10 Ağustos 2020 Pazartesi 14:11

Web´den Seçmeler

• Çözüme katkı sağlayabilmek için Türkiye’nin de bu süreçte yapabilecekleri olduğuna inanıyorum. İsrail’in, Türkiye’nin insani boyutta Filistin halkının yanında durmasını anlayışla karşılaması gerekir. İlhak planının devreye sokulması da Türk kamuoyunda itiraza yol açacaktır. Diğer taraftan Ankara’nın da Tel Aviv’e bakışını, Ortadoğu’daki genel çerçevenin ötesinde millî çıkarları öne alan bir boyutla yeniden değerlendirmesinde yarar olduğuna inanıyorum. Türk ve İsrail tarafının birlikte yapabilecekleri ve işbirliği alanları hayli fazla. Buna enerji ve Akdeniz’de ortak faaliyetleri de ilave etmek gerekir. İsrail bakımından en uygunu, çıkarılacak doğalgazı Türkiye topraklarından dünyaya ulaştırmaktır. İşin bir de turizm boyutu var. İsrailliler daima Türkiye’ye büyük ilgi duydular. Bu ülkeden 500 bin turistin ülkemizi ziyaret ettiği dönem çok gerilerde değildi. HAKAN ÇELİK - POSTA

İzak BARON Diğer 4711 görüntüleme
8 Temmuz 2020 Çarşamba
  • ANKARA’NIN DA TEL AVİV’E BAKIŞINI, ORTADOĞU’DAKİ GENEL ÇERÇEVENİN ÖTESİNDE MİLLÎ ÇIKARLARI ÖNE ALAN BİR BOYUTLA YENİDEN DEĞERLENDİRMESİNDE YARAR OLDUĞUNA İNANIYORUM

Daha önce defalarca yazdığım gibi türlü zorluklarına rağmen Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi ve “kazan kazan” esasına göre yeniden belli bir raya oturması iki ülkenin de çıkarınadır. Ankara ile İsrail arasında bazı konularda görüş ayrılığı olduğunu biliyoruz. Özellikle Filistin ve Kudüs meseleleri Türkiye için hassas. Ayrıca İsrail’in YPG’ye yaklaşımı Ankara’da rahatsızlık yaratıyor. 

Anlaşmazlık başlıklarının iki ülke arasındaki ilişkileri tamamen bloke etmesine izin vermeden yeni bir başlangıç yapılması gerektiğine inanıyorum. Türkiye bugüne kadar Filistin başlığında bütün Arap ülkelerinden daha sert bir çizgi izledi. Ancak geçmişte, İsrail ve Filistin arasında görüşme trafiğine ciddi etki edebiliyorduk.

Çözüme katkı sağlayabilmek için Türkiye’nin de bu süreçte yapabilecekleri olduğuna inanıyorum. İsrail’in, Türkiye’nin insani boyutta Filistin halkının yanında durmasını anlayışla karşılaması gerekir. İlhak planının devreye sokulması da Türk kamuoyunda itiraza yol açacaktır. Diğer taraftan Ankara’nın da Tel Aviv’e bakışını, Ortadoğu’daki genel çerçevenin ötesinde millî çıkarları öne alan bir boyutla yeniden değerlendirmesinde yarar olduğuna inanıyorum.

Türk ve İsrail tarafının birlikte yapabilecekleri ve işbirliği alanları hayli fazla. Buna enerji ve Akdeniz’de ortak faaliyetleri de ilave etmek gerekir. İsrail bakımından en uygunu, çıkarılacak doğalgazı Türkiye topraklarından dünyaya ulaştırmaktır. İşin bir de turizm boyutu var. İsrailliler daima Türkiye’ye büyük ilgi duydular. Bu ülkeden 500 bin turistin ülkemizi ziyaret ettiği dönem çok gerilerde değildi.

Türk Hava Yolları’nın dünyada en fazla uçtuğu şehirlerden biri Tel Aviv. İki ülke arasındaki ticaret hacmi de siyasi sorunların zirve yaptığı dönemde bile yükselmeye devam etti. Normalleşme adımlarını liderler düzeyinde başlatmak şu an için gerçekçi olmayabilir. Turizm, enerji, tarım, kültür alanlarında bir başlangıç yapmak iki ülke kamuoyunun da desteğiyle bu çerçeveyi pekâlâ genişletmek mümkün.

HAKAN ÇELİK

https://www.posta.com.tr/yazarlar/hakan-celik/israil-ile-normallesme-2265001

 

  • İLHAK PLANININ YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE SAATLER KALA NETANYAHU’NUN TRUMP’LA KARARLAŞTIRDIKLARINDAN FARKLI BİR HARİTA ÇİZDİĞİ ORTAYA ÇIKTI

Netanyahu ve koalisyon ortağı Gantz, ilhak planının yürürlük tarihini 1 Temmuz olarak belirlediler. Ancak açıklanan yürürlüğe saatler kala İsrail Savunma Bakanı planın ertelenmesini önerdi. Sebebi de hem Temmuz ayının “kutsal bir ay” olmaması hem de Covid-19 salgın sürecini yönetmeye öncelik verilmesinin daha acil olduğunu düşünmesidir. Çünkü salgının kontrol altına alındığı ilan edildikten sonra vaka sayılarında ve günlük ölümlerde yeniden artış oldu. Üstelik ilhak edilmesi planlanan Batı Şeria’da günlük kayıplarda ciddi bir artış söz konusudur. Bu yüzden savunma bakanı, salgın kontrol altına alındıktan sonra ilhak planının uygulanmasını önerdi. Öte yandan yakın tarihli bir araştırmaya göre, İsraillilerin sadece yüzde 5'i hükümetin önceliğinin ilhak olması gerektiğini düşünüyor. Peki, kamuoyu desteği bu kadar zayıfken Netanyahu neden planı uygulama konusunda hem ısrarcı hem de aceleci davranıyor?

Öncelikle bu proje Trump’a ait olsa da, yoğun tepkiler nedeniyle Washington’un henüz buna yeşil ışık yakmadığı söyleniyor. Lakin Netanyahu bu plana dört elle sarıldı, çünkü iktidarını kurtarmak istiyor… Basına yansıyan yorumlara göre, 70 yaşındaki Netanyahu, başbakan olarak koltuğunu güçlendirmek için bu planı uygulamaya hevesli, çünkü önemli sebepleri var. Birincisi, İsrail gündemini meşgul eden yolsuzluk dosyalarını unutturacak bir hamleye ihtiyaç duyması. İkincisi ise ABD seçimlerini izleyen Netanyahu’nun Trump’ın yeniden Beyaz Saray’da olacağından emin olamaması… Bu yüzden acele davranarak Trump gitmeden O’nun projesini tamamlamak istiyor. Çünkü Trump’tan başka Netanyahu’nun bu işgallerini destekleyen yok, ama durduran da yok…

Zira Birleşmiş Milletler, “barış görüşmelerine ciddi zarar vereceği ve onlarca yıl sürecek çatışmalara yol açacağı” gerekçesiyle Netanyahu’nun bu ilhak planını sadece kınadı. AB ülkeleri de bu hamlenin uluslararası hukuku yok saymak anlamına geldiğini deklare ettiler. Şimdilik BM ve AB’den doğru tepkiler bu türden açıklamalarla sınırlıdır.

İsrail’le normalleşme yarışına giren Arap rejimlerine gelince, sadece bu ilhak planının Trump’ın sözde barış planı olan Yüzyılın anlaşmasının uygulanabilirliğini ortadan kaldıracağı endişesindeler. Ve İsrail’le normalleşme sürecinde Trump’ın istediği gibi adımlar attılar ama bu ilhak planıyla Netanyahu’nun kendilerini zor durumda bırakacağını düşünüyor olmalılar. 

İlhak planının yürürlüğe girmesine saatler kala Netanyahu’nun Trump’la kararlaştırdıklarından farklı bir harita çizdiği ortaya çıktı. O da şu: Amerikalılar tarafından sunulan plan, "Filistin topraklarının %30'unun ilhak edilmesini ve %70'inin Filistinlilere bırakılmasını gerektiriyor." Ancak Netanyahu, Trump’ın planında yer almayan 20 yeni yerleşim yeriyle kapsamı genişletti. Ayrıca yine önceki planda gösterilmeyen ama "dini önem taşıdığı" gerekçesiyle iki yerleşim yeri daha eklendi. Bunlar Batı Şeria'nın ortasında yer alan Beyt El ile Ramallah-Nablus arasında bulunan Şilo’dur. Deniliyor ki, dini önem atfederek bu iki yerleşim birimini de ilhak etmekle, aslında Yahudi lobisinin Trump’a ve kendisine destek vermelerini sağlamayı hedefledi. Bu iki yere karşılık Filistinlilere “takas” niyetine Batı Şeria'da Yahuda Çölü olarak bilinen bölgede bir şerit veriyor. Muhtemelen Netanyahu’nun kendi başına böylesi adımlar atması ABD’lileri de kızdırmış olmalı ki, özellikle Demokratların itiraz sesleri yükselmeye başladı. Demokrat Partili Barnie Sanders, Netanyahu’nun tek başına ilhak planını uygulaması halinde bu adımın tanınmaması ve hatta İsrail’e yapılan 3.8 milyar dolarlık askeri yardımın takibinin yapılması konusunda çalışma başlatacaklarını söyledi. Cumhuriyetçiler bunun karşısında ne yaparlar, Netanyahu’nun bu ısrarcılığını daha ne kadar desteklerler bilinmez. Ama yürürlük tarihini inatla ertelemeyen Netanyahu’nun planı hızlıca uygulama konusundaki kararlılığının yerini iki gündür sessizlik almış durumda, fakat en geç önümüzdeki hafta içi bölgenin ilhak edileceğini söylemekten de geri durmadı. Yani ısrarla ve inatla yeni bir çatışmayı fitilliyor…

HAMİDE YİĞİT

https://artigercek.com/yazarlar/hamide-yigit/trump-in-yuzyilin-felaketi-planindaki-son-halka-bati-seria-ilhak-ediliyor-isgal-genisliyor

 

  • TÜRKİYE CUMHURİYETİ, KURULDUĞU TARİHTEN İTİBAREN İSRAİL İLE YAKIN İLİŞKİLER TESİS ETMİŞTİR. İSRAİL İÇİN DE TÜRKİYE, ÇEVRE (PERİFERY) DOKTRİNİ KAPSAMINDA BÖLGEDEKİ DÜŞMAN ARAP DEVLETLERİNİ DENGELEMEK İÇİN İLİŞKİ TESİS EDİLEN ARAP OLMAYAN ÜLKELERDEN BİRİSİ OLARAK GÖRÜLMÜŞTÜR. ZAMAN ZAMAN SORUNLAR YAŞANSA DA İLİŞKİLERDEKİ BU YÖN 2000’Lİ YILLARA KADAR DEVAM ETMİŞTİR

İsrail’in Batı Şeria’yı ilhak planı tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kaygıyla izlenmektedir. Ancak bazı sebeplerden ötürü Türkiye, diğer ülkelerden farklı olarak illegal ilhak planı konusunda daha hassas davranmaktadır. Zira nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olan Türkiye’de mazlum Filistin halkına büyük sempati duyulmaktadır. Ayrıca özellikle 2017’den beri İsrail-ABD ekseninde izlenen sözde barış girişimleriyle Filistin halkının daha fazla baskılandığını ve topraklarının elinden alınmaya çalışıldığını görmek de Türkiye kamuoyunda İsrail karşıtı tepkiyi arttırmaktadır.

Ayrıca, özellikle son birkaç yıldır Filistin’in komşusu olan ve hala pek çoğu İsrail’i resmi olarak dahi tanımayan Müslüman Arap ülkelerinin de bu meselede; Filistin’in elden gitmesine ve doğal olarak bu topraklardaki kutsal mekanların statüsünün değişmesine sessiz kalmaları da kamuoyunu infiale sürüklemektedir. 2009 yılındaki Davos olayından başlayarak Türkiye kamuoyu ve yönetimi Filistin’de uygulanan haksız ambargolara tepki vermiştir.

Türkiye Batı Şeria’nın ilhakına karşı tutumunu gizlememiş, Trump’ın Kudüs kararı ve akabindeki büyükelçiliğin Tel Aviv’den Kudüs’e taşınması kararında olduğu gibi dar ulusal çıkar temelli düşünmemiştir. Çünkü başta bölgenin yerleşikleri olan Müslüman Arap ülkeleri olmak üzere pek çok ülke, bu kararlara karşı olmalarına rağmen hem ABD’nin tepkisi hem de muhtemel anti-semitik olarak yaftalanma kaygısıyla gereğince tepki verememektedirler. Buna mukabil Türkiye ise, özellikle 15 Temmuz 2016’daki başarısız darbe teşebbüsü ve ardından maruz kaldığı siyasi ve ekonomik saldırılara rağmen, İsrail’in Filistinlilere yönelik uygulamış olduğu haksız ambargo, orantısız güç ve insanlık dışı muamelelere en üst seviyede tepki göstermiştir.

(...) Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu tarihten itibaren İsrail ile yakın ilişkiler tesis etmiştir. İsrail için de Türkiye, çevre (perifery) doktrini kapsamında bölgedeki düşman Arap devletlerini dengelemek için ilişki tesis edilen Arap olmayan ülkelerden birisi olarak görülmüştür. Zaman zaman sorunlar yaşansa da ilişkilerdeki bu yön 2000’li yıllara kadar devam etmiştir.

 

Bu dönemden itibaren Türkiye’nin Ortadoğu ile yakından ilgilenmesi ve bölgesel meselelerin çözümünde daha aktif rol oynamak istemesi, Türkiye’ye biçilen ılımlı İslam modelinin ötesine geçmiştir. Bu aktif politikanın bir sonucu olarak, Gazze’deki 2006 seçimlerini kazanan Hamas ile yakın ilişki kurulması Türkiye-İsrail arasındaki ilişkilerin bozulmaya başlamasının temel sebebi olarak gösterilmiştir.

2007 yılından itibaren başlatılan Gazze ablukası ve bununla ilişkili olarak İsrail’in Gazze’ye yönelik gerçekleştirmiş olduğu saldırılara, Türkiye’nin göstermiş olduğu tepkilerden sonra yaşanan alçak koltuk krizi ve akabinde 2009 yılında Davos’ta yaşanan “One Minute” krizi ilişkilerdeki kopuşun habercisi olmuştur. Gazze ablukasını delmek ve Gazze halkına insani yardım malzemeleri ulaştırmak için, aralarında İHH İnsani Yardım Vakfı’ndan eylemcilerin yer aldığı uluslararası yardım gönüllüleriyle yolan çıkan Mavi Marmara feribotuna İsrail askerlerinin uluslararası sularda müdahale ederek 9 Türk’ü şehit etmesi ise 6 yıl sürecek ilişkisizlik dönemine sebep olmuştur.

(...) İsrail’in muhtemelen 1 Temmuz’da meclis gündemine getirerek bir kanunla hayata geçirmeye çalışacağı Batı Şeria’yı ilhak planına karşı, kendine ait olmayan topraklar üzerinde hüküm tesis etme hakkı olmadığını ileri süren Türkiye, böyle bir durumda bu kararı da tanımayacaktır. Zira yürürlükteki BM kararları gereğince öngörülen iki devletli bir çözüm planında Filistin toprağı olarak belirlenen bu bölgelerde, İsrail’in egemenlik kurmaya çalışması illegaldir ve Türkiye tüm imkanlarıyla bunu önlemeye çalışacaktır.

HAYDAR ORUÇ

https://www.orsam.org.tr/tr/turkiyenin-bati-serianin-ilhak-planina-karsi-durusu-ve-sebepleri/

 

  • İSRAİL’İN İÇİNDEN, ARALARINDA ESKİ ASKERLERİN VE İSTİHBARATÇILARIN DA BULUNDUĞU FARKLI KESİMLERDEN İTİRAZLAR GELİYOR. BUNUN ÇEŞİTLİ SEBEPLERİ VAR AMA EN ÖNEMLİSİ, FİLİSTİN TOPRAĞININ İLHAKI -İSRAİL FİLİSTİNLİLERE EŞİT HAKLARA SAHİP VATANDAŞLIK TANIMASA DA- BURADA YAŞAYAN ARAPLARIN SAYISINI ARTIRACAK

israil’in aslında istediklerini yapmak için bir ilhak planına ihtiyacının olmadığı, bunun netanyahu’nun seçimlere yönelik bir hamlesi olduğu da söyleniyor. ayrıca netanyahu’nun, alanı yoklamak ve/veya ölümü gösterip sıtmaya razı etmek gibi yöntemlere sık sık başvurduğu da vurgulanıyor. yani ilhak planının tepkiyle karşılaşacağını tahmin edip ne kadar ileri gidebileceğini ve neyi alabileceğini ölçmüş de olabilir.  

yaptırımı veya sonucu olmayan hiçbir kınamanın ya da açıklamanın israil açısından önemi yok. birçoklarının bir “devlet” değil, bir “oluşum” olarak söz ettiği israil, birleşmiş milletler kınamalarını hiçbir zaman dikkate almadı. ilhak kararıyla ilgili bm insan hakları yüksek komiseri’nden gelen bu planın yasadışı olduğu yönündeki açıklamanın ya da güvenlik konseyi’nin 15 üyesinden 14’ünün karşı çıkmasının fazla etkisi olacağını beklemek gerçekçi olmaz. ama en fazla ticaret yaptığı avrupa birliği’nin üyelerinin karşı çıkması önemli çünkü bu ülkelerdeki boykot hareketlerinin sonuç alması yani israil ile ticari ilişkilerin durmasa bile azalması ihtimali güçleniyor. diğer yandan trump’ın güçlü rakibi biden ilhaka karşı olduğunu açıkladı. israil’in içinden, aralarında eski askerlerin ve istihbaratçıların da bulunduğu farklı kesimlerden itirazlar geliyor. bunun çeşitli sebepleri var ama en önemlisi, filistin toprağının ilhakı -israil filistinlilere eşit haklara sahip vatandaşlık tanımasa da- burada yaşayan arapların sayısını artıracak. 

ilhak girişimi karşısında sokaklar da boş kalmadı. filistinliler, 1 temmuz’u öfke günü ilan etti ve bulundukları her yerde, gazze ve batı şeria’da, işgal altındaki filistin’de yani israil’de ve filistin diyasporasının yaşadığı ülkelerde filistin dostlarıyla birlikte gösteriler düzenlediler. filistinli esirlerle dayanışma ağı, o gün en az yüz ayrı yerde eylem yapıldığını açıkladı. şunu hatırlatmak istiyorum, 1948’de yurtlarını terk etmek zorunda kalan filistinlilerin bir kısmı ürdün, suriye ve lübnan’da mülteci kamplarında yaşıyor, birçoğu da dünyanın farklı yerlerine dağıldı. bu insanların ellerinden alınmış topraklarına ve evlerine dönme hakkı filistin davasının en önemli taleplerinden biri. diğer yandan dünyanın pek çok yerinde filistinlilerden oluşan topluluklar olması bu ülkelerde filistin’le dayanışma hareketlerinin oluşmasını kolaylaştırdı. bir de israil vatandaşı olan ve 48 arapları da denen filistinliler var. israil’de gördüğümüz filistin’e ve filistinlilere destek veren faaliyet ve gösterilerin önemli bir kısmında onlar var.

AYŞE DÜZKAN

https://artigercek.com/yazarlar/ayse-duzkan/972-de-neler-oluyor

 

  • PLANIN 1 TEMMUZ’DAN İLERİ BİR TARİHE KAYDIRILMASINDA BİR HİKMET ARANACAKSA BAKILACAK YER DIŞ BASKILAR DEĞİL İSRAİL’İN KENDİ İÇ GERÇEKLİĞİDİR

Planın 1 Temmuz’dan ileri bir tarihe kaydırılmasında bir hikmet aranacaksa bakılacak yer dış baskılar değil İsrail’in kendi iç gerçekliğidir.

Eninde sonunda Batı Şeria yutulacak ama atılacak adımların büyüklüğü ve zamanını İsrail’in Yahudi karakterinin bozulmaması hassasiyeti belirliyor. En önemli fren bu; ilhak İsrail nüfusuna ne kadar Arap katacak? Bu kaygı işgal ve ilhakı zamana yaymayı gerektiriyor. Ama Filistinlileri öğüten bir strateji eşliğinde.

Batı Şeria’yı lime lime eden Apartheid koşulları ya da zeytin ağaçlarını kesen, tarlaları yakan, su depolarını kurşunlayan yerleşimci terörü bunun için var. İsrailli örgüt B’Tselem’e göre İsrail 2006’dan 31 Mayıs 2020’ye kadar Batı Şeria’da Filistinlilere ait 1554 evi yıktı. Yıkım 3 bin 403’ü çocuk 6 bin 780 Filistinliyi evsiz bıraktı. 2012’den beri yıkılan iş yeri sayısı ise 1673. Doğu Kudüs’te ise 2004’ten bu yana 1005 ev ve 424 işyeri yıkıldı. Filistinliler ev yapamıyor, evlenen çiftlere bir oda ilave edemiyor…

Gazze Şeridi ise açık hapishane. Her şey bir soykırımın tekâmülüne ayarlı! Bırakıp gitsinler! Nekbe’nin süreğenliği.

İlhak ertelendiyse nedeni Filistinlilerin haklılığı değil yani.

Koalisyon ortağı Mavi-Beyaz’ın lideri ve Savunma Bakanı Benny Gantz ‘Yüzyılın Anlaşması’nı beklemekten yana. Yasadışı yerleşimlerin finansörü bir aileden gelen Jared Kushner’in hazırladığı bu plan nasıl olsa işgal altındaki bölgeleri İsrail’e katacak. Dışişleri Bakanı Gabi Aşkenazi de Gantz ile aynı çizgide.

Eski Mossad Başkanı Tamir Pardo, iç güvenlik servisi Şin Bet’in eski başkanları Ami Ayalon ve Yoram Cohen, eski Genelkurmay Başkanları Gadi Eisenkot ve Dan Halutz dahil 220 emekli komutan ve istihbaratçı açık mektupla planın durdurulmasını istedi. Temel kaygı güvenlik. Amerikalı 149 Yahudi lider de benzer şekilde çıkıştı.

Ami Ayalon, Tamir Pardo ve Gadi Shamni, Foreign Policy’deki ortak makalede kısmi ilhak planının da riskli olacağını vurguladı. Üçlüye göre kısmi ilhakla durum kontrolden çıkar; İsrail milyonlarca Filistinliyle ne yapacağına dair çıkış stratejisi olmadan Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nde kontrolü ele almak durumunda kalır.

İsrail siyasetinin cılız bir tarafı barış umudunu bitireceği kaygısıyla ilhaka karşı çıkıyor.

Yerleşimciler tam ilhakı içermediği için olmaz diyor.

Siyonist sağ-sol-liberal kanatların ana meselesi İsrail’in Yahudi karakteri. Bu hassasiyeti eski Dışişleri Bakanı Tzipi Livni güzel özetledi:

“İlhak şimdi Batı Şeria’daki Filistinlileri dışarıda bırakacak şekilde olacak ama (Filistinliler) gelecekte kendi devletlerini kuramayacaklarına göre bir sonraki adım, Ürdün Nehri ile Akdeniz arasında tek bir devletin olmasıdır. Bu da milyonlarca Filistinliyi de ilhak etmeden imkânsız demektir. İsrail, Yahudi devleti olma özelliğini kaybedecektir.”

Yani temkinli cephe işgal ve ilhakı reddetmiyor. Dertleri barış anlaşmaları ve Oslo düzeninin tehlikeye atılmaması. Gantz bu çerçevede “Ürdün Vadisi her zaman İsrail kontrolünde olmalı. Batı Şeria’daki yerleşim birimleri ayrılmaz bir parçamızdır, egemenliğimize dahil edilmelidir. Fakat soru şu:

Nasıl ve ne zaman? Örneğin Ürdün’le olan barış, İsrail devletinin bir hazinesidir, tehlikeye atılmamalıdır” diyor.

Bu itirazlar Washington’da etkili oldu. Trump daha Yüzyılın Anlaşması’nı yeni ortaya koymuşken ilhaka yeşil ışık yakmadı.

Netanyahu’ya “Önce ortakların rızasını al, buralar zaten senin olacak, azcık sabırlı ol” denildi.

FEHİM TAŞTEKİN

https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2020/07/02/yahudi-itirazi-da-olmasa/

 

Netten okumalar

  • AMERİKAN YAHUDİLİĞİNİN TARİHİ SAFHALARI - MURAT GÜZEL

https://www.star.com.tr/acik-gorus/amerikan-yahudiliginin-tarihi-safhalari-haber-1555448/

  • FEHİM TAŞTEKİN & IŞIN ELİÇİN İLE PUSLU KITALAR (5): İSRAİL’İN BATI ŞERİA’YI İLHAK PLANI VE FİLİSTİN’İN GELECEĞİ

https://medyascope.tv/2020/06/30/fehim-tastekin-isin-elicin-ile-puslu-kitalar-5-israilin-bati-seriayi-ilhak-plani-ve-filistinin-gelecegi/

  • SOSYOLOJİK KOPUŞUN ADI IRKÇILIK - ERDAL BOYOĞLU

https://artigercek.com/haberler/sosyolojik-kopusun-adi-irkcilik

  • FELAKETTEN SONRA YAŞAMAK! - MERT TANAYDIN

https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/felaketten-sonra-yasamak-1748401

  • 'GAYRİMÜSLİM MEHMETÇİKLER'-ARSLAN TEKİN 

https://www.yenicaggazetesi.com.tr/gayrimuslim-mehmetcikler-56186yy.htm

  • İSPANYA İÇ SAVAŞI'NIN İSTANBULLU RESSAM GENERALİ: GERASSİ – KAVEL ALPASLAN

https://www.gazeteduvar.com.tr/dunya-forum/2020/07/04/ispanya-ic-savasinin-istanbullu-ressam-generali-gerassi/

  • PERA VE GALATA’DA YAHUDİ İZLERİ 3: BEYOĞLU MODA YAŞAMINDA BONMARŞELER VE TERZİLERİMİZ – MOİS GABAY

https://www.gazeteduvar.com.tr/konuk-yazar/2020/07/03/pera-ve-galatada-yahudi-izleri-3-beyoglu-moda-yasaminda-bonmarseler-ve-terzilerimiz/

  • GÜNÜN KADINI: AUSCHWİTZ KAHRAMANI ORLİ WALD - SEMRA ÇELİK

https://ekmekvegul.net/sectiklerimiz/gunun-kadini-auschwitz-kahramani-orli-wald

  • YOLSUZLUK DAVALARINDA BAŞBAKAN NETANYAHU'NUN EN GÜÇLÜ SAVUNUCUSU OĞLU YAİR NEDEN ÖN PLANDA?

https://tr.euronews.com/2020/07/05/israil-yolsuzluk-davalar-nda-basbakan-netanyahu-nun-en-guclu-savunucusu-oglu-yair-neden-on

  • SEPHARDİC ART SONG: A MUSİCAL LEGACY OF THE SEPHARDİC DİASPORA | LORİ ŞEN

https://www.youtube.com/watch?v=VKqPmXr3LjA

  • 86. YILINDA TRAKYA POGROMU: IŞIL DEMİREL İLE SÖYLEŞİ

https://acikradyo.com.tr/acik-gazete/86-yilinda-trakya-pogromu-isil-demirel-ile-soylesi

 

Takılan tweetler

Komser Şekspir Kelebek@marutguven

2. Dünya Savaşı sırasında Alman naziler tarafından toplama kamplarına gönderilen ve topluca katledilen insanların valizleri. Polonya, Gdańsk’da bir müzede böyle sergileniyor...

 

https://twitter.com/marutguven/status/1278827059675004929

Ömer Evren Kuzu@merEvrenKuzu1

1) Dun @emrkongar ogretmenin bahsettigi yok edilen bir aileye ait "stolpersteine".

2) Yahudi cocuklari kurtarmaya calisirken ayni sonu paylasan rahip Bonhoeffer'e adanmis bir plakart.

3) Oderberger otelinin dis cephesinde onarilmamis savas izleri.

Berlin bu. Unutturmuyorlar.

Ozellikle bu; mermi, agir silah muhimmati, patlayici ve yangin izlerini Berlin'deki tum binalarda gorebilirsiniz. Dunyaca unlu muze adasindaki muzelerde, kamu binalarinda, kiliselerde, anitlarda her yerde karsiniza cikar. Fasizmin, insanliktan cikmanin bedelini hatirlatirlar.

"Nie wieder Deutschland!" (Bir daha asla Almanya!)

 

https://twitter.com/merEvrenKuzu1/status/1278949529606328320

 

edirneyahudiyemekleri@eyahudiyemekler

Bu tarifimiz de ikinci Domat konaros tarifimiz.

Dünkü tarife göre daha sulu, aynı güzel lezzette.

#Edirne #Yahudi yemeklerinin en sade fakat en lezzet patlaması yasatan tariflerinden birisi olan #Domatkonaros ya da diğer şehirlerde bilinen adı ile #Armikodetomat yaptık.

 

https://twitter.com/eyahudiyemekler/status/1278398956754612225

edirneyahudiyemekleri@eyahudiyemekler

·#Edirne #Yahudi yemeklerinin en sade fakat en lezzet patlaması yasatan tariflerinden birisi olan #Domatkonaros ya da diğer şehirlerde bilinen adı ile #Armikodetomat yaptık.

Bizi şaşırtan ise böylesine kolay ve az malzeme ile aşık edici bir lezzetin ortaya çıkmasıydı. #sephardic

 

https://twitter.com/eyahudiyemekler/status/1278019088997023744

 

Beinecke Library@BeineckeLibrary

Ketubah : Turkey, 1900, July 6.

כתובה : טורקיה, 1900, תמוז 9.

https://brbl-dl.library.yale.edu/vufind/Record/3442607

 

https://twitter.com/BeineckeLibrary/status/1280198593031405568

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

gazete sayfası

Tünelin Ucu-İzel ROZENTAL

Tünelin Ucu-İzel ROZENTAL