Türk ve Yahudi kültürlerinin karşılaştırtılması

Hem tarih bakımından hem de din açısından İbraniler ve Araplar Sami´dir; töreleri oldukça benzer. Beni-İsmail ile Beni-İsrail arasında inanç ve din karşıtlığı yoktur.

Yusuf BESALEL Perspektif
19 Ocak 2022 Çarşamba

Tora’ya göre, İsmail ve İshak kardeştir; babaları İbrahim’dir. İsmail, Arap kabilelerinin babasıdır. İslam Peygamberi, İsmail gibi Arap olduğundan İsmailoğullarındandır. Arapların haricinde, örneğin Türkler gibi, İslamiyet’i kabul etmiş milletlerle Yahudiler arasında böylece bir yakınlık doğmaktadır. İshak’ın oğlu Yaakov veya Yakup’un diğer ismi de İsrael’dir. Yahudiler de İsrailoğulları olarak da tanınır.

Tarih bakımından İbraniler ve Araplar Sami’dir. Dinleri de Sami’dir, töreleri de oldukça benzer. İkisinde de namaz, kurban, oruç, temizlik vs. hemen hemen aynıdır. Beni-İsmail ile Beni-İsrail arasında inanç ve din karşıtlığı yoktur. Talmud, “Rüyasında İsmail’i gören kimsenin duası kabul olunur” der.

Yahudiler, İslâm memleketlerinde korunmuştu. 640 yılında İskenderiye’yi fetheden Halife Ömer-ül Faruk, bu şehirde 40 bin Yahudi bularak koruması altına almıştı. Abbasi halifelerinden Ebu Cafer-ül Mansur ve Harun el Reşid, Yahudilerin hizmetlerinden yararlanmıştı. Endülüs halifelerinden Üçüncü Abdurrahman’ın Dışişleri Bakanı Ebu Yusuf Hasday adlı bir Yahudi idi. Mısır halifelerinden Hafızeddin Allah’ın özel doktoru Ebu Mansur Şemoil bin Hananya ve Sellahaddin Eyyubi’nin özel doktoru ise ünlü filozof Maimonides idi. Yahudiler ve Araplar, beraber çalışarak zamanın bilim ve tekniklerine büyük katkıda bulundu.

Asur, Babil ve Roma sürgünlerinden sonra Yahudilerden Anadolu topraklarına yerleşenler oldu. Irak Türkleri ile Yahudiler arasındaki temaslar, Türklerin Anadolu’ya gelişlerinden çok daha öncesine dayanır. Nitekim 200-600 tarihleri arasında yazılmış Talmud’da yer alan anbar, küpe, küfe gibi Türkçe kelimeler, bu tür bir ilişkinin sonucu olabilir. Keza, Selçuk Türkleri arazisinde de daha önceden Yahudiler vardı. Galante, bu konuyla ilgili olarak yazdığı kitabında 46 kadim Yahudi yerleşkesinden bahseder1. Başka bir eserinde Galante yaklaşık 110 Yahudi cemaati zikredr2.

Osmanlı’da Yahudiler

1326’da Orhan Bey, Bursa’yı ele geçirdiğinde orada bir Musevi cemaati bulmuştu. Şehrin ele geçirilişinden sonra bütün halk şehri terk etmişse de daha sonra Museviler şehre dönmüş ve bir süre sonra civar şehirlerde oturan diğer Museviler de Bursa’ya gelmişti. Keza Orhan Bey’in oğlu Süleyman Paşa, Gelibolu’yu ele geçirdiği vakit orada bir Musevi cemaati bulmuştu. Sultan Murat, Ankara’yı aldığında orada küçük, Edirne’yi aldığında da büyük bir Musevi cemaati vardı. Keza Osmanlı almadan önce Manisa’da da Yahudi cemaati bulunduğu 1391 tarihli bir İbranice kitabeden anlaşılmakta. Çeşitli kavimlerin zulmünü yaşayan Yahudiler, bu topraklara Türklerin gelmesiyle onlara sadece efendi gibi değil, dinlerdeki yakınlık nedeniyle kardeş gözüyle baktılar. Türkler de Yahudilere aynı nedenden ötürü inanç ve güven beslemiş, Hıristiyanların her iki dine duydukları düşmanlığı da göz ardı etmemişlerdi3. Bu meyanda iki din arasındaki yakın ilişki üzerine yazılan bir doktora tezinin ürünü bir kitaba da bakmak yararlı olacaktır. Burada erken dönem Kur’an tefsirlerinde örneğin Tevrat’ın doğrulanması da yer alır4.

Osmanlı İmparatorluğunda Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim, IV Mehmet, II. Abdülhamit ve başka birçok sultan zamanında Yahudiler ülke içinde ve dışında korunmuş, Hıristiyanların kan iftiralarına karşı fermanlar yayınlanmış, harici ilişkilerde Yahudilere olan güven nedeniyle memuriyetler verilmişti. Yahudiler, I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı döneminde de çeşitli yararlılıklar göstermiş olup, bu ayrıntılar geçmiş makalelerimizde ve ilgili kitabımda ele alındı. İspanya’daki mezalimden kurtarılan Yahudiler, Osmanlı ülkesine sadakat ve becerileriyle çeşitli katkılarda bulundu5,6.

Yahudiler Osmanlı kültüründen etkilendi

Bu dönemde Yahudiler de Osmanlı kültüründen etkilenmiş, hatta dualarının makamları dahi Türk Klasik Müziği’nden kaynaklanabilmişti. Örneğin;

1-    Kiduş: Acemaşirân

2-    Nakşidah ve naaritsah: Segâh,

3-    Leha Dodi Nikrat Kala: Hüseyni,

4-    Aşkivenu Avinu Leşolom, Amida: Rast,

5-    Şiir Aşirim: Beyati,

6-    Veaya Adonay le Meleh al kol-Arets: Hicaz,

7-    Temel Şema Duası: Segâh7

Ayrıca İspanya’dan Osmanlı Devleti’ne göç eden Yahudiler, Türk müziğini benimsemekte güçlük çekmedi. Kanuni Sultan Süleyman devrinde Haham Şelomo ben Mazaltov, Türk Müziğini İbranice dinsel şarkılarında ve Judeo Espanyol şarkılarında uygulamaya başladı. Daha sonraları Yahudiler, Türk müziğinde çeşitli formlarda ve makamlarda eserler verdi; İstanbul’da ve Edirne’de bestekâr ve hanendeler yetişti8. Keza Judeo Espanyol da bünyesinde birçok Türkçe kelime barındırmakta.

Yahudiler ve Türkler arasında başka birçok müşterek konu vardır. Örneğin Kabalistik Yahudi mistisizmi ile İslâm Tasavvufunda ana amaç, şekil değişik de olsa, Tanrı’ya ruhen daha fazla yaklaşabilmektir9. Ayrıca Yahudi mistisizminde Tanrı insanın mistik vecdinin yüksek noktasında bile ulaşılamaz bir kraldır. Bu ‘uçurum’, Kaygusuz Abdal’ın mısralarında da yankılanır: “… Kıldan köprü yaratmışsın; gelsün kullar geçsün deyu; hele bir şöyle duralım; yiğit isen geç Tanrı.”10

Sanatsal/dinsel bir etkileşim de eski Ketubot’un (evlenme akit belgesi) süslenmesinin 10. ve 11. yüzyıllara ait Suriye-Filistin Müslüman evlenme mukavelelerinin aynısı oluşudur11.

Ağaç kültü ve Hayat Ağacı konuları

Musevi ve Türk-İslâm mezar taşlarında görülen tepesi kıvrık servi motifleri ortak bir ilgi oluşturur. Örneğin kavuklar üzerinde yer alan servilere karşın Kuzguncuk Musevi Mezarlığındaki bir lahidin cephesinde de gülcelerden (rozas) oluşmuş iki Hayat Ağacı’nın arasında yine ‘müvellid vazo’dan çıkmış, Tanrı buyruğuna serfuru etmiş bir servi daha görülür12.

Tevrat’taki Tesniye 16/12, “üçüncü yılda ondalığı ayırma yılında, mahsulünün bütün ondalığını ayırmayı bitirdiğin zaman, onu Leviliye garibe, öksüze dul kadına vereceksin ve senin kapında yiyip doyacaklar” demektedir. Deuteronome, MÖ 7-6. yüzyılların yazılı ürünü olduğuna göre, Arap devletinin ihdas edip, sonradan Selçuklu ve Osmanlıların temel vergisi haline gelen öşürün, İslâm’dan en az iki bin yıl öncesinde var olduğu görülüyor13.

Fatmanın eli hamsa

Dini benzerlikler

İbranice ‘Beth Haknesseth /İçtima Evi’, Yahudi dini çerçevesinin içine dua, öğrenim veya hükümet etmeyi alacak şekilde genişlemesi, yani başka kavramların bütün dua kitabı ve litürji mevhumlarına model teşkil etmesidir. Cami de ‘cem’ kökünden bir içtima yerini ifade eder. Bunun da içinde dua (namaz, vs.) edilir, kitap okunur14.

Balık sembolü de her iki dinde yer alır. Örneğin Kabala’nın Safed’deki en büyük temsilcisi İshak Luria, Şabat’ın üç öğün yemeği olarak manzum olarak tertiplediği ilahiden cuma akşamı için olanından bir bölümde şöyle der:

“Hizmetin genel delikanlısı, başlayınız/Gelini hazırlamaya/Ve her türlü yiyecek/Ve balıklar…”

Keza Talmud’a göre (Sanhedrin), mistik karakterli yargılara göre Mesih, hastalara yemeleri için balık bulunmadığı zaman gelecektir… Ayrıca balık bir doğurganlık sembolüdür.

Öte yandan, 16. yüzyıl Bektaşi dedelerinden Azmi Baba, bir nefesinde Allah’a hitaben, “Kazanlarda katranların kaynarmış,/ Yer altında balıkların oynarmış,/ Ol bu dünya kadar ejderhan varmış,/ Şerbet mi satarsın, yalancı mısın?” derken bu balık efsanelerinden birine değinmekte15.

İsrail’in devlet döneminde ritüel suya dalma hususunun büyük önem kazandığı, Halaha (şeri hükümleri) açısından anlaşılır. Bu safiyet kanunlarına en ağır koşullar altında bile riayet ediliyordu. Yeni İslâm Ansiklopedisi’nde ‘abdest’ maddesi, İslâmiyet’in esasen semavi dinlerde abdestin bulunduğunu doğruladığını bildirir16.

İslâm âlemindeki fetva, bir hadisenin hükmünü beyan eden veya hükmünü koyan, güçlükleri çözen kuvvetli cevaplar anlamındadır. Bu tanımlama, az çok Musevilikteki ‘Responsa’nınkine uymaktadır. Burada da fetvanın yaşamış olduğu sorunlara aynen rastlanır; ortaya atılan sualin yarattığı sorunlara karşı hahamın öznel tutumu önemli oluyor. Birçok etken, onun yaşam ve düşünüş tarzına tesir ediyor. Responsa, Osmanlı’nın idare, ekonomi, toplum ve imparatorluk içinde Yahudilerin statüsü alanındaki tarihi için büyük önemde bir kaynak oluşturmaktaydı17.

İkonografi açısından Musevi dinindeki hatırı sayılı simgenin İslami kökenli olduğu söylenebilir. Ünlü yazar Piyer Loti, Ağlama Duvarının önünde dua eden Yahudileri betimlerken, Harem-i Şerif’e de değiniyor. ‘Sekiz’ rakamı, birçok yerde karşımıza çıkıyor: Edirne işi Tevrat kılıfı, Tevrat perdesi üzerindeki yıldızlar (sekiz kollu), İstanbul işi (1895) döğme gümüş Tevrat süslerinin üzerindeki ay-yıldız amblemlerinin yaldızları, İzmir yapısı ‘Esther tomarı’, İstanbul işi (20. yüzyıl) ‘şiviti’ Tevrat sandığı perdesi, çok sayıda dokuma üzerindeki el motifleri veya döğme gümüşten (ve Tevrat tacına tespit edilecek) eller ise, ‘Fatma Ana’nın elini anımsatır18. Edirne Muradiye Camii haziresindeki bir mezar taşında betimlenmiş Hayat Suyu vazosundan yedi acanthus’un altından alevler çıkarr. Yedi sayısı sembolizması Yahudilikte de geniş yer işgal eder19. Bu örneklemeler daha çoğaltılabilir.

Öte yandan sekizinci yüzyıl başlarından itibaren kısmen Musevi dinini benimseyen Hazar Türk İmparatorluğu vesilesiyle Türkler ve Yahudiler arasında başka bir tarihsel ve dinsel irtibat da oluşmuştur. Nitekim bugün Türkiye’de yaşayan Karaim cemaati, Bizans’tan beri İstanbul’da bulunan Yahudi kökenli Karaimler ile Kırım’dan göç eden Türk kökenli Karaimlerin torunlarından oluşmakta20.

