Eşitlik savaşçısı Ginsburg’un vefatı dengeleri değiştirecek

ABD Yüksek Mahkeme Yargıcı Ruth Bader Ginsburg’un ölümü, seçimler için gün sayan ABD siyasetinde derin etki yarattı. Dokuz üyeli Anayasa Mahkemesindeki liberal kanadın öncü isimlerinden olan Ginsburg’un yerine Trump’ın seçimden önce yeni bir yargıç atayıp atamayacağı Amerikan kamuoyunun gündemine oturdu.

Dünya
23 Eylül 2020 Çarşamba

İlerici kararların altındaki imza

Pankreas kanseri nedeniyle hayatını kaybeden Ginsburg, kürtaj, eşcinsel evliliği, oy kullanma hakkı, göç ve sağlık hizmetleri gibi tartışmalı konularda ilerici olarak değerlendirilen kararların altına imza attı. Kadın hakları mücadelesinin de öncü isimlerinden olan Ginsburg, tedavi gördüğü dönemde de, yerine geçecek ismin Trump tarafından atanmasını engellemek için emekliye ayrılmayı reddediyordu.

Koltuğu ne zaman dolacak?

Yüksek Mahkeme’de Ginsburg'dan boşalan koltuğun Trump tarafından yeni atanacak yargıçla doldurulması, ülkenin yargı sisteminde muhafazakârların ağırlığını artması anlamına geliyor. Demokratlar, atamanın başkanlık seçimi sonrası yapılması gerektiğine inanıyor. Trump, yeni adayları cuma – cumartesi açıklayacağını belirtirken, Biden bu konuda seçmenin de söz hakkı olması gerektiğini savunuyor.

Ölümü neyi değiştirecek?

Ünlü yargıcın ölümüyle Yüksek Mahkeme’de muhafazakârlar beşe üç üstünlük sağladı. Trump’ın yeni atamasıyla bu dengenin altıya üç olması durumunda, önümüzdeki 30-40 yıl ABD’nin önemli kararlarında muhafazakâr yargıçların etkisi görülecek. Özellikle kadın hakları, kürtaj ve göçmenlerle ilgili alınan kararların, dünyanın birçok ülkesini de benzer şekilde etkileyebileceği de öngörülüyor.

Ginsburg'un ardından ne dediler?  

Ruth Bader Ginsburg´un, 18 Eylül Cuma günü hayatını kaybetmesinin ardından, haberinin duyulmasıyla birlikte yüzlerce kişi Yüksek Mahkemenin önünde toplandı; mumlar yakıldı, çiçekler bırakıldı. 

Beyaz Saray ve diğer kamu kuruluşlarının binalarında bayraklara yarıya indirildi.

ABD Başkanı Donald Trump Ginsburg'un ölümü üzerine yayınladığı mesajında Ginsburg'u ‘bir hukuk devi’ olarak tanımladı. Trump, Yargıç’ın görüşleri ve aldığı kararlarla tüm Amerikalılara ve büyük hukuk düşünürlerine ilham verdiğini belirtti. 

Demokrat Parti Başkan Adayı Joe Biden ise Ginsburg’un medeni hakların yılmaz bir savunucusu olduğunu, fikirleri ve itiraz ettiği her şeyin nesiller boyunca hukukun temelini şekillendirmeyi sürdüreceğini belirtti. 

ABD Anayasa Mahkemesi Başkanı John Roberts meslektaşının hayatını kaybetmesi üzerine, “Ulusumuz tarihi bir hukuk figürünü kaybetti. Anayasa Mahkemesi’nde bizler değerli bir meslektaşımızı kaybettik. Bugün yastayız ancak gelecek nesiller de tıpkı bizim gibi Ruth Bader Ginsburg’ı kararlı ve yılmaz bir adalet savunucusu olarak hatırlayacak” dedi.

Demokrat Parti eski başkan adayı ve eski dışişleri bakanı Hillary Clinton da Twitter mesajında, Yargıç Ginsburg kendisi de dahil birçok kadının önünü açtığını, yerinin doldurulamayacağını belirtti.

Eski Başkan Barack Obama, Ginsburg’un cinsiyete dayalı ayrımcılığın soyut bir eşitlik ideali olmakla kalmadığını ve sadece kadınlar değil herkes için sonuçlar doğurduğunu görülmesini sağladığını dile getirdi.

ŞİMDİ NE OLACAK?

Liberal kanadın sembol isimlerinden olan Ginsburg'un ölümü, ABD'de seçimlere kısa bir süre kala Başkan Trump'ın yeni bir yargıç ataması yapıp yapmayacağı yönünde tartışmaları da başlattı. Kasım ayının ilk haftasında yapılacak başkanlık seçimlerine az gün kalmışken, Ginsburg'dan boşalan yargıçlık koltuğuna kimin oturacağı sorusu Amerikan siyasetinin bir numaralı gündem maddesi haline geldi. Demokratlar, 2016'da Obama'nın yaptığı gibi Trump'ın da atama için seçimleri beklemesi gerektiğini savunurken, Cumhuriyetçiler atamanın hemen yapılarak Senato oylamasına sunulmasını istiyor.

Ginsburg, tedavi gördüğü sürede, yerine geçecek ismin Trump tarafından atanmasını engellemek için emekliye ayrılmayı reddetti. Ölümünün ardından torunu tarafından yapılan açıklamaya göre, ölmeden önce "En büyük dileğim, yeni bir başkan göreve gelene kadar yerime kimsenin atanmamasıdır" demişti.

Başkan Trump, "Bizler, insanlar tarafından onlar adına kararlar alabilmek için güce ve önemli pozisyona getiriliriz. Bu pozisyonlardan en önemlilerinden birisi ise ABD Yüksek Mahkeme yargıçlarının seçimi olarak kabul edildi. Bu üstümüzdeki bir yükümlülüktür. Gecikme olmamalı!" derken Joe Biden ise, “seçmenlerin başkanı, başkanın da adaleti seçerek Senato’ya sunması gerekir” dedi.

En önemli hukuki konularda, kararları kritik önem taşıyan ABD Yüksek Mahkemesi'nin 9 yargıcı arasındaki ideolojik denge çok önemli. Yüksek Mahkeme yargıçları ölene dek görevde kalıyor, bu nedenle Trump'ın istediği atamanın gerçekleşmesi halinde Yüksek Mahkeme'ye onlarca yıl sağ görüşlü, muhafazakar yargıçlar damgasını vurabilir.

Trump, yargıç adayını hafta sonu açıklayabileceğini duyururken "Adaylarımızı açıklamak için, Ginsburg'un cenaze törenlerinin tamamlanmasını bekleyeceğiz. Bunu, kendisine saygımızdan yapıyoruz" dedi. Yeni adaylarının da kadın olduğunu belirten Trump, "Adaylarımıza nasıl bakarsanız bakın, bu ülkedeki en iyi kişiler. Birçoğu genç kadınlar, hatta bazıları oldukça genç" değerlendirmesinde bulundu.

Trump'ın açıkladığı aday önce Adalet Komisyonu tarafından incelenecek daha sonra Senato'da oylama yapılacak. Yargıç adaylarının Senato'nun onayını alabilmek için 51 oy alması gerekiyor.

Netanyahu: “Yahudiler onunla daima gurur duyacak” 

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, pazar günü Twitter’da yaptığı bir paylaşımda ABD Yüksek Mahkeme yargıçlarından Ruth Bader Ginsburg’ın ölümünden dolayı çok üzgün olduğunu belirtti. 

Netanyahu paylaşımında “Amerikan halkının çağımızın yargı alanındaki en büyük liderlerinden biri olan Ruth Bader Ginsburg’ün ölümünden dolayı duydukları acı ve üzüntüyü paylaşıyorum. Ginsburg Yahudi köklerinden gurur duyuyordu ve Yahudiler de onunla daima gurur duyacak” dedi. 

New York’lu Ginsburg ABD’nin en üst mahkemesinde hizmet veren ilk Yahudi kadındı. Ginsburg yaşamında ve kariyerinde Yahudi geleneklerinin etkisinin önemli olduğunu açıkça dile getirirdi. Çalışma odasının duvarında adaleti aramak ile ilgili İbranice dilinde bir yazı yer alıyo.

1993 senesinde Yüksek Mahkeme’ye yargıç olarak atandıktan sonra Amerikan Yahudi Komitesine hitaben yaptığı konuşmada, “Ben bir yargıcım, bir Yahudi olarak doğmuş olmaktan, bir Yahudi olarak yetiştirilmiş olmaktan ve Yahudi olmaktan dolayı gurur duyuyorum. Hakkını aramak, Yahudi tarihinin tamamında ve Yahudi geleneklerinde vardır” demişti.

Mahkemede görev yaptığı 27 sene boyunca Ginsburg yalnızca mahkemenin liberal kanadının lideri olarak değil aynı zamanda bir pop kültür fenomeni ve feminist bir ikon olarak da tanındı.