Ağa Takılanlar

İzak BARON Dünya
2 Eylül 2009 Çarşamba

Haftanın yankıları

“SİZ ANLAYINCAYA KADAR YAHUDİ ANLIYOR”

Sizin ne yaptığınızı bildiğiniz yok. Almıyorlar beni içeriye, ben Avrupa Birliği kapısına gidip zincirle bağlanacağım. Sen kimsin, haberin var mı yahu? Sen tarihin en büyük milletisin; üç kıtanın hâkimisin. Yeryüzünde 11 asır hakkı, adaleti korumuş bir ecdadın evladısın. Ne olur yahu bir sefer de benim ne dediğimi Yahudilerden evvel bir kere de siz anlayın. Siz anlayıncaya kadar Yahudi anlıyor, her türlü tedbirini alıyor, sen anladığın zaman iş işten geçiyor. Onun için yanılgıları düzeltmek mecburiyetindeyiz” diye konuştu.

Necmettin Erbakan

http://www.haberturk.com/haber.asp?id=169041&cat=200&dt=2009/08/29

“DEHŞET YAŞANIRKEN SIRADAN ALMAN İNSANI NE HİSSETTİ”

Etraflarında bu kadar fazla dehşet yaşanırken sıradan Alman insanının ne hissettiği hakkında son yıllarda birçok çalışma yapıldı. Bazı çalışmalarda, sıradan Almanların Nazilere açık destek vermeseler de sessiz kalarak üstü örtülü destek verdikleri anlatıldı. Bu destek olmasaydı Nazilerin milyonlarca Yahudi’yi bu kadar soğukkanlı bir şekilde öldürmelerinin imkânı bulunmayacağı öne sürüldü. Bu konu hâlâ daha tartışılıyor. Ancak bende daha önce almış olduğum bir not da var ki; bu da o tezi doğrular nitelikte. Gestapo bir gece önce gözaltına aldığı insanları ertesi sabah daima tam saat 11’de idam mangasının önüne dizip ateş açtırarak infaz ettirirmiş. O kadar dakiklermiş ki bu konuda, infazların olduğu şehirlerde halk saatlerini silah sesini duyunca ayarlarmış. Yani infazları normal yaşamlarının doğal bir parçası haline getirmişler.

Serdar Turgut

http://aksam.com.tr/2009/08/29/yazar/14066/serdar_turgut/tarantino_nun_son_filmi_vesilesiyle_naziler_uzerine_bazi_notlar.html

 

BİRLİKTE BU KADAR İYİ YAŞANIRKEN, 6-7 EYLÜL NASIL OLDU?

Azınlık olan yurttaşlarla İstanbulluların bir yaşaması vardı. Yahudiler, Rumlar, Ermeniler bir arada yaşıyordu ama aynı zaman dilimi içinde yine bütün İstanbul içinde “Bu kara çarşaflılar yine hortladı” gibi endişeler yaşanırdı. Bugünkü hava 1960’ta da vardı. O kara çarşaf giymenin altındaki yoksulluğun sebeplerini, yaşam biçimi itibariyle kapanmaya mahkûmiyetin zorunlu olduğunu pek düşünmezlerdi. Ama unutmamak gereken şudur; birlikte bu kadar iyi yaşanırken, nasıl oldu da 6-7 Eylül gibi çocukluğumun en korkunç olayı oldu? Allah korusun, bugün böyle bir şey inşallah katiyen yaşanmasın ama o zaman patlak veren küçük bir kıvılcımla birden bire insanlar Müslüman, Türk, Hıristiyan, gâvur diye ayrılıverdi. 6-7 Eylül’e dikkatle bakıldığı vakit, pek de o kadar birlikte yaşamadığımız ortaya çıkar. Elbette aynı mahalledeki insanlar buna çok üzüldü ama komşular arasında üzülmenin dışında bir şey olmadı. Biz Rum vatandaşlarımızın ağırlıkta olduğu Cihangir semtindeydik o zaman. Bu olaya baktığımız vakit hiç de o kadar iyilikle yaşamadığımız ortaya çıkıyor.

Selim İleri

http://www.taraf.com.tr/

http://kehaber.org/2009/08/30/203/

 

SİZCE YAHUDİLERE AİT TÜM İŞLETMELER İSTİSNASIZ OLARAK CUMARTESİ GÜNÜ TATİLDE MİDİR?

Şabat, Musevilikçe dinlenme, tefekkür ve ibadet günü olarak belirlenmiş olan Cumartesi gününe verilen isimdir. Hükmü kesindir, istisnası yoktur ve çerçevesi bütünü ile bellidir. Şabat’la ilgili pek çok kati Tevrat hükmü vardır.  “RAB Musa’ya şöyle buyurdu: İsraillilere de ki, ‘Şabat günlerimi kesinlikle tutmalısınız’. Çünkü o sizinle benim aramda kuşaklar boyu sürecek bir belirtidir. Böylece anlayacaksınız ki, sizi kutsal kılan RAB benim. Şabat Günü’nü tutmalısınız, çünkü sizin için kutsaldır. Kim onun kutsallığını bozarsa, kesinlikle öldürülmeli. O gün çalışan herkes halkının arasından atılmalı. ”  Sizce Yahudilere ait tüm işletmeler istisnasız olarak cumartesi günü tatilde midir?

Hamit Akçay

http://www.stargazete.com/acikgorus/yahudi-is-adamlari-sabat-ta-calisanlari-nicin-oldurmezler-haber-210347.htm

 

OBAMA'NIN DOĞUM YERİ

Obama’nın doğum yerinin yeniden tartışmaya açılmasının ardında İsrail hükümetinin yattığı iddia ediliyor.

İddiayı gündeme getiren, ünlü araştırmacı-yazar Wayne Madsen. Madsen, doğum yeri tartışmasını yeniden canlandıran Orly Taitz’in, Obama’nın Kenya’da doğduğuna dair sahte bir belge öne sürdükten iki gün sonra Tel-Aviv’de görüldüğünü, Likud Partisi’ne ve kendisi gibi Moldovalı olan Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman’a çok yakın olduğunu söylüyor. Netanyahu hükümetinin, Amerika’nın İsrail-Filistin görüşmeleri çerçevesinde Yahudi yerleşimlerin durdurulması konusunda sıkıştırılmaktan yorulduğunu eklemeyi de unutmuyor. Amerika’nın yerleşimlerin durdurulması yönündeki baskısı, Netanyahu’yu yalnızca dış politikada değil, iç politikada da zorluyor; muhalifleri, yeri geldiğinde son derece sert açıklamalar yapmaktan çekinmeyen Netanyahu’yu, bu konuda Amerika’ya karşı fazla yumuşak davranmakla suçluyor.

Deniz Hakyemez

http://www.odatv.com/Siyaset/obama_da_potamyada_mi_dogdu-17365.html

 

Haftanın Linkleri

Obama’nın Barış Taarruzu / Alon Ben-Meir

http://www.usakgundem.com/yorum/246/obama’nın-barış-taarruzu.html

 

“Yahudi Kimliği ve Tarihi Üzerine Düşünmek” /Dr. Salime Leyla Gürkan

http://www.ekopolitik.org/public/news.aspx?id=4230&pid=11

http://www.ekopolitik.org/public/news.aspx?id=4236&pid=11

Haftanın bilgisi

Yahudi Adaçayı Çiçeği (Kudüs Adaçayı): Phlomis Frucicosa

Çalı formunda bir bitkidir. Saç ve yün görünümlü dalları, ovalimsi dikdörtgen, gri renkli ve buruşuk formda yapraklan vardır. Altları beyazdır. Sarı çiçekler, saplarda 20’li veya daha fazla adette, spiral şeklinde karşılıklı dizilmiştir Çiçeklenme mevsimi yazdır. Parlak çiçekleri ve yapraklarının güzelliği nedeniyle bordür ve çiçek tarhlarında kullanılır. Boyu 60-120 cm olup, anavatanı Akdeniz Bölgesi ve Güney Avrupa’dır. Kurak ve güneşli yerler, rutubetsiz, iyi drene edilmiş, fakir topraklarda yetişir. Tohumla veya köklendirilmiş çelikle üretilir.

http://www.tarimziraat.com/peyzaj_bitkileri/yahudi_adacayi_cicegi_kudus_adacayi_cicegi_phlomis_frucicosa/yahudi_adacayi_cicegi_kudus_adacayi_cicegi/