Susmak!..

Sözünü bilen kişinin, yüzünü ağ ede bir söz. / Sözü pişirip diyenin, işini sağ ede bir söz. / Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı, / Söz ola zehirli aşı, bal ile yağ ede bir söz. Yunus Emre

Rafael ALGRANATİ Köşe Yazısı
28 Eylül 2012 Cuma

Öyle ortamlar vardır ki, susmak konuşmaktan daha anlamlıdır. O anki suskunluğunuz konuşmaktan daha etkili bir cevap taşıyacaktır karşınızdakilere. Susarsınız!..

Katıldığınız bir toplantıda sohbet aniden anlamsızlaşıverir, özünü kaybeder, basitleşir. Konuşmanızın bir değeri olmayacaktır. Susarsınız!..

Ya da konuşmanız herkesi üzmekten öteye gitmeyecek, siz dahil kimseye fayda sağlamayacaktır. Susarsınız!..

Yeterince bilgi sahibi olmadığınız bir konunun tartışıldığı bir toplulukta, konuşup hata yapmaktansa dinleyip bilgilenmeyi yeğlersiniz! Susarsınız!..

Bunlar çok zor değildir. Yeri zamanı geldiğinde hepimiz yaparız.

***

Sözünü bilen kişinin, yüzünü ağ ede bir söz. / Sözü pişirip diyenin, işini sağ ede bir söz. / Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı, / Söz ola zehirli aşı, bal ile yağ ede bir söz.  Yunus Emre

Koca Yunus “susmak” becerisini bir kademe yukarı taşır. Bu dörtlüğü ile Ya sus, ya da sükuttan daha kıymetli bir şey söyle” der adeta bizlere. 

Nereden nereye diyeceksiniz ama, gelin hem susmayı hem de sükuttan daha kıymetli bir şey söylemeyi kısacık bir öykü ile ünlü bestekâr Paganini’den öğrenelim.

Paganini bir konserinde kendi bestelerinden birini icra ederken ön sıralarda oturan kral, yanındakilerle bir sohbete koyulur. Duruma oldukça üzülen Paganini, kemanını kolları arasına alıp başını öne eğerek büyük bir saygı ile sessizce beklemeye başlar. Koskoca salonda tıs yoktur. Aniden sessizliği fark eden kral, Paganini’ye dönerek merakla sorar:

- Hayrola üstad, bir durum mu var?

Paganini büyük bir saygı ve alçak gönüllükle kralın sorusunu yanıtlar.

- Saygıdeğer kralım, bizde büyükler konuşurken küçükler susar!...

Konuşurken susmak ve susarken konuşabilmenin bundan daha güzel bir örneği olabilir mi sizce?

***

Gelelim işin en zor kısmına. Friedrich Nietzsche bu zorluğu “İnsanlar arasında yaşamak güçtür, susmak güçtür de ondan!.” cümlesi ile özetlemiş.

İçinizde fırtınalar koparken, susabilmek!..

Yüreğinizde söyleyemediğiniz, haykırmak istediğiniz onca söz varken, susabilmek!..

Suskunluğun sizi en çok acıtacağı zamanlarda, susabilmek!..

Doğruyu bilirken, susabilmek!..

Susmanın “yanlışa onay” sanılacağı hallerde bile, susabilmek!..

 

Üstelik bunları “kendinizle barışık kalarak” başarabilmek.

Nasıl bir erdemdir ki bu?

Nasıl ulaşılabilir?

***

Ben denedim…

İlk kısmını, yüreğimi kor gibi dağlayan tarifsiz acıya rağmen teoride başardım belki. 

Ama pratikte çaktım!.. İkinci kısmından…

Hala küsüm kendimle!..