Ruhsal birleşme

Sağlık
7 Temmuz 2010 Çarşamba

Nuia Mana

Şu cinsel birleşme yok mu, dinin, politikanın, toplumun, bilimin, kısacası önüne gelen herkesin burnunu soktuğu, fikir yürüttüğü, yasakladığı ya da cesaretlendirdiği şu mühim birleşme… Eh, ben de bir şeyler karalayayım dedim.

Cinsel birleşme ekseninin en ekstrem ucunda hayatını aseksüelliğe adamış ‘sözde mistikler’ diğer ekstrem uçta da bundan bir yüzyıl evvel yaşamış Aleister Crowley gibi günlerce, şuurunu kaybedene kadar orgazm arkası orgazm deneylerine kendine tabi tutanlar… Eksenin daha soft uçlarında ‘bastırma/yasaklama kurumları’ diğer soft uçlarında batının liberal okullarında okul yönetiminin sponsor ettiği çıplak partiler…

Eksenin neresinde olursak olalım, büyük ihtimal hâlâ niye cinsel birleşme yaşadığımızı bilmiyoruz. Tamam, ihtiyaç beliriyor, beden çekiyor, falan filan. Sadece çocuk yapmak için olsa, o zaman eşinizle en fazla üç-beş kez beraber olurdunuz, ne gerek var bu kadar zaman, emek, enerji harcamaya yatak odasında… Ama öyle değil. İçten itekleyen, depremler yaratan bir güç var işin içinde. Zaman zaman sizi bile korkutan bir güç var bu işin içinde. Zihninizin düşünce formlarını, yönünü değiştirebilen bir güç bu. Duygusal dünyanızı alt üst edebilen…

İster kadın, ister erkek bedeninde yaşayın, herkesin içinde hem dişi hem erkil enerji mevcut. Kabala, Tantra gibi ezoterik öğretiler der ki, ne zaman kendi içinde kendi ruhunun erkil ve dişi parçalarını birleştirebileceksin, o zaman bu ikilik dünyasının ötesini görebileceksin. İşte o zaman, kadın-erkek, gündüz-gece, aktif-pasif ikiliklerinin ötesindeki muazzamlığı tadacaksın.  Bedensel yasadığın cinsel birleşme aslında bir metafordur. O bir ipucudur. Onun her safhası evrenin gözle görülmeyen gerçekliği hakkında başka şeylere işaret eder. O kâinatın sırrını içinde barındırır. O ruhsal simyanın formülünü içerir. Bu yüzden bu enerji ne bastırılmalıdır, ne de saçma sapan şekilde harcanmalıdır. “Konusuz filmlere” konu olmaması gereken, en kutsal enerjidir.

Bedensel özellikler, ikilik dünyasındaki enerjilerin özünü tanıyabilelim diye bize verilmiş ipuçlarıdır. Dişi enerji görünürde zayıf, ama içinde güçlü olandır. Bir damlacık erkekten yeni beden yaratabilendir. Erkil enerji görünürde güçlüdür ama kadınsız kendi merkezini bulamaz. Kadınsız çoğalamaz, kaybolur gider. Yin-Yang prensibinde görüldüğü gibi, iki enerji birbiri olmadan var olamaz. Bu yüzdendir ki her kadın kendi içindeki centilmen erkeği bulabilmeli ve her erkek kendi içindeki yumuşak kadını bulabilmelidir. Ruhsal evlilik kendi içimizde ruhani planda olandır. Fiziksel planda ise, bu bilinçle yaşanan cinsel birleşme bilinç düzeyi yüksek çocuklar üretir.

Bugünlerde bana neden fazla dışarı çıkmadığımı soranlar oluyor. Çoğu ortamlarda dişi enerjiyi küçümseyen mesajlar, şakalar mevcut. En modern geçinen kesimde bile kadını hâlâ iyi-kötü diye ayırmaya meyilli bir yaklaşım mevcut. Toplumun bu etiketlerindense, evde Kabala ya da Tantra okumayı, üzerine düşünmeyi, meditasyon yapmayı tercih ediyorum. Ya da bir buçuk yaşındaki yeğenimle vakit geçiriyorum, izliyorum onun henüz bozulmamış hayat enerjisini. Henüz kadın-erkek ayırımlarını yasamayan zihninin nasıl çalıştığına bakıyorum. Ne kadar huzurlu!

Kalıpsız, eksensiz bir dünyada yaşamanız dileğiyle.