WEB´DEN SEÇMELER

•Google´da “Varlık Vergisi”, “Sefarad”, “Ladino” kelimeleri son beş yılda en yüksek aranma oranlarına 6-14 Kasım 2021 tarihleri arasında erişmiş. Dizi 5 Kasım 2021 tarihinde gösterime girdi. Dizide bahsedilen olaylar ne de çok, ne de güzel google´landı diye sevinmeye gerek yok, farkındayım. Olması gereken de böyle bir mecradan, böyle bir tarih eğitimi değil. Ancak yine de pek çok insanın, bu ülkenin resmi tarih anlatısı dışında alternatif bir bakışa erişim olanakları nedir diye sorup, düşünmek lazım gelir bence. En azından bu ülkede gayrimüslimlerin “sermayenin Türkleştirilmesi” adına nasıl bir muameleye maruz kaldıkları gerçeğinden bir popüler kültür ürünü sayesinde de olsa haberdar olunmasının kıymetine inanıyorum ben. EMEL UZUN – Birikim Dergisi

İzak BARON Diğer
22 Aralık 2021 Çarşamba

Bu Haftanın “Takılanlar”ı

 

  • “BENCE TÜRKİYE’DE DE İSRAİL’İN TAVIRLARINDAN DOLAYI HAYAL KIRIKLIKLARI VARDIR. POLİTİK SORUNLAR AYNI ZAMANDA KİŞİSEL SORUNLARA DA DÖNÜŞTÜ. POLİTİK OLARAK BAŞLAYAN KRİZLER KAMUOYUNA SİRAYET EDİYOR. ŞU ANDA SADECE LİDERLİK SEVİYESİNDE DEĞİL HALKLAR DÜZEYİNDE DE İLİŞKİLERİ TAMİR ETMEK ZORUNDAYIZ VE YAPILMASI GEREKEN ÇOK ŞEY VAR”

Türkiye geçtiğimiz yıl İsrail ile ilişkilerini geliştirmek istediğini kanıtlayan çeşitli girişimlerde bulundu.

Geçtiğimiz yıl buradaki hissiyat; Türkiye’nin İsrail ile ilişkileri geliştirmek istediği ancak İsrail’in karşılık vermediği yönündeydi. Genel hissiyat, “Türkiye olmadan da bölgede iyi gidiyoruz”, “Türkiye’nin mesajlarını aldık ancak İsrail karşılık vermeme kararı aldı” şeklindeydi.

Anladık ki, Erdoğan’ın İsrail ile ilişkileri geliştirmek istemesinin sebeplerinden biri Türkiye’nin bölgesel ve küresel düzeyde yaşamakta olduğu zorluklar.

İsrail ile ilişkileri düzeltme girişimleri Mısır’ı da kapsayacak şekildeydi. İsrail ve Mısır çok yakın ilişkiler içinde. İsrail veya Mısır ile ilişkileri bir diğeri olmadan geliştiremezsin.

İsrail ve Mısır bölgede her konuda koordinasyon içinde, özellikle güvenlik ve aynı zamanda bölgesel dış politikalar.

Türkiye’nin İsrail ve Mısır’ın ikisi ile de ilişkileri geliştirme girişimi olduğunu anladık.

Şu anda BAE ile olanları görüyoruz. Elbette bunda İsrail’in de etkisi var, çünkü emirlikler ile ilişkilerimizi normalleştiriyoruz. Karşılıklı büyükelçi atadık, diplomatik ilişkilerimiz var.

Açıktır ki Türkiye emirlikler ile ilişkilerini geliştirirse bu, bizi de etkiler.

Bence, Türk ve İsrail tarafları açısından temel sebep Filistin meselesi.

Biliyorsunuz, neredeyse 8 yıldır Filistinlilerle barış görüşmeleri yapmıyoruz. Ufukta bir Filistin Devleti yok ve Batı Şeria’daki İsrail işgali devam ediyor. Yerleşim (birimlerinin inşası) devam ediyor. Gazze’deki durum kötü. Zaman zaman şiddet de var. Bu nedenle, Türkiye İsrail’in Filistin politikasından mutlu değil.

Bizim açımızdan bakıldığında Erdoğan, HAMAS’a çok sempati duyuyor gibi görünüyor ve (İsrail tarafından) HAMAS bir terör örgütü olarak değerlendiriliyor ve listeleniyor.

Türkiye-HAMAS arasında özellikle askerî yönü olan herhangi bir temas burada çok rahatsız edici olarak görülüyor. Öncelikle Filistin meselesi ve belki de Kudüs meselesi ki, İsrail’in İslam açısından kutsal yerleri kontrol etmesi.

İsrail, Kudüs’ü başkentinin bir parçası olarak görüyor.

Ancak bütün bunların üstünde Mavi Marmara olayı ile sembolleşen, müzakerelere rağmen, iki tarafın da verilen sözlerin tutulmadığını düşündüğü, liderlerimizin dahil olduğu çok keskin, kişiselleştirilmiş kinler var.

Bence Türkiye’de de İsrail’in tavırlarından dolayı hayal kırıklıkları vardır. Politik sorunlar aynı zamanda kişisel sorunlara da dönüştü. Politik olarak başlayan krizler kamuoyuna sirayet ediyor. Şu anda sadece liderlik seviyesinde değil halklar düzeyinde de ilişkileri tamir etmek zorundayız ve yapılması gereken çok şey var.

ALON LİEL (Röportaj : Hediye Levent)

https://www.gazeteduvar.com.tr/alon-liel-turkiyeyi-israilin-dusmani-olarak-tanimlayamam-makale-1545385

 

  • GAZETECİ VE AKADEMİSYEN KAREL VALANSİ'YE GÖRE, HAMAS KONUSU TÜRKİYE-İSRAİL İLİŞKİLERİNİ DOĞRUDAN ETKİLİYOR

Peki Türkiye-İsrail ilişkilerinde Hamas'a yaklaşımın payı ne?

Gazeteci ve akademisyen olan Karel Valansi'ye göre, Hamas konusu Türkiye-İsrail ilişkilerini doğrudan etkiliyor. Valansi, "Konuştuğum birçok İsrailli diplomat için Ankara'nın Hamas ile ilişkisi temel sorun olarak kabul ediliyor" diyor. Valansi'ye göre, Hamas'a yaklaşım Türkiye'nin sadece İsrail ile değil ABD, Kanada, Japonya, Avrupa Birliği ve İngiltere ile de ayrı düştüğü politikalardan biri.

Türkiye ile İsrail arasında 2016'da yapılan normalleşme anlaşmasında Hamas konusunun geniş yer tuttuğunu belirten Valansi, "Bu anlaşmaya göre Ankara, Hamas'ın Türkiye'deki faaliyetlerini sınırlandıracak, sadece siyasi faaliyetlerine izin verilecekti. Yani bir bakıma İsrail'e olası bir terör saldırısının önlenmesi taahhüt edildi" bilgisini veriyor.

Peki bu durumda Türkiye'nin Hamas'a karşı adımlar atması ve Türkiye içinde hareket alanlarını sınırlaması Türkiye-İsrail gerginliğini ortadan kaldırır mı?

İsrail, ABD’nin de desteği ile Arap ülkeleri ile normalleşme süreçleri başlatmıştı. Bu durum İsrail'e bölgesel müttefikler, ticari ilişkileri geliştirme fırsatları ve bölgede diplomatik açıdan daha etkili olmanın kapılarını da açtı. Türkiye ise İsrail'in normalleşme süreçlerini başlattığı bölge ülkelerinin çoğu ile krizleri çözme niyeti olsa da henüz diplomatik ilişkilerde mesafe alınmış değil. Bu nedenle İsrail, Türkiye ile ilişkilerinde bölgedeki ilişkilerini de göz önüne alarak değerlendirme yapabilir.

Ancak Türkiye'nin bölge ülkelerine yönelik yeni söylemlerini dış politikada değişim sürecine giriş olarak değerlendiren Valansi'ye göre, "hem Müslüman Kardeşler hem de Hamas üyeleri Türkiye'deki günlerinin sonuna yaklaşmış olabilirler."

HEDİYE LEVENT

https://www.dw.com/tr/t%C3%BCrkiye-hamastan-vazge%C3%A7er-mi/a-60158239

 

  • YAHUDİ MAHALLESİNE GİRDİĞİNİZ ZAMAN, TARİHİN ÜZERİNDE YÜRÜDÜĞÜNÜZÜ HİSSEDİYORSUNUZ

Yahudi Mahallesine girdiğiniz zaman, tarihin üzerinde yürüdüğünüzü hissediyorsunuz. Günümüze ulaşan evler olduğu gibi, yıkılmış ve yıkılmaya yüz tutmuş evler çoğunlukta. Sık sık çıkan yangınlar, yıkılan evlerin yerini alan otoparklar mahalleyi güvensiz hale getiriyor. Çok değil, birkaç sene önce kapı önlerinde oturan insanların komşuluğu, çocuk sesleri ile çok keyifli olan mahalle artık çok sessiz.

Birlik Sokak’ta bulunan sinagog ve karşısındaki iki konak hala çok dikkat çekici. Hayim Albukrek ve Araf’lara ait bu konakların mimari özellikleri ve Albukrek’lerin konağına ait dış cephedeki nakışlar gerçekten harika. Yasef Ruso evi ise yıkılmaya yüz tutmuş tarihi evlerden. Bu evde, Atatürk’ün kahve içmeye geldiği de duyumlar arasında.

Eskicioğlu Camii, Örtmeli Hundi Mescidi ve Sinagog’un çok yakın olmaları, bir zamanlar Yahudiler ve Müslümanların kardeşçe yaşadığının bir göstergesi. Evlerin avluları, avlularda bulunan çeşmeleri, Kargılı Çeşmesi, Şengül Hamamı ve her ne kadar yıkılsa da ev hamamı ile mahalle bir tarihe imza atıyor.

Ankara’nın bu kadar göz önünde bulunan, kültürel mirasa sahip mahallesi ile neden ilgilenilmediğini merak ettim hep. Bir 10 yıl evvel ”Restore edilse keşke” diye düşünüp, sanat sokağı yapılsa hayali kuruyordum ama artık evlerin restore edilecek durumu kalmadı. Bana kalan ise, mahallede az sayıda da olsa yaşayan aileler, çocuklar oldu. Onları görmek için gitmeye devam edeceğim, her gidişimde üzüntü duyduğum halde…

SEMA KUMRULU

https://www.ankhaber.com/yahudi-mahallesinin-huzunlu-hali/

 

  • GOOGLE’DA “VARLIK VERGİSİ”, “SEFARAD”, “LADİNO” KELİMELERİ SON BEŞ YILDA EN YÜKSEK ARANMA ORANLARINA 6-14 KASIM 2021 TARİHLERİ ARASINDA ERİŞMİŞ

Kulüp’te anlatılan hikâyenin geçtiği dönemde yaşananları ilk defa duymuyoruz. Tüm o dönem dizisi şablonlarından farklı olarak, “merkezi” ve “fail” oldukları pozisyonlar verilmiş karakterlerin etrafında kurulmuş bir hikâyeyi ilk defa izliyoruz. Varlık Vergisi’ni de 6-7 Eylül Olaylarını da Türkiye’de yaşayan Yahudileri de anlatan tonla tarih çalışması, kitap, makale, film, belgesel var. Bu hikayeleri akademisyenler, siyasetçiler, entelektüeller, gazeteciler, sinemacılar, belgeselciler, sanatçılar ve pek de bilmediğimiz bu hikayelerin aktörleri, şahitleri anlattılar elbette. Ama popüler kültür başka işte. O, “Bu ülke bir zamanlar kozmopolit bir yerdi ve ben bunu karikatürleştirmeden, klişelere düşmeden de anlatabilirim” dediğinde başka türlü bir etki yaratabiliyor. Tüm bu kitapların, makalelerin, söyleşilerin, şiirlerin, filmlerin erişemediği bir çoğunluğa seslenebilme gücü var çünkü.

Google’da “Varlık Vergisi”, “Sefarad”, “Ladino” kelimeleri son beş yılda en yüksek aranma oranlarına 6-14 Kasım 2021 tarihleri arasında erişmiş. Dizi 5 Kasım 2021 tarihinde gösterime girdi. Dizide bahsedilen olaylar ne de çok, ne de güzel google’landı diye sevinmeye gerek yok, farkındayım. Olması gereken de böyle bir mecradan, böyle bir tarih eğitimi değil. Ancak yine de pek çok insanın, bu ülkenin resmi tarih anlatısı dışında alternatif bir bakışa erişim olanakları nedir diye sorup, düşünmek lazım gelir bence.  En azından bu ülkede gayrimüslimlerin “sermayenin Türkleştirilmesi” adına nasıl bir muameleye maruz kaldıkları gerçeğinden bir popüler kültür ürünü sayesinde de olsa haberdar olunmasının kıymetine inanıyorum ben.

EMEL UZUN

https://birikimdergisi.com/haftalik/10810/simdiki-zamanin-hikayeleri

 

  • “İSRAİL İLE ARAMIZDAKİ İÇERİK TASARLAMA VE YAYINLAMA TERCİHLERİMİZİN TEMEL AYRIM NOKTASI ONLARIN ULUSLARARASI İMAJA, BİZİM İSE DAHA ÇOK KENDİ İZLEYİCİMİZE YÖNELMEYİ TERCİH ETMEMİZDİR.”

İsrail dizisi ‘Tehran’, Uluslararası Emmy ‘En İyi Yabancı Drama’ ödülünü aldı. Dikkatimi çekti, İsrail üretimi diziler ağırlıklı olarak Orta Doğu çatışması üzerinden gidiyor. Yani damar burada.

Ve bir iş daha yapıyorlar, ‘Taraflı yaparlar zaten’i kırabiliyorlar. ‘Fauda’ olsun, ‘Kalifat’ olsun, ‘Spy’ olsun, olabildiğince her iki tarafa eşit mesafede gidebiliyor. Bu bölgede ‘politik dizi’ vs. tekelini almış gibiler. Biz bu alana giremiyoruz galiba. ‘Teşkilat’ ya da ‘Kıbrıs: Zafere Doğru’ bir yerde bizden iki örnek olarak gösterilebilir. Aynı etkiyi yapma şansı var mı? Senaryo, oyunculuk gibi görsele ait yeterlilik ne durumda?

(...) Gürer, ‘Teşkilat’ ve ‘Kıbrıs’ örneklerinde ‘yerel politikalara yönelik bir aktarım barındırdığını söylüyor. Ayrımı şöyle özetliyor; “İsrail ile aramızdaki içerik tasarlama ve yayınlama tercihlerimizin temel ayrım noktası onların uluslararası imaja, bizim ise daha çok kendi izleyicimize yönelmeyi tercih etmemizdir.”

Orta Doğu olgusunu biz daha çok kendi içeriklerimizde, bir yan karakter olarak kullanmayı tercih ediyoruz.” İsrail lobi yapıyorlar bu işten sıyrılmak olmaz. Bu kadar hikayenin göbeğinde olup etkili bir iş çıkarmamak olamaz. Önemli olan standartlarda yüksek olabilmek. Bakış açısını ‘ajit propaganda’nın ötesine taşımak.

SİNA KOLOĞLU

https://www.milliyet.com.tr/cadde/sina-kologlu/orta-dogu-dizileri-uzerine-6661455

 

  • “ŞU ANKİ İSRAİL PİSTİ TÜRKİYE’Yİ BEKLİYOR. TÜRKİYE’NİN PİSTE GELMESİ İÇİN DE HAMAS’IN UZAKLAŞMASI LAZIM”

“Geçen seneyle şu anda İsrail penceresinde değişen hiçbir şey yok. İsrail’in bu pencereden bakışı, Türkiye’yi stratejik olarak çok önemli görüyor. Hiçbir şekilde Türkiye’nin kendisine karşı düşman olmasını istemiyor. Ancak gerçek bir normalleşmenin elde edilebilmesi için de Türkiye’de bulunan Hamas unsurlarının artık Türkiye’den ayrılması gerektiği, Türkiye’nin Hamas ile arasına bir mesafe koyması gerektiği açıkça Kudüs’te dillendiriliyor. İhvan dediğimizde Filistin’deki uzantısı Hamas, BAE, Mısır, İsrail nazarında İhvan bir terör örgütü olarak anılmakta. Dolayısıyla Türkiye’nin şu anda içinde bulunduğu ekonomik durumdan dolayı da eli güçlü değil. Buradan hareketle İsrail’in bu konuda bir taviz vereceğini düşünmüyorum. Son bir ay içerisinde İsrail’de toplam dört tane terör eylemi yaşandı. Dün de bir İsrailli, Filistinliler tarafından açılan ateş sonucu öldürüldü. İsrail bu saldırılar konusunda Hamas’ı sorumlu tutuyor. Hamas’ın lider grubunun bir kısmı Türkiye’de. İsrailli sivillere yönelik saldırılar sürerken ve İsrail istihbaratı bu kişilerin bir kısmının Türkiye’de bulunan Hamaslılar tarafından talimat aldığını söylerken biz tamamıyla bir normalleşmenin gerçekleşmesini maalesef bekleyemeyiz. Birinci sorun Hamas, diğer sorunlar zaman içerisinde ortadan kaldırılabilir. İki ülkenin birbirine karşı güveni tekrardan tesis etmesi lazım. Geçtiğimiz ay iki İsrailli turistin tutuklanması, gerçekten İsrail penceresinden güveni korkunç derecede zedeledi. Bir kısmı da Lübnan’da. İsrail penceresinde değişen bir şey yok. İsrail, Türkiye ile normalleşmeyi gerçekten çok istiyor. Ancak şu mevcut durumda Türkiye’nin adım atması bekleniyor. Çünkü tango için iki kişi lazım. Şu anki İsrail pisti Türkiye’yi bekliyor. Türkiye’nin piste gelmesi için de Hamas’ın uzaklaşması lazım.”

HAY EYTAN COHEN YANAROCAK (Röportaj:Ceyda Karan)

https://tr.sputniknews.com/20211217/bae-ekonomi-kartini-ortaya-koyarak-turkiyeyi-dogu-akdenizdeki-platforma-cekmeye-calisiyor-1051898763.html

 

  • İSRAİL'E KARŞI EN SOMUT TEHDİT ARTIK ARAP DÜNYASINDAN ZİYADE TAHRAN'DAN GELMEKTE VE İSRAİL'İN ÇOK BOYUTLU GÜVENLİK STRATEJİSİ İRAN'IN VE MÜTTEFİKLERİNİN ETKİNLİĞİNİ SINIRLAMAK ÜZERİNE KURULU

İsrail bu yeni dönemde Körfez ortaklarıyla ilişkilerini pekiştirdiği gibi ABD'ye de İran konusu üzerinden baskı yapmaya devam edecektir. ABD'nin bölgede artan etkisizliği aslında İsrail için son derece ciddi bir güvenlik problemi teşkil etmekte, bu yüzden İsrail'in yeni ortaklık ve ittifak arayışları hızla devam edecektir. İsrail'e karşı en somut tehdit artık Arap dünyasından ziyade Tahran'dan gelmekte ve İsrail'in çok boyutlu güvenlik stratejisi İran'ın ve müttefiklerinin etkinliğini sınırlamak üzerine kurulu. Bu açıdan İsrail'in İbrahim Anlaşmaları paradigmasını genişletmek istemesi ve Türkiye dahil bölgedeki diğer ülkelerle de normalleşme hamlelerini atması İsrail dış politikasının önümüzdeki dönemde ana parametreleri olacaktır. İbrahim Anlaşmaları her ne kadar çok boyutlu bir değişim olsa da İsrail dış politikasının kalbinde halen güvenlik öncelikleri ve tehdit unsurlarının etkisizleştirilmesi yatmakta.

BAE'nin yeni dönemdeki rolu İsrail'in aksine güvenlik merkezli bir bakış açısıyla değil, elde edilen kazanımları muhafaza etmek ve sakin dış politika ortamını korumak üzerine kurulu olacaktır. Bu açıdan Abu Dabi, İsrail ve İran arasında oldukça hassas bir denge siyasetini gütmeye devam edecektir. Türkiye ile ilişkilerini de olumlu bir düzleme taşıyan BAE bu kazanımların en iyi nasıl şekilde korunabileceği ve çatışmaların nasıl en aza indirilebileceği bakış açısını benimsemiş gözüküyor. Güvenlikten ziyade pragmatizmi öne çıkaran BAE önümüzdeki aylarda İran ile ne denli sağlıklı bir ilişki kurabileceğini kanıtlama fırsatını mutlaka yakalayacaktır.

Nihayetinde Bennett'in Abu Dabi ziyareti bölgenin yeni ruhunu oldukça iyi yansıtan bir gelişme oldu. İsrail'in güvenlik stratejsini çeşitlendirdiği ve BAE'nin cambaz diplomasisi yürütmek zorunda kaldığı bu yeni dönem Ortadoğu'nun etkin bir süper güç olan ABD'nin çekilmesiyle nasıl yeniden hizalandığını apaçık şekilde gösteriyor.

BATU COŞKUN

https://www.sabah.com.tr/yazarlar/perspektif/batu-coskun/2021/12/18/bennettin-abu-dabi-ziyareti-ve-yeni-bolgesel-hizalanma

 

  • TÜRKİYE’DE SANILDIĞININ AKSİNE, İSRAİL’DE İKİ DİLLİ BİR HAYAT VAR. İBRANİCE VE ARAPÇA YAN YANA YÜRÜYOR. SADECE İSRAİLLİ ARAPLAR DEĞİL, ARAP ÜLKELERİNDEN GELEN YAHUDİLERİN DE ANA DİLİ ARAPÇA. PARLAMENTODA ARAP MİLLETVEKİLLERİ ARAPÇA OLARAK KONUŞMA YAPABİLİYORLAR, KANUNLAR İBRANİCE, ARAPÇA VE İNGİLİZCE OLMAK ÜZERE ÜÇ DİLDE YAYINLANIYOR

Türkiye’de sanıldığının aksine, İsrail’de iki dilli bir hayat var. İbranice ve Arapça yan yana yürüyor. Sadece İsrailli Araplar değil, Arap ülkelerinden gelen Yahudilerin de ana dili Arapça. Parlamentoda Arap milletvekilleri Arapça olarak konuşma yapabiliyorlar, kanunlar İbranice, Arapça ve İngilizce olmak üzere üç dilde yayınlanıyor. Arap çocukları eğitim hayatları boyunca Arapça eğitim alıyorlar. Üstelik İbranice eğitim veren devlet okullarında da Arapça eğitim mevcut. Sokaklarda levhalar yine İngilizceyle beraber üç dilli. Bu iki dilin aynı dil ailesinden gelmesi sebebiyle sahip oldukları benzerlikler biliniyor. Yine de o kadar iç içe geçmiş ki günlük konuşma dilinde “khalas, sababa” gibi Arapça kelimeler çok sık kullanılıyor. İlk duyduğumda şaşırmıştım. Yani diller arasında bir düşmanlık yok. İsrail kendi toplumunun bir parçası olan Araplarla ilgili doğru adımları atmaya çalışıyor. Eksikler, hak ihlâlleri hâlâ var. Ancak son yıllarda çeşitli televizyon kanallarınca yapılan anketlerde, Arap asıllı İsraillilerin İsrail’de yaşamaktan yana duydukları memnuniyet hep yüksek oranlarda çıkıyor. Umalım ki bu olumlu süreç devam etsin.

İç politikada bu adımlar atılıp, toplumsal birliktelik teşvik edilirken, dış politikada da, kaçınılmaz olarak, bunun bir yansıması oluyor. Zaten kendine güvenli, özgürlüğe ve demokrasiye inanan ülkeler, komşularını düşman değil, beraber yaşanacak, beraber iş yapılacak ve beraber üretecek müttefikler ve dostlar olarak görüyor. Bugün İsrail politikasında da bu değişimin somut adımlarını görüyoruz. Çok dramatik bir değişim yaşanmazsa, önümüzdeki on sene içinde Ortadoğu’da daha farklı bir Arap-Yahudi denklemi göreceğiz. Dua edelim de eşitliğin karşı tarafında biz olmayalım.

L. DENİZ ERTUĞ

https://www.politikyol.com/iki-alfabe/

 

Takılan tweetler

Bugün, Nazilerin 1 milyondan fazlası Yahudi, toplamda tahminen 1.5 milyon insanı katlettiği Auschwitz Vahşet Kampını gezdim.

Kimyam bozuldu.

Mesele bir ruh hastası değilmiş.

Mesele o ruh hastasının peşinden kitlelerin gitmesiymiş.

https://twitter.com/tokcem/status/1471938254924652548

Naci Kalmukoğlu

Marmara Apartmanı Mimar Rafael Alguadiş.

1917 Rus Devrimi’nden kaçıp Beyoğlu’nu mesken tutan bu ressamlar çok yönlü ve renkli sanatçılardı. İstanbul’un kültürel yaşamına çarpıcı bir etkide bulundular.

https://twitter.com/guvenbayar_/status/1471790686290784260

İşgalci Nazi ordusu Selanik Yahudi Mezarlığı'nı tahrip ettikten sonra mezar taşlarını havuz inşası için kullanmış. (1942)

 

https://twitter.com/DritaEsadi2/status/1470800466112036869

  • Fatih Tosyalı@fatihtosyalibb

Hatay Musevi Cemaati Vakfı Başkanı Şaul Cenudioğlu ve Yönetim Kurulu Üyeleri Belediyemize nezaket ziyaretinde bulundu.

Nazik ziyaretleri için teşekkür ediyorum.

https://twitter.com/fatihtosyalibb/status/1470335360144130048

Ağa Takılanlar Öneriyor

  • Yahudiler için dingin ve güvenli bir sığınak: Kuzguncuk – Melisa Duran

https://www.birgun.net/haber/yahudiler-icin-dingin-ve-guvenli-bir-siginak-kuzguncuk-369706

  • İZZET BAHAR , İkinci Dünya Savaşında Türkiye ve “Yahudi Meselesi” – Yücel Güçlü

https://belleten.gov.tr/tam-metin/3679/tur

  • Kulüp Dizisinde Merak Uyandıran Ladino Dili Nedir?

 

https://mozartcultures.com/kulup-dizisinde-merak-uyandiran-ladino-dili-nedir/

  • 3 azınlık gazetesinde son durum: Dolar ve salgın yetmedi, BİK ve PTT de vuruyor – Umut Ergüven

https://journo.com.tr/agos-salom-jineps-2021

  • İsrail-BAE İlişkileri ve İsrail’in Dış Politika Vizyonu – Remzi Çetin

https://www.youtube.com/watch?v=LROcBdWliug

  • “Küt Oynayan Kadınlar” ya da güzel İzmir – Tuğçe Yılmaz

https://m.bianet.org/biamag/toplum/254939-kut-oynayan-kadinlar-ya-da-guzel-izmir

  • Kar, bit, sel – Sefarad Anne

https://www.youtube.com/watch?v=TDAO_PN13Cs

  • Mauthausen - Nazi Toplama Kampı - Suat Bıçak

https://www.medyaege.com.tr/mauthausen-nazi-toplama-kampi-185569h.htm

  • Arjantin Yahudi solunun kısa tarihi – Özgür Uyanık

Anarşizm, sosyalizm ve komünizm akımları Doğu Avrupa ve Rusya'dan gelen Yahudi göçmenler tarafından Arjantin'e taşındılar. 20'nci yüzyılın başından itibaren ise Arjantin Yahudileri arasındaki temel ayrım bu ideolojilerden değil Siyonizm temelinde ortaya çıktı.

Bugün Arjantin'in en tanınmış gastronomistlerinden biri olan Natalia Kiako'yu da parkta tanıdık. Çocuklarımız oyun oynarken biz de sohbet etmeye başladık.

Anne tarafından İzmir kökenli bir Sefarad olan Natalia Kiako kitabının kapağında kızı Julia ile beraber

Türk olduğumuzu öğrenince daha bir yakınlık gösterdi. Natalia'nın aile kökleri Türkiyeli Sefaratlardanmış. Anneannesi "Büyük Yangın"da İzmir'i terk ettiğinde henüz çocukmuş.

Natalia ve ailesi geleneksel Yahudilerden değil. Buenos Aires'de onun gibi birçok seküler Yahudi tanıdığım için garipsemedim. Burada sol içinde önemli kişiler arasında çok sayıda Yahudi kökenli var.

Seküler Yahudilerin de hepsi solcu zaten. Ama bazıları militan düzeyde bir harekete üye, bazıları sol hareketlere lider ya da öncü aydın konumunda, geri kalanları da sol/sosyal demokrat çizgide.

Arjantin'in en önemli gazetecileri ve hukuk insanları da Yahudi kökenli.

https://www.indyturk.com/node/448311/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/arjantin-yahudi-solunun-k%C4%B1sa-tarihi#.YbyV8DZgxN8.twitter

  • Rafael Sadi'den Selim Hubeş'e veda


https://odatv4.com/makale/rafael-sadi-den-selim-hubes-e-veda-224212

  • İzzet Bey'in sevgili Leica'sı – Zeynep Bilgehan


Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR