Web´den Seçmeler

• Türk toplumunda Yahudi cemaati ile ilgili birtakım önyargıların olduğunu söylemek ne yazık ki mümkün. Bunlardan biri de tüm cemaat üyelerinin zengin olduğu yönündedir. Hatta cemaat mensuplarının yaşam alanlarını teşkil eden Caddebostan, Göztepe, Teşvikiye, Ulus gibi semtler de bu iddiaya delil olarak gösterilir. Esasen tarih bilmezliğimizin izlerine burada da rastlamak mümkündür. Zira İsrail devleti kurulana ve orta ya da alt sınıfa mensup pek çok Türkiye Yahudi’si oraya göç edene kadar Balat, Hasköy, Galata gibi semtlerde durumu hiç de parlak olmayan pek çok Yahudi yaşamakta idi. SAİT FEHMİ AĞDUK – www.gazeteduvar.com.tr

İzak BARON Diğer
18 Eylül 2019 Çarşamba
  • İSRAİL'DEKİ HER SEÇİMDEN ÖNCE OLDUĞU GİBİ BU SEÇİM ÖNCESİ DE BÖLGEDE TANSİYONUN GİDEREK ARTMASI BİR BAŞKA DİKKATİ ÇEKEN NOKTA

İsrail Başbakanı Netanyahu, iç kamuoyuna yönelik güçlü lider profili çizmek için yurt dışına çeşitli resmi ziyaretlerde bulunurken, İsrail ile silah ve teknoloji alanında güçlü ilişkileri bulunan ancak iç kamuoyunda etkisi bulunmayan Hindistan’a düzenleyeceği resmi ziyaretini iptal etti.

İngiltere Başbakanı Boris Johnson ve ABD Savunma Bakanı Mark Esper ile yapacağı görüşmelere katılmak için 5 Eylül’de Londra'ya giden Netanyahu, görüşmesinde ikili ilişkiler, İrlanda, Brexit, Hong Kong ve İran konularını ele aldı.

Ancak Netanyahu ve Johnson görüşmesinin sadece 24 dakika sürmesi dikkatlerden kaçmadı.

Netanyahu, Londra ziyareti öncesi uluslararası topluma nükleer araştırma ve geliştirmeyle ilgili taahhütlerini askıya alan İran'a yönelik baskıyı artırma çağrısı yaptı.

Tıpkı 9 Nisan’daki seçimler öncesi yine yurt dışı ziyaretlerine benzer şekilde 12 Eylül’de Rusya’ya giden Netanyahu’nun, Liberman liderliğindeki İsrail Evimiz Partisi’nin Sovyet asıllı Yahudi seçmen üzerindeki etkisini kırmayı amaçladığı belirtiliyor.

Öte yandan özellikle İsrail basınında, Rusya ziyaretinde Putin’in Netanyahu’yu Soçi'de 3 saat beklettiğine değinildi.

Netanyahu ayrıca güçlü lider profili için ülkenin dört bir yanına ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile dev posterlerini astırdı.

Geçen dönem 9 Nisan’da yapılan erken genel seçimler öncesi Netanyahu, yine Rusya ve ABD’ye ziyaretler düzenlemiş, Trump ile yaptığı görüşmesinde ABD yönetiminin İsrail’in işgal altındaki Golan Tepeleri üzerinde egemenliğini tanımasını sağlamıştı.

İsrail'deki her seçimden önce olduğu gibi bu seçim öncesi de bölgede tansiyonun giderek artması bir başka dikkati çeken nokta.

Abluka altındaki Gazze Şeridi'nde düzenlenen 2008, 2012 ve 2014'teki büyük çaplı İsrail saldırıları ülkedeki genel seçimlere aylar, hatta haftalar kala yaşanmıştı.

Eylül'deki seçim yaklaştıkça İsrail'in İran'a ve ona yakın gruplara yönelik saldırılarındaki artış da gözlerden kaçmıyor.

Uzun zamandır Suriye'de İran'a ait hedefleri vuran İsrail ordusunun, son günlerde saldırılarını bir adım öteye Irak'a taşıması bölgedeki tansiyonun giderek artmasına neden oldu.

Hizbullah örgütünün kalesi olarak bilinen Beyrut'un güney banliyösünde, 25 Ağustos gece saatlerinde İsrail'e ait 2 İHA düşmesiyle bölgedeki tansiyon doruk noktasına ulaştı.

Bu gelişmenin ardından 1 Ekim'de Hizbullah Lübnan'dan İsrail tarafına tanksavar atışı yaparken, İsrail ordusu da buna karşılık Lübnan sınırında bazı hedefleri karadan ve havadan vurdu.

Her iki tarafta da can kaybı olmaması, gerginliğin büyük çaplı bir çatışmaya dönüşmesine engel oldu.

ESAT FIRAT

Tamamı: https://www.aa.com.tr/tr/dunya/netanyahu-secim-icin-son-kozlarini-oynuyor-/1583468

 

  • ÖNÜMÜZDEKİ HAFTA YAPILACAK SEÇİMDEN SONRA YİNE BİR KOALİSYON KURULAMAMASI VE BU YIL İÇİNDE ÜÇÜNCÜ KEZ GENEL SEÇİME GİDİLMESİ İHTİMALİ DE MASAÜSTÜNDE DURUYOR

ABD Başkanı Donald Trump’ın, ülkesinin büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıması ve ardından da bu yıl içinde 1967’den beri işgal altında olan Golan Tepelerinin, İsrail tarafından ilhakını tanıdığını açıklaması Netanyahu’nun seçimlerde hedeflediği aşırı sağ kitle nezdindeki popülaritesini artırmıştı. İsrail’de birçok siyasi yorumcu, içeride yolsuzluk soruşturmalarıyla boğuşan Netanyahu için bu iki kararın da “can simidi” anlamına geldiğini söylüyor. Fakat anlaşılan Netanyahu’nun sadece Trump’ın dışarıdan verdiği destekle kalıcı bir koalisyon kurması mümkün değil. Aşırı partilere gül uzatmasının ardında da bu düşünce yatıyor. Bir başka değişle hem Netanyahu’nun hem de Gantz’ın ilk hedefi seçimde birinci gelmek ama aynı zamanda hükûmet kurabilecek bir koalisyonun altyapısını da seçim kampanyası sırasında oluşturmak.

Daha önce İsrail siyasetinde hiç olmadığı kadar dillendirilmeye başlanan bir koalisyon formülü de, Mavi-Beyaz İttifakı, küçük sol partiler ve İsrail vatandaşı Arapların dört partisinin (Hadaş, Balad, Ta’al ve Birleşik Arap Listesi) bir araya gelmesinden oluşan Birleşik Liste tarafından bir hükûmet kurulması. Birleşik Liste’nin lideri Ayman Odeh, 1967 sınırlarında bir Filistin Devleti’nin kurulmasını istemekle birlikte, bazı şartların kabul edilmesi hâlinde, Netanyahu önderliğinde bir aşırı sağ ittifakın hükûmet kurmasını engelleyebilmek adına, Gantz ile bir koalisyona girebileceklerini söylüyor. Bu ise Netanyahu için tam bir kâbus senaryosu.

Mavi-Beyaz İttifakı lideri Gantz, bir koalisyon ihtimalini peşinen sıfırlamamak için -terörizmin sona ermesi şartıyla- Filistinlilerle nihai barış görüşmelerine kapıyı açık tutuyor. Dahası, Netanyahu’nun aksine, ABD Başkanı Trump’ın bir türlü ilan edemediği ama ana hatlarıyla basına sızdırılan sözde “Yüzyılın Anlaşması” hakkında hiçbir destekleyici açıklama yapmıyor.

Netanyahu bir yandan Araplarla koalisyon kurmayı düşünen partileri peşinen “Siyonizme ihanet"le suçlarken, diğer yandan da Arap seçmenlerin sandığa gitme oranını azaltmanın peşinde. Böylece Birleşik Liste’nin çok az sandalye kazanmasını ve koalisyona giremeyecek kadar güçsüz kalmasını temin etmeye çalışıyor. Anketlere göre, nisan seçiminde Knesset’te 10 sandalye elde eden Birleşik Liste, bu kez en az 9 en çok 12 sandalye kazanabilir. Bu ise 30-31 sandalye kazanabilecek olan Mavi-Beyaz İttifakı’nın, yanına İşçi Partisi ve küçük sol partileri alarak, Birleşik Liste’nin kapısını çalmasına yol açabilir.

Bundan 10 sene öncesine dönerek, kalıcı olmayan bir millî mutabakat hükûmetine mecbur kalmamak için bütün gücüyle sağı etrafında bloklaştırmaya çalışan Netanyahu, işgal altındaki topraklardaki Yahudi yerleşimlerini ilhaktan bile söz etti. Zaten yasa dışı statüde olan bu yerleşimleri İsrail’in parçası hâline getirmekten söz eden Netanyahu’ya en büyük tepkiyi, böyle bir adım atılması hâlinde İsrail’le bugüne kadar yapılmış tüm anlaşmalardan çekileceklerini dile getiren Filistin Devlet Başkanı Abbas verdi. Türkiye de Netanyahu’nun bu yaklaşımını en sert şekilde protesto etti. Görünen o ki, tek çareyi sağı arkasına almakta bulan Netanyahu bu söyleminden medet ummaya devam edecek...

Önümüzdeki hafta yapılacak seçimden sonra yine bir koalisyon kurulamaması ve bu yıl içinde üçüncü kez genel seçime gidilmesi ihtimali de masaüstünde duruyor. Trump’ın son dakikada yeni bir açıklamayla, üçüncü bir can simidi atması hâlinde bile, İsrail’in en uzun süreli başbakanı olma rekorunu kıran Netanyahu’nun 61 sandalye desteğini alacak bir koalisyonun başına geçmesi zor gözüküyor.

ÇAĞRI ERHAN

Tamamı: https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-cagri-erhan/609799.aspx

 

  • KİMSENİN BARIŞ UMUDU TAŞIMADIĞI BU SEÇİM, İSRAİL İÇİN DE PARLAK BİR GELECEK VAAT ETMİYOR

Yeniden İsrail’e dönersek, yolsuzluk soruşturmaları tehdidine karşı ilhak vaadiyle milliyetçilik çıtasını yükselten Netanyahu’nun partisi Likud, 8 bin 500 dolarlık cezaya çarptırıldı. Yetmedi, Netanyahu’nun kişisel Facebook sayfasında yayınlanan “Araplar, biz İsraillilerin tümünü yok etmek istiyorlar” sözleri Facebook tarafından “nefret söylemi” sayıldı. Bunun üzerine Netanyahu’nun kampanya yürütücüleri, bu sözlerin Netanyahu’nun sayfasına giren bir çocuk tarafından yazıldığını söyledi. Oradan da 1 günlük ceza ile kurtardı.  

İktidar partisi bu durumdayken muhalefet ne yapıyor derseniz, eski Genelkurmay Başkanlarından Benny Gantz’ın öncülüğünde Nisan seçimleri sırasında Netanyahu’yu devirmek için üç partinin birleşmesiyle kurulan Mavi ve Beyaz Parti’nin bu seçimleri de Likud partisi ile başabaş bitirmesi bekleniyor. Kendisini liberal ve siyonist diye tanımlayan bir merkez partisi Mavi ve Beyaz da. Laiklik onları Likud’dan ayıran özellik, bu nedenle de kendilerinin bir şemsiye parti olduğunu söylüyorlar. Ama Filistin konusu açılınca Netanyahu ile aralarında en ufak bir fark bulunmuyor. Hatta ilhak görüşünün kendilerinden çalındığı konusunda açıklama üzerine açıklama yapıyorlar.

Çoğunluğunu Arapların oluşturduğu partiler ise Birleşik Liste ile seçime giriyorlar. 9 milyon kişilik ülkede Araplar nüfusun yüzde 20’sinden fazlasını oluştursalar da Knesset’teki temsilleri genellikle yüzde 10’u bile bulmuyor. Bu seçimde de 10 ya da 11 milletvekili çıkarmaları bekleniyor. 

2001’den bu yana giderek sağ ve milliyetçi bir çizgiye kayan İşçi Partisi, 2018 yılında da İsrail’e yaptırım uygulanmasını savundukları gerekçesiyle Sosyalist Enternasyonal üyeliğini askıya aldı. Nisan ayı seçimlerinde de yüzde 4.4 ile neredeyse barajı bile zor geçti. Oyları, tarihinin en düşük seviyesini gördü, bu seçimde de daha iyi bir sonucu kimse beklemiyor İşçi Partisi’nden. Haaretz’in deyimiyle muhtemelen bu seçim tarihe, ırkçılığı ile geçecek. Kimsenin barış umudu taşımadığı bu seçim, İsrail için de parlak bir gelecek vaat etmiyor.

ARMAĞAN KARGILI

Tamamı: https://www.artigercek.com/yazarlar/armagan-kargili/israil-seciminden-kim-ne-bekliyor

 

  • İLK DEFA BABAMDAN DUYDUĞUM İZMİR’DEKİ YAHUDHANELERDE, BABAMIN OKULDAN BİRKAÇ ARKADAŞI DA YAŞIYORDU. BU NEDENLE ZENGİN YAHUDİ İLLÜZYONU, NEFRETİ VE KISKANÇLIĞI BİZDEN UZAK OLDU HEP. BÜTÜN EVLERDEN DE UZAK OLSUN, DÜNYA TARİHİNE GÖMÜLSÜN

Aklı başında her insanın tahmin edebileceği gibi: “Bütün Yahudiler zengin değildir!” Sen hiç “Yahudhane” diye bir şey duydun mu?

Türk toplumunda Yahudi cemaati ile ilgili birtakım önyargıların olduğunu söylemek ne yazık ki mümkün. Bunlardan biri de tüm cemaat üyelerinin zengin olduğu yönündedir. Hatta cemaat mensuplarının yaşam alanlarını teşkil eden Caddebostan, Göztepe, Teşvikiye, Ulus gibi semtler de bu iddiaya delil olarak gösterilir. Esasen tarih bilmezliğimizin izlerine burada da rastlamak mümkündür. Zira İsrail devleti kurulana ve orta ya da alt sınıfa mensup pek çok Türkiye Yahudi’si oraya göç edene kadar Balat, Hasköy, Galata gibi semtlerde durumu hiç de parlak olmayan pek çok Yahudi yaşamakta idi. Alt gelir seviyesine mensup bu insanların ikamet etmesi için bazen cemaat mensuplarınca, bazen de Müslüman girişimciler ya da vakıf sahipleri tarafından ‘Yahudhane’ denilen yapılar inşa ettirildiği bilinir.

İlk defa babamdan duyduğum İzmir’deki yahudhanelerde, babamın okuldan birkaç arkadaşı da yaşıyordu. Bu nedenle zengin Yahudi illüzyonu, nefreti ve kıskançlığı bizden uzak oldu hep. Bütün evlerden de uzak olsun, dünya tarihine gömülsün.

...

Eğer sen de bir gün gitmek istersen, Hasköy Meydanı’na gelince Türk Mezarlığı’nı sor. Tam ortasından geçen yokuşu sonuna kadar yürü. Tepeye gelince Yahudi Mezarlığı karşında. Hayır Salomon orada değil. E5 Karayolu’nun açılabilmesi için 1952’de mezarlığı istimlak edip ortasından yarıyorlar. Salomon’un anıt mezarı yolun öteki tarafında yapayalnız kalıyor. Artık işlevini yitirmiş, sahiplerini kaybetmiş ve etrafa saçılmış birçok mezar taşının arasında kaderine terk edilen anıt mezar “Zengin adamdı içinde kesin hazine vardır.” diye yağmalanıyor. Neyse ki son yıllarda aslına uygun restore edilmiş. Kesintisiz bir trafik uğultusu içinde Haliç’i nazlı nazlı seyre devam ediyor.

Camondo sözcüğünün kökeni, Fransız tarihçi Philippe Erlanger’e göre, Venedik lehçesinde “Dünya Evi” anlamına gelen “Ca’mondo”ymuş. Camondolar çok çabalamış, yaşadıkları her ülkenin insanı olmaya çalışmışlar ancak yine de bu dünyayı bir türlü mesken edinemeden uçuuup gitmişler. Geriye tek bir aile ferdi kalmamış.

 

 

Le Musée Nissim de Camondo banyosu

 

SAİT FEHMİ AĞDUK

https://www.gazeteduvar.com.tr/seyahat/2019/09/15/dunya-ailesi-paristanbulda/

 

  • BOLTON’UN GİDİŞİNİN ABD’NİN ORTA DOĞU SİYASETİNDE İSRAİL GÜVENLİĞİNİN ÖNCELİĞİNİ ORTADAN KALDIRACAĞI SÖYLENEMEZ, ANCAK NETANYAHU’NUN HER İSTEDİĞİNİN ABD TARAFINDAN BU ŞEKİLDE ADETA OTOMATİĞE BAĞLANMA DÖNEMİNİN SON BULDUĞU SÖYLENEBİLİR

Diğer yandan koltuğu sallantıya giren İsrail Başbakanı Netenyahu 17 Eylül’de tekrarlanacak seçimler için İran’a askeri harekat için bastırıyordu. Zaten işgal altında tuttuğu Suriye’nin Golan Tepelerini ilhak ettiği açıklamasının üzerine, seçimi kazanırsa Batı Şeria’daki Ürdün Vadisini de ilhak edeceğini söylemesi Rusya’nın sert tepkisine yol açtı.

Netanyahu’nun bu görülmedik seçim vaadinden bir gün sonra Beyaz Saray’da yapılan bir toplantıda, iplerin koptuğu anlaşılıyor. Bolton’un Fransız Planına şiddetle karşı çıktığı ve İran’a baskının azaltılması bir yana, artırılmasından yana olduğu, istifa sonrası ortaya çıktı. Bu aynı zamanda Trump’ın İran siyasetinin sürdürülebilir olmadığını kabul etmesi anlamına geliyordu.

Tam o esnada Amerikan basınında çıkan ve bir süre önce Beyaz Saray etrafında bulunan ve Trump’ın cep telefonu ve hareketlerini izlemeyi hedefleyen elektronik casusluk cihazlarının Çin değil, İsrail istihbaratına ait olduğunun ortaya çıktığı haberleri Trump’ın kararı da etkili olmuş mudur? Bunu şu anda kestirmek güç. Ancak Trump bir buçuk yıl önce göreve getirdiği iflah olmaz şahinle devam etmeme kararı aldı. Bunda en önemli etkenin Trump’ın siyasete ticaret gibi bakması ve Macron’un da planın bu yönünü öne çıkarması olduğu söylenebilir.

Bolton’un gidişinin ABD’nin Orta Doğu siyasetinde İsrail güvenliğinin önceliğini ortadan kaldıracağı söylenemez, ancak Netanyahu’nun her istediğinin ABD tarafından bu şekilde adeta otomatiğe bağlanma döneminin son bulduğu söylenebilir. Bu gelişmenin 17 Eylül seçim tekrarında Netanyahu’ya daha da oy kaybettirmesi durumu da Başbakanlığı koruyup koruyamayacağı sorunu da ortaya çıkabilir.

İsrail basınında bu seçimin “Son Siyonist seçim” olacağı yolunda yorumlar yapılıyor; abartı olabilir ama Netanyahu’nun Amerikan neo-Con şahinlerinin sınırsız desteğine güvenip saldırgan ve yayılmacı siyasetinin sürdürülebilir olmadığınında gösteriyor.

Böyle bir durum, Türkiye ve İsrail’in yeniden yakınlaşmaya başlamasından, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’deki gerginliğin azalmasına, hatta ABD ile Suriye’nin Doğusunda PKK/PYD faaliyetinin geriletilmesi görüşmelerine dek etkileri olabilir. Netanyahu’nun “Bağımsız Kürt devletinden yana” söylemini unutmamak lazım.

Murat Yetkin

Tamamı: https://yetkinreport.com/2019/09/13/trumpin-iran-hamlesi-israil-ve-turkiyeye-muhtemel-etkileri/

 

 

Netten okumalar

 

  • NAZİLERİN ÖLDÜRDÜĞÜ ‘POLONYALI ANNE FRANK’İN HATIRA DEFTERİ ARTIK KİTAP

http://gazetekarinca.com/2019/09/nazilerin-oldurdugu-polonyali-anne-frankin-hatira-defteri-artik-kitap/

 

  • ÜRDÜN VADİSİ HEM İSRAİL HEM FİLİSTİNLİLER İÇİN NEDEN ÖNEMLİ?

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-49666213

 

  • İSRAİL'İ YENİ BİR KOALİSYON KRİZİ Mİ BEKLİYOR? – MUSTAFA DEVECİ

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/israili-yeni-bir-koalisyon-krizi-mi-bekliyor-/1579830

 

  • ÇOCUKLUK ARKADAŞI OLAN İSRAİLLİ KADIN İLE FİLİSTİNLİ KADININ YILLAR SONRA KARŞILAŞTIKLARI MUHTEŞEM ANLAR!

https://onedio.com/haber/cocukluk-arkadasi-olan-israilli-kadin-ile-filistinli-kadinin-yillar-sonra-karsilastiklari-muhtesem-anlar-885049

 

  • İSRAİL SEÇİMLERİNE 2 ADIM KALA... "HÜKÜMET KURAMAZSAM..." – RAFAEL SADİ

https://odatv.com/hukumet-kuramazsam...-15091944.html

 

  • İSRAİL YENİDEN SANDIĞA GİDİYOR – MEHMET AKİF ERSOY

https://www.haberturk.com/yazarlar/mehmet-akif-ersoy-2548/2522192-israil-yeniden-sandiga-gidiyor

 

  • SYNONYMES: BİR DİL, DİN VE SİYASET SORGULAMASI – ATİLLA DORSAY

https://t24.com.tr/yazarlar/atilla-dorsay/escinsel-soslu-dil-din-ve-siyaset-sorgulamasi,23772

 

  • BALARILARININ DANSI İKİ HAYATI NASIL ETKİLEDİ – ERTUĞRUL ÖZKÖK

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ertugrul-ozkok/balarilarinin-dansi-iki-hayati-nasil-etkiledi-41329400

 

  • DÜNYA VE BİZ 2 - AYDIN SELCEN KONUK: MİTAT ÇELİKPALA- KAREL VALANSİ 11 EYLÜL 2019

https://www.youtube.com/watch?v=L7XxpFKI3O8&feature=youtu.be

 

  • İSRAİL'İN RADİKAL YERLEŞİMİ TRUMP VE NETANYAHU ARASINDAKİ İLİŞKİYE DAİR HAKİKATLERİ GÖZLER ÖNÜNE SERİYOR – BEL TREW

https://www.independentturkish.com/node/71296/d%C3%BCnya/israilin-radikal-yerle%C5%9Fimi-trump-ve-netanyahu-aras%C4%B1ndaki-ili%C5%9Fkiye-dair-hakikatleri

 

  • YÜZYILIN “ÇÖZÜMÜ” MÜMKÜN MÜ? – SALİH BIÇAKÇI

https://fikirturu.com/2019/07/26/yuzyilin-cozumu-mumkun-mu/

 

Takılan tweetler

 

bir vakitler [email protected]

Bu kez 1962 yılındayız..  Şehit Asım İlkokulu'nda Resmiye öğretmeni ve arkadaşlarıyla birlikte gördüğümüz Luna Romano'nun Büyük Sinagog'taki evlilik merasimindeyiz... Fotoğraftaki aşina yüzlerden biri de gelinin kayınpederi, Edirne Yahudi cemaati başkanı Yuda Romano...

 

https://twitter.com/birvakitler1/status/1170334636712615939

 

Furkan [email protected]

Lübnan İç Savaşında büyük zarar gören Beyrut’taki “Maghen Abraham” sinagogunun uzun süren restorasyonu tamamlanmış.

 

 

https://twitter.com/FurkanGuldemir/status/1172767323511541760

 

Haliç Postası@HalicPostasi

Özel okula dönüştürülmesi planlanan eski #Ortaköy #Musevi Yetimhanesi sıradan bir kurum değil. 1915 Çanakkale Savaşlarında şehit olan Musevi askerlerin yetim çocukları için kurulmuş. Hikayesini, Türkiyeli bir #Yahudi olan Nissim Ben Ezra, 1995'te Rıfat N. Bali'ye anlatmış.

 

#Ortaköy #Musevi Yetimhanesi ilk önce #Çanakkale’de babaları şehit olan çocuklar için düşünülmüşse de daha sonra tüm yetimlere açılmış. Önce #Şişli, sonra #Hasköy’de bir binada açılan yetimhane daha sonra #Ortaköy’de, II.Abdülhamit’in Şekercibaşısının konağında faaliyete geçmiş.

Nissim Ben Ezra’nın verdiği bilgilere ve dönemin gazetelerine de yansıdığına göre, bu konak 1925 yılında büyük bir yangınla harabeye dönmüş. Anlaşılan o ki, bir süre sonra yardımlarla yenilenen yapı tekrar #Musevi çocuklar için yetimhane ve okul olarak faaliyetine devam etmiş.

Soldaki fotoğrafta, savaşlarda şehit olan Türkiyeli #Yahudi askerlerin yetim çocukları görülüyor. #Ortaköy Yetimhanesi ve benzeri kurumlar işte onlar içindi. Ortaköy #Musevi İlkokulu’nun öğrencileri ise 1965 yılının 27 Mayıs Hürriyet ve Anayasa Bayramı kutlamalarında görülüyor.

 

https://twitter.com/HalicPostasi/status/1172949139396726784

 

Hasan [email protected]

Tokat sinegog'unda (Havra) Musevi düğünü

1855 Tokat H.j.v. Lennep

 

https://twitter.com/hergezgin/status/1173158214713696256?s=12

 

Haliç Postası@HalicPostasi

Dr. Musa Albukrek'in 'Çizgilerle Türkiye' serisinde, Balat Or Ahayim Hastanesi, 1975.

Balat Or Ahayim Hastanesi'nin 2012 yılındaki görünümü..

Ve 2018'in #29EkimCumhuriyetBayramı'nda Balat Or Ahayim Hastanesi.

#Balat #OrAhayim

 

https://twitter.com/HalicPostasi/status/1173667441978818561

 

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR