WEB´DEN SEÇMELER

• 2016 yılında Türkiye ve İsrail ortak doğal gaz hattını görüşüyorlardı. Ancak son yıllarda iki ülke arasında ilişkilerin kalitesi düştü. Türkiye´den üst düzey bir heyet kısa bir süre önce ilişkilerin soğumasından kaynaklı sorunları biraz da hafifletmek için İsrailli yetkililerle bir dizi görüşme yaptı. İsrail tarafı ise bu görüşmeden oldukça memnun. Kurumsal anlamda gelen ilişki sürecini kendileri için kayda değer ve sürdürülebilir bir ilişki olarak değerlendiriyorlar. ÇETİNER ÇETİN - HABERTÜRK

İzak BARON Diğer
16 Aralık 2020 Çarşamba

Bu Haftanın “Takılanlar”ı - Alıntılar

  • NETANYAHU’NUN YÜKSELİŞİ İSE SİYASİ ANALİZLERDE YER ALMAYA BAŞLADI BİLE

Küresel politik aktörlerin hızla Joe Biden başkanlığına hazırlanmaya çalıştığı bu geçiş döneminde, İsrail siyasetindeki “zamansız” tıkanmayı aşabilmek ve müttefiki ABD ile İsrail’in ilişkilerini yeni ABD başkanının tabiatına göre tasarlama çabası, Gantz ve merkez-sol muhalefetin birbiriyle yarıştığı bir alan haline geliyor. Gantz’ın erken seçim kararını destekleyen eski ortağı Yair Lapid’in Mavi-Beyaz bloğunu yeni bir seçimde kendi liderliği altında toplamak istemesi, Yeş Atid ile birlikteliğini bitiren eski genelkurmay başkanlarından Moşe Ya’alon’un Telem Partisi ile tek başına yeni seçim sürecine gireceğini açıklaması ve yine eski genelkurmay başkanlarından Gadi Eizenkot ile birlikte bir çalışma yürüteceklerini açıklaması, İsrail merkez-solunu, sadece Netanyahu’nun tahakkümü ile değil, birbirleriyle de mücadele ettikleri bölünmüş bir hale sokmuş bulunuyor.

Dahası, Mavi-Beyaz bloğunun Mart 2020 seçimleri öncesinde ve sonrasında parlak bir siyasi grafik ortaya koyduğunu da söyleyemeyiz. Zira seçim öncesinde ve sonrasında Mavi-Beyaz güvenlik politikaları konusunda etkisiz bir tutum sergilemiştir. Ayrıca, Gantz-Lapid ikilisinin 2020 Mart seçimlerinde başarısız bir dış politika söylemi geliştirdiğini de belirtmek gerekir. Mavi-Beyaz’ın Likud’u kopyalayarak verdiği “ben daha fazla şahin olurum” mesajı İsrail seçmeninde işe yaramamıştı. Mavi-Beyaz bir önceki seçimde yeni göçmenlere ve biraz da uluslararası kamuoyuna oynamak için İngilizce afiş ve görsellere ağırlık vermiş, fakat etkin bir göçmen desteğini arkasına alamamıştı.

Mavi-Beyaz’ın dışındaki İsrail solu da son seçim gelişmesiyle birlikte çalkantılı bir sürece girdi. Seçime ayrı ayrı girdikleri takdirde güçleri ancak altışar-yedişer vekil çıkarmaya yeten Meretz, İşçi Partisi ve Geşer, bir seçim ittifakı kurmaları durumunda etkili bir seküler-sol pozisyon elde edebilirler. Birleşik Liste de vekil kaybı yaşamazsa Mart 2020’deki başarı grafiğini (15 vekil) devam ettireceğe benziyor. Öte yandan, İsrail vatandaşı Arapların içinden yeni oluşumların çıkacağı sinyalinin Birleşik Liste’yi ne şekilde etkileyeceği de merak konusu. Nasıra Belediye Başkanı Ali Salam’ın geçtiğimiz ay yapmış olduğu yeni bir Arap-Yahudi Partisinin kurulacağı açıklaması ve partinin Arap kısmının başkanlığını kendisinin, Yahudi kanadın başkanlığını ise Hayfa eski Belediye Başkanı Yona Yahav’ın yapacağını söylemesi, İsrail solunda yeni bir hareketliliğin habercisi gibi. Yeni partinin seçime tek başına girip girmeyeceği henüz bilinmezliğini korurken, Birleşik Liste’nin, özellikle son seçimde, Yahudi solundan oy alabilme eğilimi, böyle bir partinin liste içinde yer almasıyla artacaktır.

İsrail solunun, birkaç istisnai durum dışında, Mart 2020 seçimlerindekinden daha büyük bir başarı elde edemeyeceği gerçeği karşımızda duruyor. Dahası, Mavi-Beyaz çatısı altındaki üç lider, olası bir yeni seçimde bloğu kendi liderlikleri altında toplamayı hedefliyor; bunun olmaması halinde ise kendi partileriyle yola devam edecekleri ortada. Netanyahu’nun yükselişi ise siyasi analizlerde yer almaya başladı bile. Meseleyi bir diğer boyuttan ele almak için, tam da buraya büyük bir “fakat” koyarak yola devam edecek olursak, Mart 2020 seçimleri ile gündeme gelen 2021 seçimlerinin atmosferi aynı mı olacak sorusu, Netanyahu’nun pozisyonu hakkında bizlere ipuçları verecektir.

Selim Han Yeniacun

https://www.aa.com.tr/tr/analiz/gantz-ruleti-israil-siyasetindeki-istikrarsizligin-son-durumu/2072043

 

  • ABD BAŞKANI BİDEN’İN İSRAİL MUHİBBİ BİR DEMOKRAT OLARAK, FİLİSTİNLİ LİDERLERİ İSRAİL’LE İŞBİRLİĞİNİ YENİLEMEYE TEŞVİK ETMESİ AMA İSRAİL’İN FİLİSTİNLİLERİN HAKLARINI İHLAL ETMESİNİ ÇOK DA ELEŞTİRMEMESİ DAHA MUHTEMEL GÖRÜNÜYOR.

Başka bir ifadeyle Biden İsrail-Filistin çatışmasını engelleyecek tedbirleri alacak mı? Yoksa Trump ve Netanyahu ortak yapımı olan ‘Yeni Filistin Devleti ‘ projesini devam mı ettirecek? Bu soruya Filistin Başbakanı Muhammed İştiye’nin verdiği cevap çok iddialı. Zira İştiye Trump ve damadı Kushner tarafından hazırlanan içinde Filistin’in olmadığı ‘Yüzyılın Anlaşma Planının ’ Ocakta Trump ile birlikte Beyaz Sarayı terk edeceğini iddia ediyor. Trump’un seçimi kaybetmesi Biden’in kazanması Filistin cephesi başta olmak bölgede olumlu bir hava yaratmış görünüyor. Obama döneminin Başkan Yardımcısı olan Biden’in Başkanlık görevine başlamasıyla birlikte yeni yönetimin ‘’ İki devletli çözümü destekleyeceği, İsrail ile yapılan müzakerelerin kaldığı yerden devam edeceği, yerleşim faaliyetlerinin İsrail’in özellikle Batı Şeria’yı ilhakına karşı çıkılacağı da iddialar arasında. Diğer taraftan bizzat Biden’in kamuoyuna verdiği sözlerin de gerçekleştirilmesi isteniyor.‘’ Filistin liderleriyle ilişkilerin düzeltilmesi ve Filistinlilere yapılan ve şu anki yönetim tarafından durdurulan yardımların sürdürülmesi beklentisi var. Bu yardımlar arasında mültecilere verilen ekonomik ve insani desteğin sürdürülmesi, Gazze’de devam eden insani krizin ele alınması, Doğu Kudüs’teki ABD konsolosluğunun yeniden açılması ve Filistin Kurtuluş Örgütünün Washington’daki elçiliğinin yeniden açılması için çalışma yürütülmesi isteniyor.

Ancak bazı Ortadoğu uzmanları ise ‘İsrail mühibbi olan Biden’in Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıması, İsrail’in Golan Tepeleri üzerindeki egemenliğini kabul etmesi ya da ABD büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıması gibi siyasi hamlelerinden ödün vermeyeceği kanısındalar. Zira Biden ve Demokratların çoğu İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn arasındaki ilişkilerin “normalleşmesini” sevinçle karşıladı. Bu nedenle Biden’in Filistin Başbakanı İştiye’nin iddia ettiği gibi ‘Yüzyılın Anlaşma Planını’ bırakın terk etmesini, İsrail ile Arap ülkeleri arasındaki bu normalleşme sürecinin bölgedeki diğer ülkelere de yayılmasını teşvik etmeleri söz konusu. Ayrıca ABD Başkanı Biden’in İsrail Muhibbi bir demokrat olarak, Filistinli liderleri İsrail’le işbirliğini yenilemeye teşvik etmesi ama İsrail’in Filistinlilerin haklarını ihlal etmesini çok da eleştirmemesi daha muhtemel görünüyor.

Bülent Orakoğlu

https://www.yenisafak.com/yazarlar/bulentorakoglu/yuzyilin-anlasma-plani-ocakta-trump-ile-birlikte-beyaz-sarayi-terk-mi-edecek-2057020

 

  • “BU İSRAİL-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ İÇİN YENİ BİR ADIM. KIDEMLİ BİR TÜRK İSMİNİN BÖYLE BİR ÖNERİDE BULUNMASI İSRAİL-TÜRKİYE İLİŞKİLERİNDE YENİ BİR ALT YAPININ ZEMİNİNİ HAZIRLAMAYA VE DOĞU AKDENİZ’DE YENİ BİR MÜTTEFİK OLARAK İSRAİL’İN İTİBARINI DÜZELTMEYE YÖNELİKTİR.”

İsrail ile Türkiye arasındaki ilişkiler Gazze yolundaki Türkiyeli aktivistlerin İsrail askerleri tarafından öldürüldüğü 2010’daki Mavi Marmara olayından bu yana kötüye gidiyor. İsrail olayın ardından özür dileyip kurbanların ailelerine tazminat ödedi. Ancak Erdoğan’ın bilhassa da Filistin meselesi konusunda İsrail’e yönelik söylemi yıllar içinde daha da sertleşti, açıklamaları çoğu zaman anti Semitizm’in sınırlarını zorluyor. İsrail de Ankara’ya Hamas’ın karargâhını Türkiye’ye taşımasına izin verdiği ve kıdemli Hamas yetkililerine Türk pasaportu verildiği için öfkeli. İki taraf arasındaki bir diğer anlaşmazlık da Doğu Kudüs’teki Filistinli vakıf ve dernekleri destekleyen Türk faaliyetleri.

Tüm bunlar düşünüldüğünde Yaycı’nın makalesi İsrail’de olumlu bir gelişme olarak algılandı. İsrail televizyonu i24 News kanalına konuşan Kohen Yanarocak da makalenin ciddiye alınması gerektiğini vurgulayarak şöyle dedi: “Bu İsrail-Türkiye ilişkileri için yeni bir adım. Kıdemli bir Türk isminin böyle bir öneride bulunması İsrail-Türkiye ilişkilerinde yeni bir alt yapının zeminini hazırlamaya ve Doğu Akdeniz’de yeni bir müttefik olarak İsrail’in itibarını düzeltmeye yöneliktir.”

En yetkin Türkiye uzmanlardan biri olan Yanarocak’a göre Ankara elbette İsrail’le ilişkileri normalleştirmek için daha büyük adımlar atmalı. Öncelikle İsrail'e yönelik sözlü saldırılar sona ermeli ve Hamas’la yakın ilişkilerden vazgeçilmeli. Ayrıca iki ülke de başkentlere büyükelçi ve konsoloslarını karşılıklı olarak yeniden atamalı.

Rina Bassist

https://www.al-monitor.com/pulse/tr/originals/2020/12/israel-turkey-cyprus-hamas-recep-tayyip-erdogan-jerusalem.html#ixzz6gKAJ9cAV

 

  • İSRAİL VE TÜRKİYE ARASINDAKİ İLİŞKİ BİRÇOK NEDENDEN ÖTÜRÜ HAYLİ KIRILGAN HALE GELMİŞKEN KONUYU DEVLETLER ARASI KRİZE DÖNÜŞTÜRMEYİ KİMSE İSTEMEZ DİYE DÜŞÜNÜYORUM. SİVASSPOR KAFİLESİNİN AMACININ DA BU OLMADIĞINI TAHMİN EDİYORUM

Tel Aviv Ben Gurion Havalimanı’na gidenler çok iyi bilirler. İsrail havalimanında birçok ülkeden farklı bir güvenlik prosedürü uygulanıyor. Bazı yönleriyle bu uygulamalar ABD ve Avrupa havalimanlarından daha katı. İstisnasız herkes aynı prosedürden geçiyor. Bu da işlemlerin uzamasına neden olabiliyor. Özellikle İsrail’den ayrılmak normal uçuşlara göre daha fazla zaman alıyor. Bu süreçleri birçok kez ben de yaşadım.

Diğer taraftan her ülkenin belirlediği uçuş saati sınırlamaları var. Bu kısıtlamaların herhangi bir uçuş grubu için esnetilmesi söz konusu değil. Kafile yöneticilerinin, seyahati organize eden şirketin bu durumu takıma bildirmesi gerekirdi. Sporcularımızın hızlı bir şekilde kontrollerden geçirilmesi Türkiye’de mümkün olabilir ancak uluslararası seyahatte, katı kuralların çalıştığı yerde her zaman bu taleplere yanıt bulmak güç. Sivasspor’un Twitter hesabından atılan bir tweet’le takımın yaşadığı zorluklar paylaşılmış. Mesajın altına da Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı, Dışişleri Bakanı etiketlenmiş.

Türkiye Futbol Federasyonu girişimlerde bulunur ve konuyu takip eder. Yaşanan rahatsızlık uygun kanallardan İsrail makamlarına iletilir, gerekliyse, yaşananlar protesto da edilir. Büyük boyutta haksızlık ve sorun yaşanmışsa özür dilemeleri de istenebilir. İsrail ve Türkiye arasındaki ilişki birçok nedenden ötürü hayli kırılgan hale gelmişken konuyu devletler arası krize dönüştürmeyi kimse istemez diye düşünüyorum. Sivasspor kafilesinin amacının da bu olmadığını tahmin ediyorum.

Milyon tane konuyla ilgilenmek durumunda olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı olup biten her şey hakkında açıklama yapmaya zorlamak iyi bir fikir değil. Karşılaşılan davranışlar bazen gerçekten can sıkıcı olabiliyor. Fakat bu tip aksaklıklarda parlamak ve çok sert tepkiler vermek pek yarar getirmiyor. Böyle durumlarda “Türk olduğumuz için bu muameleye uğruyoruz” gibi bir duygusallığa kapılmadan sakin ve sorumlu hareket etmek daha çok işe yarar.

Hakan Çelik

https://www.posta.com.tr/yazarlar/hakan-celik/sivassporun-yasadigi-olay-2292261

 

  • FAS’I BİR ZİYARETİMİZ SIRASINDA, BAŞKENT RABAT’TAKİ TARİHÎ KASBA’DA İBRANİCE SOHBET ETTİĞİM BİR YAHUDİ GRUBU HATIRLARIM MESELA. ONLAR DA “ATALARININ İZİNİ” SÜRMEYE GELMİŞTİ

1492’de Endülüs’ten sürgün edilen Yahudilerin Kuzey Afrika’daki ilk durağı olan Fas, yüz yıllar boyunca kalabalık bir Yahudi cemaatine evsahipliği yaptı. İsrail kurulduktan sonra bu nüfusun önemli bir bölümü Filistin topraklarına göç ettiyse de, “köklerini aramak için” Fas’a Yahudi akını hep sürdü. (Fas’ı bir ziyaretimiz sırasında, başkent Rabat’taki tarihî Kasba’da İbranice sohbet ettiğim bir Yahudi grubu hatırlarım mesela. Onlar da “atalarının izini” sürmeye gelmişti.) İki ülke arasındaki demografik münasebetler, Fas-İsrail denklemini ayrıcalıklı hale getiren unsurlardan biri.

Yine, 1979’da Mısır’la İsrail arasında imzalanan Camp David Anlaşması’nın hazırlık süreci, Fas Kralı İkinci Hasan’ın şahsî girişimleriyle kotarılmış, Mısırlı ve İsrailli diplomatlar gizli görüşmelerini Rabat’ta yapmışlardı. Ondan önce de, 1969’da Mescid-i Aksâ ateşe verildikten bir ay sonra, İslâm Konferansı Örgütü’nün (şimdiki adıyla: İslâm İşbirliği Teşkilâtı) kuruluşunun gerçekleştirildiği ünlü toplantı Rabat’ta yapılmıştı. Fas, İsrail ve Filistin’le ilişkileri aynı anda sürdürebilen nadir Arap aktörlerden biri olarak dikkat çekiyor.

Coğrafî anlamda merkeze ve sıcak çatışmalara uzaklık da, Arap kamuoyunun meseleyi “sakin” karşılamasının diğer sebebi. Dahası, Fas Kralı Altıncı Muhammed’in, İsrail’le normalleşme ilânından sonra Mahmud Abbas’ı arayarak, ülkesinin “iki devleti çözüm”ü hâlâ desteklediğini söylemesi de, bir tür denge politikasının yürütüleceğini gösteriyor.

Taha Kılınç

https://www.yenisafak.com/yazarlar/tahakilinc/sahranin-batisi-2057045

          

  • KONU İSLAM DÜNYASINDA ÖLÜ BALIK TAKLİDİYLE KARŞILANDI ANCAK İSRAİL MEDYASI VERİP VERİŞTİRİYOR

Konu İslam dünyasında ölü balık taklidiyle karşılandı ancak İsrail medyası verip veriştiriyor. Beitar Jerusalem kulübü, 7 Aralık’ta BAE Devlet Başkanı Şeyh Halife bin Zayid Al Nahyan’ın oğlu Şeyh Hamad bin Halifa El Nahyan ile bir yatırım anlaşması imzalandığını duyurdu. Bunun üzerine medyada “Neden bir Arap yatırımcı İsrail’in ‘en ırkçı kulübüne’ para akıtıyor?” başlıkları gündeme geldi. Üstelik başarılı bir takıma da değil, ligden düşme sınırında olan bir takıma… Konuya sadece basın öfkeli değil, taraftar da kızgın. Beitar Jerusalem’in antrenmanı sırasında 100 kadar taraftar bu nedenle sahayı bastı. Beitar taraftarları, Arap ve Müslüman karşıtlıklarıyla ve şiddet dolu davranışlarıyla tanınıyor. Taraftarlar, duyurudan önceki günlerde de Beitar’ın stadyumunun duvarlarına sloganlar yazmıştı.

Bununla ilgili haberleri okurken yıllar önce Türkiye’de Büyükelçilik yapmış olan Alon Liel ile yaptığımız röportaj geldi aklıma. Alon Liel de İsrail’e döndükten sonra Arap ve Yahudilerden oluşan bir futbol takımı kurmuştu. O günlerde bir barış girişimi olarak gördüğümüz bu projeye biz Türkiye olarak da destek vermiştik: “Dışişleri Bakanlığı’ndan ayrıldığımda Yahudi – Arap bir futbol takımı kurmak gibi bir fikrim vardı. Kudüs yakınlarında bir Yahudi şehrinde yaşıyorum. Meraset Zion. 30.000 Yahudi yaşıyor. Yanında ise bir Arap köyü var. Abu Goş adında 10.000 Araba ev sahipliği yapan. Ben iki şehrin futbol kulübünü birleştirdim. Başladık ve şu anda 4 tane takımımız var farklı yaşlara göre… Bu çok nevi şahsına münhasır bir proje. Belediyeler arası bir şey. Arap – İsrail sorununu çözemeyiz. Ama iyi ilişkilerin faydası olur…’’

Alon Liel BAE’nin fanatik bir Yahudi takımını almasına ne diyor bilmiyorum ama konuyu izlemede kalacağım…

Ayşe Böhürler

https://www.yenisafak.com/yazarlar/aysebohurler/bu-haftadan-notlar-2057040

 

  • “MADEMKİ ERMENİ’SİN, ...” CÜMLESİNİ BİR TEKERLEME ZANNEDENLER DE VAR, “ÇİNGENELİK YAPMA” YA DA “KORKAK YAHUDİ” LAFINI KULLANMAYI DA NORMAL ZANNEDENLER DE

1990’larda gördüğü her Rus kadına hayat kadını muamelesi yapanlar da vardı, Rus kadınların mekânlarına girmesini yasaklamış olan sosyetik işletmeciler de.

Bugün gördüğü her Suriyeli göçmeni potansiyel suçlu olarak kabul eden de var, komşusu olmasını istemeyen de.

“Mademki Ermeni’sin, ...” cümlesini bir tekerleme zannedenler de var, “Çingenelik yapma” ya da “Korkak Yahudi” lafını kullanmayı da normal zannedenler de.

Başakşehir, Avrupa futbolunda ırkçılığı tekrar tartışmaya açtı ama bizim de dildeki ve yaşamdaki ırkçılığı tekrar konuşmamızda fayda var.

Özay Şendir

https://www.milliyet.com.tr/yazarlar/ozay-sendir/su-yoksa-kalker-icsinler-6378303

 

  • LÜBNAN'IN TAHRAN'IN BASKISINA BOYUN EĞMESİ VE 'HİZBULLAH' ADI VERİLEN İRAN ETKİSİ ALTINA GİRMESİ, GEÇTİĞİMİZ ONLARCA YIL BOYUNCA ONA ÇOK PAHALIYA MAL OLDU

Lübnanlıların karşı çıkmasına rağmen ülkeleri bugün Arap-İsrail çatışması olarak bilinen barış anlaşmalarıyla sona eren kalıntılardan geriye kalan tek açık cephe. Bugün buna İran-İsrail çatışması deniyor.

Lübnan'ın Tahran'ın baskısına boyun eğmesi ve 'Hizbullah' adı verilen İran etkisi altına girmesi, geçtiğimiz onlarca yıl boyunca ona çok pahalıya mal oldu.

Ancak bugün ülke ekonomik ve finansal olarak çöktüğü ve tam bir uluslararası ve Arap izolasyonuna düştüğü için bu tahakkümün en kötü sonucuyla karşı karşıya.

Ateşkes, Lübnan'ın tarihsel tarafsızlığına dönmesinin tek çıkış yoludur ve ülke bugün tehlikeli bir dönüm noktasındadır.

Ya kısıtlamalarından kurtulur, Arap alanına ve uluslararası toplumdaki konumuna geri döner; böylece yaşam ve refah içinde gelişir ve Doğu'nun mücevherini olduğu haline geri döner ya da İran ekseninin kavrayışıyla, herkes tarafından izole edilmiş ve reddedilmiş bir hale gelir ve dolayısıyla beyin ölümü gerçekleşir.

Mevcut durum ve güç dengesi ışığında Lübnan, bölgedeki normalleşme ve barış yoluna katılamaz. Ancak, sınır ve diğer sorunların müzakere yoluyla çözülmesi şartıyla, İsrail ile kalıcı bir ateşkes sağlamayı kesinlikle isteyebilir.

Nitekim birkaç ay önce, Lübnan'ın umutsuzca ihtiyaç duyduğu zenginliğinden faydalanması için altın bir fırsat oluşturan, özellikle deniz sınırlarının belirlenmesi konusunda gerçekleştirilen Nakura müzakerelerinde olduğu gibi...

Ateşkes sağlanamazsa, uluslararası kabul görmüş ateşkes anlaşması halen yürürlüktedir. Buna yönelmeli ve uygulanmaya konulmalıdır.

Muhammed Ali el-Hüseyni - Lübnan'daki Arap İslam Konseyi Genel Sekreteri

https://www.indyturk.com/node/283401/d%C3%BCnyadan-sesler/l%C3%BCbnan-ve-i%CC%87srail-ate%C5%9Fkes-ile-normalle%C5%9Ftirme-aras%C4%B1nda#.X8-r-IIEG38.twitter

 

  • İSRAİL DEVLET AKLI, DOĞU AKDENİZ PROJESİNDEN VAZGEÇİLMESİ VE TÜRKİYE İLE ORTAK DOĞAL GAZ HATTI FİKRİNİ MÜZAKERE EDİLMESİNE DAHA SICAK BAKIYOR

İsrail devlet aklı, Doğu Akdeniz projesinden vazgeçilmesi ve Türkiye ile ortak doğal gaz hattı fikrini müzakere edilmesine daha sıcak bakıyor. Ama yukarıda da söyledim. Türkiye’nin istikrarlı bir projeksiyon sunması gerekiyor.

İsrail açısından Türkiye ile anlaşma yapması, Kıbrıs ve Yunanistan ile yapılacak projeden daha pratik ve ucuza mal olacak. Türkiye, halihazırda var olan Türk Akımı ve Trans Anadolu Doğal Gaz Hattı altyapısıyla daha ucuz ve kısa bir yol sağlıyor.

Bunun haricinde güzergahla bağlantılı sorulardan bağımsız olarak Doğu Akdeniz Boru Hattı açısından bir başka potansiyel sorun daha var. 2040 yılında İsrail’in doğal gaz ihtiyacı dört kat artacak. Bu durum ise İsrail’in ihracat potansiyelini sınırlayacak ve rekabet edebilirliğini ciddi oranda kısıtlayacaktır.

2016 yılında Türkiye ve İsrail ortak doğal gaz hattını görüşüyorlardı. Ancak son yıllarda iki ülke arasında ilişkilerin kalitesi düştü. Türkiye’den üst düzey bir heyet kısa bir süre önce ilişkilerin soğumasından kaynaklı sorunları biraz da hafifletmek için İsrailli yetkililerle bir dizi görüşme yaptı. İsrail tarafı ise bu görüşmeden oldukça memnun. Kurumsal anlamda gelen ilişki sürecini kendileri için kayda değer ve sürdürülebilir bir ilişki olarak değerlendiriyorlar.

Ancak burada asıl sıkıntı İsrail’de Netenyahu taraftarları Türkiye ile anlaşma inisiyatifine şüpheyle yaklaşılıyor. Netenyahu bu bahiste Doğu Akdeniz Doğal Gaz Projesi'ne oynadı. Ancak İsrail devlet aklı bu projeksiyonun akıl karı olmadığının farkında. Ne finansal, ne de lojistik olarak…

Diğer taraftan siyasi ve diplomatik açıdan baktığımızda İsrail tarafının Türkiye ile anlaşması, Türkiye’nin Rodos ve Kastellerizo yani Meis adalarındaki politikalarının hukuki olduğunu kabul etmek anlamına gelecektir.

Çetiner Çetin

https://www.haberturk.com/yazarlar/cetiner-cetin/2902202-israil-turkiyenin-denizlerdeki-komsusu-mu

 

  • TÜRKİYE GERÇEKTEN GEREKMEDİKÇE İSRAİL İLE DÜŞMAN OLMAMALIDIR. "NOKTA."

Belki bir parça eski kafalı olduğum için, saygın ve kibar yazarların aksine, ben hala ABD'nin Ortadoğu ve dolayısıyla Türkiye politikasının İsrail'in ihtiyaç, istek ve politikalarından bağımsız anlaşılamayacağını düşünmeye devam ediyorum. Bu elbette derece meselesi, elbette istisnaları ve dalgalanmaları var, ama bunu yok saymak ya da küçümsemek hiç dürüst ve akıllıca değil. Dolayısıyla Türkiye'nin Amerika politikası bir İsrail politikası da içermeli. Bu konuda çok şey söylenebilir ama Hamas gibi örgütleri desteklemek Türkiye'nin vazgeçemeyeceği bir politika olamaz. En fazla bu destek İsrail'in bizimle problemli aktörlere verdiği direkt ve dolaylı desteğin kesilmesinin bir aracı, karşılığı olarak görülmeli. Ama daha önce de yazdığımız gibi, İsrail şu anda hem ikili ilişkide, hem bölgesel konumda, hem ABD'de zaten hep devam eden etkide, bizden en az birkaç basamak daha avantajlı durumda. Dolayısıyla bekleme lüksü var, ağırdan alabilir, duymazlıktan gelebilir, naz yapabilir, fiyatı ve pazarlığı çok yukarıdan açabilir. Böyle olmak zorunda değildi. Ama bugün durum bu. Bu durumda İsrail ile bir yakınlaşma, pazarlık ve hatta belki de bir ortaklık vizyonu ve stratejisi kurmamız gerekiyor. Yukarıda bahsedilen avantajlar İsrail'e pekala Türkiye'yi oyalama ve hatta kandırma yoluna da itebilir. İsrail bölgede Türkiye ile problemli aktörlerle kurduğu ilişkiden önemli ekonomik, stratejik, askeri kazanımlar elde etti. Şimdi Türkiye arayı düzeltmek istiyor diye bunlardan vazgeçmesi kolay ve hatta mümkün olmayabilir. İstese bile Türkiye'nin yine kendisine karşı negatif bir pozisyon almayacağından da emin olmak isterse bu anlaşılır. İsrail belki Türkiye ile yakınlaşmayı Erdoğan sonrasına bırakmayı kendisi için daha uygun görebilir. Ama bu Erdoğan döneminde de ilişkileri düzeltmek için imkan yok demek değil.

İsrail'in Türkiye düşmanı olmaktan çıkması bile bizim için stratejik derecede önemlidir. Bunu bu kadar net ve acımasızca ortaya koymak bazen kulaklara yaralayıcı gelebiliyor. Ama durum bu olduğu için onu daha az net ortaya koymak da doğru değil.  Uluslararası siyaset elinize gelen kartları kılı kırk yararak oynamayı gerektiriyor. "Şurada dikkatsiz olayım, burada biraz bonkör, şuna biraz acıyayım, şu ekonomik ve stratejik kaynakları boşa harcayayım veya gereksiz düşman edineyim, canım ne olacak" deme lüksünüz yok. Belki bunun ABD gibi, ekonomik, coğrafi ve askeri konumu rakiplerinden belirgin derecede avantajlı olan birkaç istisnası olabilir. Ama artık ABD'nin bile hata yapma marjı giderek azalıyor/azalacak. Tekrar İsrail'e dönersek, ona karşı dezavantajlı mevcut konuma bir günde gelmedik. Ayağımızı yorganımıza göre uzatmadık, yanlış düşmanlar edindik, ne olduğunu anlamadan Suriyeliler gibi bir yükü omuzladık, ABD'nin PKK ile ortaklığını engelleyemedik, caydıramadık ve hatta İncirlik üzerinden buna yardım ettik. Bu liste uzatılabilir ama gerek yok. Türkiye gerçekten gerekmedikçe İsrail ile düşman olmamalıdır. "Nokta." Bunun bedeli, bazen bazı kişilere sağladığı psikolojik doyumdan çok -çok çok!- daha fazla oluyor.

Şanlı Bahadır Koç

https://21yyte.org/tr/merkezler/bolgesel-arastirma-merkezleri/amerika-arastirmalari-merkezi/daha-buyuk-sopa-daha-buyuk-havuc-ve-buyuk-pazarlik-biden-turkiye-ve-turk-amerikan-i-liskileri-uzerine-bazi-notlar-tahmin-uyari-ve-oneriler

 

Takılan tweetler

  • Dr. Işıl Acehan@IsilAcehan

Babası Elazığ’dan ABD’ye göç eden Frank Ahmed: “Babam kendisi kesmediğinde, kaşer kasaptan et alırdı...

Türkler, erkek çocukları sünnet edileceğinde Yahudilerden yardım isterdi. Mohel geldiğinde, onu şarkılarla, danslarla, davul-zurnayla karşılarlar, eve doğru geçirirlerdi.” :)

İlber hoca bir konuşmasında Avrupa’daki Türk göçmenlerin helal et problemi için “kaşer kasaptan alsınlar” demişti. 120 yıl önce ABD’deki Türkler öyle yapıyordu, onlar aynı çözümü çoktan bulmuşlar... :)

https://twitter.com/IsilAcehan/status/1337051497180368902

 

  • Ne İstersen !?@neeistersen

Tarihte Bugün ▪ 12 Aralık 1940: Salvador gemisi Silivri önlerinde battı. Bulgaristan'dan Filistin'e gittiği açıklanan gemideki 352 musevi yolcunun 230'u boğularak öldü.

https://twitter.com/neeistersen/status/1337693183149535232

 

  • Gökhan Çınkara@gcinkara

1965 yılında Arap liderler Kazablanka'da toplantı halindeyken Faslı yöneticiler Mossad'a bir oda tahsis etmişler ve toplantıyı dinlemelerine olanak sağlamışlar.

Bu şekilde İsrailliler Arap düşünce tarzına, askeri kapasitesine ve planlarına vakıf olarak 1967 Savaşı öncesi kritik fırsatları yakalama imkanı elde etmişler.

https://twitter.com/ronenbergman/status/1337221572143312897

 

  • Roey Gilad@RoeyGilad

Bu gece Büyükelçiliğimiz personeli ile birlikte Hanukkah'ın 1. mumunu yaktık.#Israel içinde #Ankara . Genellikle bu olay, Yahudi Tapınağının MÖ 165 yılında kurtuluşunu anmak içindir. Bununla birlikte, bu yıl başka önemli bir anlamı olabilir - Covid-19'dan kurtuluş.

https://twitter.com/RoeyGilad/status/1337072316480704512

 

  • Melike Karaosmanoğlu@DritaEsadi2

Geçtiğimiz hafta Yanyalı Holokost kurtulanı Ester Kohen (96) Yunanistan'da hayata veda etti. Romanyot olan Kohen Auschwitz'e gönderildiğinde 17 yaşındaymış. Yanya'dan kampa götürülen 1725 Yahudi'den 50'si sağ çıkmayı başarmış. Ester ailesinin tamamına yakınını kampta yitirmiş. Memleketi Yanya'ya geri döndüğünde ise hiçliğin ortasında bulmuş kendisini. Evine başkası yerleşmiş, babasının işyeri artık yokmuş. Yeniden acı bir mücadelenin içine düşmüş. İlerleyen yıllarda kızı karşılaştığı antisemit hakaret yüzünden İsrail'e taşınmış. 2014 yılında verdiği bir röportajda: " İçimdeki neden sorusuyla hayatı terk edeceğim, neden bize bunları yaptılar? Neden öldüğümde beni yıkayacak ve cenazemi kaldıracak kimsem olmayacak?" demişti. Alman siyasetçi Joachim Gauck Ester Kohen'den böyle özür dilemişti.

https://twitter.com/DritaEsadi2/status/1337024421870055425

 

  • Haliç Postası@HalicPostasi

Eski bir yapının içindeyim/içindeydim.. Duvara kazınmış bir yıldız, hepimizin aşina olduğu 5 köşeli yıldız gözüme çarpıyor. Ne zamandır burada, kim,ne zaman kazımış acaba? Bir de şunu soruyorum o anda kendime; neden 6 köşeli değil de 5 köşeli yıldız? Bana ilginç geliyor. Niye mi?

Çünkü çoktan terk edilmiş bir sinagogun içindeyim/içindeydim, o yüzden!

Burası, Kula Sinagogu. İstanbul’un en eski #Yahudi semtlerinden olan, #Haliç kıyısındaki #Hasköy’de yer alan önemli ve tarihi sinagoglardan biri Kula.

Ama sadece bir sinagog değil Kula. Üç katlı sinagogun bodrum katı #Yahudi kültürüne özel bir akademi, dini ağırlıklı bir eğitim kurumu, bir yüksek okul olarak hizmet vermiş yıllarca. Sonra cemaat azlığından kapanmış. Ardından tümüyle bambaşka bir işleve ev sahipliği yapar olmuş..

Tarihte Hasköy adlı çalışmasında S.F Göncüoğlu’nun verdiği bilgiye göre, Kula Yeşivası aynı zamanda kurucusunun adıyla Fua Yeşivası olarak da anılıyordu. Burada Yahudi dinsel hukuk metinleri okutulmuş. Yani, #Hasköy gibi çok eski bir #Yahudi semtinde özel öneme sahipti bu kurum.

Tamamı için : https://twitter.com/HalicPostasi/status/1338545170585882625

 

Netten okumalar - Linkler

  • Bir ‘ırkî yükümlülük’ hikâyesi – Yakup Konuk

https://www.gzt.com/gercek-hayat/bir-irk-yukumluluk-hikyesi-3564602

  • Beitar Jerusalem: Neden bir Arap yatırımcı İsrail'in 'en ırkçı kulübüne' para akıtıyor?

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-55257420

  • Hanuka ve kutsal zeytinyağı – Sinan Eskicioğlu

https://www.ocakmedya.com/hanuka-ve-kutsal-zeytinyagi/

  • İsrail'i bir İzmirli mi yönetecek – Rafael Sadi

https://odatv4.com/israili-bir-izmirli-mi-yonetecek-10122007.html

  • GRANADA, İZMİR, MUTFAĞIM ve SÜBYE – Malka Azaryad

https://www.turkisrael.org.il/single-post/granada-i-zmi-r-mutfa%C4%9Fim-ve-s%C3%BCbye

  • Antik İsrail ve Mısır ilişkileri – Umut Ataseven

https://www.indyturk.com/node/284691/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/antik-i%CC%87srail-ve-m%C4%B1s%C4%B1r-ili%C5%9Fkileri

  • Muhsin Fahrizade Suikastının Ardından İsrail İstihbarat Kültürünün Değerlendirilmesi - Doç. Dr. Çağla Gül Yesevi

https://www.21yyte.org/tr/israil/muhsin-fahrizade-suikastinin-ardindan-i-srail-i-stihbarat-kulturunun-degerlendirilmesi

  • Fas Dışişleri Bakanı: İsrail ile ilişkiler hiçbir zaman durmadı

https://www.indyturk.com/node/285601/d%C3%BCnya/fas-d%C4%B1%C5%9Fi%C5%9Fleri-bakan%C4%B1-i%CC%87srail-ile-ili%C5%9Fkiler-hi%C3%A7bir-zaman-durmad%C4%B1

 

Instagram’dan

  • israilheqiqetleri

🇮🇱🕎🇺🇸 İsrailin 1-ci Baş naziri David Ben Gurion, 1951-ci ildə ABŞ-ın Prezidenti Harri Trumen və İsrail dövlət xadimi Abba Eban ilə birlikdə Hanuka şamlarını yandırır.

https://www.instagram.com/p/CIvHn7fDtye/

 

Bir Makale

  • TÜRK SİYASETİNDE BİR YAHUDİ NESİM MASLİAH = (A Jew in Turkish Politics: Nesim Masliah)

Uluslararası bağlantılarıyla Yahudiler, Türkiye’de ve Türk toplumunda pek çok değişikliğe öncülük etmişlerdir. Batıda eğitilmiş ve yönlendirilmiş Türk Yahudileri toplumlarının şekillendirilmesi ve değişimlerinde önemli roller oynamışlardır. Yahudi toplumunu koruma amaçlı girişimleri, Türkiye’nin eğitimi, sosyal yapısı ve siyasetinde etkili olmuştur. Manisalı Nesim Masliah da Türk iç ve dış siyasetinde II. Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e danışman, milletvekili, gazeteci ve aydın olarak görev yapmış önemli bir şahsiyettir. Sadrazam danışmanlığı, İzmir ve Selanik milletvekilliği, ‘İttihad’ ve ‘Hür Adam’ isimli gazeteleriyle Türkiye’de kültürel yönlendirme ve değerlendirmeleriyle iç ve dış siyasi politikaların oluşumunda etkili olmuştur. Dindaşları için yaptığı çalışmalar Türk toplumunda derin izler bırakmıştır.

https://www.academia.edu/20199517/T%C3%9CRK_S%C4%B0YASET%C4%B0NDE_NES%C4%B0M_MASL%C4%B0AH_Nesim_Masliah_in_Turkish_Politics_

 

Nostalji Köşesi

  • Şabat Gazetesi – 1947’den bir ilan

Komplolar Köşesi

  • Dünya Koca Bir Komplo Gibi Geldiğinde - YUVAL NOAH HARARİ

Küresel komplo teorilerinin yapısını anlamak neden bu kadar cazip olduklarını ve içsel yanlışlıklarını açıklığa kavuşturabilir.

Her türden komplo teorisi mevcut ama belki de en yaygın biçimi küresel entrika teorileri. Kısa süre önce 25 ülkeden 26.000 kişi üzerinde gerçekleştirilen bir araştırmada, insanlara “olup bitenleri gizli gizli kontrol eden ve birlikte dünyaya hükmden bir grup insan” olduğuna inanıp inanmadıkları soruldu.

ABD’lilerin yüzde otuz yedisi bunun “kesinlikle veya muhtemelen doğru” olduğunu söyledi. Tıpkı İtalyanların yüzde 45’i, İspanyolların yüzde 55’i,Nijeryalıların %78’i gibi.

Komplo teorilerini elbette QAnon uydurmadı, binlerce yıldır varlar. Bunlardan bazılarının tarihe ciddi etkileri oldu. Nazilik mesela. Normalde Naziliğin komplo teorisi olduğunu düşünmeyiz. Koca bir ülkeyi eline geçirip II. Dünya Savaşı’nı başlatabildiğinden Naziliği genelde kötü de olsa bir “ideoloji” olarak ele alırız.

Ancak Nazilik temelde küresel bir entrika teorisiydi ve şu anti-Semitist yalana dayanıyordu: “Yahudi finansörlerden ibaret bir hizip gizlice dünyaya hükmediyor ve Aryan ırkı yok etme planları çeviriyor. Bolşevik Devrimi’ni onlar tasarladı, Batı demokrasilerini onlar yönetiyor, medyayı ve bankaları kontrol ediyorlar. Sadece Hitler kötücül hilelerini anlamayı başardı, sadece o onları durdurup insanlığı kurtarabilir.”

Buna benzer küresel entrika teorilerinin ortak yapısını anlamak neden bu kadar cazip olduklarını ve içsel yanlışlıklarını açıklayabilir.

Tamamı için:

https://terrabayt.com/dusunce/dunya-koca-bir-komplo-gibi-geldiginde/

 

Kırmızı Köşe

  • NİHAL ATSIZ PARKI – İRFAN AKTAN

Atsız’ın anti-semitizm konusunda Sebottendorf’la fikir kardeşliğini gösteren çok sayıda beyanatından sadece bir tanesi: “Aynı günde doğan bir Türk çocuğu ile bir Yahudi çocuğunu aynı terbiye müessesine alıp ikisine de yalnız esperanto dili öğretseler ve aynı şartlar altında aynı terbiyeyi verseler bile muhakkak ki Türk çocuğu yine yiğit, Yahudi yine korkak olacaktır. Türk çocuğu yine doğru, Yahudi yine sahtekâr yetişecektir.” (Orkun Dergisi, Sayı: 9, 16 Temmuz 1934)

(...) Geçtiğimiz ay, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, CHP’nin “muhalefet ortağı” olan İYİ Parti’nin arzusu üzerine Maltepe’de bir parka Nihal Atsız ismi vermeyi kararlaştırdı.

Berlin Belediyesi’nin bugün çıkıp Kreuzberg’deki bir parka Adolf Hitler veya onu dünyanın başına bela eden Rudolf von Sebottendorf’un adını vermesi Almanya’yı ayağa kaldırır.

https://www.gazeteduvar.com.tr/nihal-atsiz-parki-makale-1507201