WEB´DEN SEÇMELER

•31 Mart 1492´de Elhamra Sarayı´nda imzalanan genelgeyle ülkedeki Yahudilerin sınır dışı edilmesi kararını verdi.Osmanlı Devleti de bu Yahudilere sahip çıktı ve ülkesine davet etti.Sefarad kelimesinin anlamı İspanya demektir. İspanya kökenli olan Yahudilere de bu sebeple Sefarad ismi verilir. Ülkemiz topraklarında yaşayan Yahudiler bu sebeple bir şükran belirtisi olarak o tarihten itibaren ülkeyi yönetenlere Anoten Kutsama Duasını okurlar. Bu duayla hem şükranlarını sunarlar ve hem de yöneticileri kutsayarak kötülüklerden uzak olmaları temennilerinde bulunurlar. Sinan Eskicioğlu – www.ocakmedya.com

İzak BARON Diğer
29 Aralık 2021 Çarşamba

Bu Haftanın “Takılanlar”ı

  • İSRAİL’LE İLİŞKİLER BU KADAR “HAYATİ” İSE SON ON KÜSUR SENEDİR NEDEN TERSİ YAPILDI? DİPLOMASİ SÜRDÜRÜLEBİLSEYDİ VE FİLİSTİNLİLER ARASINDAKİ KUTUPLAŞMADA TARAF OLUNMASAYDI FİLİSTİNLİLERİN HAKLARI DAHA İYİ SAVUNULAMAZ MIYDI?

İsrail’le ilişkilere sadece “Netanyahu gitti, kavga bitti” klişesiyle bakmamak lazım. 2008’de İsrail ile Suriye arasında arabuluculuk yapmaktan 2009’da “One Minute” krizine, oradan İsrailli komandoların 10 Türk vatandaşını öldürdüğü Mavi Marmara krizine ve diplomatik ilişkilerin seviyesinin düşürülmesine dek gerileyen ilişkiler söz konusu.

Öte yandan İsrail’le ilişkilerde normalleşme eğilimini 2021 başından itibaren Mısır ve BAE başta olmak üzere Beştepe’nin hasım saydığı yönetimlerle normalleşme ihtiyacı çerçevesinde görmek lazım. Bu süreçte Erdoğan hükümetinin ekonomiyi düzeltmek için dış kaynak arayışının zirveye çıktığını da hesaba katmak gerekiyor.

Sormak gerekiyor tabii. İsrail’le ilişkiler bu kadar “hayati” ise son on küsur senedir neden tersi yapıldı? Diplomasi sürdürülebilseydi ve Filistinliler arasındaki kutuplaşmada taraf olunmasaydı Filistinlilerin hakları daha iyi savunulamaz mıydı? Ticaret, turizm daha gelişmiş olmaz mıydı?

Bu durumu Abdülhamit’in de ekonominin dip yaptığı dönemlerde uluslararası Yahudi toplumuyla temasları artırmasıyla karşılaştırmak doğru olmaz belki. Türk Yahudi Toplumu neticede diyaloga hizmet eden bir girişimde bulunmuş; kuşkusuz olumlu. Öte yandan manzara Türkiye Cumhurbaşkanı İsrail’le ilişkilerin geliştirilmesi için Hahamlar İttifakından destek beklediğidir. İç politika hesaplarıyla dış politika yürütmenin sonuçlarını yaşıyoruz.

Murat Yetkin

https://yetkinreport.com/2021/12/23/erdogandan-hahamlar-ittifakina-sicak-israil-mesajlari/

 

  • “İSRAİL, BİR YAHUDİ DEVLETİ OLARAK SAHNEYE ÇIKTI. BİR YAHUDİ DEVLETİ KURMAK, YAHUDİ HALKININ KENDİ TERCİHİYDİ. BUGÜN SORMAMIZ GEREKEN SORU, DEVLETİN KİMLİĞİNİN NE OLDUĞU DEĞİLDİR. BU DEVLET NASIL KURULDUYSA, O ŞEKİLDE DE KALACAKTIR. REALİTE BUDUR.”

İsrail’de 8 ortaklı “yamalı bohça” koalisyonunun tek Arap lideri Mansûr Abbâs, Arapların İsrail’in “Yahudi devleti” hüviyetini tartışmaktan artık vazgeçmesi gerektiği yönündeki açıklamalarıyla, gündemin üst sıralarına yerleşti. Önce Nâsıra şehrinde Arapça yayınlanan “Kull el-Arab” gazetesine konuşan Abbâs, ardından Tel Aviv’de düzenlenen bir ekonomi toplantısında aynı görüşleri bu kez İbranice olarak seslendirdi. Böylece hem dilinin sürçmediğini ve gaf yapmadığını ispatladı hem de Araplardan sonra Yahudilere de kendi dillerinde hitap ederek, meramını net bir şekilde anlatmış oldu.

Mansûr Abbâs, özetle şunları söyledi:

“İsrail, bir Yahudi devleti olarak sahneye çıktı. Bir Yahudi devleti kurmak, Yahudi halkının kendi tercihiydi. Bugün sormamız gereken soru, devletin kimliğinin ne olduğu değildir. Bu devlet nasıl kurulduysa, o şekilde de kalacaktır. Realite budur. Bunu kabul edip etmemek, herkesin kişisel kararıdır. Problem, devletin kimliğiyle alakalı değildir. Esas mesele, bu devletin içindeki Arap vatandaşların statüsünün ne olacağıdır. Ben kendimi tümüyle İsrail’in vatandaşı hissediyorum ve hiçbir ayrımcılığa uğramadan haklarımı istiyorum. Benim haklarım, sadece vatandaşlığımdan ileri gelmiyor. Haklarım aynı zamanda Filistinli kimliğimden ve kendi vatanımın evladı oluşumdan kaynaklanıyor. İster hoşlanalım ister hoşlanmayalım, İsrail devleti, Filistin vatanının içinde kuruldu.”

(...) Mansûr Abbâs’ın yaptığı açıklamaların başka bir anlamı daha var: İsrail sınırları içinde yaşayan Arapların “Filistin davası” bağlamındaki duyarlılıkları, hızlı bir şekilde “kendi vatandaşlık hakları”nı koruma içgüdüsüne doğru evriliyor. Abbâs’a açıktan gösterilen tepkilerin karşı cephesinde, onu içten içe destekleyen ciddi bir kesim de bulunuyor. “İşgal yakında sona erecek gibi görünmüyor, bari kendi hayatımızı kurmaya ve haklarımızı elde etmeye odaklanalım” düşüncesi, bilhassa yeni nesil Araplar arasında gittikçe yaygınlaşıyor.

Taha Kılınç

https://www.yenisafak.com/yazarlar/taha-kilinc/dortte-bir-2060525

 

  • EDİRNE’DE “VATANDAŞ TÜRKÇE KONUŞ!” PANKARTLARININ ALTINA YAHUDİLERE KARŞI TEHDİT MESAJLARI YAZILDI. SOKAKTA TÜRKÇE KONUŞMAYANLARA GENÇLER MÜDAHALE ETTİ, SIK SIK KAVGALAR ÇIKTI

Rıfat N. Bali’nin yazdığına göre, “Vatandaş Türkçe Konuş” kampanyası Dârülfünûn Hukuk Fakültesi Talebe Cemiyeti’nin 13 Ocak 1928 tarihinde düzenlediği yıllık kongresinde aldığı bir kararla başladı. Talebe Cemiyeti Reisi, özellikle İstanbul başta olmak üzere, azınlıkların umumi yerlerde Türkçeden başka bir lisan kullanmalarını yasaklamak için girişimde bulunulmasını istedi. Kongrede kabul edilen beyannameye göre, “Türkiye’de Türkçeden başka lisan kullanmak, Türk hukukunu tanımamak” demekti.

Aradan birkaç gün geçmeden, “Vatandaş Türkçe Konuş” yazılı pankartlar umumi yerlere, özellikle de vapurlara, tramvaylara asıldı. Okullarda kampanyayı anlatan konferanslar düzenlendi. Gerilim gittikçe arttı. Yabancı dilde gazete okuyan insanların ellerinden gazeteler öfkeyle alındı ve yırtıldı. Edirne’de “Vatandaş Türkçe Konuş!” pankartlarının altına Yahudilere karşı tehdit mesajları yazıldı. Sokakta Türkçe konuşmayanlara gençler müdahale etti, sık sık kavgalar çıktı. Uyarı levhalarını yırtan azınlıklar karakola götürüldü. İki kişinin kendi arasında Türkçe dışında bir dille konuşması imkansızlaştı.

Muhsin Kızılkaya

https://www.haberturk.com/yazarlar/muhsin-kizilkaya-2291/3295405-gel-were-git-here

 

  • “İSRAİL-FİLİSTİN MESELESİNDE TÜRKİYE’NİN GÖRÜŞÜNÜ DEĞİŞTİRMEYECEĞİNİ GÖRÜYORUZ. BU İSRAİL İLİŞKİLERİNİN DÜZELMESİNİN ÖNÜNDE BİR FAKTÖR DEĞİL. SON AÇIKLAMALARDAN SONRA BU KONUDA İKİ ÜLKE ANLAŞAMASA DA İLİŞKİLERİN DÜZELMESİNİ İSTİYOR”

Erdoğan’ın son olarak İsrail ile normalleşme adımları atılacağını ifade etti. Türk Yahudi Toplumu ve İslam Ülkeleri Hahamlar İttifakı Üyelerini Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kabul eden Erdoğan, "Filistin konusundaki görüş ayrılıklarımıza rağmen, İsrail ile ekonomi, ticaret ve turizm alanındaki ilişkilerimiz, kendi mecrasında ilerlemektedir. Türkiye-İsrail ilişkileri bölgemizin istikrarı ve güvenliği bakımından hayatidir" dedi. Erdoğan’ın açıklamalarını değerlendiren Şalom Genel Yayın Yönetmeni İvo Molinas, “Tayyip Bey’in dış siyasette pragmatik bir tarafı var. Koşullara göre bakış açısını 180 derece değiştirebiliyor. İlişkilerin normalleşmesi Filistinliler için de çok iyi olur. İki ülke arasında büyükelçilik yokken Filistin halkı için çalışmak mümkün değil. İsrail-Filistin meselesinde Türkiye’nin görüşünü değiştirmeyeceğini görüyoruz. Bu İsrail ilişkilerinin düzelmesinin önünde bir faktör değil. Son açıklamalardan sonra bu konuda iki ülke anlaşamasa da ilişkilerin düzelmesini istiyor” diye konuştu.

Sercan Meriç

https://www.birgun.net/haber/bu-normallesme-erimeyi-onlemez-370643

 

  • TÜRK YAHUDİ TOPLUMU VE İSLAM ÜLKELERİ HAHAMLAR İTTİFAKI ÜYELERİNİ’Nİ KABUL ETTİĞİ TÖREN VE BU TÖRENDE OKUNAN ‘KUTSAMA’ DUASI ÇOK ESKİ BİR GELENEK

Türk Yahudi Toplumu ve İslam Ülkeleri Hahamlar İttifakı Üyelerini’ni kabul ettiği tören ve bu törende okunan ‘kutsama’ duası çok eski bir gelenek.

1492 yılında İspanya’dan sürülen Sefarad Yahudilerine kapılarını açan Osmanlı Devleti’ne ve sonrasında Türkiye Cumhuriyeti’ne atfen yazılmış ve okunan bir dua.

Yahudi düşmanlığı sebebiyle ilgilenmedikleri için belki bilmeyenler olabilir bu bakımdan Sefarad kelimesini de biraz açalım.

Yahudiler M.S. 70’li yıllarda yaşanan Roma İmparatorluğu – Yahudi savaşından sonra ülkelerinden sürüldüler ve Kuzey Afrika’yı geçerek İber Yarımadasına yani İspanya’ya yerleşmişlerdi.

Müslümanların Endülüs’ü kurmaya başlamalarıyla da Müslümanlarla birlikte çok sesli yapının mimarlarından olarak ortak bir medeniyet geliştirdiler.

Müslümanların güç kaybetmesi sebebiyle karşılarındaki yapı güçlenmeye ve daha aktif olarak örgütlenmeye başlamıştı. Leon Kraliçesi I. İsabel ile Aragon Kralı II. Ferdinand evlenmişler ve onların bu birlikteliği Katoliklerin güçlenmesine sebep olmuştu. 1. İsabel tam bir Katolik tavrı içindeydi; hedefindekiler Müslümanlar ve Yahudilerdi. Hatta öyle ki Yahudileri ve Müslümanları zorla Hristiyanlaştırma faaliyetine girişti. Zorla Hristiyanlaştırılan Müslüman ve Yahudilerin gerçekten dini kabullenmediklerini iddia ederek engizisyon kurdurdu ve binlerce Yahudi ve Müslümanı mahkemelerde cezalandırarak yaktırdı.

31 Mart 1492’de Elhamra Sarayı’nda imzalanan genelgeyle ülkedeki Yahudilerin sınır dışı edilmesi kararını verdi.Osmanlı Devleti de bu Yahudilere sahip çıktı ve ülkesine davet etti.Sefarad kelimesinin anlamı İspanya demektir. İspanya kökenli olan Yahudilere de bu sebeple Sefarad ismi verilir.

Ülkemiz topraklarında yaşayan Yahudiler bu sebeple bir şükran belirtisi olarak o tarihten itibaren ülkeyi yönetenlere Anoten Kutsama Duasını okurlar.

Bu duayla hem şükranlarını sunarlar ve hem de yöneticileri kutsayarak kötülüklerden uzak olmaları temennilerinde bulunurlar.

Başkan Erdoğan aynı gün Türk Yahudi Toplumu yöneticilerini, Hahambaşı Haleva ile Rusya ve İslam ülkelerinin Hahambaşılarını kabul etti. Ve Türk Yahudi Toplumu adına Hahambaşı Haleva’nın kendisine takdim ettiği hediyeleri kabul etti.

Anoten Kutsama Duasının okunmasını çok önemli buluyorum.

Sefarad Yahudilerinin bu toprakların öz değerleri olduklarını bilerek ve çok sesliliğinin de sosyal sermaye olduğuna inanarak Tayyip Erdoğan’a bu görüşmeyi yaptığı için ve İbrahim Kalın’a da bu görüşmenin bütün ön çalışmalarını takip ettiği için teşekkür ediyorum.

Umarım bu görüşme Müslümanlar nazarındaki Yahudi algısının olumlu yöne kanalize olmasına vesile olur.

Sinan Eskicioğlu

https://www.ocakmedya.com/saraydaki-kutsamanin-arka-plani/

 

Takılan tweetler

 

İsrail'deki Türkiyeliler Birliği Tiyatro Kolu’nun sahnelediği Türkçe-Ladino "Polonyalı Gelin" oyununu vatandaşlarımızla birlikte keyifle izledik. Başta yazar ve oyuncu Yael Cittone Hanımefendiyi, emeği geçen tüm gönüllü tiyatro sanatçılarımızı ve Birliği tebrik ediyoruz.

 

https://twitter.com/TelAvivBE/status/1474390008903647232

 

Körfez’de Yahudi yaşamı gelişiyor. Çöpçatan sitesi bile açılmış

https://twitter.com/karelvalansi/status/1473281592789544975

Bu mailin değerli olduğunu düşünüyorum.

2020 de yatırımcıları korumak adına ortaya çıkarttığım bazı gerçekler dolayısıyla, şahsın yediği cezalar yüzünden bana çok hakaret eden, tehtid eden olmuştu. Buna benzer çok mail alıyorum. Geç de olsa gerçekler görülür...

@iriscibre  adlı kişiye yanıt olarak

 “yahudi” demek ne zamandan beri hakaret oldu? Özrü kabahatinden büyük derler ya..Tam isabet

@iriscibre  adlı kişiye yanıt olarak

Tamam, iyi niyetle özür dilemeye çalışmış. Saygı duymak lazım. Ama "Yahudi dediğim için pişmanım" ne demek! Yahudi olmak kötü bir şey değil ki! "Yahudi" kelimesi kötü bir küfür değil ki! Neden bizim ülkemizde böyle saçma şeyler oluyor! Alevilere de aynısını yapıyorlar.

https://twitter.com/iriscibre/status/1474795956851851268

 

Dün Beştepe'de okunan HaNoten Teşua Duası (Tefila)'nın Birleşik Arap Emirlikler için okunan versiyonu.

Dediğim gibi ayrıntılar ve akıntılar TR'nin Abraham Accords Düzeni'ne yaklaştırıldığını imliyor.

Bu benim fikrim, belki yanılıyorum: https://www.youtube.com/watch?v=pGfL2QsOIUQ

https://twitter.com/gcinkara/status/1474089416033513480

 

Ağa Takılanlar Öneriyor

 

  • Yeni Şafak'taki brifing: Sorunların kaynağı çok iyi Türkçe konuşan Rothschild ailesi

https://artigercek.com/haberler/yeni-safak-ta-brifing-su-anda-hicbir-ulkenin-parasina-saldirilmiyor-sadece-turkiye-ye-saldiriliyor

‘’Ekonomimize bugün saldıranlar sadece bir aile. Roççild ailesi.Hepsi çok güzel Türkçe de konuşuyor.Zira Kırım Türklerinden Yahudi olanlardan…’’

Vallahi de billahi de ne diyeceğimi şaşırdım.

Gerçekler acıtınca kurtuluş komplo teorilerinde.Yazık ki ne yazık…

https://twitter.com/basyazar/status/1472677020626821129

  • II. Dünya Savaşı'nda İstanbul'a da Gelen 'Struma Gemisi'nin Öğrenince Asla Unutmayacağınız Trajik Hikayesi - Halil Hasan Yavuz

https://www.webtekno.com/dunya-savasi-struma-gemisi-hikayesi-h118483.html

  • Hubeş, müziğini bize bırakıp gitti - Sevin Okyay

Selim Hubeş’i elbette müziğiyle tanıyorum ama aynı zamanda oyuncu olarak benim için ayrı bir yeri olan arkadaşım Rozet Hubeş’in eşiydi. Yakın komşumuzdu ama son yıllarda evinden çıkmaz olmuştu. Müzisyen Renan Koen’in dediği gibi “müzisyenliğinin yanı sıra bir derya”ydı. Hatta bir keresinde bizim eve gelmişti ki belki diyorum bunun bir nedeni de Şapşi’yi merak etmesiydi. Çünkü Van kedisi melezi mavi gözlü oğlumuz Şapşi, kendisi gibi mavi gözlü Rozet’e âşıktı. Ayak seslerini tanır, hemen kapıya koşardı.

https://www.birgun.net/haber/hubes-muzigini-bize-birakip-gitti-370121

  • Karel Valansi İsrail ile normalleşme gündemini değerlendiriyor

https://www.youtube.com/watch?v=75NjXtyLl_I

  • Katar-İsrail elmas ticareti anlaşması ne anlama geliyor? - Danny Zaken

https://www.al-monitor.com/tr/originals/2021/12/qatar-israel-reach-agreement-diamond-trade

  • Kibutz’un keramet ve sakametleri – Murat Türker

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR