Bu hafta ağımıza takılanlar

Türkiyeli Musevilerin Türkiye İsrail arasındaki diplomasi krizinden etkilenmemesi gerekir ama pratikte hiç de öyle olmuyor. Örneğin 2010 yılında Gazze’ye giderken İsrail askerleri tarafından durdurulan Mavi Marmara gemisinde 10 Türk vatandaşının öldürülmesinin ardından, Türkiye’de antisemitizm ayyuka çıkmıştı. Sinagoglara saldırılardan, Musevilere yönelik ayrımcı ifadeler kullanan kamu yöneticilerine kadar uzanan antisemit söylem ve eylemler gerçekleştirilmişti. Sadece bu olayda değil, Türkiyeli Museviler iki ülke arasındaki her türlü siyasi karar ve krizde kendilerinin de muhatap alındığı bir algı yönetiminin hedefinde buluyorlar kendilerini. (…) Ancak sorun şu ki bu topraklarda yaşayan Museviler, Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşları. Dolayısıyla diplomatik gelişmelere bağlı olarak değişen, kaygan bir zeminde üretilecek politikalarla değil, eşit vatandaşlık hukukuna göre yönetilmek de en doğal hakları. SİBEL HÜRTAŞ – www.al-monitor.com

Diğer
6 Ocak 2016 Çarşamba
  • HAYATI İSRAİL DÜŞMANLIĞI ÜZERİNDEN ALGILAYAN SİYASAL İSLAMCILARIN İKTİDARDA OLDUĞU BİR ÜLKEDE, İKTİDARIN BEN İDRAKİNİN İSRAİL İLE OLAN İLİŞKİLER ÜZERİNDEN ŞEKİLLENMESİ DE KAÇINILMAZDIR

Merhum Erbakan'a “İsrail'in askeri teknolojisine mecburuz” dedirten güçle, sözde-Yeni Türkiye'nin liderine “İsrail'e ihtiyacımız olduğunu kabul etmeliyiz,” dedirten güç aynıdır.

Türkiye'nin İsrail ile köprüleri atmasına her zaman karşı çıktım. Sebebim farklıydı. Hiçbir zaman Türkiye'nin İsrail'e mecbur olduğuna inanmadım. Sahadaki mevcut şartlar bunu gösterse bile buna inanmayı milli bir onursuzluk ve dûnhimmetlilik emaresi kabul ettim. Karşılıklı bağımlılık ise bir zorunluluk değil, bir tercih meselesiydi benim anlayışımda. Benim Ortadoğu siyasetini okumama göre Türkiye-İsrail ilişkileri her iki taraf için de kârlı olan, ama asıl Filistinliler için vazgeçilmez oldukları için korunması gereken ilişkilerdi. Yukarıdaki talihsiz ifadeyi ben kuracak olsaydım, “İsrail'le iyi ilişkiler geliştirmemize Filistinlilerin ihtiyacı olduğunu kabul etmeliyiz,” şeklinde kurardım.

Hâlâ böyle düşünüyorum. Türkiye-İsrail ilişkilerinin düzelmesini desteklerim ve bu yolda atılan adımları da alkışlarım. Dahası, iç saikleri her ne kadar anti-demokratik olsa da İsrail ile kurulacak samimi ilişkilerin Ankara'nın ben idrakini yeniden inşa edeceğini de görebiliyorum. Hayatı İsrail düşmanlığı üzerinden algılayan siyasal İslamcıların iktidarda olduğu bir ülkede, iktidarın ben idrakinin İsrail ile olan ilişkiler üzerinden şekillenmesi de kaçınılmazdır.

Kerim Balcı

http://www.zaman.com.tr/yazarlar/kerim-balci/israille-yakinlasmanin-ic-politikaya-etkisi_2336258.html#

 

  • TÜRKİYE İSRAİLLE AYRILMAZ AYRILAMAZ BİR İKİLİ OLDUĞU HALDE GELEN HÜKÜMETLERİN BAZILARI ROLLER YAPARAK RADİKAL DİNCİLERDEN OY ALMA HESAPLARIYLA İSRAİLLİLERLE ÇEKİŞME ORTAMLARI HAZIRLIYORLAR. SONUNDA DA HER NE HİKMETSE HEP BARIŞ OLUYOR

Cumhuriyetin kurulmasından sonraki yıllarda her nedense katı bir şekilde Türk-İslam sentezine yönelenler ısrarla Türk asıllı Musevileri ve Hristiyanları inkâr yoluna gitmişlerdir. Ve adeta bunu kendilerince bir devlet politikası haline getirmeye çalışmışlardır. Türk asıllı Museviler in daha fazla olmalarını hiç kabullenememişler tarihçilere bunların adeta üstlerini örttürerek kitaplarda yer verilememesini sağlamışlardır.

İsrail’in ilk kurucusu 1949 da Yahudi Ben Gurion’du. Ben Gurion 1915’de İstanbul’da Hukuk öğrencisiyken tanışıp destekleyerek onay verdiği ilk İsrail Başbakanı da bir Osmanlı-Türk Musevi’siydi. Adı Joseph Adoni’dir…

ATATÜRK ÜN ÇEVRESİNDE BİRÇOK MUSEVİ VARDI… Bunların çoğu Türklüklerini söyleyen ve iftehar eden Musevilerden oluşmaktaydı. En bariz örneği Munis Tekinalp adını alan Moiz Kohen’dir. Çok koyu bir Türk milliyetçisiydi. Hatta Sinagoglarda çocukların artık gerçek ana dilleri Türkçeyi kullanmasını bile açıkça dile getiriyordu. Atanın ölümünden sonra Moiz bir köşeye atıldı.

Türkiye İsraille ayrılmaz ayrılamaz bir ikili olduğu halde gelen hükümetlerin bazıları roller yaparak radikal dincilerden oy alma hesaplarıyla İsraillilerle çekişme ortamları hazırlıyorlar. Sonunda da her ne hikmetse hep barış oluyor. Ama gerçekleri  ve gerçek söylenen şarkıları kimse anlayamıyor…’’BİZ AYRILAMAYIZ..’’

Yasemin Güç

http://www.ekspresgazete.com/?%2Fyazi%2Foku%2F13935

 

  • ANCAK SORUN ŞU Kİ BU TOPRAKLARDA YAŞAYAN MUSEVİLER, TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN VATANDAŞLARI. DOLAYISIYLA DİPLOMATİK GELİŞMELERE BAĞLI OLARAK DEĞİŞEN, KAYGAN BİR ZEMİNDE ÜRETİLECEK POLİTİKALARLA DEĞİL, EŞİT VATANDAŞLIK HUKUKUNA GÖRE YÖNETİLMEK DE EN DOĞAL HAKLARI

Töreni alkışlayanlar olduğu kadar, tepki gösterenler de oldu. Kutlamada hahamla birlikte mum yakan Ortaköy İmamı sosyal medyada adeta linç edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daha önce beraber hareket ettiği Refah Partisi’nin devamı olan Saadet Partisi kutlamaya tepki gösterenlerdendi. Partiye yakınlığıyla bilinen Milli Gazete, töreni “Resmi Çöküş” manşetiyle verdi. 28 Şubat Gençlik Hareketi gibi bazı İslami gençlik grupları kutlamayı protesto etti. Ancak bu gruplar, oldukça küçük bir topluluğu temsil ediyorlar.

Al-Monitor’a açıklama yapan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ise kutlamaya ilişkin sorularımıza “İstanbul’da bu tür faaliyetlerin yadırganmış olması asıl yadırganacak şeydir” yanıtını veriyor. Görmez, İstanbul’un Musevilere her dönem kucak açtığını şöyle anlatıyor: “İstanbul Müslümanlar tarafından fethedildiği günden bu yana farklı dinleri, farklı inançları, farklı kültürleri barış içinde birlikte yaşatabilmiş bir medeniyetler şehridir. Batı’nın hiçbir başkentinde cami, kilise, sinagog birlikte yokken, İstanbul bu üç mabedi Müslümanların yaşadığı her mahallede birlikte yaşatabilmiş bir medeniyet şehridir. Ortodoksluğu himaye eden Fatih’in kendisidir. Kıta Avrupa'sı bütün Yahudileri sürgün ettiğinde Yahudilerin sığındığı yer İstanbul olmuştur. İstanbul’da Yahudi bilginler kendi akaid kitaplarını burada kaleme alabilmişlerdir.”

Bu arada törene Türkiyeli Hıristiyanların, ABD, İspanya ve İsrail Başkonsoloslarının katıldığını da belirtelim. Diğer bir önemli not ise törene Diyanet İşleri Başkanlığı ile Dışişleri Bakanlığı’nın da temsil edilmesi oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Hanuka Bayramı için mesaj yayımladı.

Bayramın Türkiyeli Museviler açısından duygusal anlamı kadar, devlet düzeyindeki temsiliyet de önemli. Bu destekte Türkiye ile İsrail arasında kısa süre önce başlayan görüşmelerin etkili olduğunu söylemek hiç de zor değil.

Türkiyeli Musevilerin Türkiye İsrail arasındaki diplomasi krizinden etkilenmemesi gerekir ama pratikte hiç de öyle olmuyor. Örneğin 2010 yılında Gazze’ye giderken İsrail askerleri tarafından durdurulan Mavi Marmara gemisinde 10 Türk vatandaşının öldürülmesinin ardından, Türkiye’de antisemitizm ayyuka çıkmıştı. Sinagoglara saldırılardan, Musevilere yönelik ayrımcı ifadeler kullanan kamu yöneticilerine kadar uzanan antisemit söylem ve eylemler gerçekleştirilmişti. Sadece bu olayda değil, Türkiyeli Museviler iki ülke arasındaki her türlü siyasi karar ve krizde kendilerinin de muhatap alındığı bir algı yönetiminin hedefinde buluyorlar kendilerini.

Aralık ayı başında Türkiye ile İsrail arasında “ilişkilerin normalleştirilmesi” görüşmeleri başladı ve ön mutabakata varıldı. Hala süren görüşmelerde masada Mavi Marmara saldırısında ölenlere tazminat ve özür gibi maddeler olduğu Türk heyeti tarafından basına sızdırılan konular arasında. Görüşmeler nasıl sonuçlanacak bilinmez ama şimdiden iç politikada Museviler açısından sembolik de olsa olumlu sonuçlar doğurduğu kesin.

Ancak sorun şu ki bu topraklarda yaşayan Museviler, Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşları. Dolayısıyla diplomatik gelişmelere bağlı olarak değişen, kaygan bir zeminde üretilecek politikalarla değil, eşit vatandaşlık hukukuna göre yönetilmek de en doğal hakları.

Sibel Hürtaş

http://www.al-monitor.com/pulse/tr/originals/2015/12/turkey-jewish-community-hanukkah-marks-milestone.html#ixzz3wJMc2HT6

 

  • TÜRKİYE HÜKÜMETİNİN BİR ÖRNEK OLUŞTURMASI VE ANTİSEMİTİZMİN TOPLUMSAL GÖRÜNTÜLERİNE SON VERMEK İÇİN ÇALIŞMASI AZAMİ ÖNEM TAŞIYOR

Fishman’ın anlattıklarına bakılırsa, maddeleri konusunda henüz bir netlik olmayan anlaşmanın imzalanması halinde Türkiye’ye getireceği yükümlülüklerden bazıları öngörülebilir: Hükümetin İsrail karşıtı söylemlerini azaltması ve Hamas’la ilişkilerini sınırlaması. “Türkiye anlaşmanın bu kısmını reddetse de, Salih el Aruri gibi biri Türkiye’de özgürce dolaşırken, İsrail Türkiye ilişkilerinin ilerlediğini hayal etmek zor” diyen Fishman’a göre “Eğer ilişkiler yenilenirse (İsrail, hükümetin) bir çeşit kum torbası olarak kalamaz ve İsrail karşıtı söylemin hükümet yetkilileri arasında azalması gerekir. Şüphe yok ki AKP, antisemitist söyleme izin vererek ve zaman zaman da destekleyerek bu trendi tersine çevirmekte zorlanacak. Türkiye hükümetinin bir örnek oluşturması ve antisemitizmin toplumsal görüntülerine son vermek için çalışması azami önem taşıyor. Başka bir deyişle, Türk hükümeti anlaşmaya dahil olsun ya da olamasın bir iç konu olarak yüksek düzeyde ksenofobi (yabancılardan korkma) ve antisemitizmle mücadele etmeli.”

İki ülkenin de anlaşma ihtiyacının sadece para ya da doğal gaz üzerinden karşılıklı bir fayda olarak görülmemesi gerektiğini belirten Fishman, olası anlaşmanın Filistinliler için de fayda sağlama ihtimalini işaret ediyor: “Her zaman şunu söyledim, eğer Türkiye Filistinliler’e gerçekten faydalı olmak istiyorsa bu sadece İsrail’le iyi ilişkiler kurarak olabilir. Eğer İsrail ve Türkiye, Gazze’ye uygulanan ambargonun kaldırılması konusunda anlaşacak olurlarsa, bu Gazze ve genel olarak Filistinliler için iyi günlerin başlangıcı olabilir. İsrail ve Filistinlilerin tekrar müzakere masasına oturmaları konusunda nasıl cesaretlendirileceklerini konuşmak için çok erken ancak buna giden her adım olumlu olarak görülebilir.”

ÖMÜR ŞAHİN KEYİF

http://www.birgun.net/haber-detay/anlasma-ile-abd-ab-ve-nato-dan-aferin-aldilar-99199.html

 

  • HİTLER HAYRANLIĞI VE ANTİSEMİTİZM, SAVAŞ YILLARINDA TÜRKİYE’DE SOL CUMHURİYETÇİ ÇEVRELERDE DE SEMPATİZAN BULMUŞTU, AMA DÜŞÜNSEL MİRASI ESAS OLARAK SAĞ-MİLLİYETÇİ-İSLAMCI CENAHTA BESLENME ALANI BULDU

Asıl konumuza dönersek, diğer bir sorun alanı, Hitler Almanyası’nın aslında, sağmuhafazakâr- İslamcı-milliyetçi çevre için tam anlamıyla “lanetli” bir rejim olmamasıdır. Her şeyden önce ve en başta, “Yeni Türkiye”nin “üstat” kabul ettiği Necip Fazıl azılı bir antisemit ve demokrasi karşıtıdır. Bu konuda en aşırı örnek, Cevat Rıfat Atilhan, Büyük Doğu dergisi yazarıydı ve Batı Ortaçağı’nın antisemitizminin ana temalarından biri olan “kan iftirası”nı (blood libel) “İğneli Fıçı” adı altında ilk kez 1937’de (Akşam Matbaası) neşretmişti. En şedit yazarlarından biri birkaç gün önce vefat eden Vakit gazetesi bu çizginin en iyi takipçilerindendi ve bu iktidar çevresinin bu gazeteye gösterdiği itibar, Türkiye’yi yöneten ve Başkanlık sistemi ile gücü pekiştirilmeye çalışılan düşünce çizgisi açısından önemli bir göstergedir. Daha dün, Yeni Şafak gazetesinde bir hahamın söylediklerine dayanılarak “Yahudi Soykırımı abartıldı” haberi yapılması da bu açıdan şaşırtıcı değil.

Diğer taraftan, Ortadoğu ve genel olarak Müslüman dünyada antisemitizmin İsrail’in kuruluş sürecinde yaygınlaştığı doğrudur, ama bu süreç aynı zamanda İkinci Dünya Savaşı öncesi ve esnasında Hitler’e sempati bağının kurulduğu bir köprü niteliği taşır. Kudüs Müftüsü Hacı Emin Hüseyni’nin soluğu Hitler’in yanında aldığını unutmayalım. Dahası, Türkiye’de sağ milliyetçiliğin “dış Türkler” dediği Rus ve daha sonra Sovyetler yönetiminde yaşayan Müslüman nüfuslar arasında yükselen milliyetçilik de, Hitler ile ittifak içindeydi. Bu çevrenin organize ettiği “Türkistan lejyonları” Hitler yanında Kızıl Ordu ile savaşıyordu. Hitler hayranlığı ve antisemitizm, savaş yıllarında Türkiye’de sol Cumhuriyetçi çevrelerde de sempatizan bulmuştu, ama düşünsel mirası esas olarak sağ-milliyetçi-İslamcı cenahta beslenme alanı buldu. Bu konu uzun ve derin bir konudur, sadece tehlikenin büyüklüğü, konunun ciddiyeti açısından dikkatinizi çekmek istedim.

Nuray Mert

http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/457952/Hitler_meselesi.html

 

  • “BEN BİRÇOK AÇIDAN ENDİŞELİ VE RAHATSIZIM. SADECE FARKLI BİR ETNİSİTEYE YA DA FARKLI BİR DİNİ KÜLTÜRE SAHİP OLDUĞUMDAN DEĞİL BU. BU VAR ELBETTE, TÜRKİYE’DE ANTİSEMİTİZMİN SON YILLARDA ARTTIĞINI, EN AZINDAN DAHA GÖRÜNÜR HALE GELDİĞİNİ GÖRÜYORUM.”

“Ben birçok açıdan endişeli ve rahatsızım. Sadece farklı bir etnisiteye ya da farklı bir dini kültüre sahip olduğumdan değil bu. Bu var elbette, Türkiye’de antisemitizmin son yıllarda arttığını, en azından daha görünür hale geldiğini görüyorum. Ama benim taşıdığım endişe sadece bu da değil. Mesela bir İstanbullu olarak, İstanbul’da azınlıkta hissediyorum. Burada artık bir üst kimlik var, bu açıdan da yalnızım, o diyaloğu kuramıyorum. İkincisi; ben duygusal, siyasi ve ahlaki değerler açısından kendimi 21. yüzyıla ait hissedemiyorum. Bu anlamda da muhafazakâr bir insanım. 60 yaşıma yaklaşıyorum, şunu söyleyebilirim: Asıl kötü olan tutuculuk, başka görüşlere açık olmamak. Empati kurmadan ve tahammülü öğrenmeden yaşamamız mümkün değil. Vahim olan ne biliyor musunuz? Anadolu dediniz ya, 13. yüzyıl Anadolu’suna geri dönecek olursak; 700 yüzyıl öncesinden söz ediyorum, oradan öyle insanlar çıktı ki, onların bıraktığı mirasa bile sahip çıkamıyoruz artık. Bakın aynı dönemde kimler var: Mevlânâ, Taptuk Emre, Hacı Bektaş-ı Veli, Ahi Evran, Nasrettin Hoca, Ahmet Yesevi… Bunun tesadüf olması mümkün değil. Bu insanlar Anadolu’dan çıktı ve bize seslerini duyurdular. Daha Avrupa’da Rönesans yokken… Ve bu toprakların insanları bugün birbirini yiyor, trajik olan bu.”

Mario Levi (Özlem Özdemir)

http://www.birgun.net/haber-detay/daha-iyi-bir-hayat-ihtimali-daima-var-99577.html

 

  • TEHCİRLER, ZORLA MÜBADELELER, VARLIK VERGİSİ, TRAKYA POGROMU, 6-7 EYLÜL OLAYLARI İLE AĞIR YÜKLÜ SON DÖNEM OSMANLI VE CUMHURİYET TARİHİ DİKKATE ALINDIĞINDA MEYDANDA HANUKA KUTLAYABİLMENİN MUCİZE GİBİ GELMESİNE ŞAŞIRMAMALI

Tehcirler, zorla mübadeleler, Varlık Vergisi, Trakya Pogromu, 6-7 Eylül olayları ile ağır yüklü son dönem Osmanlı ve Cumhuriyet tarihi dikkate alındığında meydanda Hanuka kutlayabilmenin mucize gibi gelmesine şaşırmamalı. Gerçekten de son dönemde gayrimüslimlerin haklarına yönelik çok ciddi iyileşmeler ve gelişmeler yaşandı.

Cumhurbaşkanları ve başbakanlar artık düzenli olarak Hanuka Bayramı ve Noel Yortusu tebrik mesajları yayınlıyorlar. Arka arkaya tarihi kiliselerin ve sinagogların restore edildiği, ibadete açıldığı veya çeşitli azınlık vakıf mallarının sahiplerine iade edildiği haberleri alıyoruz. Gayrimüslimlerle ilgili başka olumlu çalışmaların hazırlanmakta olduğunu duyuyoruz. Daha 2000’lerde yaşadığımız ve Avrupa’daki cadı avını andıran misyoner avı türü bir siyasi iklimin, bugün hayli uzağındayız.

Aslında yeniden ortak bir siyasi çerçeve içinde bir arada yaşamanın siyaseti, hukuku ve sosyolojisi kurulmaya çalışılıyor. Bunu denerken Osmanlı “hoşgörüsüne” referans vermenin bir sakıncası yok hatta faydası var. Ancak bu hoşgörünün, günümüzün bireysel özgürlükleri ve çeşitlilik ve çoğulculuk perspektifi üzerinden işlenmesi de şart. Farklı din mensuplarına karşı hoşgörü ve bir arada yaşama pratiği geçen yüzyılda ulus-inşanın ırkçı ideoloji ve uygulamalarına kurban edilmişti. Şimdilerde ise yeşermeye başlayan lakin hâlâ kırılgan olan bu hoşgörü ortamı, Avrupa’da yükselen İslamofobiye karşı oluşan haklı tepkinin hedef sapmasının kurbanı olabilir. İsrail devletine karşı duyulan tepkinin Türkiyeli Musevilere yöneltilmesinde olduğu gibi, Batı Avrupa’da yükselen İslamofobiye karşı duyulan tepkinin Türkiyeli Hristiyanlara ve tüm gayrimüslimlere yöneltilmesi riski var.

Cennet Uslu

http://xn--yeniyzyl-b6a64c.com.tr/makale/hanuka-bayrami-mucizesi-783

 

Netten okumalar

 

  • GİRİŞİMCİLİK VAKFI İSRAİL GEZİSİ

http://futureleadnow.com/girisimcilik-vakfi-israil-gezisi/

 

  • BİZİM İSRAİL'E İHTİYACIMIZ VAR

https://eksisozluk.com/bizim-israile-ihtiyacimiz-var--5004822

 

  • YAZARLARIMIZ 'İSRAİL İLE GÖRÜŞMEYE' HAZIR VE NAZIR!

http://www.aksiyon.com.tr/karakutu/yazarlarimiz-israil-ile-gorusmeye-hazir-ve-nazir_553378

 

  • BAŞKA BAYRAMLAR ZAMANI

http://www.aksiyon.com.tr/dosyalar/baska-bayramlar-zamani_553392

 

  • ERDOĞAN’IN “İSRAİL’E İHTİYACIMIZ VAR” SÖZLERİ GÜNDEMDE

http://nediyor.com/erdoganin-israile-ihtiyacimiz-var-sozleri-gundemde/

 

  • 28-ARALİK-1933:-IRKCİ-NİHAL-ATSİZ,-TRAKYA-OLAYLARİ’NİN-ZEMİNİNİ-HAZİRLİYOR

http://marksist.org/icerik/Tarihte-Bugun/3527/28-Aralik-1933:-Irkci-Nihal-Atsiz,-Trakya-Olaylari%E2%80%99nin-zeminini-hazirliyor

 

  • BİZDEN HİTLER ÇIKAR MI? – TURGAY OĞUR

http://www.meydangazetesi.com.tr/bizden-hitler-cikar-mi-makale,2289.html

 

  • İSLAMCILARIN VE SAĞ MUHAFAZAKARLARIN HİTLER SEVDASI – AYŞE HÜR

http://www.radikal.com.tr/yazarlar/ayse-hur/islamcilarin-ve-sag-muhafazakarlarin-hitler-sevdasi-1496624/

 

  • DÜNYADA TERÖR ARTARKEN, BAZILARI HALA İSRAİL’LE UĞRAŞIYOR

http://israilblogu.com/2015/12/29/dunyada-teror-artarken-bazilari-hala-israille-ugrasiyor/

 

Netten seyredin

  • SEFARAD ANNE'DEN KARLI SOKAKLAR VE BİTLİ CEKET

https://www.youtube.com/watch?v=OY9NpkGMk0Q

 

  • AK PARTİ ANTAKYA MUSEVİ HAVRASI ZİYARET

https://www.youtube.com/watch?v=3jjwTrVzl2M

 

Takılan tweetler

Savaş Genç ‏@savasgenc  1 Oca

İslamcılarda oldum olasıya gizli bir Adolf Hitler hayranlığı vardır. Yahudi düşmanlığı ve marjinallik kesişen kümeleri.

 

Murad Çobanoğlu ‏@muradcobanoglu  4 Oca

Her rahatsız olduğunuza; 'Toplama Kampı','Soykırım','Nazi Zulmü' demekten vazgeçin! Bunları gerçekten yaşayanlar var!

 

rïva ‏@Rivokhay  2 Oca

Timeline'ımın bir yarısı diğer yarısına yeterince Israil düşmanlığı yapmayıp suskun kaldığı için laf ediyor

 

ivo molinas ‏@basyazar  1 Oca

İsrail'de bugün teröristler iki İsrailli sivili daha öldürdü.Dünya ajansları haberi geçiyor,devlet ajansımız haberi görmuyor.Soryorum:Neden?

 

Haliç Postası ‏@HalicPostasi  3 Oca

Yasef ile Salomon! #Balat 1938