Bardaklar ‘çin çin’

Tilda LEVİ Köşe Yazısı
8 Nisan 2015 Çarşamba

Bu sene de Pesah’ı yarıladık. Önceleri harıl harıl gelen WhatsApp mesajları ikinci geceden sonra sessizliğe büründü. Hanımlar yoruldu mu ne? Yoksa yavaş yavaş ilerleyen zamandan payımıza düşeni mi alıyoruz? En sevdiğim(!) olay da işin perde arkası. Yani geceden yığılmış tabak çanağın yerlerine konması. Ne kadar söylensem de bunun için yardım istemem. Çatal bıçakları kılıflarına koyarken tek tek sayarım. Tabii oturarak hallettiğimden sorun değil. Ardından sıra bir tepsiye dizdiğim bardaklara gelir. Mutfaktan büfeye gidene kadar birbirine değen camlardan çıkan ‘çin çin’ sesleriyle bir kaza çıkmadan dolaba yerleştirdim. Tabaklar, servis tabakları vs. büyük büfeye girecek. Sorun mu var; pek sayılmaz. Düzgün koymak için dizlerimin üstünde durmam lazım. Süre uzayınca dizlerim ağrıyor ve tahmin edildiği üzere kalkmakta zorlanıyorum; kesinlikle sinirlenmiyorum. Birkaç kez daha, ‘otur, kalk’ jimnastiğiyle işim bitiyor. Bilge bir edayla, ‘Bu sene daha güzel yerleştirdin’ diye kendimi kutluyorum.

Çekmeceye koymadan önce her biri bir Bar Mitsva ya da düğünden bir anı olan kipaları iyice katlıyorum. Nasip olursa seneye iki düzine yeni kipa edineceğim. Öbür türlüsü hep başkasının eşyasını kullanıyormuşum gibi geliyor.

***

Agada’yı okumaya gelince, çocukluğumun Seder sofralarında büyükbabam Agada’yı İbranice okurdu. Babamla eniştem belli bir makamla Judeo-Espanyol’a çevirdiler. Gerçi bir şey anlamazdık ama melodisi hala kulaklarımdadır. Çocuklarım büyümeye başladığında babam lisanı Türkçe’ye çevirdi. Hangisi daha doğru; tartışılır.

Benzer bir olayı Katolik bir arkadaşımla yaşadım. Paskalya Bayramı’nı tebrik etmek için telefon ettim. Sohbet sırasında, “Hangi kiliseye gideceksin?” diye sordum. “St. Antoine’a, ama hiç memnun değilim. Ayini artık Türkçe yapıyorlar. Aynı tat değil. Latince okumalarına razıyım. Söylenenleri anlamayacağım ama hiç olmazsa bildik bir makam işiteceğiz” dedi. İlginç, demek söz müziğin gerisinde kalıyor.

***

Tesadüfen bu bayramda evim çiçekle doldu. Hem de görüntüde güzel ama kokusuz olanlardan değil, mis gibi kokulu çiçeklerle. Diğer yanda her sene gelen bayram tebriği kartlarında kayda değer bir azalma olduğunu fark ettim. Üzüldüm. Tabii ki şahsıma gönderilmediği için değil; kişilerin artık bazı kısıntıları yapma durumunda kaldıkları için. Belki de gereğinden fazla açılmıştık da şimdi olunması gereken yerdeyiz.

***

Pesah Bayramı münasebetiyle, bir müddettir göremediğim Hahambaşı Rav İsak Haleva ve Rubissa Rejin Haleva’ya sağlık ve huzur dolu günler dilerim.