Yahudilikte mesih beklentisi

Yahudilikte Mesih veya Maşiah (Kurtarıcı), dünyaya sulh ve barış katkısı sağlayacak kişidir. Peygamberlerin söz ve işaretlerden kurtarıcının geldiği anlaşılacaktır. Maşiah dönemi, ´Maşiah Sancıları´ adı verilen ağır bir savaş ve sıkıntı devresinden sonra başlayacaktır. Hakikat, doğruluk ve iyilik bütün dünyada hâkim olduğu zaman, savaşlar ve anlaşmazlıklar ortadan kalkacaktır. İnsanlar, tek Tanrı´ya inanacaklar ve huzur içinde yaşayacaktır.

Yusuf BESALEL Kavram
10 Kasım 2021 Çarşamba

Peygamber Yeşaya, sulh ve kardeşlik devrini şöyle açıklar: “Milletler, kılıçlarını sapan, hançerlerini orak şekline sokacaktır. Harp sanatı artık öğrenilmeyecek, kurt, koyunun yanında ve leopar, keçinin yanında istirahat edecektir. Çocuk, yılanın kovuğunda oynayacak ve Tanrı inancı, okyanusları kaplayan sular gibi bütün toprağı kaplayacaktır.”

Maşiah olgusu, Rambam’ın 12. iman kuralını oluşturur ve Yahudi dinsel-geleneksel inancının temel fikirlerinden biridir. İsrailoğulları’nın binlerce yıllık kaderi şeklinde süregelen sürgün, bunun Büyük Kurtarıcı tarafından sona erdirileceği inancını güçlendirmiştir.
Günümüzde Yahudi dindar çevrelerinin bir bölümü, II. Dünya Savaşı ve Nazi katliamının ardından İsrail Devlet’inin kuruluşunu, Maşiah’ın geldiği şeklinde yorumlar. Hâlbuki koyu dini çevreler, bunu Maşiah’ın emaresi olarak yorumlayıp, onun gelmesini beklemektedir. Aslında Maşiah’ın tam tanımı Tanah’ta, Talmud’da ve bunları izleyen Rabinik yazılarda açık değildir. Tanah’ta Maşiah, gelecek dünya (olam aba) ile bağlantılıdır. Yermiyau (25:5-6,30:3) ve Yeşaya (2:2-5,27:13) peygamberlerin kitaplarında insanoğlunun ideal hali (dürüst, barışsever ve müreffeh) olarak tarif edilirken; Talmudik zamanlarda bir zaman süreci tanımlaması yer almamaktadır. Nitekim Romalılara isyan eden (MS 132) Bar Kohba, Rabi Akiva tarafından Kurtarıcı ilan edilmişti. Ayrıca tarih boyunca Yahudilerin karanlık günlerinde sahte mesihler (Meşihey ha-Şeker) de türemiştir. 16. yüzyılın ilk yarısında David a Reuveni, Şelomo Molho ve 17. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu içinde bu hareketlerin en güçlüsünü sergileyen İzmir doğumlu Sabetay Tsvi (Sevi) bunlara örnektir. Sebebiyet verdikleri hadiseler, hayal kırıklığı yaratmıştır1.

Yahudi teolojisinde Mesih inancı

Yahudi teolojisinde Maşiyah, Kral Davut’un soyundan Tanrı tarafından gönderilecek karizmatik bir liderdir. Bu lider, Yahudileri yabancıların boyunduruğundan kurtaracak, sürgünü sonlandıracak ve tüm Yahudilerin döneceği Eretz İsrael’de İsrail Krallığını kuracaktır. Yahudi Mesihçiliği; İsrail kimliği, milliyetçilik ve Eretz İsrael ile iç içe bir kavramdır. Aynı zamanda Mesih sadece Yahudileri değil, yapacağı tüm radikal değişikliklerle ahir zamanda bütün insanlığı, dünyayı kurtaracaktır. Mesih kavramı, önce Saadia Gaon, sonrasında Rambam aracılığıyla dinin içine güçlü bir doktrin olarak yerleşmiş, Reformist hareketin doğmasına dek Yahudi toplumunda gücünü korumuş, İsrail Devleti’nin kurulmasıyla bilakis güçlenmiştir.

Mesih inancı birçok dinde mevcuttur. Yahudilik için geliştirilmiş yorumlardan biri bu inancın Yahudiliğe Sümerler, Asurlular ve Zerdüştlerden geçtiğidir. Ancak daha güçlü bir görüşe göre, bu olgu Yahudiliğin içinde ve Kutsal Kitap döneminden sonra doğmuştur. David’in gücü, Babil sürgünü, II. Tapınak dönemi felaketleri, Bar Kohba isyanı, bütün bu beklentileri arttırmıştı. Orta Çağ’da gelişen olaylar bu beklentiyi daha da coşturmuştu: “Gettolarda yaşam, Mesih’i beklemekle geçiyordu.” Mesih algısı, Yahudi zihinlerde ve kalplerde 15. yüzyıla dek sadece bir iman şartı ve kurtuluş ümidi çerçevesinde yer etmişti. Yahudi mistisizmi; Kabala içerisinde yer alan bazı ekoller ise, Mesih kavramının inanç anlamında derinleşmesine, fonksiyonel nitelik kazanmasına yol açmıştı2.

