4 Mart 2021 Perşembe 07:06
vakko
vakko

BİR AŞK ÜÇGENİ: Sara ve Rivka Aaronsohn ile Avshalom Feinberg

Tarihe mal olmuş cesur Sara Aaronsohn, çok genç olan kız kardeşi Rivka ve onların ölümsüz aşkı, yakışıklı, diğer bir cesaret timsali olan genç Avshalom Feinberg kimdi?

Sara YANAROCAK Kültür 4132 görüntüleme
10 Şubat 2021 Çarşamba

Avshalom Feinberg ve Rivka Aaronsohn

Avshalom Feinberg 1889 yılında, İsrail’de Gedera’da dünyaya geldi. Ailesi Rusya’dan, kutsal topraklara gelen göçmenlerdendi. Lolik ve Fanny Feinberg’in üç çocuğu vardı: Avshalom, Tzila ve Shoshanna. Avshalom eğitim için gittiği Fransa’da yüksek tahsil yaptıktan sonra, ziraat mühendisi olarak yurda döndü. Atlit’deki Bilimsel Tarım İstasyonunda çalışırken, Aaron Aaronsohn ile tanıştılar. Aaron tarımcılık konusunda bilimsel araştırmalar yapıyordu. I. Dünya Savaşı’nın başlamasından kısa bir süre önce iki genç ve Aaron’un diğer üç kardeşi Sara, Rivka ve Alexander aralarında NILI adlı bir grup kurdular. Daha sonra bu gruba Moshe Lishansky ve diğer gençler de katıldı.

Avshalom çok yakışıklı ve kaliteli bir genç olduğu için iki kız kardeş, Sara ve Rivka, ona âşık oldular. Delikanlı duygusal olarak ikisi arasında ikircikli duygular yaşıyordu. Sara daha sert karakterli bir insandı, çünkü henüz 12 yaşındayken annelerini kaybettikleri için iki küçük kardeşine annelik duyguları ile bağlıydı. Aaronsohn ailesi Romanya’dan, Rothchild Ailesinin desteğiyle İsrail’e göç etmiş Romanyalı Yahudilerdendi. Oraya yerleşen diğer Romanyalı göçmenlerle birlikte Zichron Yaakov şehrini kurmuşlardı. Bölgede üzüm bağları vardı, şarapçılık yapılıyordu. Dünyaca ünlü Rotshchild ve Tishbi şarapları üretiliyordu. Giderek kalkınan şehirde Aaronsohnlar tanınmış ve önemli insanlar olmuştu.

Avshalom, Sara’dan bir yaş daha büyüktü ve ona çok hayrandı. Aralarında çok yaş farkı olan küçük kız kardeş Rivka’ya ise şefkatle bağlıydı çünkü genç kız kendisine çok hayran ve aşıktı. Sonuç olarak babasının da etkisiyle Rivka ile nişanlandılar. Bu arada NILI grubu da yeraltı faaliyetlerini sürdürüyordu. Avshalom’a olan aşkını unutmak ve kız kardeşinin onunla evlenmesine olanak sağlamak için Sara 1914’te İstanbul’da yaşayan, aslen Selanikli olan Hayim Abraham ile nişanlandı. Eski Yahudi geleneğine göre bir genç kız, kendisinden daha büyük bir ablası varsa evlenemezdi ve sırasını beklerdi. Rivka, Avshalom ile bu yüzden evlenemiyordu.

Sara ile Hayim Abraham’ın düğününden

Sonunda Sara çok az tanıdığı iş adamı Hayim’le Zichron Yaakov’da yapılan bir düğünle evlenerek İstanbul’a gitti ve orada yaşamaya başladı. Nedir ki Sara mutlu değildi. Aklı doğduğu topraklarda, Zihron Yaakov’da ve Avshalom’daydı. Eşini bir türlü sevememişti. Ayrıca NILI grubunun ona ihtiyacı vardı. Sara eşinden sessizce boşandı ve Suriye üzerinden İsrail’e geri döndü.

Sara, İbranice, Romence, Arapça, Türkçe, İngilizce ve Fransızcayı ana dili gibi bilirdi. Atış talimleri yapar ve çok iyi at binerdi. Cesur yürekli, acar bir kadındı.

Bazı tarihçiler ikisinin çok büyük bir aşk yaşadığını tahmin ediyor. Avshalom aldığı gizli görevlerle 1915 yılında Mısır’a gitti ve İngiliz Deniz İstihbaratı ile görüşmeler yaptı. 1917’de tekrar Mısır’a doğru yola çıktı. Bu kez bir arkadaşıyla birlikte, Mısır’a çölden yürüyerek gitmişti. Görevini yapıp geriye dönerlerken, Refah’ta Bedeviler tarafından yakalandı ve öldürüldü. Son yolculuğuna çıkarken cebinde Sara’nın yolda yemesi için ona verdiği hurmaların çekirdekleri vardı.

Avshalom’un yanındaki arkadaşı kaçıp canını kurtarabilmiş ve geri döndüğünde Avshalom’un öldürüldüğünü anlatmıştı. Sara’nın artık yaşamına anlam katan hiçbir şeyi kalmamıştı. Kendini sadece NILI teşkilatına adadı. O sırada Amerika Birleşik Devletlerinde öğrenim gören kardeşleri Rivka ve Alexander’a, Avshalom’un ölümünü içi yanarak yazmıştı. Kardeşleriyle ve NILI teşkilatındakilerle yapılan yazışmalarından, Sara’nın bağımsızlığına ve kadınlar için belirlenen eski moda rolleri benimsemeyi reddettiği açıkça belli oluyor.

Tüm bu gelişmeler yaşanırken, bir bilim adamı olan abisi Aaron, sürekli seyahat ediyordu. Bu seyahatleri hem yüklendiği görevler için hem de bilimsel geziler içindi. Aaron Aaronsohn bir tarım uzmanıydı, Emmer buğdayını yetiştirmeyi başarmıştı (Triticum Dicocdoides). Mesleği yüzünden Osmanlı idaresi onun bilimsel seyahatler yapmasına izin veriyordu. Aavshalom ve Aaron’dan boşalan liderlik görevini artık Sara yapıyordu. Ancak o sırada yönetimi elinde bulunduran Osmanlı idaresi Sara’nın casus olmasından şüphe ederek sonunda onu tutukladı. Sara dört gün boyunca işkence gördü, fakat hiçbir bilgi vermedi. Yetkililer onu daha fazla sorgulamak için, Şam’a göndermeye karar verdi. Askeri görevlilerden, giysilerini değiştirebilmek ve temizlenebilmek için izin istedi. Kabul edilince muhafızlarla birlikte, Zihron Yaakov’daki evine girdi ve tuvalete girerek kapıyı kilitledi. Orada bıraktığı bir notta “Artık acı çekecek gücüm yok, işkence görmektense ölmeyi tercih ediyorum” yazıyordu. Tuvaletteki yer döşemesinin altındaki bir tabancayı çıkararak ağzına doğru ateş etti. Hemen ölmedi, üç gün can çekişti. Hayatını kaybettikten sonra, Yahudi dini yasalarına göre intihar yasak olduğundan, ilk başta geleneksel bir Yahudi cenaze töreni yapılmadı. Ancak bir ‘Yahudi Kahraman’ olduğu için, sonunda din adamlarıyla bir anlaşmaya varılarak, mezarının etrafındaki küçük bir çit, onu sembolik olarak mezarlığın bütününden ayırmış oldu. Sara öldüğünde 27 yaşındaydı. Kısacık hayatına bir destan sığdırmıştı.

Avshalom Feinberg’in cesedi öldürüldükten sonra, asla bulunamadı. Ama yaşamın nelere gebe olduğunu o yıllarda kimse bilemezdi tabii ki. 1917 yılında, 28 yaşında ölen genç adam, farklı bir dönemde gün ışığına çıkartıldı. 1967 yılında 6 Gün Savaşı, sırasında İsrail tankları Mısır’a ait Sina Yarımadasını tamamen ele geçirdikleri zaman, Refah bölgesindeyken, Avshalom’un akıbetini merak eden bir subay, oradaki Bedevilere bölgede bulunan herhangi bir mezarın varlığı ile ilgili sorular sorunca, bir Bedevi ilerideki bir palmiye ağacının altında bir “Yahud” (Arapça Yahudi) mezarı olduğunu gösterdi. Ağacın dibini kazdıklarında, giysileriyle gömülmüş olan ölüyü buldular. Üzerindeki ağaç, ceketinin cebindeki hurma çekirdeklerinden filizlenmiş ve dev bir palmiyeye dönüşmüştü. Ceset derhal İsrail’e götürüldü ve Avshalom Feinberg’e ait olduğu kesinleştirildi. Feinberg, özel olarak yapılan bir devlet töreni ile Har Hertzl’deki devlet mezarlığına gömüldü. Başına ise, çölden taşınan kendi palmiye ağacı dikildi.

Tören sırasında Avshalom için verilen askeri nişan ve madalyaların kime teslim edildiği ise çok daha dokunaklı. Sara’nın kız kardeşi Rivka, delicesine aşık olduğu nişanlısı Avshalom öldükten sonra bir daha asla evlenmedi. Kendini ebedi aşkına mahkûm etti. O gün törene tekerlekli sandalyesi ile katılan Rivka Aaronsohn büyük aşkının şerefiyle tekrar mutlu oldu.

 

1967’de Mount Herzl’deki törenden

2017 yılında, Sara Aaronsohn’un ölümünün 100. Yılında, doğduğu ve öldüğü yer olan Zihron Yaakov’da törenlerle anıldı. Bir yurt kahramanı olarak yüreklere kazındı.

Aaronsohnların evi günümüzde bir müze evi olarak ziyarete açık. Bütün odalar orijinal mobilyaları ile muhafaza ediliyor. Sara’nın intihar ettiği tuvalet aynen korunmuş. Duvarlarda onların çok sayıda çerçevelenmiş resimleri asılı. Bir duvarda ise Avshalom Feinberg’in Rivka’ya yazdığı bir mektup görülüyor. Bu mektup Mirit Shem Or tarafından şiirleştirildi, Zvika Pik besteledi ve İsrail’in en önemli sanatçılarından biri olan Yehoram Gaon seslendirdi. Şarkının adı ise: ELEF NEŞİKOT (Bin Öpücük).

 

Rivka’ya bir şiir

Elef Neşikot

İlk öpücük bembeyaz alnına,

Yüzüne atılan bir imza gibi,

Açığa çıkan bir coşkunluk gibi,

Saçlarına dağılan,

Öpücüklerden örülmüş bir taç gibi,

Yağdıracağım senin kapkara buklelerine.

Çünkü sen benim küçüğüm olacaksın,

Şehirde yaşayan en mükemmel genç kız.

Sana binlerce öpücük sevdiceğim.

Binlerce ve binlerce öpücük

Binlerce öpücük sana şirinim

Güzel, küçük tatlım.

Senin güzel ve masum boynunu,

Bir kuğuyu anımsatan esnek boynunu,

Öpücüklerden oluşmuş bir zincir ile kuşatacağım,

Su gibi saf olan, benim biricik küçüğüm.

Ve tam da şimdi, başımı omuzuna dayayacağım,

Oradan senin yürek kıpırtılarını dinlemek için,

Sebepsiz yere seni sonsuz bir arzu ile öpeceğim,

Bir gelinin havaya savurduğu çiçek buketi gibi

Gökyüzü benim günahkar gözlerimin önünde değil,

O yüzden sana doymadan bırakmayacağım,

Işık benim günahkar dudaklarımın önünde değil

Sinem, sonuna kadar, ateşlerde kavrulacak

Bin öpücük mümkün değil sevgilim,

Son öpücük hep özlenecek.

Sadece dokuz yüz doksan dokuz tane,

Tatlı ve ateşli öpücük kalacak.

Fakat söz, sana ileride bin öpücük vereceğim.

Sana binlerce öpücük vereceğim

Binlerce ve binlerce öpücük,

Binlerce öpücük sana şirinim,

Tatlı güzel miniğim.

 

Sara’ya bir mektup

 “Sara’m,

Dün küçük bir ışık, kalbimin yoksul penceresinden içeriye süzüldü. Bu sadece muhteşem bir ışık değildi, aynı zamandan saçlarından yayılan güneş ışınlarının kalbime akıttığı ilkbahar esintilerini de kapsıyordu.

Dün, senin buraya geleceğini, en derinlerimde duyumsadım. Bu sabah Dorshei Tsion Sokağından çiçekler topladım, böylece hüzünlü masam, bütün gün yaşamın baharıyla doldu. Acıyla dolu olan kalbim sanki biraz güçlenmişti.

Sen genç, hoş kokulu ve güzel dudaklarınla çok muhteşem görünüyordun. Gözlerin, özellikle gözlerin dün çok derindi, nemliydi, çok güzeldi. Sıcak dalgasının içinde esen, serin bahar rüzgarları gibiydi. Yavaş yavaş, barış ve huzur dolu bir gül kalbimin içinde açıvermişti.”

 Avshalom/1911

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın

İLGİLİ HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR