Sakin sulara ulaşabilecek miyiz?

Vedat LEVENT Köşe Yazısı
16 Ocak 2019 Çarşamba

• 2015-18 arasında stadyum yapımına 1 milyar dolardan fazla harcandı. 30 büyük stadyum için çalışma yapıldı. Sadece İstanbul’da kapasitesi 15 binin üzerinde tam sekiz stadyum bulunuyor.

• Stadyumlar doluyor mu? Türkiye’de 2018’de stadyumlara giriş yapan seyirci ortalaması Transfermarkt sitesine göre 21 bin kişi. Almanya’da bu sayı 44.657. Yani ülkemizin iki katından daha fazla. Futbol ile yatıp futbol ile kalkan bir ülke için üzüntü verici bir tablo.

• Süper Lig’de bulunan 18 takımın toplam 14,5 milyar TL borcu var. Türkiye futbol ekonomisinin içinde bulunduğu borç batağını futbol ekonomisti Tuğrul Akşar gözler önüne seriyor: Kulüplerin borçları 2018’de 14,5 milyar TL’ye ulaşırken gelirleri 3,5 milyar TL civarında.

• Bu borcun 10 milyarı Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor’a ait. Bu dört kulüp sürdürülemez borçlarından ötürü denetimi altında oldukları UEFA’nın yarışmalarından dışlanma riskiyle karşı karşıyalar. 

• UEFA organizasyonlarından dışlanma riski uygulamaya dönerse sonuç ülke riskinin artması ve ülke imajının daha da bozulması anlamına gelecek.

• Ekonominin dışarıdan yapılan borçlanmalar ile yüzde 7 dolayında yıllık büyüme gösterdiği yıllarda ucuz seyreden döviz, yabancı sınırlamasının da kalkmasıyla özellikle dört büyük futbol kulübünün yıldız yabancı futbolcu transferlerini de özendirdi. 2018’de Türkiye futbol endüstrisinin (Süper Lig’in) piyasa değeri 600 milyon doları buldu ve futbolun merkezi olan Avrupa’nın ilk yedisi arasına girdi. 

• Bu dönemde döviz kazanmaktan çok, döviz tüketen bir kurguya dayalı olarak hesapsızca yapılan borçlanmalar nihayetinde kıymetlenen dövizin borçları çevirmeyi zorlaştırması ile sürdürülebilir olmaktan çıktı ve reel bir krize evrildi.

• TFF ve TBB devlet desteğiyle bu duruma önlem alabilmek için 7 Ocak 2019’da bir proje başlattı.

• Bu proje çerçevesinde TFF Başkanı Demirören şöyle diyor: “Kulüplerimiz acı bir reçeteyle karşı karşıya kalacak. Ancak bu reçete içinde transfer yapıp, kulüplerini yaşatabilecekler. Kulüplere nefes alabilecek imkân veriliyor. Borç miktarı artık artmayacak. Herkes genel bütçelerine göre hareket etmek zorunda kalacak. Şu an TFF’nin sisteminde Avrupa’ya giden takımları UEFA denetliyor, geri kalanları biz TFF olarak denetliyoruz. Bütün takımlarımız ulusal denetimin içine giriyor.” 

• Sektörden alacaklı büyük bankalardan Denizbank’ın Genel Müdürü Hakan Ateş ise şu değerlendirmeyi yapıyor: “Planımız dahilinde her gelen yöneticinin kulübü borç batağına sokması engellenecek, kulüpler sürdürülebilir bir finansman modeline kavuşturulacak. Kulüpler ithal futbolculara milyonlarca döviz aktarmayıp, yatırım yaptıkları altyapı oyuncularına öncelik verecek.”

İnsan bu umut verici önlem paketine rağmen şu soruları sormadan edemiyor:

- Acaba içini dolduramadığımız, bakımlarına servet harcadığımız beton stadyumlara krediler alıp 1 milyar dolardan fazla harcama yapmasaydık da bu kaynağı doğru zamanda parlak gençlerimizi yetiştirmeye ayırsaydık, bu şekilde dünyada kendi futbol ekolünü yaratan, dışarıya futbolcu ihraç eden ve ekonomisini sürdürülebilir kılan bir futbol ülkesi olabilir miydik?

- Daha önce yine aynı yönetim tarafından alınan ‘yabancı sınırlamasının kaldırılması’ kararı, gerçekten hedeflediği gibi yerli oyuncu tercihini teşvik etmiş midir? Yoksa sürecin mevcut duruma evrilmesini hızlandırmış mıdır?

Gemisi göz göre göre fırtınaya sürüklenirken deneyimlileri dinlemeyip doğru önlemleri alamayan bir kaptan ve ekibi, şimdi açıkladıkları yeni önlemlerle gemi tam da kusursuz fırtınanın göbeğinde kalmışken sakin sulara ulaşabilecek midir?