Fransa kral ve kraliçesini seçiyor

Sami AJİ Köşe Yazısı
3 Mayıs 2017 Çarşamba

Başlığı görünce, benim için, “Tamam bu adam artık iflah olmaz, kaçıncı asırda yaşadığının farkında değil” dediğinizi duyar gibiyim. Lütfen acele etmeyin.

Pazar günü Fransız halkı 2. tur için sandığa gidecek ve anketlere göre Emmanuel Macron lehine oyunu kullanacak. Karşısındaki adayın seçilme şansı zayıf gösteriliyor.

Nitekim Macron’un nitelikleri, daha üniversite yıllarında ortaya çıkmış. Parlak ve çok yönlü bir öğrenciydi. (Eğitimini sürdürürken, aynı anda, Amiens Konservatuarının Piyano Bölümünü üçüncülük derecesiyle bitirmiş; derin bir felsefe eğitimi görmüş; savate denilen Fransız boksu maçlarına çıkmış.)

 ENA1 gibi çok prestijli bir yüksekokuldan mezun olduktan sonra, maliye bakanlığına girmiş ve süratle sivrilmiş. Kısa bir süre sonra Rothschild Bankasında çalışmaya başlamış. Görevi esnasında siyasilerin dikkatini çekmiş. Önce cumhurbaşkanlığı genel sekreterliğine getirilmiş, ardından en son Hollande hükümetinde ekonomi bakanlığını üstlenmiş. Ve nihayet son bir yılda ‘En Marche!’ hareketini yaratarak, bir yıl içinde en güçlü aday haline gelmeyi başarmış.    

Dolayısıyla Emmanuel Macron’u biraz tanımamız lazım. Bu sunumu yaparken de kendi sözleriyle fikirlerini ve yaşamını sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

Öyleyse, “En Marche!” (yürüyelim). Ve bana ilginç gelen beyanları ile portresini ortaya çıkarmaya gayret edelim:

“Demokratik sistemimizin işleyişinde bir noksanlık var. Bu noksanlık Kral’ın artık siyasi hayatımızda mevcudiyetinin olmamasıdır. Bana göre Fransız halkı Kral’ın ölümünü arzulamamıştır. Yaşadığımız terör evresi (1792-1794) toplumumuzda hayali ve duygusal bir boşluk yaratmıştır: Kral artık burada değil… Fransa hâlâ Kral’ın yasını tutuyor…”2

Serzenişini ve belki de hayalini görüyor musunuz? Devam edelim:

“Ben bir Avrupacı değilim; ne ‘eurosceptique’ (Avrupa’ya şüphe ile yaklaşan) ne de federalistim; ama benim yarattığım ‘En Marche’ hareketi Fransa’daki tek Avrupa yanlısı siyasi güçtür.”

“Tıpkı ABD’ de olduğu gibi, anti-damping tedbirlerini süratle ve güçlü bir şekilde uygulamalıyız. İlaveten Avrupa çapında, özellikle stratejik sektörlerdeki yabancı sermaye yatırımlarını denetleyecek bir mekanizma kurmalıyız. Bu suretle hem bağımsızlığımızın teminatı olan sanayileri koruyacak aynı zamanda kilit saydığımız teknolojilerde Avrupa’nın üstünlüğünü garanti altına alacağız.”3

Gençlere yönelik tasarıları, özellikle Fransa için, çok cüretkâr: 

“Bana milyarder olmaya hevesli Fransız gençleri lazım… Gençlerin bir patron değil, müşteri aramalarını istiyorum. Devlet memuru sayısını azaltacağım…(Bazı görevleri iptal ederek) 120 bin kişilik bir tasarruf sağlamayı düşünüyorum…”

“Milli eğitimde öncelik mesleki okullara verilmeli ve yöresel ihtiyaçlara göre özerk hareket etmeleri sağlanmalıdır… Bütün öğrenciler için geçerli olacak bir nevi Erasmus programı4 hayata geçirilecek ve her birinin en az altı ay yurt dışında öğrenim yapması sağlanacaktır… Tüm gençlere bir aylık mecburi kamu görevi yeniden tesis edilmelidir…”

Emmanuel Macron, eğitiminin ilk beş yılını Jesuites din adamlarının yönettiği Katolik okulunda geçirir. Daha sonra Paris’te ünlü ‘Henri-IV’ Lisesine devam eder ve pekiyi derece ile mezun olur. Şimdi laiklik ve din hakkında söylediklerine kulak verelim:

“…Bir Katolik, dini yasaların Cumhuriyetimizin tesis ettiği yasalardan önce geldiğini düşünebilir. Ancak kişi, kamusal alanda bulunduğu andan itibaren, Cumhuriyetimizin kanunlarının daima dini yasaların üstünde olduğunu bilmelidir…”5

“Bence, üniversitelerde başörtüsü giyen kızların peşine düşmek için yeni yasa veya yönetmelikler çıkarmak lüzumsuzdur ve Cumhuriyetimizin şanına gölge düşürebilir…”

“Dini esasa dayalı bazı okullarda, temel bilimler yerine özellikle Arapça eğitim veya (Yahudi okullarında) sadece Tora eğitimine önem verilmektedir. Hatta Cumhuriyet düşmanlığı aşılanabilmektedir…”6

Biraz da ‘Kraliçe’den bahsedelim. Birdenbire, neredeyse tüm dünya medyasının odağına yerleşti. Gün geçmiyor ki, onun hakkında yerli yersiz, bazen de hayali haberler yayınlanmasın. Gerçek şu ki eşinden 24 yaş büyük; ilk evliliğinden olma üç çocuğu ve yedi torun sahibi. Aralarında büyük bir aşk ve sevgi bağı var. Brigitte Trogneux (Macron) kocasının en büyük destekçisi ve aynı zamanda da danışmanı. Emmanuel Macron şöyle diyor: “Eşimin görüşleri benim için çok önemlidir. Çünkü başka bir ortamı temsil ediyor ve bu ortamın düşünme tarzını da bilmek gerekir. Kimse de merak etmesin bu faaliyetleri için herhangi bir ücret almıyor…”

Yazıyı daha fazla uzatmayacağım. Yorumunu da sizlere bırakıyorum.

Demokratik Macron hanedanına başarılar ve tüm Avrupa’ya (ülkemiz dâhil) hayırlı olmasını dilerim. 

 

1 ENA- Ecole Nationale d’Administration (Yüksek derecede devlet memuru yetiştirmek için 1945 yılında kuruldu.)

2 Bu beyanatı Temmuz 2015 tarihli ‘Le 1’ adlı haftalık mecmuada yayınlanmıştır.

3 Haziran 2015’teki bir söyleşiden alıntı.

4 Erasmus, yükseköğretim kurumlarının birbirleri ile ortak projeler üretmelerini, kısa süreli öğrenci değişimini öngören bir Avrupa Birliği programıdır.

5 Marianne dergisi, 1 Ekim 2016.

6 6 Ekim 2016 tarihli bir söyleşiden. Bu sözlere Fransa’daki birçok Yahudi kuruluşundan sert tepkiler gelmişti.