Premier Lig heyecanı başladı

Dünyanın en prestijli futbol liglerinden İngiliz Premier Ligi, ağustos ayı itibariyle geri döndü. Zorlu mücadeleleriyle ve ateşli taraftarlarıyla bilinen Premier Lig, her sezon olduğu gibi bu sezon da oldukça çekişmeli geçeceğine dair ilk sinyalleri şimdiden verdi. Gündemdeki transferlerden bahsederek, şampiyonluk yolundaki güçlü rakiplere ve ilk izlenimlere göre bu sezonda bizi nelerin beklediğine bir göz atalım

Spor
4 Eylül 2013 Çarşamba

Roza Saba 


Arsène Wenger transfer piyasasındaki sessizliğini Mesut Özil ile bozdu... 

Arsenal taraftarı, yıllardır  takımın bir zamanlar rüya kadrosuyla elde ettiği başarıların devamını bekler durur. Dennis Bergkamp, Thierry Henry, Robert Pirès ve Freddie Ljüngberg’li ‘Yenilmezler’ kadrosu dağıldığından beri Premier Lig’de şampiyonluk yüzü görmeyen Gunners ekibinin, Cesc Fàbregas’ın Barcelona’ya transferinin ardından geçtiğimiz sezon takımın lideri konumundaki Robin Van Persie’yi rakibi Manchester United’a kaptırması büyük yankı uyandırmıştı. Samir Nasri, Gaël Clichy, Alex Song gibi Arsenal bünyesinde üne kavuşan yıldızlar rakip takımlara transfer olduğunda , Arsène Wenger’in takımı başarıya odaklı yönetmediğine, takımın finansal durumuna katkı sağlamak amacıyla bu oyuncuları elinden çıkardığına dair iddialar ortaya atılmıştı. Fransız teknik adam, bu sezona hazırlanırken de 20 yaşındaki Yaya Sanogo ve takımın eski oyuncusu Mathieu Flamini’yi bonservis bedeli ödemeden transfer etmenin dışında transfer piyasasında sessizliğini korumuş  ve yine taraftarlar  tarafından gelen tepkilerin ve kritiklerin eleştiri oklarının hedefi olmuştu. Ancak Arsène Wenger, transfer penceresinin son saatlerinde sessizliğini bozdu ve kimsenin beklemediği bir transfere imzasını attı. Arsenal, Real Madrid’in yetenekli orta saha oyuncusu Mesut Özil’le anlaştıklarını duyurarak, taraftarına sezonun belki de en sevindirici haberini verdi. Bu transfer ile Arsenal Premier Lig’de bu sezonun en heyecan verici transferini gerçekleştirmeninin yanı sıra kulüp transfer rekorunu da kırmış oldu. Mesut Özil bu transferle aynı zamanda tüm zamanların en çok bonservis bedeli ödenen Alman oyuncusu ve Real Madrid tarihinde takıma en çok bonservis bedeli kazandıran oyuncu ünvanını almış oldu. Arsène Wenger önderliğinde üst üste 16 sene Şampiyonlar Ligi’ne katılma başarısı elde eden Arsenal, geçtiğimiz günlerde Fenerbahçe’yi eleyerek Şampiyonlar Ligi’ne tekrar adını yazdırmıştı. Sezona evinde Aston Villa’ya karşı aldığı yenilgiyle başladığı halde Arsenal, ezeli rakibi Tottenham’la oynadığı Kuzey Londra Derbisi’nden zafere ayrılmıştı. Ancak yıllardır en büyük problemi, kadrosundaki sakatlıklar olan takımın şanssızlıklar peşini yine bırakmadı ve sakatlıkları bulunan Mikel Arteta, Alex Oxlade- Chamberlain gibi isimlerin arasına 9-10 hafta süreyle sahalardan uzak kalması beklenen Lukas Podolski eklendi.Her şeye rağmen ligin en deneyimli ve başarılı teknik direktörlerinden birine sahip olan Londra ekibi, Jack Wilshere ve Aaron Ramsey gibi takımın bünyesinde yetişen genç oyuncuların kendini göstermeye başlayan oyunuyla, deneyimli kadrosuyla, ve taraftarın da desteğiyle başarılı geçireceği bir sezonun sinyallerini şimdiden vermiş gibi gözüküyor.

Sir Alex Ferguson koltuğu kime bırakıyor

Yaz aylarının başında gündemdeki en büyük futbol haberi kuşkusuz ki, geçtiğimiz sezon Premier Lig’deki 20. şampiyonluğunu kutlayan Manchester United cephesinden geldi. Takımın ünlü teknik direktörü Sir Alex Ferguson, 1986 yılından beri sürdürdüğü ve aradaki süreye 13 Premier Lig şampiyonluğu sığdırdığı görevinden emekli olduğunu açıkladığında  futbol dünyası gözünü Alex Ferguson’dan boşalan koltuğa aday gösterilen isimlere çevirdi. Adı geçen bir sürü adayın içerisinden 12 senedir Everton takımını çalıştırmakta olan David Moyes, Manchester United’ın yeni teknik direktörü olarak açıklandı. Geçtiğimiz sezon elde ettikleri şampiyonlukta belki de en büyük rolü üstlenen Robin Van Persie’nin Arsenal’den transferiyle büyük alkış toplayan ‘Kırmızı Şeytanlar’, bu yaz ise transfer piyasasında durgundu.Cristiano Ronaldo’nun Old Trafford’a geri döneceğine dair söylentiler ve Cesc Fabregas’ın Barcelona’dan Manchester United’a olası transferi bir süre gündemi meşgul etse de ikisi de doğrulanmadı. Bir kaç sezondur takımdan ayrılması gündemde olan Wayne Rooney ise Chelsea başta olmak üzere bir çok takımla ilişkilendirilmesine rağmen United’da kalmaya karar verdi. Geçtiğimiz günlerde Liverpool’a 1-0’lık skor ile yenilen, Chelsea ile evinde berabere kalan United’da, kadrosundaki Ryan Giggs gibi deneyimli oyuncuların  yeni çalıştırıcılarına desteğine ve takımdaki taşların yerine oturması için biraz zamana ihtiyaç var gibi görünüyor.

 

José Mourinho Chelsea’deki görevine geri döndü

Geçtiğimiz iki sezonda Premier Lig’deki hayal kırıklıklarına rağmen, üst üste Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa Ligi kupasını evine götürmeyi başaran Chelsea cephesinde taraftarlar için en sevindirici haber, takımın istikrarsız teknik direktörlük koltuğuna “the special one” José Mourinho’nun geri dönmesiyle geldi. Chelsea’de 2004’te başladığı ilk görevinde üst üste aldığı iki Premier Lig kupasıyla Chelsea seyircisine elli senenin ardından şampiyonluk sevincini yaşatan Mourinho, bu sezona ise ligde iki galibiyet ve bir beraberlik ile başlarken ilk mağlubiyetini, geçtiğimiz günlerde UEFA Süper Kupa mücadelesinde en büyük rakibi Pep Guardiola’nın çalıştırdığı  Bayern Münih’e karşı aldı. Portekizli teknik adamın başa gelmesiyle Chelsea, yaklaşık her sezon olduğu gibi bu sezon da transfer piyasasında aktif olarak yerini aldı. Takımın transferleri arasında Bayer Leverkusen’den gelen Andre Schürrle ve Marco Van Ginkel gibi genç isimler var. Bu transferlerle orta sahada çeşitliliğini arttıran Chelsea, Anzhi takımından Willian’ı da renklerine bağlayarak, bu oyuncuyla yakından ilgilenen Tottenham takımını da son anda ekarte etmiş oldu. Gol bulma konusunda Fernando Torres ile sorularına bir türlü aradığı cevabı bulamayan Londra ekibi,deneyimli oyuncu Samuel Eto’o ile anlaşma sağlayarak bu pozisyondaki seçeneklerini arttırdı. Takımdan ayrılanlar arasında ise Trabzonspor’a transfer olan Florent Malouda ve Sevilla’ya bir sezonluğuna kiralanan Marko Marin yer alıyor. Manchester United’la oynadıkları maçın berabere bitmesiyle Old Trafford’dan kısmen mutlu ayrılan Chelsea, güçlü kadrosuyla diğer rakiplerini de zorlayacağa benziyor.

GARETH BALE sonunda Real Madrid’de

Londra takımlarından Tottenham Hotspur cephesinden bu sezon başında gelen en büyük haber,kuşkusuz ki uzun zamandır gündemde olan Gareth Bale’in Real Madrid’e transferinin rekor fiyata gerçekleşmesi haberiydi. Spurs ekibi kendini bu transfere hazırlamış olacak ki, Bale transferinden gelecek olası bonservis bedelini yaz boyunca harcamada gecikmedi. Geçtiğimiz sezon takımın başına geçen, 2011 yılında Porto ile yaşadığı UEFA Avrupa ligi şampiyonluğu ile Avrupa turnuvalarında şampiyonluk yaşamış en genç teknik direktör ünvanına sahip André Villas- Boas ile yeniden takım kurmaya çalışan ekip, bu sezon için Roberto Soldado, Paulinho, Erik Lamela, Christian Eriksen gibi önemli isimleri transfer etti. Her ne kadar aktif bir transfer dönemi geçirmiş  olsalar da,  Arsenal’le oynadıkları derbide takım düzeninin hala oturmadığına dair belirtiler gösteren Spurs ekibinin şüphesiz ki en büyük iddiası transferlerin verimliliğini kanıtlayarak lig sıralamasında ilk dört takım arasında yer almak ve geçtiğimiz iki sene son anda kaçırdıkları Şampiyonlar Ligi’ne katılma hakkını bu sezon elde etmek olacaktır.

 

 

Manchester City yoluna Pellegrini ile devam ediyor

İki sezon öncesinde yılllardır bekledikleri Premier Lig şampiyonluğuna kavuşan Manchester City, sezona Manuel Pellegrini önderliğinde başladı. Hatırlayacağınız üzere takımı şampiyonluğa ulaştıran İtalyan teknik adam Roberto Mancini, mayıs ayında takımın FA Kupası’nda Wigan’a kaybetmesinin ardından görevinden alınmıştı. Kadrosuna yıllardır yıldız isimleri katmaya devam eden Manchester’ın mavi tarafında transferler bu sene de tam hızıyla devam etti. Sevilla’dan iki önemli ismi; kanat oyuncusu Jesús Navas  ve forvet Álvaro Negredo’yu takım bünyesine katarak hücum gücünü arttıran ekip, Shakhtar Donetsk’in orta saha oyuncusu Fernandinho ve Fiorentina’dan gelen genç forvet Stevan Jovetić ile de anlaşma sağladı. Takıma katılanların yanı sıra, üç önemli isim de takımla yollarını ayırdı; daha önce takımla yaşadığı sorunlarla gündeme gelen Carlos Tévez Juventus’a, Kolo Touré Liverpool’a ve sadece bir sezonunun ardından Maicon da Roma’ya transfer oldu. Yaptığı transferler ve güçlü kadrosuyla Manchester City, bu sezon da ligin favorileri arasında yerini alıyor.

 

Liverpool lige sorunsuz başladı

Tarihinde 18 Premier Lig şampiyonluğu ve 5 Şampiyonlar Ligi, 3 UEFA Avrupa Ligi kupası bulunan bir zamanların efsane, şimdilerde ise Premier lig tablosunun ortalarında yer alarak kendinden pek söz ettiremeyen Liverpool, bu sezona en iyi başlayan takım olarak yerini alıyor. Brendan Rodgers ile yoğun bir transfer dönemi geçiren ekipte, bir türlü istenilen verim alınamayan Andy Carroll, Stewart Downing, Jonjo Shelvey ve Jamie Carragher gibi isimler takımdan ayrılırken, takıma bir sürü yeni isim katıldı. Bu isimler arasında, defans hattını güçlendirmek adına Paris Saint - Germain’den transfer edilen Mamadou Sakho, Manchester City’den gelen Kolo Touré yer alırken, hücum hattına takviye olarak İspanyol oyuncular Luis Alberto, Iago Aspas, Brezilyalı genç yetenek Philippe Coutinho transfer edildi ve Chelsea’den Victor Moses, bir sezonluğuna kiralandı. Pepe Reina’nın Napoli’ye kiralanması ile ortaya çıkan kaleci eksikliği ise Sunderland’in kalecisi Simon Mignolet ile çözüldü. Yaz boyunca adı Arsenal ve Real Madrid gibi kulüplerle anılan Anfield’ın başarılı golcüsü Luis Suárez ise söylentilerin aksine takımda kalmayı tercih etti. Ligde sadece üç hafta geride bırakılmasına rağmen, henüz yenilgi almadan lig tablosunda 1. sırada yer alan Liverpool takımında işler şimdilik yolunda gidiyor gibi görünüyor.  Yine de önümüzdeki günlerde bizi nelerin beklediğini göreceğiz.

Premier Lig’in dünyadaki en büyük futbol ligi olarak nitelendirilmesinin en büyük sebeplerinden biri de son saniyeye kadar mücadelenin bitmemesidir. Dinamiklerin sürekli değiştiği, iniş çıkışların bolca yaşandığı ligde, bu sezon şüphesiz ki yine ateşli taraftarlar arasındaki büyük rekabete tanık olacağız. Heyecanlı ve bir o kadar da çekişmeli karşılaşmalara şimdiden hazır olabiliriz.