Eyal anlatıyor…

31 Mayıs’ta gerçekleşen belgesel gösteriminin ardından Ester Morhayim, kendi kelimeleri ile Eyal’i anlattı:

“Belgeselden sonra bir konuşmam yapmam gerektiğini söylediklerinde anlatacak o kadar çok şey var ki, nereden başlamam gerektiği konusunda bocaladım.

Gençlik - Eğitim
15 Haziran 2011 Çarşamba

O kadar uzun bir hikâye ki binlerce sayfa yazdım ve çöpe attım. Sonra bir gece düşündüm. Bu Eyal’in belgeseli Eyal ‘in hissettiklerinin daha önemli olduğuna karar verdim. Eyal anlattı bende yazdım.

Ben Eyal Morhaim 14 Ocak 1999 ‘da Amerikan Hastanesinde hipotonik olarak doğdum. Şu an 12 yaşındayım. Bir de kardeşim İlay var. O da 5,5 yaşında. İkimizin de benzer problemleri var. İkimiz de biraz farklıyız. Ben farklılığımın farkındayım. Ama kardeşim İlay benim kadar farkında değil. Ben kendi hissettiklerimi size anlatmak istiyorum. Bu fırsat için Suzi ’ye Sara’ya ve Yosi’ ye teşekkür ederim.

(…) Küçükken, konuşulanları anlamada zorluk çekiyordum. Herkes o kadar hızlı konuşuyordu ki, bütün kelimeler ve cümleler birbirine giriyordu. Anlamlı bir hale getiremiyordum. Ama aynı cümleleri müzikle söylediklerinde hayat benim için daha kolay oluyor. Müzikle cümleler yavaş söylendiği için daha rahat ediyorum. Söylediklerinizi daha rahat anlayabiliyorum. Basit cümleler özellikle emir kipi kullandığınızda daha anlaşılır oluyor. Ben anladığım zaman size daha kolay tepki verebiliyorum. Sizlerde benim anladığımı görünce benimle daha çok iletişime giriyorsunuz.

Konuşmada problemlerim var. Ama ben konuşmak istiyorum. Hem de çok. Sizin tahmin ettiğinizden daha fazla. Ağzımı hissedemiyorum. Tıpkı küçükken vücudumu hissedemediğim gibi. Dilimi hareket ettirmek istiyorum. Çok çalışıyorum. Ama bu bana beynimin bir oyunu dilimi istediğim yere getirdiğimi zannediyorum. Meğer getirememişim. Söylemek istediklerim ağzımdan değişik bir şekilde çıkıyor. Bu sefer karşımdaki kişi beni anlamadığı için konuşmaktan vazgeçiyor. Tabii ben de beceremediğimi hemen anlıyorum, daha kolay şeyleri söylüyorum. Bu da konuştuğumu anlamsız yapıyor. Aslında ben çok konuşmak istiyorum. Kendimi size anlatabilmenin daha kolay bir yolu olsa keşke.Ben aslında çok iyiyimdir. Kötülük nedir bilmem. İnsanları incitmektense kendimi incitmeyi tercih ederim. Bazen insanlar benim hakkımda konuştuklarında sinir oluyorum. Benim anlamadığımı zannediyorlar ama ben iyi ile kötüyü o kadar kolay ayırt edebiliyorum ki şaşarsınız. Benim hakkımda iyi şeyler konuştuklarında çok çok seviniyorum. Bana kızdıklarında, kötü konuştuklarında veya beni istemediklerini anladığımda hemen ellerimi ısırıyorum. Acıyı fazla hissetmiyorum. Bende sadece kaşıntı hissi yaratıyor. Bu yüzden, kendimi biraz kuvvetli ısırıyorum galiba.

Topluluk içinde durmayı çok sevmiyorum. Kendi içimde yaşamak daha hoşuma gidiyor. Ama hayat tek başına olmuyor. Arkadaş lazım. Bunu bana annem zorla öğretti. Benim annem biraz değişiktir. Nerde insan var beni oraya iter. İlk başta kalabalığın içinde nasıl davranmam gerektiğini bilmiyordum. Kalabalıkta devamlı uyuyordum. Bu en kolay kaçış yoluydu. Şalteri indirirsin, ne insanların söylediklerini anlamaya çalışırsın ne de diğerlerine ayak uydurmaya çalışırsın. Annem ne yapar eder beni uyandırırdı. Şimdilerde biraz daha iyiyim.

(…) Bu sene bütün kış annem ve kardeşimle mambo yaptık, ritim çalıştık. Artık büyüdüm bu çalışmalarda fark ettim ki, artık ben annemi istemiyorum. Ben arkadaş istiyorum. Arkadaşlarımla daha rahat ediyorum. Onlardan daha çok şey öğreniyorum. Ben de eğlenmek, dans etmek, gülmek, play station oynamak istiyorum. Benim de oyun oynamaya ihtiyacım var. Ben artık çocuk değilim. 6 ay sonra ben de ergen olucam. Ben de artık bir bireyim. Bana da bir birey gibi davranın. Evet bazı şeyleri sizin gibi anlamıyorum ama bana biraz hoşgörüyle yaklaşırsanız biraz yardım ederseniz ben de yapabilirim.

(…) Sizleri anlamaya çalışıyorum. Lütfen siz de beni anlamaya çalışın. Ben bazı şeyleri sizden daha farklı hissediyorum o kadar. Benimde hayattan beklentilerim sizlerle aynı. Beni de aranıza alın. Hepinizi çok çok seviyorum.

Eyal Morhaim”