Geçmiş makalelerimizde belirtildiği gibi (Selçuklu ve Osmanlı Döneminde Yahudiler, İslâm Devletlerinde Yahudiler, 12. Yüzyılda Müslüman Irak’ta Yahudi Cemaatleri ve Liderleri), İslâm âleminde Yahudilere itimat beslendi ve kendileri yararlı görevlerde bulundu. Bu konuda Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli iki liderinin ifadesi de önem taşır:

Cenevre Türk Musevileri Cemaati, Lozan Konferansı’na giden Türk heyeti onuruna bir ziyafet vermişti. Ziyafetten sonra Türk Delegasyonu Başkanı İsmet Paşa, “… Bugün Türk ve Yahudi ilişkileri eskisinden daha kuvvetlidir. Her yerde olduğu gibi Yahudiler, Türkiye’de düzeni, eylemi, ilerlemeyi ve uyumu temsil eder… Yahudiler; çalışır, memleketlerimizde Türkler kadar mutludurlar. Onlar kadar. Çünkü dışarıdan gelen fena yankılara kulak asmadılar. Bu yurdu kendilerindeki gibi sayarlar. Eğer herkes bu örneği izleseydi, memlekette tam uyum oluşurdu. Herkes Musevileri örnek alsın” demişti.

İzmir’in geri alınmasından sonra, 2 Şubat 1923’te Gazi Mustafa Kemal Paşa, bir söyleşide Musevilerle ilgili olarak kendisine tevcih edilen bir soru üzerineyse, şunları söylemişti: “Egemen öğe olan Türklerle kader birliği etmiş bazı öğelerimiz vardır ki, özellikle Museviler ve bu yurda bağlılıklarını kanıtladıklarından, şimdiye kadar refah içinde yaşam geçirmişler ve bundan böyle refah ve mutluluk içinde yaşayacaklardır.”

Ayrıca Harbiye Nazırı Enver Paşa Yahudi askerlerini övmüş, Halife Abdülmecid, Musevi unsurunun sadakatini takdir etmiştir, vb21.

II. Abdülhamit’in birinci drogmanı (yabancı dil bilen, dışişleri memuru, aracı) Daud Efendi Yahudi idi; hariciye vekilinin sağ eli ve vekâletteki en nüfuzlu şahıs idi. Siyonizm’in kurucusu Theodor Herzl, hatıratında projelerini anlatmak için Abdülhamit ile görüşmesine Daud Efendi’nin aracı olmadığını belirtilir22.

Kaynakçalar:

1)    Türkler ve Yahudiler, Avram Galanti, Gözlem A.Ş. s.11-21.

2)    Histoire de Juifs d’Anatolie, Abraham Galante, İstanbul, 1939.

3)    Türkler ve Yahudiler, s.11-2.

4)    Medine Yahudileriyle İlişkilerinin Erken Dönem Kur’an Tefsirine Etkisi, Doktora Tezi, Bedriye Yılmaz, Ankara, 2020, s.67.

5)    Osmanlı ve Türk Yahudileri, Yusuf Besalel, Gözlem, 2003.

6)    Yahudilik, Yusuf Besalel, Gözlem, 2021.

7)    Mustafa Topşir, Türkiye’de Azınlık Cemaatlerindeki Dua Ritüellerindeki Klâsik Türk Müziği Makamları hakkında hazırlanmakta olan Yüksek Lisans Tezi, Giresun Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi, 2021.

8)    Osmanlı ve Türk Yahudileri, s.160-162.

9)    Türk ve Yahudi Kültürlerine Bir Mukayeseli Bakış, Burhan Oğuz, Anadolu Aydınlanma Vakfı Yayınları, 2003, s.363.

10)   Türk ve Yahudi Kültürlerine…, s.363.

11)   Türk ve Yahudi Kültürlerine…, s.500.

12)   Türk ve Yahudi Kültürlerine…, s.585.

13)   Türk ve Yahudi Kültürlerine…, s.621.

14)    Türk ve Yahudi Kültürlerine…, s.731.

15)    Türk ve Yahudi Kültürlerine…, s.590-591.

16)    Türk ve Yahudi Kültürlerine…, s.689-690.

17)    Türk ve Yahudi Kültürlerine…, s.862-863.

18)    Türk ve Yahudi Kültürlerine…, s.932.

19)    Türk ve Yahudi Kültürlerine…, Resim 82a, 82b.

20)    Türk ve Yahudi Kültürlerine…, S. 809.

21)    Türkler ve Yahudiler, s.95-97.

22)    Prof. Avram Galante, La Boz de Türkiye (1 Aralık1946).

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün

İLGİLİ HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR