5200 Yahudi’nin kahramanı İtalyan Perlasca

İtalyan işadamı Giorgio Perlasca, İspanya İç Savaşı sırasındaki katkılarından dolayı bu ülkeden aldığı diplomatik dokunulmazlık sayesinde Holokost’ta beş binden fazla Yahudi’nin hayatını kurtardı. Raoul Wallenberg ile birlikte çalışan Perlasca bugün Yad Vaşem’in yer verdiği önemli ‘Uluslararası Dürüst’lerden biri

Diğer
9 Ekim 2013 Çarşamba

ALP LEVİ

Giorgio Perlasca 31 Ocak 1910’da kuzey İtalya şehri Como’da doğdu. Kentin doğusundaki Padova’da devlet memurları ve subaylar çıkaran bir ailenin içinde büyüdü. İtalyan faşizminden etkilenmişti ve İtalya 1935’te Etiyopya’ya girdiğinde ülkesinin ordusuna gönüllü olarak girmişti. İspanya İç Savaşı’nın çıktığı 1936-1939 yılları arasında Francisco Franco kuvvetlerine destek veren bir İtalya birliği olan Gönüllü Askerler Taburu’na katıldı. Ordudan ayrılmadan önce hizmetlerine karşılık olarak Franco’nun muzaffer devletinden bir mektup aldı; bu mektupta eğer diplomatik yardıma ihtiyaç duyarsa İspanya Dışişleri’nin ona yardım etmesi emri yer alıyordu.

Evine dönen Perlasca kendini Hitler’in Üçüncü Reich’iyle ittifaka girmiş ve 1938’de kendi ırkçı yasalarını çıkarmış bir ülkede buldu. Perlasca’nın Padova’da ve askerliği boyunca tanıdığı birçok Yahudi arkadaşı vardı ve antisemitizme şiddetle karşı çıkıyordu. Birkaç yıl sonra hislerini dile getirdiğinde “Ne faşisttim, ne de faşist düşmanıydım, ben bir anti-Naziydim,” diye açıklama yapmıştı. O günden sonra İtalya Kralı Üçüncü Victor Emmanuel’e tümüyle sadıktı.

ET TİCARETİNDEN BÜYÜKELÇİLİĞE

İkinci Dünya Savaşı’nın ilk günlerinde Balkanlar’da İtalyan ordusu adına tüccarlık yaparak orduya çağrılmamayı başardı. Et tüccarıydı ve bu sayede Zagreb ve Belgrad’a gitti, Doğu Avrupa’da Yahudilerin ve Sırpların katledilişinin tanığı oldu.

1942’de Budapeşte’ye atandı. Macaristan başkenti onun anlatılarında “zevk düşkünü, yaşam dolu, hiçbir şeyin eksik olmadığı, restoran ve tiyatroların çoğunluğu Yahudi olan neşeli insanlarla dolu bir yer”di.

1943’te İtalya teslim oldu ve ülke ikiye bölündü; bir yanda kendini Mussolini’nin sosyalist cumhuriyetine bağlayanlar, diğer yanda müttefiklerle işbirliği içindeki kralı destekleyenler vardı. Hâlâ Budapeşte’de bulunan Perlasca tutuklandı ve Avusturya sınırına yakın bir kampa götürüldü. Ekim 1943’te oradan kaçıp yeniden Budapeşte’ye döndü.

Perlasca’nın İspanyol bilgileri burada işe yaradı. Budapeşte’deki İspanyol elçiliğine giden Perlasca’ya İspanyol vatandaşlığı verildi ve ismi Jorge’ye çevrildi. O esnada elçilik, -İspanya gibi- tarafsız ülkelerden sığınma hakkı talep eden veya Avrupa’dan kaçmaya çalışan yurtsuz Yahudilerle doluydu.

Perlasca, Yahudi dosyalarıyla ilgilenmek için maslahatgüzar Angel Sanz Briz ile beraber çalışmaya gönüllü oldu. Yahudilerin İspanya ve diğer tarafsız devletlerin korumaları altına girebilecekleri sertifikalar alacakları bir tür sistem oluşturdu. (İspanya’nın 1924’te geçirdiği yasaya göre Sefaradlardan geldiğini ispat edebilen her Yahudiye vatandaşlık veriliyordu.) Avrupa’dan kaçabilene kadar, sınır dışı özellik verilen evler onlara tahsis edilmişti.

Almanlar Amiral Horthy’i görevinden azledip yerine kukla bir yönetim atadığında Angel Sanz Briz Kasım 1944’te İsviçre’ye kaçtı. Yeni rejim, Yahudilerin kaçtığı evleri işgal etmekle tehdit ediyordu. Sanz Briz Perlasca’ya onu İsviçre’ye davet eden bir not bırakmıştı ama Perlasca’nın başka fikirleri vardı. Meslektaşının yerine maslahatgüzarlığa geçtiğini duyurdu ve geride bırakılan resmi İspanyol mührünü, ihtiyacı olan kişilere belge sağlamak için kullandı.

Perlasca ileride durumunu şöyle anlatacaktı: “İlk başta ne yapacağımı bilmiyordum ama sonra kendimi sudaki bir balık gibi hissettim. Koruyucu belgeler dağıtmaya devam ettim ve İspanya bayrakları açan ‘güvenli ev’lerdeki Yahudilere baktım. Atasözünün dediği gibi: Hırsızları fırsatlar yaratır.”

Binlerce Yahudi’ye belgeler düzenledi ve sekiz sığınağı onlar için devamlı olarak hazır tuttu, bu sığınakları Macar Nazilere karşı devamlı olarak kolladı. Bir seferinde tren istasyonuna gidip Alman bir görevliyle tartıştı, Auschwitz’e gönderilmek üzere trene bindirilen ikiz Yahudi çocukların salıverilmesini istedi. Orada kendi ülkesi için aynı kurtarma harekâtını düzenleyen İsveçli diplomat Raoul Wallenberg de bulunuyordu.

“Genç bir SS binbaşısı tabancasını çekip bana doğrulttu,” diye anlattı Perlasca. “Yakında duran Wallenberg, binbaşının bir diplomatik temsilciye böyle davranamayacağını haykırdı. O anda bir SS yarbayı gelip ne olduğunu sordu. Bizi dinledi ve binbaşıya soğuk bir sesle hiçbirşey yapmamasını emretti çünkü er ya da geç o çocukları zaten alacaklarını söyledi. Gittiler ve Wallenberg bana yarbayın Adolf Eichmann’ın ta kendisi olduğunu söyledi.”



5200 YAHUDİ’NİN KURTARICISI

Perlasca Kasım 1944’ten Ocak 1945’e kadar Wallenberg’le, Uluslararası Kızılhaç Örgütü’nden Friedrich Born’la ve Budapeşte’deki Vatikan diplomatı Angelo Rotta ile birlikte koruyucu pasaportları düzenleme işini üstlendi. Belgedeki yazıda ilgililere “Macaristan’daki tüm İspanyolların İspanya’da bulunmaları gerekmektedir. İletişim yeniden sağlanana ve geri dönüş yolculuğu mümkün olana kadar burada İspanya hükümetinin güvencesi altında kalacaklardır” diye belirtiliyordu. Perlasca bu yolla 5200 kadar Yahudi’yi kurtardı.

Şubat 1945’te Sovyet birlikleri Budapeşte’ye girdiği zaman Perlasca İstanbul üzerinden İtalya’ya döndü. Karısına tüm olanları anlattığında eşinin ‘kendisine inanmadığını tam olarak söylemese de ikna olduğundan emin olmadığını’ belirtmişti. O yüzden Budapeşte’deki işiyle ilgili bir daha konuşmadı ve 1980’lere kadar Macar kurtulanlar kurtarıcıları hakkında bilgi edinip onu takip etmeye çalışmadı.

Perlasca, Macaristan parlamentosu tarafından onurlandırıldı ve Holokost Müzesi Yad Vaşem tarafından Uluslararası Dürüstler’den biri olarak tanındı. İtalya’da bir kitaba ve filme konu edildi. İspanya Kralı tarafından kendisine Isabella Nişanı verildi. 1992’de, 82 yaşındayken kalp krizi geçirerek vefat etti.