullanmamaları yönünde talimat verdiği iddia ediliyor. Bu konuda yapıcı bir adım ilişkilere olumlu yansırdı. Ancak ertesi gün bir başka hükümet yanlısı gazetede “Ermeni tehciri arkasında Yahudilerin olduğu” iddiasını irdeleyen bir komplo teorisi yayınlandığını görünce, işlerin bildiğimiz gibi aynen devam ettiği sonucunu çıkardım.

Selin Nasi

https://www.politikyol.com/turkiye-israil-iliskilerinde-normallesmeye-2013ten-daha-mi-yakiniz/

 

  • “POLİSLER MAĞAZAMIZA GELDİLER, ‘VİTALİ SEN MİSİN?’ DEDİLER. BEN ‘EVET’ DEYİNCE DE KOLUMA GİRİP ‘HADİ ASKERE’ DEDİLER. ONLARA BOŞU BOŞUNA ASKERDEN YENİ DÖNDÜĞÜMÜ, BU İŞTE BİR YANLIŞLIK OLDUĞUNU ANLATMAYA ÇALIŞTIM. YANILAN BENMİŞİM... ASKERDEN DÖNMÜŞ OLMAMIZA RAĞMEN BİRÇOĞUMUZ EVLERİMİZE HABER VEREMEDEN, BİRER SUÇLU, BİRER KAÇAK GİBİ İŞYERİNDEN ALINIP ASKERE SEVK EDİLMİŞTİK”

Rifat Bali’nin kitabında doğrudan bu olayları yaşamış olan insanların tanıklıkları üzerinden aktarılan dökümde  en sıkıntılı sayfalarından biri, bu vatandaşların bir bölümünün evlerinden ya da işyerlerinden alınıp götürülmesidir. 1913 doğumlu olan Vitali Hakko bunlardan biridir. Hatıratında şöyle anlatıyor:

“Polisler mağazamıza geldiler, ‘Vitali sen misin?’ dediler. Ben ‘Evet’ deyince de koluma girip ‘Hadi askere’ dediler. Onlara boşu boşuna askerden yeni döndüğümü, bu işte bir yanlışlık olduğunu anlatmaya çalıştım. Yanılan benmişim... Askerden dönmüş olmamıza rağmen birçoğumuz evlerimize haber veremeden, birer suçlu, birer kaçak gibi işyerinden alınıp askere sevk edilmiştik.”

Vitali Hakko şanslıydı, çünkü işyerinden alınmıştı. Nafıa askerlerinin bir bölümü de yoldan toplanmıştır. Görevliler özellikle gayrimüslimlerin ikamet ettiği sokakların başında bekleyerek işe giden insanların kimlik kontrolünü yapıp yaşları tutuyorsa toplanma merkezlerine götürmüştür. Bu uygulama “kordon kurulması” diye adlandırılıyordu.

Anlatımlara göre, Musevilerin yoğun yaşadığı Galata Kulesi’nin bulunduğu Kuledibi’ne tam bir kaos ortamı hâkim olmuştu. Bazıları polise yakalanmamak için arka sokaklardan kaçıyordu.

Bu arada, aynı aileden baba-oğul birlikte götürülenler de vardı.

Kitabın bana en çok dokunan bölümlerinden birini özellikle aktarmak istiyorum. Toplanan insanların bir bölümünün Sirkeci, bir bölümünün ise Sultanahmet’teki toplanma merkezlerine götürüldüğü, daha sonra buradan Anadolu ya da Trakya’ya sevk edildikleri anlaşılıyor.

Sultanahmet’e getirilenler Sultanahmet Camisi’nin ana giriş kapısının önünde Dikilitaş’ın hemen yanındaki meydanda tel örgülerin arkasında toplanmıştır. Sevkiyat yapılmadan önceki bekleme döneminde bu vatandaşların eşleri, çocukları gelip burada tel örgülerin arkasından kendileriyle konuşmakta, yiyecek getirmekteydiler.

Nisan 1941’de başlayan Nafıa Askerleri uygulaması 16 ay kadar sonra 1942 yılı temmuz ayında son bulmuş, hepsi terhis edilmiştir.

Rifat Bali, kitapta dönemin tek parti hükümetinin neden bu adımı attığı konusunda tarihçilerin, yazarların muhtelif görüşlerini aktarıyor. Yabancı basında çıkan bu konudaki haber ve değerlendirmelere, ABD ve İngiliz Büyükelçiliklerinin raporlarına yer veriyor.

Bali, celbin nedenleri konusunda ortaya atılan tezleri başlıca üç grupta topluyor. Bunlardan birincisi, uygulamanın gerisinde azınlıkların ticaret hayatındaki etkinliklerinin azaltılması hedefinin yattığı tezidir. Nafıa Askerleri uygulamasının bitiminden üç buçuk ay kadar sonra 1942 Kasım ayında Varlık Vergisi uygulaması başlamıştır. Bu görüşü savunanlar, uygulamayı Varlık Vergisi ile aynı bütün içinde, bu politikanın ilk adımı olarak değerlendiriyorlar.

Bir diğer görüşün sahipleri, dönemin iktidarının İkinci Dünya Savaşı koşulları içinde azınlıkların “Beşinci Kol” faaliyetinde bulunmalarını önlemek amacıyla bu uygulamayı başlattığını öne sürüyorlar.

Üçüncü görüş, Türkiye’nin savunma hatlarının güçlendirilmesi maksadıyla başlatılan yol ve köprü inşaatlarını süratle bitirmek şeklinde özetleniyor.

Sedat Ergin

https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/sedat-ergin/yakin-tarihimizin-azinliklarla-ilgili-bir-sayfasini-aralayinca-42002265

 

  • İSRAİL, DÜNYADA İLK DEFA İHA’LARIN SİVİL UÇUŞLAR İÇİN TAHSİS EDİLEN ROTALARDA YOLCU UÇAĞI VE DİĞER TİCARİ JETLERLE BERABER UÇMASINA İZİN VEREN ÜLKE OLARAK ADINI DUYURDU

İsrail, dünyada ilk defa İHA’ların sivil uçuşlar için tahsis edilen rotalarda yolcu uçağı ve diğer ticari jetlerle beraber uçmasına izin veren ülke olarak adını duyurdu. Dünyada ABD’den sonra İHA geliştirilmesinde ikinci sırada yer alan İsrail’in böyle bir adım atması bakalım diğer ülkelerde nasıl bir etkileşim yapacak?

Şubat ayı ile birlikte ilk onayı alan İsrail’in teknoloji şirketi Elbit Systems’in üretimi olan Hermes 900 StarLiner İHA’lar artık sivil hava sahasında uçabiliyor.

İsrail Ulaştırma Bakanlığı da StarLiner İHA’ya sivil hava sahasında uçma izni vererek dünyada bu tür hava araçlarına onay veren ilk ülke oldu.

İsrail Sivil Havacılık Otoritesi, yaklaşık altı yıldan fazla bir değerlendirme süresinin ardından Aralık 2021’in sonunda gerekli izinleri verdi. Fakat yasal düzenlemeler sebebiyle uygulamaya Şubat’ta geçilebildi. Böylece

“Hermes Starliner İHA Sistemi” sivil hava sahasını kullanabilmek için “Tip Sertifikası” alan ilk model oldu.

Sivil hava sahasını kullanacak İHA sistemlerinin bu sertifikayı alabilmek için özel donanımlara sahip olması gerekiyor. Halihazırda İHA’ların çoğu sivil uçaklarla aynı hava sahasını kullanabilmek için gerekli donanımlara sahip değil. Bu sebeple birçok ülkede yüksek irtifalara ulaşan güçlü, büyük insansız hava araçlarının sivil hava sahasında uçmasına izin verilmiyor.

Öte yandan ilk uçuş onayını alan Elbit’in StarLiner İHA’sı çeşitli ülkelerin orduları tarafından da kullanılıyor. Bu model diğer uçakları tespit etmek ve onlarla çarpışmayı önlemek için sensör ve donanımlara sahip. Kısacası sivil havacılık gereksinimlerine uygun teknolojilerle donatılmış durumda.

İsrail bu adımı atarak İHA sistemlerinin kullanım alanını da genişletmiş oluyor. Mesela StarLiner modeli, keşif, gözetleme, güvenlik, çevre ve iklim değişikliğini izlemek için hükümetler ve güvenlik kurumları tarafından kullanılıyor. Son gelişmeyle İHA’ların şu an uçamadığı alanlarda da görev yapmasına izin verilmesi amaçlanıyor.

İsrail’de onaylanan sertifikasyon başlangıçta sadece kendi hava sahası için geçerli olsa bile uluslararası kabul görme ihtimali yüksek, fakat bu alanda da dünyaya liderlik etmiş olacak.

Güntay Şimşek

https://www.haberturk.com/yazarlar/guntay-simsek-1019/3343918-ihalar-yolcu-ucaklariyla-beraber-ucacak

 

  • ZÜRAFA SOKAĞIN HEMEN ÜSTÜNDE, YÜKSEKKALDIRIM'A CEPHELİ, BUGÜN HÂLÂ FAALİYETTE OLAN BÜYÜK AŞKENAZ SİNAGOGU VARDIR Kİ, AVUSTURYALI AŞKENAZLAR TARAFINDAN 1900 YILINDA AÇILMIŞTIR (NAİM GÜLERYÜZ). YANİ, BU İKİ SİNAGOG HEMEN HEMEN YAŞITTIR. YAŞIT BİR AŞKENAZ SİNAGOGU DAHA VAR BU BÖLGEDE: AVUSTURYALI TERZİLER LONCASININ YAPTIRDIĞI TOFRE BEGADİM. BUGÜN BİR KÜLTÜR MERKEZİ

 

Fuhuş sektörünün müşterisi her daim var. Bu hâlâ böyle ve her ülkede böyle. Peki ya çalışanlar, seks işçisi kadınlar kimlermiş? Ya çalıştıranlar?

Sektöre Yahudiler başta olmak üzere Rum ve Ermeniler hâkimmiş.

Özellikle Kırım Savaşı sonrası şehirde değişik diller konuşan insan sayısı artmış. Savaş tüccarları, yabancı askerler, asker kaçakları…

Polonyalı Aşkenaz Yahudilerin satın aldıkları genelevler, göç ile gelen ve yoksulluk çeken Yahudi kadınlara bir gelir kapısı olmuş. Bu genelevlere müşteri bulanlar yine birkaç dil bilen ve Galata Limanı'na gelenlere rehberlik yapan Yahudilermiş. Bir anda piyasanın hâkimi olan Polonya Yahudisi muhabbet tellalları ve fahişeler diğer sinagoglarda kendilerine yer bulamadıkları, dışlandıkları için bir ibadethaneye ihtiyaç duymuşlar ve padişahtan 1896 yılında bir irade almışlar. Arsa satın alınmış ve Yeni Işık anlamına gelen Or Hodeş Sinagogu inşa edilmiş. Tam da Alageyik Sokağı ile Zürafa Sokağı köşesinde. Ve böylece İstanbul'da yasal fuhuşun adresi artık belliymiş. İstanbul'da Aşkenaz nüfusu azalınca Gürcü Sefarad Yahudi kadınlara tahsis edilmiş. Alt katını da zaman içerisinde yaşı ilerlediği için talibi olmayan Yahudi seks işçilerine bir tür huzur evi yapmışlar.

Zürafa Sokağın hemen üstünde, Yüksekkaldırım'a cepheli, bugün hâlâ faaliyette olan büyük Aşkenaz Sinagogu vardır ki, Avusturyalı Aşkenazlar tarafından 1900 yılında açılmıştır (Naim Güleryüz). Yani, bu iki sinagog hemen hemen yaşıttır. Yaşıt bir Aşkenaz sinagogu daha var bu bölgede: Avusturyalı Terziler Loncasının yaptırdığı Tofre Begadim. Bugün bir Kültür Merkezi.

Or Hodeş 1985 yılında Hahambaşılığın kararıyla satılmış.

Günümüzde hüzün verici bu metruk mekân gülümseten anekdotlarda da geçiyor. İstanbul Aşkenaz Cemaati bu "fahişeler sinagogundan" çok rahatsızlık duymuş olacak ki, burayı satın almak istemiş. Çünkü dînî mekân genelevlerle özdeşleştirilerek anılır olmuş halk arasında. Bazı Yahudi genelev sahipleri sinagogda ibadet etmeye devam etmek şartıyla satışa razı olmuşlar. Bu sefer cemaat de buna razı gelmemiş. Sinagog bir ara kapatılmış. Sonra çevresi duvarlarla örülerek tekrar açılmış. Büyük Savaşın başında, 1915'te, Talat Paşa'nın sıkı dostu ve neredeyse diktatörce yetkilerle donatılmış bir Emniyet Müdürü olan Osman Bedri Bey fahişleri, pezevenkleri, mamaları derdest edip "casustur bunlar" diye sınır dışı etmiş. Kentteki yabancı misyon şeflikleri rahat nefes almış. Çünkü polis müdürünü galeyana getirenler onlarmış. Hatta isim listeleri vermişler Osman Bedri Bey'e. O zamanın Amerikan sefiri bu durumu ülkesine rapor ederken "çetenin faaliyetleri sahte bir sinagog altında yürütülüyordu" diye yazmış. Nereden nereye...

Haluk Uluhan

https://t24.com.tr/yazarlar/haluk-uluhan/zurafa-sokak-istanbul-da-fuhusun-bellegi,34184

 

  • İSRAİL KÜÇÜK BİR DEVLETTİR, DÜNYA ÇAPINDA BİR GÜÇ VEYA KÜRESEL JANDARMA DEĞİLDİR. BUNUNLA BERABER İSRAİL’İ VE BÖLGEDEKİ ILIMLI SÜNNİ DEVLETLERİ KAPSAYAN BİR İTTİFAKIN KURULMASI, BÖLGEDE KİMSENİN GÖZ ARDI EDEMEYECEĞİ GÜÇLÜ BİR KUVVET ÇARPANI OLUŞTURUR

İsrail’in eski bakanlarından emekli Tuğgeneral Ephraim Lapid geçtiğimiz günlerde Al-Monitor’a yaptığı açıklamada İsrail’in, ılımlı bölgesel ülkelerle beraber İran’ın yayılmacılığına karşı “yeni bir stratejik ittifak” kurması gerektiğini söylemişti. Savunma Bakanı Benny Gantz’ın 3 Şubat’taki Bahreyn ziyaretinde bir güvenlik işbirliği anlaşması imzalaması, İsrail’in artan bir ivmeyle tam da bunu yapmaya çalıştığını gösteriyor.

Bahreyn’le anlaşma, İsrail’in son aylarda bir Arap ülkesiyle sağladığı bu türdeki ikinci anlaşma oldu. Gantz kasım sonlarında gerçekleştirdiği Fas ziyaretinde de benzer bir anlaşma imzalamıştı. Bir hafta önce ise kıdemli İsrail güvenlik uzmanlarından oluşan bir heyetin Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) gittiği ve BAE’yi hedef alan Yemen’deki İran destekli Husilerin İHA ve füze saldırılarına karşı erken uyarı ve önleme sistemlerinin geliştirilmesini görüştüğü bildirildi.

Bunların sadece kamuoyuna duyurulan gelişmeler olduğu düşünülürse İsrail’le henüz resmi ilişki kurmayan ya da gizli ilişkilerini açığa vurmayan Suudi Arabistan gibi Arap ve Müslüman ülkeler ile perde arkasında yoğun temasların sürdüğü anlaşılıyor.

Kimliğinin saklı kalması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan üst düzey bir güvenlik yetkilisine göre “Gözlerimizin önünde yeni bir Orta Doğu NATO’su şekilleniyor”. ABD’nin son yıllarda bölgeden apar topar çekildiği düşünülürse bu süreç İsrail’i bölgenin yeni savunma çapası hâline mi getiriyor? Yetkili şöyle cevap verdi: “Hem evet hem hayır. Evet çünkü olan budur ve biz, bölgedeki en önemli ülkelerin bazılarının güvenliğine katkıda bulunabiliriz. Hayır çünkü İsrail bir ABD olamaz. İsrail küçük bir devlettir, dünya çapında bir güç veya küresel jandarma değildir. Bununla beraber İsrail’i ve bölgedeki ılımlı Sünni devletleri kapsayan bir ittifakın kurulması, bölgede kimsenin göz ardı edemeyeceği güçlü bir kuvvet çarpanı oluşturur. Tahran tüm bunları büyük bir endişeyle izliyor.”

Ben Caspit

https://www.al-monitor.com/tr/originals/2022/02/israel-expresses-interest-nato-mideast-alliance#ixzz7KqQwXMx8

 

  • “İSRAİL’İN BÖLGESİNDE YALNIZLAŞTIRILMASI NE TÜRKİYE’NİN NE BÖLGE ÜLKELERİNİN ÇIKARINA HİZMET EDER”
  • Türkiye’nin İsrail’le ilişkileri iyileştirme politikasını nasıl buluyorsunuz?

 

Olumlu karşılıyorum. Türkiye, çok az sayıda ülkenin sahip olduğu müstesna bir konuma sahip. Bu konum, komşularıyla ve bölgesindeki tüm ülkelerle dostane ilişkiler geliştirmeyi gerektiriyor. İsrail, bu bakımdan istisna değil.

Türkiye’nin tarihsel olarak Musevilerle ve İsrail’le dostluk ilişkileri var. İsrail’in Filistin halkına yönelik onaylamadığımız politikaları var. Fakat bu politikalar İsrail’le düşmanlık ilişkilerini mazur göstermez. Dostluk ve işbirliği, ikna edici etki tesis etmemizi kolaylaştırır.

İsrail’in bölgesinde yalnızlaştırılması ne Türkiye’nin ne bölge ülkelerinin çıkarına hizmet eder. Filistin davasına sahip çıkmak önemli ve değerlidir. Bu ilkesel bir tutumdur. Ancak, bunun ötesine geçerek, popülist siyasi yarar sağlamaya dönük bir gayretin içine girmek üretken değildir, kalıcı olamaz, dış politikada zarar getirir.

Naci Koru (Taha Akyol röportajı)

https://www.karar.com/yazarlar/taha-akyol/turkiye-batidan-doguya-savruldu-1592153

  • Takılan tweetler

 

Mevcut İsrail CB'sinin babası CB Hayim Herzog'un da yolu Türkiye'den geçmişti. Benzer amaçlar onda da vardı.

Zamanın CB'si Özal ve BB'si Demirel misafirlerini ağırladılar.

Ziyaret (resmi olmasa da) 500ncü yıl (1492-1992) etkinlikleri kapsamında gerçekleşti.

https://twitter.com/gcinkara/status/1492612355842322436

MİT’in İsrailli işadamı Yair Geller’e yönelik suikast hazırlığındaki İranlı suikast timini ele geçirdiğine dair basına yansıyan haberi nasıl analiz etmeliyiz?

1-    Türkiye, İsrail ile yakınlaşmasına gerçekten önem verip bu sürecin sekteye uğramasını istemiyor.

2-   Türkiye-İsrail yakınlaşmasının önündeki en büyük harici engelin İran olduğunun altı çizilmiş. Bir diğer deyişle İran’ın yarattığı tehdit, İsrail ile Türkiye’nin ortak çalışabilme alanı.

3-   3 ay evvel yaşanmış olan “Mossad Casus Krizi’nin” ardından, yapılmış olan haber Mossad ile MİT’in yeniden birlikte çalışmaya başladığını, iki kurum arasında düzgün bir koordinasyon olduğunu gösteriyor.

4-   Hatta bu koordinasyon o kadar düzgün ki yine aynı habere göre MİT’in bilgisi dahilinde Mossad güvenlik çalışanları İsrailli işadamına Türkiye’de güvenlik sağlıyor.

5-   Haberde verilen diğer mesaj, Geller’in İsrail’e dönmek yerine Türkiye’de kalmayı seçtiğini, yani Türkiye’yi bir İsrailli için en az İsrail kadar güvenli bulduğunu belirtmiş olması. Bu da kuşkusuz “Oknin turist krizi’nin” aşıldığının göstergesi.

6-   Bu haber İsrail ile Türkiye arasındaki güvenin yeniden inşa edilmesi için önemli. Tüm bu normalizasyon işte bu şekilde toplumların gözü önünde şeffaf olmalı. Gerçek bir normalizasyonun kazananı her iki ülke olacaktır.

https://twitter.com/hayeytan/status/1492094622105055234

Çeşitli temaslarda bulunmak üzere dün Eskişehir'e giden Misyon Şefi Yardımcımız @WeissShifra Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Sn. @Y_Buyukersen'i de ziyaret etti.

https://twitter.com/IsraelinTurkey/status/1491763661605588995

Yahudi Fıkraları, basıldığı 40’ların erken Cumhuriyet  toplumundaki Yahudi imgesini çok güzel gösteriyor.Doktora para vereceğini ölmeyi seçen Salomon gibi yüzlerce cimri tip var fıkralarda. Karagöz oyununda da Yahudi tipi hep üç kağıt çevirir,borç ödemez ve cimridir.

(...)

70’ler ve 80’lerde artık Yahudi imgesi yoktur cumhuriyet toplumunda. Onun yerine sinamalarda gördüğümüz Kayseri ya da Laz üç kağıtçı ve kurnaz tüccardır. Çünkü toplum, 6-7 Eylül olaylarının akabinde Yahudileri kaybedince yeni doğan kuşaklar da azınlıklar ve içlerine doğdukları toplumdaki imgelerini görmeden büyümüşlerdi

https://twitter.com/yasaens_/status/1491036913947398145

Yunanistan'ın aşırı sağcı gazetesi Elefteri Ora'dan aşı karşıtı, ırkçı ve antisemit başlık: "Aşılar Siyonistlere ve Türklere zarar vermiyor."

Albert Bourla ve Uğur Şahin'in fotoğraflarını da manşete taşımış gazete. Böyle pespaye komplo teorilerini ciddiye alanlar her yerde var.

https://twitter.com/DritaEsadi2/status/149071285118246502

 

  • Ağa Takılanlar Öneriyor

 

  • Soner Yalçın araştırmamı istedi… Kim bu Vitali Hakim – Rafael Sadi

https://odatv4.com/kultur-sanat/soner-yalcin-arastirmami-istedi-kim-bu-vitali-hakim-229334

  • “Türkiye-İsrail İlişkilerinde İran ve Enerji Önemli” – Dorian Jones

https://www.amerikaninsesi.com/a/turkiye-israil-iliskilerinde-iran-ve-enerjinin-rolu-onemli/6434581.html

  • Türkiye-İsrail ilişkileri: Engeller aşılabilecek mi?

https://www.cumhuriyet.com.tr/dunya/israil-1905948

  • Kulüp dizisi ve azınlıklar - Sebüktay Kaan

https://www.karsimahalle.org/amp/2022/01/24/kulup-dizisi-ve-azinliklar

  • Ukrayna’nın İsrail kartı – Barış Adıbelli

https://www.veryansintv.com/ukraynanin-israil-karti/

  • Tülin Daloğlu İle Ankara Politikalar Merkezi Söyleşileri – 14

Washington ve Tel Aviv nezdinde eski büyükelçiliklerimizden Namık Tan ile Türkiye - İsrail ilişkilerinin yeniden onarılma olasılığını ele aldık. Sayın Tan, Amerika da dahil olmak üzere bu ilişkilerin hal yoluna konulması yönünde genel bir niyet olduğunu ve fakat İsrail Devlet Başkanı Isaac Herzog'un Mart ortasında Türkiye'ye yapacağı ziyarete kadar karşılıklı tarafların iyi bir hazırlık sürecini yürütmelerinin önemine dikkat çekti.

https://www.youtube.com/watch?v=VQki076aFVU

  • İsrail ve Türk Büyükelçilerin ‘strateji’ yemeği! – Yılmaz Polat

Herzog (İsrail) Hoenlein,Ashişkbayev (Kazakistan), Mercan (Türkiye), Vakhabov (Özbekistan) İbrahim (Azerbaycan) yemekte

https://tele1.com.tr/israil-ve-turk-buyukelcilerin-strateji-yemegi-562238/

  • Yahudi lobisi, Türkiye ile İsrail’in ABD büyükelçilerini yemekte buluşturdu

https://kronos35.news/tr/abddeki-yahudi-cati-kurulusu-turk-ve-israil-buyukelcilerini-biraraya-getirdi/

  • İsrail ile ilk resmi temasa ABD’de geçildi – Kerim Ülker

https://www.dunya.com/kose-yazisi/israil-ile-ilk-resmi-temasa-abdde-gecildi/648196

  • İsrail gizli servisi Mossad'ın İran üst yönetimine kadar sızdığından kuşkulanılıyor – Jiyar Gol

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-60290262

  • Herzog neden doğrusunu yapıyor? | Burak Bekdil

https://shemanews.com/index.php/2022/02/11/herzog-neden-dogrusunu-yapiyor-burak-bekdil-shemanewse-yazdi/

  • İsrail'in Afrika Birliği Zirvesi'nde deplasman galibiyeti - Yusuf Kenan Küçük

https://www.indyturk.com/node/470731/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/i%CC%87srailin-afrika-birli%C4%9Fi-zirvesinde-deplasman-galibiyeti

  • Türkiye ve İsrail arasındaki yakınlaşmanın bölgesel dinamikleri – Dr Gökhan Çınkara

https://www.youtube.com/watch?v=Q7uJ5h9hHJo

  • TÜRKİYE-İSRAİL İLİŞKİLERİNDE NORMALLEŞME SÜRECİ / Remzi Çetin - NİGAR İBRAHİMOVA İLE PARAMETRE - 12.02.2022

https://www.youtube.com/watch?v=ZJ4_VXQ8tP4

  • "İsrail Türkiye İlişkileri" -Rafael Sadi & Mehmet Emir Aksoy

https://www.youtube.com/watch?v=QZXCxRbCULI

  • Akdenizli aktris – Murat Türker

İsrail sinemasının en parlak yıldızlarından biriyken Ronit Elkabetz’in 51 yaşında vefatı sinemaseverleri sarsmıştı. Fas kökenli Yahudi bir ailenin kızı olarak doğan Ronit coğrafyamızdan kesinlikle aşina olduğumuz klasik Akdeniz güzelliğine sahip olduğu gibi sinemadaki birçok rolünde sergilediği kabiliyetiyle de kendine tüm dünyada bir hayran kitlesi oluşturmuştu.

Gayet yakın olduğu erkek kardeşi Shlomi Elkabetz’in yönettiği 2021 İsrail yapımı 209 dakikalık Black Notebooks (Cahiers Noirs) adlı film bizi Ronit’in mümkün olabilecek en samimi anlarına dahil ediyor.

(Makyajsız ve ayrıca hasta haliyle kamera karşısında bu kadar rahat olmak her sinema oyuncusunun harcı değil!)

https://www.youtube.com/watch?v=XHWY-KdTspc

Son yıllarda iki kardeş beraberce filmlere imza atmış, Fas kökenli babanın, yine Fas kökenli anneleri üzerinde kurduğu baskıya dikkat çekmeye çalışmışlardı. Dinin kadını nasıl aşağıladığı, kadınlara tanınan hakların eksikliği, din güdümlü toplumun çarpıklığı filmlerinin esas mevzusunu oluşturuyordu.

Shlomi’nin elinden düşürmediği kamera ne yazık ki filmin geniş bir kısmında bizi Ronit’in hastalığıyla mücadele ettiği anlara dahil ediyor ve hikâyenin nasıl sona ereceğini bildiğimizden olsa gerek, adeta “röntgenci” pozisyonuna sokuyor.

Ronit’in sevimli ve hayat dolu kişiliğine bir kez daha şahit olurken babasının en başta dindarlığı yüzünden kızını hasıl tesir altında bıraktığını, hassas ve kırılgan anlarında da izlediğimiz kahramanımızı aslında ne kadar üzmüş olduğunu da idrak ediyoruz. Benzer dinamiklerden mustarip Shlomi de Ronit’le daima dayanışma içinde olup şiirsel yanlarını da inkâr edemeyeceğimiz bu belgeselle ona layıkıyla veda ediyor.

https://bianet.org/biamag/sanat/257587-rotterdam-festivalinden-belgeseller

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR