29 Temmuz 2021 Perşembe 15:46
Radisson

Web´den Seçmeler

• İsrail’in önemi ise daha büyük. Tel Aviv’le anlaşma sağlanıp KKTC üzerinden bir boru hattı kurulursa, sadece İsrail gazı Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınmayacak. İleride Lübnan ve hatta Suriye’deki gaz da aktarılacak. Bu da Türkiye’nin bölgede -tarihte hiç olmadığı kadar- merkezi bir rol üstlenmesi demek.Ankara da bu vizyonu sahiplenmiş, kendini bu yeni “enerji köprülerine” hazırlıyor gibi. • Verda Özer - Milliyet

İzak BARON Diğer 1326 görüntüleme
22 Ocak 2020 Çarşamba
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun 6 Aralık’ta “Rum kesimi hariç bütün ülkelerle anlaşma yapabiliriz. Biz bölgede iş birliğinden yanayız ve hazırız” demesi, işte bu eksik kalan parçaları tamamlamaya yönelik. Akabinde en üst yetkililerden peş peşe gelen benzer açıklamalarda da vurgu Mısır, İsrail ve Yunanistan oldu.

 

Şimdi Ankara’yı bu üç ülkeyle kurulacak “enerji bağları” bekliyor. Üçüyle de diyalog kanalları açılarak Doğu Akdeniz’de deniz sınırları geç kalınmadan belirlenmeli. Hakeza basın üzerinden Kahire’ye sık sık iletilen “Güney Kıbrıs’la anlaşırsanız, bizimle yapacağınız anlaşmaya göre çok daha zararlı çıkarsınız” mesajları... Yine Mısır bürokrasisinin Cumhurbaşkanı Sisi’ye “Türkiye ile deniz anlaşması yapılması çıkarımıza olur” diyen iç yazışmalarının basına sızması... Ufukta böyle bir “enerji köprüsü”nün olduğuna delalet.

 

İsrail’in önemi ise daha büyük. Tel Aviv’le anlaşma sağlanıp KKTC üzerinden bir boru hattı kurulursa, sadece İsrail gazı Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınmayacak. İleride Lübnan ve hatta Suriye’deki gaz da aktarılacak. Bu da Türkiye’nin bölgede -tarihte hiç olmadığı kadar- merkezi bir rol üstlenmesi demek.

 

Ankara da bu vizyonu sahiplenmiş, kendini bu yeni “enerji köprülerine” hazırlıyor gibi.

 

Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz “Mavi Uygarlık” kitabında, “Bundan sonra deniz hakimiyeti, bir ülkenin gücünü en çok belirleyen etkenlerden olacak” diyor. 2006’da ortaya attığı “Mavi Vatan” kavramı da zaten bu vizyonu ortaya koyuyor. “Türkiye’nin Karadeniz, Akdeniz ve Ege’deki deniz yetki alanlarını kapsayan vatan” anlamına geliyor. İşte şimdi Ankara, Mavi Vatanı’nı sahipleniyor. Türkiye’nin 21. yüzyıla damgasını vuracak jeopolitik stratejisi de bu olacak gibi görünüyor.

 

Verda Özer

http://www.milliyet.com.tr/yazarlar/verda-ozer/misir-ve-israil-sirada-6125171

 

  • Süleymani suikastı, ABD’ye “açıktan ihale edilmemiş” olsa bile İsrail’in hesabına yazılacak bir gelişme olarak görülmelidir

 

İsrail perspektifinden konuya bakıldığında, ABD’nin gerçekleştirdiği suikast bölgesel düzeydeki en kritik gelişmelerden biri olarak görülebilir. Nihayetinde Kasım Süleymani’nin temsil ettiği pozisyon, İran dış politikasının bölgesel ölçekte uygulamasında başat bir figürü imliyor. Süleymani’nin tasfiyesi, İran dış politikasındaki yayılmacı reflekslerin törpülenmesini sağlamaya yönelik bir hamle olarak okunabilir. Lakin salt bireysel bir çözümleme, birtakım yapısal süreçlerin kesintiye uğraması ihtimalini güçlendirmez.

 

İran dış politikasındaki yayılmacı temayül, salt Süleymani’nin kişisel özelliklerine indirgenemeyecek boyutlarda yapısal bir nitelik sunar. Devrimin ilk günlerinden itibaren söz konusu yayılmacı güdülerin bir parçası olarak sivrilen Süleymani, bu yapısallığın parçalarından ancak biridir. Fakat en nihayetinde, devrimin üst kademesi tarafından gördüğü kabul ve takdir, onu elbette kritik önemde bir profil olarak önümüze koyuyor.

 

Özellikle bölgedeki Şii milislerin örgütlenmesi ve koordinasyonunu sağlaması açısından İran dış politikasının önemli bir uzvu haline dönüşen Süleymani, hiç kuşku yok ki İsrail’in bölgesel hesaplarının da bir parçasıydı. Kuneytra bölgesindeki radikal unsurların varlığı, Suriye sınırlarında İsrail’i rahatsız eden bir gelişmeydi. Golan tepelerinin istikrarsızlaştırılmasını olası kılıyordu. Lübnan’ın güney sınırlarındaki Hizbullah varlığı ve bu örgütün Suriye iç savaşı sürecinde edindiği tecrübe ve silah kapasitesi, İsrail ulusal güvenlik elitlerini huzursuz eden bir gelişmeydi. İsrail hava kuvvetleri Hizbullah’a gönderilen silah konvoylarını defalarca bu sebeple vurdular. Ayrıca Gazze’de ve Mısır’ın İsrail’e sınırdaş Sina yarımadasında konuşlanmış radikal unsurlar, İsrail’in devlet-dışı oluşumlar eliyle çevrelenmesini sağlıyordu. İşte bütün bu zincirin halkalarını birbirine ekleyen kişi olarak Süleymani, elbette stratejik bir hedefti.

 

Süleymani suikastı, ABD’ye “açıktan ihale edilmemiş” olsa bile İsrail’in hesabına yazılacak bir gelişme olarak görülmelidir. İsrail’in İran’a karşı kurguladığı politikada “koç başı” olarak görev üstlenmeye her daim hazır olan Trump yönetimi, Süleymani suikastını da göstere göstere gerçekleştirdi. Kaldı ki İsrail İran’ın nükleer faaliyetleri dolayısıyla küresel düzeyde kısıtlanmasını, ABD nezdinde sahip olduğu lobi gücüne borçluydu. Bölgesel düzlemde İran namına iş gören milis güçlerini ve onların “koordinatörünü” hedef almak ise ABD’nin “sahaya indiğini” gösteriyor. Bu gelişme de kuşkusuz İsrail odaklı pozisyon almanın bir biçimde tezahürüdür. İsrail’in suikast sonrası süreçte kendi rolünü deşifre edecek biçimde telaşlanması ve nükleer bir güç olduğunu başbakanı nezdinde “ağzından kaçırması” ise İran’dan gelebilecek olası misillemelere yönelik bir el göstermeydi.

 

İran’ın bölgesel düzeyde Şii kitleleri baz alarak yayılmacı bir politika yürütmesi, İsrail’in kuzey sınırlarını istikrarsızlaştırıcı bir girdi olarak değerlendiriliyordu. Arap Baharı’nın küllerinde yürütülen askeri operasyonlarla İran’ın Lübnan’a kadar karasal bir bağlantı elde etmesi, bölgedeki devletleri ve sınırları aşan transnasyonal bir nitelik sunuyordu. Hal böyle olunca İsrail İran’la bir nevi komşuluk ilişkisi yaşamaya başlamıştı. Süleymani de bu sürecin en belirgin simasıydı. Kâh Irak’ta kâh Suriye’de boy gösteren askeri-politik bir figür olarak Süleymani, İran dış politikasının yayılmacı niteliğini de öncelikle temsil eden bir şahsiyet konumuna ulaşmıştı. Bu bağlamda Süleymani’nin hedef alınması, öncelikle İran’ın bölgesel yayılmacılığına yönelik bir tepki olarak görülmelidir. Bu algı da kuşkusuz İsrail’in ulusal güvenlik yaklaşımlarıyla tam anlamıyla uyumludur. Her ne kadar İran yayılmacılığını sona erdirmeyecek olsa da, Süleymani’nin ölümünün söz konusu sürece ciddi bir darbe indirdiği de muhakkaktır.

 

Ceyhun Çiçekçi

https://www.aa.com.tr/tr/analiz/israil-jeopolitigini-yeniden-okumak-iran-umman-libya-ucgeni/1705561

 

  • “Hiçbir şekilde ırkçı değilim, hele antisemitist hiç değilim, antisemitistlerden de nefret ediyorum, Yahudlere şahsi hiçbir garezim yok ve olamaz.”

 

Rasim Özdenören için not: Daha önce yayınlanan “Rasm Özdenören’in evinde” başlıklı yazımdaki Yahudi bahsiyle ilgili sosyal medyada Rasim Bey çok haksız suçlamalara maruz kaldı. Oysa orada Rasim Bey, Yahudilerle kavga etmeyi değil, tam tersine kavga etmemeyi öneryordu. Konuyla ilgili telefonda konuştuk, çok üzgündü. Tamamen benim hatamdan kaynaklanan yanlış anlama için şunları söyledi: “O sohbette sözünü ettğm Yahudilik bahsinin bağlamı onlara düşmanlık değil, tam tersine münasebetlerin olumlu bir ortamda gelşmesini talep eden bir tavır içindi. Bütün insanlara olduğu gibi, Yahudilere de sonsuz saygı duyuyorum. Hiçbir şekilde ırkçı değilim, hele antisemitist hiç değilim, antisemitistlerden de nefret ediyorum, Yahudlere şahsi hiçbir garezim yok ve olamaz.”

 

Muhsin Kızılkaya

https://www.haberturk.com/yazarlar/muhsin-kizilkaya-2291/2559905-iki-fotograf-iki-eylem

 

 

  • İsrail’de mart ayında yapılacak yeni seçimde de seküler ve ultra-ortodoks kutupların arasındaki ihtilafların çözülebilmesi kolay görünmüyor.

 

Uzun yıllardır koalisyonlara dahil olan ultra-ortodoks partiler, dış politika gibi konularda inisiyatif almazken, kendi yaşayış biçimlerini muhafaza edecek alanlarda etkin oluyorlar. Bu partiler sistem içinde kalarak kürtaj, evlilik, boşanma, yiyecek sektöründeki düzenlemeler, Şabat kurallarına uyulması, dini eğitim sistemindeki uygulamalar ve askerlik gibi konularda karar mekanizmasına dahil olma imkânı buluyor. Öyle ki Birleşik Tevrat Yahudiliği partisinden Yitzhak Pindrus’a göre, Haredilerin politik arenada aktif olmaları modern yaşamın günahlarından uzak duracak kazanımları elde etmeleri için elzem. Pindrus’un, geleneksel Haredi toplumu ve seküler siyonist anlayış arasındaki mücadeleye dikkat çekmesi, ülkede yaşayan yaklaşık 1 milyon ultra-ortodoks Yahudinin ülke gündemindeki tartışmalara nasıl baktıkları hakkında barometre olarak gösterilebilir.

 

Askerlik görevinin, kendilerinin Yeşiva’daki dini öğrenimlerini aksatacağını iddia eden Harediler, kendi çalışmalarının toplumsal bir görev olduğu düşüncesini taşıyorlar. Haredi bir hahamın özeleştiri mahiyetinde vurguladığı gibi “seküler anneler askerdeki çocukları nedeniyle uykusuz geceler geçirirken, ultra-ortodoks annelerin çocuklarıyla aynı masada akşam yemeği yeme imkanlarının olması” toplumdaki derin bir çatlağa işaret ediyor.

 

Şabat günü uygulamaları da bir diğer tartışma olarak iç siyasette konu başlığı olmayı sürdürüyor. Harediler, katı bir şekilde, Şabat’ta gerekli dini emirlerin yerine getirilmesini istiyor. Öyle ki, Birleşik Tevrat Yahudiliği partisinin lideri Yaakov Litzman, 2017’de Şabat gününde iş makinelerinin çalışmasının dini değerlerine ve İsrail’in dini kimliğine saygısızlık olduğunu kaydederek bakanlıktan istifa etmişti. Öte yandan, bu toplumsal ihtilafın son yansımalarından biri de seküler bir yönetime sahip olan Tel Aviv belediyesinin, yakın zamanda, Şabat günü toplu ulaşım için ücretsiz ek seferler düzenleme kararı alması da tartışmalara yol açtı. Son dönemde cazip bir turizm noktası olan ve seküler bir anlayışla yönetilen Tel Aviv’de Belediye Başkanı Ron Huldai hafta sonu yolculuk yapabilmenin de temel bir hak olduğunu kaydetmişti. Daha önce 2018 yılında Tel Aviv’de, Şabat günü devam eden inşaat çalışmaları nedeniyle organize protesto gösterileri düzenleyen ultra-ortodoks topluluğun bu seferki genel sessiz tavrı ise politik arenadaki kırılgan atmosfere bağlanıyor.

 

İsrail’deki iki seçimin ardından oluşan tablonun ipuçları 2018 Temmuz’da yapılan Yahudi Ulus Devlet Yasa tasarısı zamanında oluşan meclis aritmetiğinde de görülmüştü. Yasa, İsrail devletinin kimliğinin tespiti üzerine yapılan bir girişimdi ve oldukça sert tartışmalara yol açmıştı. Bir yanda İsrail’in Yahudi kimlikli bir devlet olduğunun adını koymak isteyenler, diğer yanda ise bu kimliğe vurgu yapmaya mesafeli olan iki blok arasında İsrail siyasetinin geleceğine de projeksiyon tutan bir tablo oluşmuştu. 62’ye karşılık 55 oyla kabul edilen bu yasanın kabulü esnasında ortaya çıkan tartışmalar ve yasaya destek veren ve karşı çıkan vekiller arasındaki oy farkının azlığı bile meclisteki uzlaşının ne kadar hassas dengeler üzerinden kurulduğunu gözler önüne sermişti. Ultra-ortodokslar, kabul edilen yasanın dini bir anlayıştan çok ulusal bir bilinçle hazırlandığını söylemiş, ancak çok da sıcak bakmadıkları yasa teklifine, kazanımlarına odaklanarak lehte oy vermişlerdi.

 

İsrail’de mart ayında yapılacak yeni seçimde de seküler ve ultra-ortodoks kutupların arasındaki ihtilafların çözülebilmesi kolay görünmüyor. Tatbik edilmek istenen iki farklı yaşam tarzı pratiklerinin doğurduğu ikilem, köklü bir gerilim olarak ortaya çıkıyor. Yeşiva öğrencilerinin askerlikten muafiyetleri yıllardır süren bir uygulama ve Haredi kesim için vazgeçilmez bir imtiyaz hükmünde. Diğer yandan İsrail toplumunda da (Tel Aviv örneğinde görüldüğü üzere) siyasetin seküler kanadından gelen tabu yıkıcı hamleler toplumdaki ihtilafı alevlendiriyor. Siyasi partilerin temel hedefinin salt çoğunluğa ulaşarak en kısa sürede hükümet krizini sona erdirmek olduğu İsrail’de, gün yüzüne çıkan bu toplumsal fay hatlarındaki hareketliliğin devam edeceği ve seçimler üstü bir şekilde ülke gündemindeki mevcudiyetini koruyacağı öngörülebilir.

 

Emre Karaca

https://www.aa.com.tr/tr/analiz/israildeki-hukumet-krizinde-ultra-ortodoks-yahudilerin-rolu/1708259

 

  • Netten okumalar

 

  • Kasımpaşa'nın bilinmeyen Yahudileri – Rafael Sadi

 

https://odatv.com/kasimpasanin-bilinmeyen-yahudileri-16012010.html

 

  • 19. YÜZYIL SONUNDA FİLİSTİN’DE ARAP-YAHUDİ KARŞILAŞMASININ BİR İNCELEMESİ: KOMŞUDAN HASIMA DÖNÜŞÜMÜN TARİHSEL SOSYOLOJİSİ - Tuğçe ERSOY CEYLAN

 

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/911276

 

  • Nefret Söylemi ve Nefret Suçunun Türkiye Üzerinden Örneklerle İncelenmesi - Nurhayat Güranlıoğlu

 

https://www.academia.edu/9694839/Nefret_S%C3%B6ylemi_ve_Nefret_Su%C3%A7unun_T%C3%BCrkiye_%C3%9Czerinden_%C3%96rneklerle_%C4%B0ncelenmesi

 

  • Auschwitz - "Dünya soykırımdan ders çıkarmadı"

 

https://www.youtube.com/watch?v=kFaI3nrxkak

 

  • Mükemmelden de öte: Mark Spitz

 

https://tr.eurosport.com/olimpiyat-oyunlari/mukemmelden-de-ote-mark-spitz-olimpiyat-hikayeleri-tokyo-2020-mustafa-kavgaci_sto7612533/story.shtml

 

  • Anlatmaya ve Dinlemeye Sadakat: Jean Améry, Hınç ve Umut - UMUT TÜMAY ARSLAN

 

http://www.agos.com.tr/tr/yazi/23485/anlatmaya-ve-dinlemeye-sadakat-jean-amry-hinc-ve-umut

 

  • Ey Filistin bu kaçıncı kazık, kaçıncı hançer – Ertuğrul Özkök

 

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ertugrul-ozkok/ey-filistin-bu-kacinci-kazik-kacinci-hancer-41422640

 

  • İsrail’in yerli otomobil projesi neden batmıştı? - Ussal ŞAHBAZ

 

https://www.dunya.com/kose-yazisi/israilin-yerli-otomobil-projesi-neden-batmisti/460805

 

  • “Defol İsrail’e git Yahudi Vedat Milor” sözlerine Milor'dan çarpıcı yanıt

 

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/1715368/defol-israile-git-yahudi-vedat-milor-sozlerine-milordan-carpici-yanit.html

 

 

  • Takılan tweetler

 

Gökhan Çınkara@gcinkara

İsrail'in ilk başbakanı olan David Ben Gurion'un hakkında kalem oynatan yazarlara göre o inanılmaz kıskanç ve obsesif yönelimleri olan birisiydi aynı zamanda.

Ben Gurion'un bu kişilik özelliklerinin çıktığı anlardan birisi İsrail tarihinde "HaEsek HaViş" yani Talihsiz İş> olarak bilinen Lavon Meselesi'dir. 

Lavon Meselesi (Paraşet Lavon) David Ben Gurion'u ayrı bir parti (RAFI) kurmaya itecek kadar önemli bir meseledir. 

1965 Seçimleri'nde solun zayıflaması, 1977'de nihai çöküşü getirmiştir.

RAFI (Reşimot Poaley Yisrael= İsrail İşçileri Listesi), oyların yüzde 8'ini almış, mv olarak 120 üyeli Knesset'de 10 vekil elde etmişti. 

İşçi Hareketi'nin uzun süreli hakimiyeti hem siyasal (politik partiler) hem de toplumsal (Histadrut ve Kibbutz) boyutlarından parçalanıyordu.

RAFI'nin, İşçi Hareketi'nin (Tnuat HaAvoda) ana akım aktörü MAPAY (Mifleget Poaeley Eretz Yisrael=İsrail Vatanı İşçileri Partisi) ideolojik ve sosyolojik olarak bir ayrışması yoktu.

Temel mesele: kadro, parti kurumsallığı ve lider kültüydü.

David Ben Gurion geri adım atmadı.

David Ben Gurion, 1965 yılında RAFI Kongresi'nde konuşuyor. 

Uslanmaz bir kitap okuyucusu, heyecanlı bir tartışmacı, İsrail Siyaseti'nin Musa'sı denir.

 

Pinhas Lavon ise MAPAI içerisindeki Ben Gurionist Gençlere (Tzeirim) şunları diyordu:

"Bunlar kendilerini Fabian Grubu olarak adlandırıyor. Alakası yok! Fabian Grubu, entelektüel, demokrasiye sadık ve hükümet arzusuyla yanıp tutuşmayan kişilerden oluşuyordu."

RAFI'de yer alıp İsrail Siyaseti'ni şekillendiren kadrolar çıkmıştır:

Şimon Peres (Cumhurbaşkanı)

Yithzak Navon (Cumhurbaşkanı)

Moşe Dayan (Bakan, GKB)

Levi Eşkol (Başbakan, SAĞ) ve Şimon Peres (Başbakan, Bakan ve Cumhurbaşkanı).

Eşkol, Ben Gurion ve Gençlerin kendisini sırtından hançerlediğini yazacaktı.

David Ben Gurion ve Peres.

 

1965 Seçimleriyle İşçi Hareketi'ne ilk darbe indi, 1967 6 Gün (Şeşet HaYamim) ve 1973 Yom Kipur Savaşı ise İsrail'de solun 50 yıllık krizini tetikleyen gelişmeler olacaktı.

RAFI deneyimi esas olarak hakim bir partiden (MAPAI) ayrılan küçük bir siyasi oluşumun kadro ve siyasi dağılım açısında kar topu etkisi yaratabileceğini göstermesi açısından önemlidir.

David Ben Gurion'un yatak odası.

1973'de burada ölmüştür.

 

 

kültürİstanbuL@kulturistan

Osmanlı sigorta binası yapılmadan önce burada iki han varmış. İkisi de yıkılıp tek bina yapılmış. Hanlardan birinin sahibi Musevi cemaatinden Dr. Castro. Castro toptaşı bimarhanesinin müdürü

 

Dr. Castro’dan sık sık bahsettiğimiz bir yayını @FatihArtvinli1  ile yapmıştık

https://medyascope.tv/2016/09/24/dr-fatih-artvinli-ile-delilik-siyaset-ve-toplum-toptasi-bimarhanesi/

 

https://twitter.com/kulturistan/status/1218633301818314752

 

 

kültürİstanbuL@kulturistan

Beyoğlu’nda bugün artık var olmayan üç hayalet sinemayı inşa eden mimar Rafael Algaudiş. 

 

Emek, İpek ve Rüya sinemaları. Kendisi Lozandan diplomalı. Kaderine bir çok sinemayı tasarlayıp inşa ettirmiş

 

Rafael beye dönersek kendisi maalesef varlık vergisi kurbanı olmuş ve evini barkını satıp borçlarını ödeyip, sokaklara düşmüş. Eşin dostun yardımıyla Gümüşsuyu’ndaki bir apartmana ek kat yaparak burada 1973’e kadar yaşamış ve vefat etmiş

 

Berken Döner@Berken_2190

Sebat Apartmanı’nın da mimarıdır Rafael Algudiş. O Sebat Apartmanı ki Hrant Dink’le özdeşleşmiştir. O apartmanın kapısının önünde vuruldu Hrant Dink.

 

Karel Valansi@karelvalansi

Değerli bir kişiydi Rafael Alguadiş. Oğlu yazar Jak Alguadiş ile bir röportaj yapmıştım 2013’te. Bu röportaj daha sonra Atilla Dorsay’ın “Emek yoksa ben de yokum!” kitabında da yayınlandı http://www.karelvalansi.com/2013/10/emek-sinemasnn-mimar-rafael-alguadis.html?m=1

 

https://twitter.com/kulturistan/status/1217753549637144576

 

 

bir vakitler Edirne...@birvakitler1

"Bir varmış... bir yokmuş..." diyerek yeniden Eski İstanbul Caddesi'ne uzanıyoruz...

Karşımızda, bir dönemin Alyans Mektebi, günümüzün İnönü İlkokulu...

 

https://twitter.com/birvakitler1/status/1219196469418319872

 

 

 

 

 

 

Cemaat Vakıfları@CemaatVakiflari

Halen köklü bir üniversitemizde, bilgilerini aktarmaya devam eden Yahudi bir eğitimcimiz

 

 

 

https://twitter.com/CemaatVakiflari/status/1217691823294046208

 

 

Türk Musevileri Müzesi@muze500

Müzelerde Selfie Günü🤳##museumselfiedayturkey

 

 

https://twitter.com/muze500/status/1217418787575730177

 

ivo molinas@basyazar

Hakkı Bey’den düzeltme gelmesi lazım.Tamamen yanlış anlamış.Tersine,İsrailli startup firmalarının satın alınmasında rekor kırılmış 2019’da.

 

https://twitter.com/basyazar/status/1217046251792949249

 

 

Mustafa Fatih Yavuz@fthyvz7

Hafıza nasıl canlı tutulur? İsrail’in Holokost müzesi Yad Vashem’de 1933-1946 yılına ait gazete manşetlerinden bir kısmının toplanmış hali gazete formatında basılıp satılıyor.

 

https://twitter.com/fthyvz7/status/1219222265834897408

 

 

 

 

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Şalom TV GZ

TÜNELİN UCU - İzel Rozental

TÜNELİN UCU - İzel Rozental

MOZOTROS AİLESİ - İrvin Mandel

MOZOTROS AİLESİ - İrvin Mandel