Erkeklerde OSTEOPOROZ

Sağlık
21 Temmuz 2010 Çarşamba

Osteoporoz kemiklerin zayıf ve kırılgan hale gelmesi ile oluşan hastalıktır. Önlem alınmaz veya tedavi edilmezse ağrı ve belirti vermeden kemik kırıklarına yol açabilir. Kırıklar en çok kalça, vertebra (omurga) ve bilekte ortaya çıkar. Erkeklerde hastalığın görülme sıklığı kadınlara oranla daha düşük olup çoğu kez farkına varılmayan ve kırık geçirenlerin birçoğunda tedavi edilmeden kalan bir problemdir. Dünya genelinde kalça kırıklarının 1/3 ü erkeklerde gözlenmekte olup, kırık sonrası ölüm oranı erkeklerde kadınlara göre daha fazladır (ilk bir yıl içinde %25’e varan oranda).Yaşlı erkeklerde vertebra kırıkları da yaygındır. Bu kırıkların çoğu ağrısız olmakla birlikte boy kısalması, solunum problemleri ve ölüm riski de taşır.              

Osteoporozu olan veya osteoporoz risk faktörleri taşıyan çoğu kimse beklenmedik bir kırık yaşayana dek ince ve kırılgan bir kemik yapısına sahip olduğunun farkına varamaz. Basit bir hareket, bir alışveriş torbasını kaldırmak gibi ya da basit bir düşme ile oluşan kırıklar osteoporozun ilk belirtileri olabilir.     

Erkeklerin iskelet yapısı ile kadınlarınki farklı olduğundan erkeklerin kemik rezervleri daha fazladır. Bu yüzden erkeklerde kemik kaybı daha yavaş gelişir. Çalışmalar erkeklerde kemik kaybının yetmişli yaşlardan itibaren hızlandığını gösterir.

Erkeklerde osteoporozun oluşumunda çoğu zaman ikincil sebepler mevcuttur. En sıklıkla sayılabilecekler; kortizonlu ilaç kullanımı, aşırı alkol ve sigara tüketimi, hipogonadizm (testosteron yetersizliği), D vitamini eksikliği ve kalıtımdır. %40 vakada altta yatan bir sebep bulunmaz ve osteoporoz idiopatik (sebebi belirlenemeyen) olarak düşünülür.

Düşük kemik kitlesinin (osteopeni) veya osteoporozun erken fark edilmesi önlem ve tedavisindeki en önemli adımdır. Kemiklerin güç ve dayanıklılığını ölçmede en ideal tetkik kemik mineral yoğunluğu (kemik dansite) ölçümüdür. Bu ölçüm kısa adı DEXA olan dual enerji x-ray absorptiometri ile yapılmakta olup genelde kalça ve bel (vertebra) görüntülerinden ölçüm ve hesaplamalar kaydedilmektedir. Ölçümlerde kemik mineral yoğunluğunun, gençlerdeki referans ortalamasına (T skoru) göre mukayesesi yapılarak sonuç değerlendirilmektedir. Kemik dansite ölçümü dışında ikincil osteoporoz sebeplerini ekarte etmek için kan ve idrar tahlilleri (kalsiyum seviyesi, karaciğer ve tiroid fonksiyon testleri, testosteron ve vitamin D düzeyi ölçümü) yapılmalıdır.

Osteoporoz gelişimine karşı en iyi önlem sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürmek şeklinde özetlenebilir. Kemik sağlığını korumada aşağıdaki önlemlerin alınması tavsiye edilir:

• Altta yatan tıbbi sorunların saptanıp tedavi edilmesi

• Sigaranın bırakılması ve aşırı alkol tüketiminden kaçınılması

• Yeterli kalsiyum alımı (günde 1000 - 1500 mg)

• Yeterli D vitamini alımı (günde 400 - 1200 ünite)

• Egzersiz (haftada en az üç kez ağırlık kaldırma ve direnç çalışmaları ile kas gücünün, kitlesinin ve dengenin arttırılması ideal olanıdır. Ayrıca yaşlılarda düşmeyi önleyici programlar, balans egzersizleri de yardımcı önlemlerdir.)

Tedavide amaç osteoporoz gelişiminin önlenmesi veya osteoporoz mevcutsa ilave kemik kaybına engel olmaktır. Kemik dansite ölçümünde osteoporoz saptanan ve osteopenisi (düşük kemik yoğunluğu) olup ufak bir travma ile kemik kırığı geçirenlere tedavi önerilmektedir.

İlaç ve diğer yöntemlerle tedavi gören hastalara, kemik yoğunluğu ölçümünün  iki senede bir tekrarlanması gerekir.70 yaş üstü erkeklere rutin tarama önerilirken, osteoporoz risk faktörleri taşıyanlara daha erken yaşta tarama tavsiye edilir.

Dr. Sinto LEVİ