Kabalacılar, Mesihçi acıları ve bunu izleyen geleneksel tasvirleri olduğu gibi bırakmıştı. Bu yüzden Kabalacı eskatolojide iki akım yan yana mevcuttu. Mistik, yeniden yorumun potasında henüz değişime uğramamış eski apokliptik gelenek ve ‘tikkun’un (dünyayı onarmak) yeni Kabalcı kavranışı. Bu iki akım, Luriacı literatürde açıkça bellidir. Vital ise Mesih’in kendi kendisini tanıyacağına ve bunun hangi niteliklere bağlı olacağını betimlemiştir. Her iki akım da Sabetaycı akımda rol oynamıştı3. Kabalacıların Mesih kavramına ilgi göstermesi, 1492’deki İspanya sürgününe bağlanabilir. Yahudi gizemciler, İspanya’da bulundukları 15. yüzyılın ortasından itibaren de Zohar’ın Mesihçi unsuruna ağırlık vermişler. Safedli kabalistler sayesinde Mesihçilik fikri adeta bir patlama yaşamıştı. Safedli kabalistlerin Mesih kavramına giren Sion’a dönüş ideali, itikadın siyasallaşmasına neden olmuştur. 18. yüzyılda Rabbani Yahudiliğin ultra Ortodoks bir kolu olan Hasidizm, Mesih’i kurtuluşu önemser fakat daha önce bireysel manevi kurtuluşu öngörür. 19. yüzyılda ise Mesih inancında mütecanis bir görünüm yoktur. Reformistler ve Yeniden Yapılandırmacılar Mesih kavramını bünyelerine almazken, yeni bir mezhep olan Muhafazakârlar bu olguyu kabul eder.

Yahudi milliyetçiliğinin güçlenmesi Mesih beklentisini de arttırdı. Nitekim Yahudi sorununa bir devlet kurmak suretiyle çözüm bulmak isteyen Siyonizm, Mesih’i bir hareket olarak yorumlar. İsrail’in kurulmasından sonra Mesih beklentileri azalmamış ve dünyadaki gelişmeler Mesih’in gelmesi ile ilişkilendirilmiştir4.

Mesih’le ilgili çağrışımlar simgeseldir. Fakat Tanah’ın özellikle Peygamberler bölümünde bu konuya yoğun olarak değinilir. Bu konuda en fazla malzeme, İşaya, Daniel, Zaharya ve Yehezkel kitaplarında bulunur. Örneğin Yehezkel Kitabı’nın 38. ve 39. bölümlerinde Gog ve Magog kapsamındaki ulusların ahir zamanda İsrailoğullarına saldıracağı belirtilir. 38. bölümden: “… O vakit sen pek çok ulustan oluşan büyük kalabalık, hepsi atlı, büyük bir kalabalık ve güçlü bir orduyla birlikte kendi diyarından, uzak kuzeyden geleceksin. Ülkeyi kaplayan bir bulut gibi halkım İsrail’in üzerine yürüyeceksiniz… Bütün dağlarımda Gog’a karşı kılıç çekeceğim, … Onların üzerine şiddetli yağmur, dolu, ateş ve kükürt yağdıracağım. Böylece birçok ulusun gözünde yücelecek ve kutsallaşacağım. O zaman benim Rab olduğumu anlamayacaklar.”5

Talmudik bir ifadeye göreyse (Babil Talmudu-Sanhedrin 96b-99a), RabbiYohanan şöyle dedi: “Eğer sıkıntıların coşkun bir nehir gibi üzerine geldiği bir nesil görürsen, Mesih’i bekle; zira şöyle yazılmıştır ki: ‘Çünkü düşman azgın bir ırmak gibi geldiğinde, Rabbi’nin Ruhu onu kaçırtacak (İşaya, 59:19), hemen ardından da Kurtarıcı Siyon’a girecek’ (İşaya, 59:20).”6
Midraş literatüründe Eliyahu’nun Kitabı kapsamında ise şu ifadeler yer alır: “Ardından Tanrı, Gog ve Magog’u, onunla beraber hareket edenleri ve yeryüzünün toplanan bütün insanlarını harekete geçirecek ve onlar savaşmak üzere gelerek Kudüs’ü kuşatacaklar. Ardından Tanrı, onlarla savaşa tutuşacak. Mesih gelecek ve Tanrı Mesih’e yardım ederek onlarla savaşacak…” (Zaharya, 14:3). “Hepsi dağın yırtıcı kuşlarına, yerin yabanıl hayvanlarına terk edilecek…” (İşaya, 18:6)7. İsrailoğulları’nın da savaşta büyük zayiat vereceği anlaşılmaktadır: “Ve memleket, her aşiret ayrıca dövünecek ve Davud evi aşireti ayrıca ve karıları, ayrıca… arta kalan aşiretlerin hepsi, her aşiret ayrıca ve karıları ayrıca yas tutacaklar”8 (Zaharya, 12:13).

Mesih’in geliş tarihi

Mesih’in geliş tarihine ait çeşitli spekülasyonlar bulunur. Yahudi geleneğine göre dünya, yaratılışın her gününe bin yıl olmak üzere altı bin yıl boyunca devam edecektir (Babil Talmudu, Roş Haşana, 31a). İlk iki bin sene kaos olarak geçmiştir, sonraki iki bin sene Tora yaşanmış, dünyayı süslemiştir. Son iki bin sene Mesih’in devri olacaktır (Babil Talmudu, Sanhedrin 97a). Yapılan birçok hesaplamaya karşın Yahudi geleneğinde kesin olan tek hüküm, Mesih’in geliş tarihinin kimse tarafından bilinemeyeceğidir (Babil Talmudu, Nidda,13b). Talmud bilgilerine göre David’in oğlu Maşiah, ancak kötülük tüm dünyada yayıldığı zaman gelecektir. Mesih gelmeden önce tüm dünyada gençler yaşlılara hakaret edecek, yaşlılar gençlere saygı duyacak, kızlar annelerinin, erkekler babalarının önüne geçecek, imanlı olanlar aşağılanacaktır (Babil Talmudu, Sanhedrin 97a). Devlet sapkınlık içinde olacak… Alimlerde bilgi kalmayacak (Yeşaya 32:14), ayrıca ırklar tüketim topluluklarına dönüşecek ve hiçbir maddi zenginlikle tatmin olamaz hale geleceklerdir. Hastalıklar ve pahalılık artacak, dünya verimsiz olacaktır9. Zohar’ın kurucusu Rabi Şimon Bar Yohay ise, Mesih’in gelişinden hemen evvel dünyanın üzerinde on alamet gelişeceğini belirtmiştir10.

Öte yandan, İsa’nın Mesihliği, devrin Yahudilerinin kıstaslarına uymamaktadır… Mesih iddiasında bulunan herhangi birini dinleyen bir Musevi’nin, siyasi ve askeri bir planı olduğu varsayılacaktır. Roma hükümeti, Musevi Sanhedrin’i, Saddukiler, hatta Farisiler, Mesih’in, birer parçası oldukları mevcut düzeni değiştireceğine inanıyordu. Galile’nin ve Judea’nın fakir halkı da, temel değişikliklerden söz eden bir Mesih’in sadece metafizik terimlerle değil, iktidarın gerçeklerinden, vergilerden, adaletten söz edeceğine inanıyordu. Nazaretli İsa bu modellerden hiçbirine uymuyordu; bir Musevi milliyetçisi değildi, aksine Musevi bir evrenselciydi. Sözüyle ve örneğiyle, yaşamı ve ölümüyle, dertlerine derman arayanlara yardımcı olmak isteyen, vaaz veren bir öğretmendi, bir isyanın lideri değildi11.  Nitekim örneğin Mişna’nın kurucusu Johannan ben Zekai, her iddia edenin Mesih kabul edilemeyeceğini şu deyişle dile getirmektedir: “Şayet ağaç dikiyorsan ve birisi sana Mesih’in geldiğini söylemişse, önce fidanları dik, sonra Maşiyah’ı karşılamaya git” (Avoth de Rabbi Nathan, bölüm 31)12.

Mesih dönemi ve Mesianizm

Mesih dönemi, Mesih krallığı, Yahudi teolojisinde dünyanın ve insanlığın bütünün refaha kavuşacağı bir zaman olarak adlandırılmıştır: “Bütün peygamberler, güzel şeyleri sadece Mesih’in günlerinde kehanet ettiler…” (Babil Talmudu, Sanhedrin 99a, Berahot, 4b). Öncelikle Asur sürgününde kaybolan on kabile olmak üzere tüm sürgünler Eretz Yisrael’e dönecek ve Mesih krallığını kuracak, ayrıca Tanrı’nın Şehinası, (onuru, izzeti) de Eretz Yisrael’e geri gelecektir (BT- Megilah 29a). Mesih, tapınağı üçüncü kez kuracak ve Şehina yeniden Kutsallar Kutsalı olarak adlandırılan odada ortaya çıkacaktır (BT-Yoma 72a). Rabilerin ifadesi ile Mesih ile beraber dünyaya barış gelecektir (Mişna-Ediyot 8:7). Keza Eretz Yisrael’e de bolluk gelecektir (Yeşaya 35:6, 32:15, Yoel 3:18)13.

Mesianizm, Apokrifa’nın (Tevrat’a dahil edilmemiş ve II. Tapınak zamanında yazılmış kitaplar) kapsamında da önemli yer almış, Ölü Deniz civarında yaşamış ve öte alemin varlıklarıyla ilgilenen gizemci bir tarikatı da çok meşgul etmiştir… Diaspora’da yaşama gücü Mesianik umuttan kaynaklanmış, her gün tefilalarda söylenen temel dua olan Amida’da bu umut dile getirilmiştir. Maimonides, Maşiyah’a inanmayı ‘13 İman Kuralı’ arasında zikreder; Mesianik dönemde evrenin doğal yasalarının muhafaza edileceğini fakat ölülerin sınırlı bir süre için ruhlarının ve bedenlerinin bir araya geleceği bir dirilme olayının vuku bulacağını da belirtir. Modern Ortodoks Yahudi inancı, Mesianik dönemde sürgündekilerin bir araya geleceğini, Yahudilerin atalarının toprağı olan Eretz Yisrael’de toplanıp, burada Yeruşalayim’deki Mabet’teki Korban ritüeli dahil tüm mitsvotu (farzları) icra edebileceklerini ifade eder. Siyonizm ise, Mesianizm inancından ziyade Yahudi halkının kurtuluşu için kendisinin köklü değişiklikleri yaratma inisiyatifini oluşturmasını öngördüğünden, ultra-Ortodokslar ile çelişmektedir. Fakat, Filistin mandasındaki ilk Aşkenaz baş hahamı ve dinsel Siyonizm’i savunan R. Abraham Isaac Kook ise, Kutsal Topraklarda başlayan Yahudi yerleşiminin, aslında manevi kurtuluşun ilk aşamasını oluşturduğunu ve Mesianizmi sürüklediğini savunmuştur. Holokost’ta gaz odalarına götürülen Yahudilerin terennüm ettikleri dualarda Maimonides’in iman ilkeleri arasında şu beyit de yer alıyordu: “Maşiah’ın geleceğine inancım tamdır ve o gecikse de, inanmaya devam ederim.”14

Maşiyah’ın gecikmesi hususuna değinen ultra-Ortodoksların çok ünlü lideri Rebbe Menaehem M. Schneerson ise kurtuluş hakkında bilgilenmenin, dini yasalara hâkim olmanın, Maşiyah’ın daha çabuk gelmesini sağlayacağını vurgulamıştır.15

Zohar’da, Zohar Kitabı’nın ancak günlerin sonunda Mesih’in günlerinde açığa çıkacağı söylenmiştir… Ve Zohar bizim neslimizde ortaya çıktığı için, bu bizim çoktan Mesih’in günlerinde olduğumuzun kanıtıdır. Bu neslin gidişi üzerine şöyle yazılmıştır: “Yeryüzü, Yaradan bilgisiyle dolup taşacaktır.” Baal Ha Sulam, Zohar’ın Bitişi şerefine Konuşma.”16

1 Yahudilik Ansiklopedisi, Cilt II, Yusuf Besalel, Gözlem Gazetecilik AŞ s.389.

2 Siyonizm’in Teolojik Temelleri, Şemiha Karahan, Divan Kitap, 2020, s.324-329.

3 Mesih, Deccal ve Gog-Magog, Yasin Mezal, Ankara Okulu Basın Yayın Ltd. 2019, s.59-60.

4 Siyonizm’in Teolojik Temelleri, s.329-333.

5 Mesih, Deccal ve Gog-Magog, s.44.

6 A.g.e., s.61.

7 Ag.e., s.76-77.

8 Kitab-ı Mukaddes, Kitab-ı Mukaddes Şirketi, 1991, s.898.

9 Siyonizm’in Teolojik Temelleri, s.342-347.

10 Mesih, Deccal ve Gog-Magog, s.141.

11 Yahudi Tarihi, Paul Johnson, Pozitif, 2000, s.123.

12 Phases of Jewish History, Philips Gingburg, Raphael Cutler, Devora, Publishing, 2005, s.121.

13 Siyonizm’in Teolojik Temelleri, s.354-357.

14 Yahudilik Ansiklopedisi, Cilt II, s.398-400.

15 Rebbe, The Life and Teaching of Rebbe Menachem M. Schneerson, Joseph Telushkin, Harper Collins Publishers, 2014, s.430.

16 Zohar’ın Kilidini Açma, Kabalist Dr. Michael Laitman, Alter Yay.Rek.Org.Tic.Ltd. 2012, s.66.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün

İLGİLİ HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR