Fado´nun tutkulu sesi Mariza´yı dinlemek…

Portekiz geleneği Fado şarkılarını tüm dünyaya ulaştıran, bir milyondan fazla albüm satışıyla bu türün bir numaralı temsilcisi olan Mariza, bir kez daha Türk müzikseverlerle buluşuyor. 19 Aralık akşamı, Zorlu PSM Turkcell Sahnesinde yer alacak olan konserde sanatçı, dinleyenlerine müzikal bir yolculuk yaşatacak.

Renan KOEN Söyleşi
15 Aralık 2021 Çarşamba

17-18 yaşlarındayım. Kültürüyle, anlayışıyla, yaşam biçimleri ile içinde bulunduğum dört dörtlük klasik müzik dünyasının bana vermiş olduğu sağlam temelle birlikte has müziklerin peşindeyim. Arkadaşım Sibel ile sık sık soluğumuzu Ortaköy Martı Café’de alıyoruz çünkü Martı’nın o çok kaliteli müzik ve kitap dünyası bize dünyayı açıyor. Bir seferinde Amalia Rodrigues kaseti alıyoruz. Amalia Rodrigues’i TRT3’te dinlemiş ve vurulmuşum ama kaseti aldıktan sonra hem evde, özellikle annem ile, hem de arabada Sibel’le sürekli dinliyoruz. Ve böylece Fado’ya resmen âşık olmuş bulunuyorum… Harlı bir takipçisi olduğum bu derin müziğin ve bence sesli tarihin, yeni nesil şarkıcılarını dinliyorum zamanla. Ve bir gün Mariza’yı dinliyorum; Mariza bambaşka. Kıyafetleri, sahnedeki duruşu ama en çok müziğin ritmini ta içinde hissedişi ve yalın ama çok güçlü söyleyişi beni çarpıyor. Bir müzisyen olarak değerlendirdiğimde, çok güçlü duyguların temsilcisi olan Fado’nun icra edilişi ancak çok derinden gelen bir yalınlıkla olursa bence dinleyici tarafından daha net algılanıyor. Duyguları aşırı bir biçimde vererek, çok bağırarak söylemek bence dinleyicinin iç dünyasında bir karmaşa yaratıyor. Bu sebeple, Mariza’nın o kökten gelen ritim duygusu ile duyguların gerçekliğinden hiç kopmayarak Fado söylemesi beni çok etkiliyor. Benim için büyük bir onur olan söyleşimizde bakalım Mariza neler demiş…

Sevgili Mariza, Türkiye’deki tüm müzikseverler sizi çok büyük bir zevkle dinliyor, seyrediyor. Ama tahminimce sizin müziğe caz eğitimi ile başladığınızı bilmiyorlar. Sonra babanızın arzusuyla cazdan Fado’ya geçtiniz. Bu yolculuk nasıl gerçekleşti?

Beş yaşında Fado söylemeye başladım. Başlangıçta bir çocuk olarak sadece eğleniyordum ve Fado’ya karşı bir merak hissediyordum. Ama Fado sonrasında benim için bir tutku haline geldi ve o tutku bugünlere kadar artarak böyle devam etti. Fado’ya hâlâ aşığım ve şarkılarda anlatılan tüm bu duyguları her gün anlamaya çalışıyorum.

Mozambik’te doğduğunuz. Üç yaşındayken Portekiz-Lizbon’a taşındınız. Anneniz Mozambikli. Bu iki kültürün devamı olmak müziğe yaklaşımınızı derinleştiriyor mu?

Eski Fado şarkıları dışında, Brezilya’nın ve Afrika’nın geleneksel şarkılarını dinliyorum. Geleneksel müzikler içerisinde beni çok etkileyen şarkıcılar var. O müzikleri dinlemek beni köklerime götürüyor. Bir sanatçı olarak yaşadığımız çağ içerisindeki müziklerle etkileşim içinde olmamak mümkün değil. Ben tüm kültürlerin birbirini beslediğini düşünüyorum. Küçükken müzik demek benim için Fado demekti. Profesyonel şarkı söylemeye başladıktan sonra gördüm ki, ilk albümümden bu yana özellikle perküsyonlara baktığımda Afrika köklerimi müziğime yansıtmışım. Bence tüm kültürlerin müzikleri derinlere indiğimizde birbiri ile etkileşim içinde.

Fado müziğinin resmi olarak 1820'lerde ortaya çıktığı biliniyor ancak diğer bilgilere göre daha eski bir tarihe sahip. Güçlü duygularla dolu Fado müziğinin tarihinden bahsetmek ister misiniz?

Fado, Portekiz’e özgü aslında dünyada bilinen bir folk müzik türü. Lizbon sahillerindeki öyküleri anlatıyor. Gidip de geri dönmeyen denizcilerin arkasından yakılan ağıtlar, ayrılık ve acıyı anlatan aşk şarkılarını anlatan bir müzik. Geleneksel Fadoları bulup yorumlamaya ve üzerime düşeni yapmaya çalışıyorum. Yıllardır turnelerdeyim, farklı kültürleri daha yakından tanıma fırsatı buldum. Müzikal olarak olgunlaştığımı düşünüyorum. 

Benim için türküler bir sesli tarih, yaşanmışlıkların ve hayatın dokusunu kuşaktan kuşağa çok güçlü bir şekilde aktaran çok önemli belgelerdir. Fado müziğini geliştiren Portekiz halkının kültüründe ne var?

Bence dünya müziği içerisinde bu kadar sağlam ve köklü bir yeri olmasının en önemli tarafı Fado’nun ayrılığı ve acıyı en içten anlatan müzik türü olması, hikâyelerinin Lizbon kıyılarına dayanması… Portekiz gitarı ve şarkıcının sesiyle harmanlanıp güçlenirken, hüzün, ayrılık gibi duygular Fado şarkıcısının sesinde hayat buluyor ve çok daha derinden hissediliyor. Çünkü Fado aşk, kaybediş, kıskançlık, mutluluk gibi insanın duygularını keşfeden bir müzik. Fado söylerken hayatın bir parçası olan tüm duyguları keşfediyoruz.

Bildiğim kadarıyla Portekiz'in farklı bölgeleri farklı Fado dokunuşlarına sahip. Kendinizi yakın hissettiğiniz bir bölge var mı?

Geleneksel Fadolara daha yakınım. Son albümümde kariyerimin 20. yılında Amalia Rodrigues şarkıları seslendirdim. Şarkılara orkestrasal bir sound, derin ve klasik bir hava katmak istiyordum. Başarmak istediğim, kafamın içinde dönen müzik tam olarak buydu ve çok olumlu tepkiler aldım.

Bugünün Portekiz'inde gençlerin bu güçlü kültüre, yani Fado'yu yeterince takdir ettiklerini düşünüyor musunuz?

Fado müziği uzun yıllardır dünya müziği arenasında bir tür olarak çok iyi biliniyor ama sınırları aşmasını sağlayan ve Fado’yu tüm dünyaya sevdiren ses Amalia Rodrigues oldu. Ben de geleneksel Fadoları bulup yorumlamaya ve üzerime düşeni yapmaya çalışıyorum. Genç nesilden de çok değerli Fado şarkıcıları var. Fado her zaman Portekiz’in ruhunu yansıtmaya devam edecek.

2008’de Lizbon'a gittiğimde İstanbul’a ne kadar benzediğini fark ettim. Sanki yirmi yıl önceki İstanbul’u orada yaşamışım gibi geldi… Hele o meyhaneler muhteşemdi... İstanbul'a geldiğinizde siz neler hissediyorsunuz? Türk seyircisiyle yeniden beraber olmak kalbinizde tanıdık bir iz bırakıyor mu?

İstanbul’u çok seviyorum. Hatta ben de Lizbon’a benzetiyorum. Minik sokaklar, eski evler, denizden gelen ışık, boğaz köprüsü, muhteşem lezzetli yemekler ve insanlar… İstanbul kültürlerin birleştiği bir şehir. Kozmopolit yapısı ve sıcak insanları bana kendimi evimde hissettiriyor. İstanbul’da Kapalıçarşı’yı ve alışveriş yapmayı çok seviyorum. Hatta daha önce geldiğimde bir de cümbüş satın almıştım. Tekrar geldiğim için çok mutluyum. Türkiye’deki misafirperverliğe ve Türk mutfağına hayranım. Türkiye şarkı söylemeyi en çok sevdiğim yerlerden biri. Beni davet ettiğiniz için çok teşekkür ederim!

Müziğinize ve sahnedeki duruşunuza hayran olan biri olarak sizinle röportaj yapmak harikaydı. Şahsım ve Şalom Gazetesi adına en içten teşekkürlerimle…

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün

İLGİLİ HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR