İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde Sedef Hastalığı Birimi açıldı

Sedef hastalığı hastanın yaşam kalitesini etkileyen, sosyal yaşantısını güçleştiren bir hastalık. Sedef hastalığı sadece bir deri hastalığı değil, aynı zamanda kronik bir bağışıklık sistemi bozukluğudur

Sağlık
22 Ocak 2011 Cumartesi

Geçtiğimiz hafta Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde Sedef Hastalığı Birimi’nin açılışı nedeni ile düzenlenen basın toplantısına İ. Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Server Serdaroğlu ve İ.Ü.Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dermatoloji A.B.D. Öğr. Üyesi Prof. Dr. Yalçın Tüzün konuşmacı olarak katıldılar. Birimin açılışı İ.Ü.Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Özgün Enver tarafından gerçekleştirildi.

Toplantıda açıklanan bilgiye göre; 17 ülkede 11.000’den fazla hasta ile yapılan bir araştırma sonucunda sedef hastaları, hastalığın özgüvenlerini, duygu durumlarını ve gelecek hayallerini olumsuz etkilediği dile getirildi.

Prof. Dr. Özgün Enver açılış konuşmasında, birçok anabilim dalında tedavisi güç olan ve uzun süreli takip gerektiren hastalıklarla ilgili olarak fakülte kapsamında özel poliklinik ve birimler açılmakta olduğunu belirtti. Prof. Dr. Enver, “Bu sayede hastalar hastalıkları hakkında daha doğru ve yeterli bilgiye ulaşmakta ve hastalığını daha iyi tanımaktadır. Dermatoloji Anabilim Dalı disiplini içerisinde sedef hastalığı kronik, tekrarlayıcı ve hastaların yaşam kalitesini ciddi oranda etkileyen bir hastalık olarak bilinmektedir. Ülkemizde dermatoloji alanında birçok ilke imza atan fakültemiz dermatoloji anabilim dalı yine farkını ortaya koyarak sedef hastalığında ihtiyaç duyulan bir boşluğu doldurmaktadır” dedi.

 Basın toplantısında konuşmacı olan İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Server Serdaroğlu, sedef hastalığının tedavisinde hastaların düzenli takibinin hem hekim, hem de hasta açısından çok önemli olduğunu vurgulayarak bu amaçla Sedef Hastalığı Birimi’nin kurulmuş olduğunu ifade etti.

Ayrıca, Sedef Hastalığı Birimi himayesinde hasta okullarına başlandığını da belirten Prof. Dr. Server Serdaroğlu, geçtiğimiz aylarda ilki gerçekleştirilen hasta okulu ile yaklaşık 40 hastanın sedef hastalığı ve tedavisi konusunda bilgilendirilmesinin yapıldığını söyledi. Bu aktivite ile birçok sedef hastasının hastalığı hakkında yeterli ve doğru bilgiye sahip olmadığını fark ettiklerini dile getiren Prof. Serdaroğlu “Ülkemizde tahmini 1 milyon kişiyi etkileyen, kronik bir hastalık olan sedef hastalığı hem görüntü açısından hastayı sıkıntıya sokmakta, hem de ileri şekillerinde iş gücü kaybına neden olmakta. Hastalar çoğunlukla kendilerini sosyal hayattan dışlanmış hissetmekteler. Yeterli ilgi ve bilgiye ulaşamayan hastalar hekim olmayan bazı kişilerin elinde maddi manevi sömürülmektedir. Hekim dışı kişilerin yanlış yöntemleri hastalarda yan etkilere ve onarılmaz kalıcı hasarlara neden olabilmektedir” dedi.

İ. Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yalçın Tüzün ise konuşmasında, çoğu zaman hastalık hakkında doğru bilinen yanlışlar nedeni ile hastaların sosyal yaşamlarının da olumsuz etkilendiğini belirtti. Prof. Dr. Yalçın Tüzün, sedef hastalığının ülkemizde nüfusun yaklaşık % 1-2’sini etkilemekte olduğunu ve sedef hastalarının yaklaşık %30’unda, deri belirtilerine, ilerleyici eklem hasarına yol açan sedef hastalığı romatizması eşlik ettiğine dikkat çekti. Yeni çalışmaların, ileri düzeyde sedef hastalığının, metabolik hastalıklar, obezite, kardiyovasküler hastalıklar ya da erken ölüm riskinde artış ile bağlantılı olabileceğini ortaya koyduğunu paylaşan Prof. Tüzün “Sedef hastalığı, kişide izolasyona neden olabilen bir hastalıktır; hastalarda, kendine güvende azalma ya da depresyon görülebilir” yorumunu yaptı.

Sedef hastalığının, ticari olarak en çok istismar edilen hastalıkların başında geldiğini belirten Prof. Dr. Yalçın Tüzün, bunun nedenleri arasında; sedef hastalığının kronik olması ve sedef hastalığı hakkında halkın yeterince bilgilendirilmemesinin olduğunu ifade etti.

Sedef hastalığı birimi hastaların, alanlarında deneyimli doktorlara kolay ulaşması ve tatmin edici sonuçlar almasını sağlayacak. Sedef hastalığı biriminde son bilimsel verilerin ışığı altında hastalar bilgisayar ortamında kaydedilecek ve tedavileri takip edilecek.

Sedef hastalığı nedir?

Sedef hastalığı sadece bir deri hastalığı değildir; aynı zamanda kronik bir bağışıklık sistemi bozukluğudur. Sedef hastalığı lezyonları deride herhangi bir bölgede gelişebilir; en sık olarak saçlı deri, dizler, dirsekler, sırtta belin altındaki bölge, eller ve ayaklarda görülür ve sedef hastalığı el ve ayak tırnaklarını da etkileyebilir.

Sedef hastalığı her yaşta görülebilirse de, hastalık başlangıcı tipik olarak 15 ile 25 yaş arasında daha sıktır. 

Sedef hastalığı tüm dünyada tahminen 125 milyon kişiyi etkilemektedir.    Hastalığın şiddeti kişiden kişiye değişse de, sedef hastalığı bulunan kişilerin yaklaşık dörtte birinde hastalık orta ya da ileri derecededir.4  Sedef hastalarının yaklaşık %30’unda, deri belirtilerine, ilerleyici eklem hasarına yol açan psoriatik artrit (sedef hastalığı romatizması) eşlik etmektedir.   Sedef hastalığı, toplumsal izolasyona neden olabilen bir hastalıktır; hastalarda, kendine güvende azalma ya da depresyon görülebilir. Ayrıca, yeni çalışmalar, ileri düzeyde sedef hastalığının, metabolik hastalıklar, obezite, kardiyovasküler hastalıklar ya da erken ölüm riskinde artış ile bağlantılı olabileceğini ortaya koymaktadır.

Sedef hastalığı hakkında daha fazla bilgi için www.sedefleyasam.com  sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Sedef Hastalığı Birimi hakkında

Kronik bir hastalık olan ve yaşam kalitesini ciddi oranda etkileyen psoriasis  vulgarisin (sedef hastalığı) yakından takibinin amaçlandığı bu birimde aynı zamanda hastalıkla ilgili bilgilendirici eğitim programlarının da hasta ve hasta yakınlarına verilmesi planlanmakta. Bilindiği üzere sedef hastalığı kronik bir hastalık ve uzun süreli tedavi gerektiriyor. Hastalar tedaviye yanıt vermekte ancak sık olarak nüksler gözlenmekte. Tedaviye yanıtın yeterli olmaması ve hastanın lezyonlarını birebir görmesi nedeniyle, hastaların yaşam kalitesi ciddi oranda etkileniyor. Bu durum da işgücü kaybına ve sosyal izolasyona neden oluyor. Bu poliklinik sayesinde hastalar uzman doktorlar tarafından yakından takip edilecekler, hastalıkları ile ilgili doğru bilgi ve eğitime ulaşmış olacaklar.