Zihin okumayın İLETİŞİM KURUN

Gündelik yaşamımızdaki ilişkilerimizde defalarca medyumluk yapmaya çalışıyoruz. Nasıl mı? Tabi ki başkalarının zihinlerini okumaya çalışarak; duygularına, düşüncelerine, bize karşı olan tavırlarına karşılık kendi senaryolarımızı yazarak.

Psk. Jilda ABRAVAY Yaşam
12 Haziran 2019 Çarşamba

“Medyumlara inanır mısınız?” diye sorsam eminim birçoğunuz “Tabi ki hayır” diyecektir. “Olur mu hiç öyle şey!” diyenleri duyar gibiyim. Ancak gündelik yaşamımızdaki ilişkilerimizde defalarca medyumluk yapmaya çalışıyoruz. Nasıl mı? Tabi ki başkalarının zihinlerini okumaya çalışarak; duygularına, düşüncelerine, bize karşı olan tavırlarına karşılık kendi senaryolarımızı yazarak. Bu senaryolara inanarak, duygularımızı varsayımlar üzerine yaşayarak da yaşantımızı daha karanlık bir hale getirmekte hayatta üstümüze yok diyebiliriz.

Özellikle kadınların karşı cinsle tanıştıktan sonra arkası kesilmeyen zihin okuma egzersizlerine başladığını gözlemlemek mümkün. Bu durum önce zihinde analiz sorularıyla başlar: Beni beğendi mi acaba?

“Bu sözleriyle ne demek istedi acaba?” “Tekrar arayacak mı acaba?” vb. Bu noktada kadının önceki yaşam deneyimlerinin, kişilik özelliklerinin ve gözlemlerinin harmanlanması sonucunda akıl yürütmeler, hipotezler ve teoriler ortaya çıkar.

Kadınlar için olduğu kadar erkekler için de bu durum oldukça enerji tüketici, pozitiflikten negatifliğe bir dönüş ve özgüven zedeleyici bir eğilimdir.

Yeni bir ilişki inşa edilirken, her şeyi doğal akışında yaşamak, başkasının dünyasını yavaş yavaş keşfetmenin keyfini çıkarmak yerine aceleci davranmaya iletişimde pek de gerek yoktur aslında.

Zihin okuma konusunda kadın - erkek ayrımı yoktur. İlişkinin niteliği önemli değildir. Örneğin rekabetin had safhada olduğu günümüzün çalışma hayatında, iş yerlerindeki alt - üst ilişkileri daha da fazla önem kazanmakta olduğundan müdürünüzün tavırları yüzünüzdeki ifade sizinle nasıl konuştuğu üzerine de aynı zihin okuma kısır döngüsü baş gösterir. Sizinle hiç alakası olmasa da müdürünüzün asık yüzü sizi sıkıntıdan sıkıntıya sokar; “Kesin size sinirlidir, acaba nedendir?” “İşten mi çıkarılacaksınız?” gibi düşünceler zihninizde durur. O gününüz maalesef, negatif enerjiyi içinizde büyütmekle geçer, hatta işten çıkarıldığınızda ne yapacağınız konusunda düşünmeye başlamış bile bulabilirsiniz kendinizi.

Zihin okuma ilişkilerimize genellikle yarardan çok zarar getirir, çünkü bir başkasının duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını onlardan bilgi almadan net bir biçimde yorumlayabilmek pek mümkün değildir.

Uzm PSK. Jilda Avravay

Başkalarının zihinlerini okuyarak kendinizce değerlendirmeler yapmak insanı yanlış yollara sürükleyebilir, sonrasında ise ilişki problemlerine yol açabilir. Bu, aynı zamanda oldukça yıpratıcıdır. Sürekli başkalarının içsel dünyaları üzerine yorumlar, analizler yapmanın getirdiği gerilim bedeninize yansıyabilir; baş, boyun, sırt, omuz ağrıları, uyku sorunları yaşadıkça hayatınız keyifsiz hale gelebilir.

“Artık yoruldum bu durumdan” diyorsanız ve zihninizi size daha faydalı hale getirmek için başka konulara yormaya karar verdiyseniz aşağıdaki önerileri uygulayabilirsiniz.

Yaşantınızda gözlemlediğiniz her şeyi kişisel algılamayın. Eğer siz de sürekli zihin okuyorsanız, başkalarının davranışlarının sizin hakkınızdaki düşüncelerinin ve duygularının birer yansımaları olduğunu varsayıyorsunuz demektir. Gerçekte ise, söz konusu kişi eşiniz gibi uzun süredir tanıdığımız birisi olsa bile, yaptığı ya da yapmadığı şeylerin çoğu sizle ilgili olmamakla beraber kendi yaşamı ve koşulları ile ilgili olabilir. Özellikle evlilik gibi uzun soluklu birlikteliklerde, çiftlerin duygularının her zaman aynı düzeyde olmasını beklemek çok sağlıklı değildir.

 İLETİŞİM KURARAK ZİHİNSEL YORGUNLUKTAN KURTULABİLİRSİNİZ

Karşınızdaki kişiye sorular sorarak, kendi duygularınızı ve isteklerinizi ifade edip paylaşabilirsiniz. Söylemek istediklerinizi, sakin ve saygılı bir biçimde söyleyerek hem kendi varoluşunuzu ortaya koymuş, hem de her şeyi netleştirmek için önemli bir adım atmış olursunuz. Sessiz bir biçimde iç dünyanızdan kopup gelen düşüncelerin yerine sağlıklı ve açık bir iletişim tarzını benimseyerek, kendinizi zihinsel yorgunluktan ve gerilimden de kurtarabilir, çevrenizdekilerle daha kaliteli ilişkiler kurabilirsiniz.

Çevrenizdekilerle iyi iletişim kuracağınız, güneşin tadını nerede olursanız olun bolca hissedebileceğiniz keyifli bir yaz dilerim.