Ortadoğu’da tehlikenin şekli değişiyor

JTA haber sitesinde Ben Sales tarafından kaleme alınan bir makalede İsrail-Arap çatışmasında son yıllarda yaşanan büyük değişikliğe dikkat çekilerek, Yahudi ülkesini tehdit eden düşmanın artık Arap yönetimleri değil de bu ülkelerde yerleşmiş radikal unsurlar olduğu öne sürüldü.

Dünya
20 Mart 2013 Çarşamba

Sales, köşe yazısında topyekûn sıcak bir savaş yerine, ‘gayri-nizami savaş’ şeklinde  bir mücadele gerektiren bu tehdidin önümüzdeki yıllarda İsrail’in sınır güvenliği için büyük tehlike olacağını söylüyor. 

Yazar, FÖY kontrolündeki Batı Şeria’da, Mısır’ın kontrolündeki Sina’da, Hizbullah kontrolündeki Lübnan’da olan terörist yapılanmayı örnek göstererek ileride İsrail’i tehdit edecek kuvvetlerin büyük Arap devletlerinden ziyade örgütler olacağının altını çiziyor. 

Geçen hafta İsrail’in Herzliya şehrinde düzenlenen bir güvenlik forumunda konuşan İsrail Ordusu İstihbarat Direktörü Orgeneral Aviv Kochavi,  bölgede şekil değiştiren tehdit unsurunu şöyle açıkladı: “Arap Baharı’nın yarattığı yönetim boşluğunu terörist unsurlar doldurursa bunun yaratacağı sonuçlar son derece tehlikeli olabilir.” 

İsrailli subayların  bundan yıllar önce henüz El- Kaide’nin kaçırdığı uçaklar ABD hedeflerini vurmadan dile getirdikleri bu tehdit İsrail Ordusu için çok da yeni sayılmaz. 

11 Eylül’den önce Time dergisine ismini vermeden konuşan İsrailli yüksek rütbeli bir subay gelecekte savaşların ülkelere karşı değil örgütlere karşı yapılacağı öngörüsünde bulunmuştu. 

İsrail’in İstihbarat eski Bakanı Dan Meridor, ortaya çıkan ve bugün küresel bir hal alan yeni tehdit profilini ise şöyle dile getiriyor: “Üç-dört ülke düşmanınız olabilir fakat günümüzde düşman belli bir diplomatik kimliğe sahip,  bir ulus devlet olarak karşınıza çıkmıyor. Onun yerine radikal bir düşünce ile taraftar topluyor, dolayısı ile düşmanlarınızın sayısı on binler ile ifade ediliyor. Böyle bir tehdit arkasında bir ulus devlet olmadığı için klasik diplomatik veya askeri caydırıcılık yöntemleri ile dizginlenemez.” 

Güvenlik uzmanları yukarıda tarif edilen bir tehdidin karşısında askeri tedbirlerden ziyade, İsrail’in siyasi arenada daha aktif ve kontrolcü bir siyaset uygulaması gerektiğinin altını çiziyorlar.