‘16 meslekli’ girişimci: CYRUS HAMLIN-2

İlk bölümünü geçtiğimiz hafta yayınladığımız Robert Kolej’in kurucusu Cyrus Hamlin’in gerek ezber bozan eğitimciliğinin gerekse dillere destan girişimciliğinin öyküsünün devamını bu hafta yayınlıyoruz

Perspektif
18 Eylül 2013 Çarşamba

Kırım Savaşı sırasında öğrencilerine yeni bir gelir kaynağı temin edebilmek amacıyla Cyrus Hamlin değirmencilik ve ekmek üretimine girdi. Hamlin’in ekmek sektörüne girişi İngiliz ordusunun savaş vesilesiyle İstanbul’a gelmesi ile farklı bir boyut kazandı. Hamlin’in İngiliz komşularından John Seager, Üsküdar’daki hastanenin yakınına bir yiyecek-içecek dükkânı açtı. Osmanlı başkentinde üretilen ekmekler İngilizlerin damak tadına uygun olmadığı için de, Hamlin’den kendisi için her gün yüz somun üretmesini istedi. Hamlin’in ekmekleri kısa sürede şöhrete kavuştu. İngiliz ordugâhına çağrılan Hamlin, burada kendisine “Siz fırıncı Hamlin misiniz?” sorusunun sorulması üzerine yaptığı işi tekrar gözden geçirme ihtiyacı hissetti. Ancak sonrasında gelen teklifin getireceği maddi imkânların hem okulu hem de öğrencileri için temin edeceği getirileri göz önüne alarak, ilk etapta 251 somunluk bir siparişi kabul etti ki bu rakam ilerleyen günlerde daha da artacaktı(1). Öte yandan Hamlin, kendisini Tanrı’ya adadığı gün olan pazar günleri çalışmayacağının da altını çizdi. Pazar gününün ekmeği cumartesiden hazır edilecek ve akşam vakti karargâha gönderilecekti(2).

İNGİLİZ ORDUSUNA KAHVE TEMİNİ

Hamlin’in bir diğer teşebbüsü de İngiliz ordusu için kahve teminiydi. İngiliz ordusundaki bir generalle yaptığı sohbet sırasında kendisine kahve konusunda şikâyet gelmesi üzerine Hamlin, İngiliz damak tadına uygun bir kahve örneğini subaya takdim etti. Bu kıvamdan çok memnun kalan general de Hamlin’e hastane için yüz çuvallık bir sipariş verdi(3). Hamlin, bu kez girişimi kendisi idare etmek yerine maddi açıdan yardım etmek istediği bir Protestan Ermeni’yi devreye soktu. Kahvenin çekimini ise bazı ufak düzeltmelerden geçirdikten sonra kendi un değirmeninde gerçekleştirdi. Sonuç harikuladeydi. İngiliz ordusunun ikmal subayı General Smith, ordunun geneli için de bu kahvenin temin edilmesi talimatını verdi. Bu, çok büyük bir yatırım ve planlama gerektirmekteydi. Hatta Hamlin, sipariş edilen kahve miktarının Mısır Çarşısı’nda ve ülkedeki kahve piyasasında genel bir dalgalanmaya sebebiyet vereceğinden, sonuç olarak da kahve fiyatlarının katlanacağından korktu. Bundan dolayı da kahve alımını taksit taksit yapmaya karar verdi. Ancak tam da bu süreçte Liverpool Limanı’ndan İstanbul’a büyük bir kahve sevkiyatının gerçekleşeceği haber alınınca, bu girişimden vazgeçildi.

Kısa bir süre sonra bu kez de 800 kadar Rus esirin erzakının temini için kendisi ile temasa geçilmesi, Hamlin’in bir kez daha İstanbul’da bulunuş nedenini sorgulamasına sebep oldu. Zira kendisini bir eğitimci gibi değil, bir tacir gibi algılar hale gelmişti. Protestan Ermenilere ve okulunun öğrencilerine yardım için başladığı teşebbüs adeta hedefinden sapmış ve araç, amaç haline dönüşmüştü. Bu sebeple teklifi ilk başta kesin bir dille geri çevirdiğini ancak baskı noktasına gelen ısrar ve ricalar karşısında bu görevi de kabul ettiğini kaydeder(4). Esasen İngilizleri küstürmek çok da akıl kârı bir iş değildi. Zira Osmanlı Devleti üzerinde en etkin batılı devlet İngiltere’ydi ve dahası İngiltere Protestan’dı. Hamlin’in teşebbüslerine sürekli karşı çıkan Fransa ve Rusya’ya karşı en büyük destek İngilizlerdi.

FLORANCE NIGHTINGALE İLE TANIŞMA

Hamlin’in İngiliz ordusu ile ekonomik ilişkileri ekmek, kahve ve erzak temini ile sınırlı kalmadı. Bir de Protestan Ermeni kadınların istihdam edildiği bir çamaşırhane kurma teşebbüsüne girişti. Bu girişimin yolu enteresan bir şekilde o sırada İngiliz yaralıların tedavi ve bakımı için İstanbul’da bulunan, modern hemşirelik mesleğinin de kurucusu olarak kabul edilen Florance Nightingale’in varlığı ile irtibatlıydı. Hamlin, Nightingale’i “sakin, itidal sahibi, ilgi çekici ve zeki bir hanım” olarak tanımlar(5). Onun hastaneyi yeniden elden geçirdiğinin, özellikle dezenfektasyona verdiği önemin altını çizer. Nitekim kötü bakım ve en basit sağlık kurallarının ihlali yüzünden hastanede ölen asker sayısı, nerede ise cephede ölen asker sayısı ile yarışır vaziyettedir. Nightingale’in gelmesiyle ölüm oranlarında çok ciddi bir azalma görülmüştü(6).

Bu dönemde İngiliz ordusunun en büyük sıkıntısı bilhassa İnkermann Savaşı’ndan dönen İngiliz yaralıların beraberlerinde İstanbul’a getirdikleri Kırım biti idi(7). Hamlin, bu bitlerin iriliğini canavara benzetir(8). Bitlerin temel sebebi askerin ve çamaşırlarının yıkanamamasıydı. Hatta bazı askerler altı aydır yıkanamadıklarını Hamlin’e söylemişlerdi. Bu sebepten İngilizler, elbiseleri yıkamak yerine kullanılamayacak hale geldikten sonra yakmayı tercih ediyorlardı. Ancak bu durum hem üniformaların ziyan olmasına hem de askerlerin üniformaları paralanana kadar bitlerin saldırılarına maruz kalmalarına sebebiyet veriyordu. Hamlin önce 22 musluklu basit bir çamaşır yeri ayarlamış, ancak çamaşırları yıkamakla görevli kadınlar elbiselerdeki kir ve haşeratı görünce yıkamaktan vazgeçmişlerdi. Bunun üzerine Kuleli’de boş duran büyük bira fıçılarını kullanarak bir çamaşır yıkama düzeneği oluşturan Hamlin, sonrasında bu aletlerin kullanımını tekrardan 22 kadına bırakarak onların gelir elde etmesine ortam hazırlamıştı(9). Hâsılı Cyrus Hamlin arkadaşı Dr. Bartol’un dediği gibi “on altı meslekli” bir adam olup çıkmıştı(10).

Hamlin tüm bu uğraşıları sonrasında elde ettiği paraların bir kısmını okulunun ve öğrencilerinin masrafına harcamıştı.

 

ECZACILIĞI

Hamlin’in girişimci yanı İstanbul’u tehdidi altına alan kolera salgını sırasında da kendini göstermekte gecikmeyecekti. Bilindiği üzere İstanbul coğrafi konumu gereği deniz trafiğinin tam da merkezinde yer alan bir yer. Bu durumun da etkisiyle farklı ülkelerden gelen yolcular beraberlerinde ölümcül bulaşıcı hastalıkları da taşıyabilmekteydiler. Hamlin’in İstanbul’da kaldığı süreçte şehir, farklı yıllarda kolera salgınlarına maruz kaldı. Hamlin’in İstanbul’da karşılaştığı ilk kolera vakası, şehre gelişinden iki yıl sonrasına uzanır. 1841’de Galata yakınlarında koleraya yakalanan bir denizci ile karşılaşır. Durumu umutsuz gibi görünen bu denizciyi Hindistan’da kolera deneyimini yaşamış bir İngiliz doktordan aldığı reçete sayesinde iyileştirmeyi başarır(11). Bu durumun da etkisiyle kolera ile ilgili bulabildiği kitapları okumaya başlar. Massachusetts’deki bir arkadaşının aile doktorundan hastalıkla ilgili yeni bir reçete edinir. Bu reçeteyi 1847-48 ve 1854-55 yıllarındaki kolera salgınlarında pek çok kişi üzerinde uygular ve son derece de başarılı sonuçlar alır(12). Reçetesi halk arasında o denli şöhret bulur ki, “Hamlin reçetesi” olarak anılır. Rumelihisarı ve Bebek’te oturan aileler ilerleyen yıllardaki kolera vakalarında da söz konusu reçeteyi uygularlar(13). Bu durum Hamlin ve etrafındakilere halkın duyduğu saygının artmasına sebebiyet verecektir. Öte yandan Hamlin anılarında, Zenop adlı bir öğrencisini de eczacılık konusunda uzmanlaşmaya teşvik ettiğini uzun uzadıya anlatır(14).

Hamlin, Mayıs 1860’a kadar Amerikan Board kurumunun misyoneri olarak çalışmaya devam eder. Ancak çalışmaları bilhassa müteşebbislik yanı sebebiyle ciddi eleştirilere maruz kalır. Bu tarihte istifa eden Hamlin, New York’lu zengin işadamı Christopher Robert ile temasa geçerek, çerçevesini kendisinin çizdiği yeni ve modern bir okul için çalışmalarına başlayacaktır ki, bu çalışmalardan Robert Kolej doğacaktır.

Cyurs Hamlin, her ne kadar Osmanlı topraklarına Board kurumunun bir misyoneri olarak gelmişse de zaman içinde uyguladığı eğitim metotları ve eğitime bakış açısı ile bu kurumla olan resmi bağlarını kopartmış ve Amerikan toprakları dışında ilk modern Amerikan okullarının temellerini atmıştır. Daha da önemlisi bunu yaparken Christopher Robert’in çok mühim desteği bir yana bırakılacak olursa Amerika’dan dişe dokunur bir yardım da almamıştır. Zira Amerikan toplumu bu dönemde kendi iç savaş felaketini yaşıyordu ve okyanus ötesinde bir okul teşebbüsü kamuoyunun ilgisini nerede ise hiç çekmiyordu.

ROBERT KOLEJ MÜHENDİSLİK OKULU

Esasen Hamlin’in açtığı bu girişimcilik yolu ilerleyen yıllarda halefi olan okul müdürleri tarafından da takip edilecektir. Bu anlamda atılan belki de en önemli adım 1912’de kurulan Robert Kolej Mühendislik Okulu olsa gerek. Okul, Robert Kolej’in üçüncü müdürü Caleb Gates’in eseridir(15). Gates de tıpkı Hamlin gibi Robert Kolej’in kendisini çağın gereklerine ve içinde bulunduğu ülkenin beklentilerine göre yenilemesi gerektiği kanısındadır. Gates’e göre yabancı okullar çağın gereksinimlerine uygun eğitim yaptıkları ve özellikle de yabancı dil öğretimi konusundaki avantajları sayesinde tercih edilen kurumlardı. Robert Kolej de bu durumun yaşayan örneğiydi. Şu halde kolej, bu konumunu korumalı ve kendini hem çağın hem de ülkenin beklentilerine göre yenilemeliydi. Ayrıca ülkenin ihtiyaç duyduğu alanlarda eleman yetiştirilmesi durumunda okul, ülke idarecilerinin nezdinde de vazgeçilmez bir konumda olacaktı.  Gates’i bu konuda cesaretlendiren bir diğer faktör de mütevelli heyeti başkanı John S. Kennedy’nin okul için kullanılmasını vasiyet ettiği yüklü meblağ idi. Bu paranın okulun koşullarının iyileştirilmesi ya da okulun Ortadoğu’daki etkinliğinin arttırılması yönünde kullanılması şeklinde iki farklı görüş çıkmıştı. Gates bunlardan ikincisini tercih ederek bir yüksek okul kurmak için harekete geçti. Adı geçen projeler arasında bir hukuk ya da tıp fakültesinin açılması da vardı. Ancak ülke şartlarını son derece iyi etüt eden Gates, her iki alanda da hükümetin iddialı adımları olduğunu, lakin mühendislik sahasının halen bakir kaldığını görmüş ve yatırımı bu alana kanalize etmiştir. Sonuç müthiştir. Özellikle genç Türkiye Cumhuriyeti’nin ihtiyaç duyduğu mühendis açığının kapanmasında okulun rolü tartışılmaz derecede önemli olacaktır(16). 1912’de açılan mühendislik bölümünden ilk Türk 1916’da mezun olacak, bu tarihe kadar okul daha ziyade Rum ve Ermeni kökenli öğrenciler mezun edecekti(17). Ancak bu durum Cumhuriyet’in ilanı ile birlikte değişecek, 1938’e gelindiğinde okul açıldı açılalı toplamda 283 olan mezun sayısının 79’unu Türkler oluşturacaktı. Türk öğrencileri 66 mezun ile Rum, 53 mezun ile Ermeni talebeler takip edecekti18.

Robert Kolej, yenilikçi ve öncü geleneğini bugün de devam ettirerek sadece Türkiye’nin değil, yakın çevresinin de en önemli eğitim kurumlarından biri olmaya devam ediyor. Bu bağlamda içinden çıkan Boğaziçi Üniversitesi ile Türk eğitim sisteminin en önemli saç ayaklarından birini oluşturuyor.

 

Yazının birinci bölümü:

https://www.salom.com.tr/haber/88313#.Ujqn6BZrJlI

 

 

- bitti -

 

KAYNAKÇA

Suzan Bozkurt, Nuran Yıldırım, Yeşim Işıl Ülman, Bülent Özaltay; “1865 Kolera Salgınında Mabeyn-i Hümayun Eczacısı Vincent Peche ile Robert Kolej’den Cyrus Hamlin’in Kullandıkları Antikolerik Terkipler”, Osmanlı Bilimi Araştırmaları, III/2, İstanbul 2002, s. 55-67

Cyrus Hamlin; Robert Kolej Uğrunda Bir Ömür (çev: Ayşe Aksu), İstanbul 2012

Cyrus Hamlin; Türkler Arasında (çev: Arzu Taşcan-Mustafa Hizmetli), İstanbul 2010

Arzu Nurdoğan; “Robert Koleji Mühendislik Okulu (1912)”, Divân Disiplinlerarası Çalışma Dergisi, XIV, sayı: 26, İstanbul 2009, s. 203-232

Mine Sümer; “Robert Kolej Müdürü Dr. Gates’in Paris Sulh Konferansı Dolayısı ile Gönderdiği Bir Mektup”, Ankara Üniversitesi Tarih Araştırmaları Dergisi, II/2-3, Ankara 1964, s. 233-236

Zafer Toprak; “Robert Kolej”, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, cilt: 6, İstanbul 1994, s. 335-338

Ted Widmer; “Dünyanın Merkezi”, Bir Geleneğin Anatomisi: Robert Kolej’in 150 yılı, İstanbul 2013, s. 20-41

 

 

1  Hamlin “Türkler Arasında” adlı kitabında ise bu rakamı 150 somun olarak verir. Bkz Hamlin (2010), 188

2  Hamlin (2012), 297-299. Hamlin ilerleyen günlerde Pazar günleri taze ekmek çıkarmadı€ı için elefltirilse de bu kararından caymaz. Gerekçe olarak da Yahudilerin kendi inançlarında kutsal olarak kabul edilen Cumartesi günleri çalıflmama konusundaki hassasiyetini gösterir. Bkz. Hamlin (2012), 311

3  Hamlin (2012), 312

4  Hamlin (2012), 317

5  Hamlin (2012), 303

6  Hamlin (2010), 191; Hamlin (2012), 304

7  Hamlin (2010), 193

8  Hamlin (2012), 320

9  Hamlin (2012), 323-324

10  Hamlin (2010), 195; Hamlin (2012), 327

11  Hamlin (2012), 181-182; Bozkurt vd. , 61-62

12  1854’deki salgın, Hamlin’in Üsküdar’da ‹ngiliz ordusunun ekmek ihtiyacının temin için kurdu€u fırının iflçilerini de vurur. ‹lk anda iflçilerden ikisi ölür, ancak Hamlin’in hastalı€a zamanında müdahalesi neticesinde baflka ölüm vakası yaflanamaz. Bkz. Hamlin (2012),  327-328

13  Bozkurt vd., 62-63

14  Hamlin (2012), 247-251

15  Gates, siyasi konularda da son derece aktif bir tutum sergilemifl, Lozan Konferansı sırasında Amerikan temsilcisi Amiral Bristol’ün müflavirli€ini yapmıfltır. Bu durumun en önemli sebebi ömrünün uzun bir kısmını Mardin, Harput ve ‹stanbul gibi Osmanlı ve Türkiye co€rafyasının farklı bölgelerinde geçirmesidir. Gates, Türkçe ve Ermeniceyi ö€renerek ülke kültürüne ve meselelerine kayıtsız kalmadı€ını da göstermifltir. Gates’in özellikle mandaterya konusundaki görüflleri önemlidir. Gates, Fransızların Suriye’de yaptı€ı gibi Anadolu’yu belli etnik azınlıklar arasında bölerek idare etmek yerine, toplumsal barıflın tesis edildi€i bir ülke haline getirilmesinin yollarını arar. Ona göre do€uda bir Ermeni devleti kurmak ve bunun baflına Amerika’yı getirmek de akıl kârı bir ifl de€ildir. Zira böylesi bir giriflim hem bölge halkları arasındaki nefreti körükleyecek, hem de sayıca epey bir azınlıkta kalan Ermenileri batıdaki topluluklardan tecrit edecektir. Bkz. Sümer, 235-236

16  Nurdo€an, 211

17  Tam olarak 33 Rum ve 33 Ermeni ö€renci. Bkz. Toprak, 336

18  Toprak, 337