3 maddede küresel enflasyonun nedeni

Türkiye´de enflasyon herkesin dilinde. Bunu böyle ağır yaşamamızda içsel nedenler olmakla birlikte, tüm dünyada da enflasyonun sert bir şekilde yükselme eğiliminde olduğunu da görüyoruz. Hemen her ülkede 20-30 yılın en yüksek enflasyon rakamları görülüyor. Peki neden?

Kadirhan ÖZTÜRK Ekonomi
2 Şubat 2022 Çarşamba

Covid’le geçen ilk yılın ardından, enflasyondaki ilk kıpırdanmaları geçtiğimiz yılın başında izlemiştik. Daha sonra 2021 yazında iyiden iyiye gündemimize oturmuştu. Hatırlarsınız, ilk önce kira fiyatlarında o zaman için fahiş sayılan artışlarla gündeme gelmeye başlamıştı. Bu yazıda 2021’den itibaren küresel anlamdaki enflasyondaki artışın temel nedenlerine değineceğim. Türkiye’deki enflasyonun da sebebi önemli oranda bunlara dayanırken, ek olarak kendi ekonomik yapımızdaki denklemler nedeniyle de ekstra enflasyona maruz kalıyoruz. Ancak bizim kendi içsel enflasyon dinamiklerimiz başka bir yazının konusu olsun.

1-Navlun fiyatlarındaki artış

Trafiğin sıkıştığı bir durumda ne kadar sürede istediğimiz yere gidebileceğimizi görmek için navigasyondan bilgi alırız. Navigasyon bize ortalama bir bilgi verir ve örneğin saatte 30 km hızla gidebileceğin bir trafik var der. Biz aslında saatte ortalama 30 km ile gitsek de, zaman zaman dururuz, zaman zaman da 40-50 km hızla gideriz. Aslında herkes mükemmel bir uyum içerisinde hatasız araç kullanabilse (bunu Almanya’nın bazı bölgelerinde yapıyorlarmış sanırım) hiç durmadan saatte 30 km hız ile sıkışık bir trafikte yol alabiliriz. İşte dünya gemi taşımacılık sistemi de tam bu şekilde ilerliyor. Normal şartlarda gemiler örneğin Çin’den yola çıkıyor ve ABD limanlarına geliyor. Burada yükünü boşalttıktan sonra ABD’den yükünü alıyor ve başka bir ülkeye doğru gidiyor. Bu sayede gemiler hiç boş dönmüyor ve sürekli olarak taşımacılık yapıyordu. Tabi haliyle bu noktada verim nedeniyle navlun fiyatları da düşüktü. Fakat pandemi sürecinde üretim/tüketim dengesi bozuldu ve farklı ülkelerdeki farklı kapanmalar nedeniyle navlun zinciri neredeyse tamamen yıkıldı. Çin’den gelen bir gemi limanların kapalı olduğu dönemlerde günlerce limanda kaldı ya da yükünü indirdikten sonra yeni yük alamadı ya da her iki sorun birden baş gösterdi. Bu gibi durumlar navlun taşımacılığında verimi düşürdü. Aynı zamanda bu şirketler de önemli kayıplar yaşadıkları için, fiyatları yukarı çektiler. Boş dönen ya da günlerce limanda bekleyen gemilerin yarattığı verimsizlik, karşımıza fiyatların artması olarak döndü. Bugün 2019 yılına göre navlun fiyatları dünya genelinde ortalama 4-5 kat kadar(dolar bazında) daha pahalı. Tabi durum böyle olunca bazı ürünleri Çin’den ya da uzak bir coğrafyadan getirmek karlı olmaktan çıktı. Bu da son yılda çok konuştuğumuz Türkiye’nin de kendisi için bir hikâye çıkarmaya çalıştığı(umarım çıkarabiliriz) duruma neden oldu. Türkiye’de üretip çok daha düşük maliyetle Avrupa’ya ürün aktarmak cazip hale geldi. Fakat asıl konumuza dönecek olursak, navlun konusunda bu kadar dillerde dolanan pahalılığın asıl nedeni, işte bahsettiğim bu akış(teknik tabirle flow) bozulmasından kaynaklanıyor. Dünya gemi taşımacılığı sistemi de oldukça karmaşık bir yapıya sahip olduğu için, bu akışın tekrar verimliliği maksimize edecek şekilde kurulabilmesinin 1-2 yıl daha alabileceği söyleniyor. Ancak şimdiden söyleyeyim, sektördeki hemen herkesin söylediği şey, fiyatlar gerilese dahi 2019 yılındaki fiyatlara bir daha dönme ihtimalimizin neredeyse imkânsız olduğu. 2019 yılının iki katı fiyatına kadar geri çekilme olması ise 2022 yılı beklentileri içerisinde yer alıyor.

2-Ertelenen talep ve tedarik zincirlerindeki sorunlar

2020 yılında kimse bildiği alıştığı gibi yaşamadı,  elbette bu bildiği ve alıştığı gibi tüketmemesine de neden oldu. Geçtiğimiz yıllara göre bazı şeyleri çok fazla tüketirken, bazı şeyleri çok az tüketmemiz, alışılagelmiş tedarik zincirinde de sorunlara neden oldu. Tüketim tarafındaki hızlı değişimi üretim tarafının aynı hızla takip etmesi elbette mümkün değildi. Dolayısıyla özellikle talebi artan şeylerde ciddi fiyat artışları oldu. Bir önceki maddeden hatırlayacağınız üzere, üretim tarafında da ‘akış’ bozuldu. Bunun üzerine bir de 2020 yılında yapılmayan ve ertelenen talep, 2021 yılında artık mecburen gerçekleştirildiğinde ani bir talep patlaması ile fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluştu.

3-Kurtarma paketleriyle 
basılan paralar

Covid nedeniyle iş hayatında yaşanan zor koşullar için, tüm ülkeler belli önlemler almaya çalıştı. Tabi bu önlemler beraberinde maliye politikalarının etkin kullanımını gerektirdi. Ek genişleme ile trilyonlarca dolarlık parasal genişlemeler hem ABD’de hem Euro Bölgesinde enflasyonu tetikledi. Geçmiş yıllarda yapılan genişlemelerden farklı olarak bu kez talep enflasyonu ile birleşen bir parasal genişleme vardı. Üstelik zaten daha önceki genişlemeler nedeniyle artık para politikasında kullanılabilecek alan da azaldığından enflasyon sert şekilde tetiklendi. Şahsi kanaatim, dijital paralar olmasaydı, buraya akan para finansal piyasalara ve emlak piyasasına gidebilirdi. Bu durumda küresel enflasyon şu ankinden de yüksek olabilirdi.

Peki, ne olacak?

Sevgili dostlar, şu an küresel olarak yaşanan fiyatlar genel seviyesindeki artış, yakın bir tarihte duracak gibi gözükmüyor. Önümüzdeki yıllarda enflasyon 0 olsa bile, bu fiyatların şu anki ile aynı olacağı anlamına geliyor. Zaten ne Türkiye’de ne de dünyada kimse negatif enflasyondan bahsetmiyor. Yani küresel tarafta bu fiyatlar gerilemeyecek. Dolayısıyla bu yeni fiyatlara tüm dünyanın alışması gerekecek. 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün

İLGİLİ HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR