Yair Dalal, Lubna Salameh ve ‘Shalom inshallah!’

Müziğin tılsımı 24 Mart Çarşamba akşamı, Ortadoğu’nun iki komşu kültürünü CRR’deki ‘Sevgi ve Hayat’ konserinde bir araya getirdi. Ünlü İsrailli müzisyen Yair Dalal, klasik Arap müziğinin en iyi yorumcularından Lubna Salameh ve muhteşem sesiyle Abraham Cohen, o gece Mısırlı efsane şarkıcı Ümmü Gülsüm hayranları için söylediler

Tuna SAYLAĞ
1 Nisan 2010 Perşembe

Bazı olaylar vardır, insanın yüreğindeki yaşam sevincini, umudu yeşertir, “Neden buradaki gibi olmasın?” dedirtir. Yair Dalal yönetimindeki Al Ol Orkestrası’nın Yahudi ve Müslüman sekiz müzisyenin sahne üzerindeki uyumlu beraberliği, Arapça ve İbranice şarkılara birlikte can vermesi, konser gecesi bana bunları düşündürdü. Küçük adımların ve kişisel dostlukların çözümsüz gibi görünen olaylara pozitif bir zemin oluşturabileceğini hayal ettim.

Konser ve barış dilekleri

Türkiye’ye defalarca gelen dünyaca ünlü udi, kemancı ve barış eylemcisi Yair Dalal, konserin giriş parçası olan keman solosuna başlamadan önce seyirciye hitap ederek İstanbul’u ve müziği çok sevdiklerini, burada bulunmaktan mutlu olduklarını söyledi. Ardından, 13 yaşından beri Ümmü Gülsüm şarkıları söyleyen ve onun müzikal mirasını taşıyan Haifa doğumlu Lubna Salameh, ‘İfrah ya Kalbi’ diyerek alkışlarla sahne aldı. Daha önce iki kez Nazareth Orkestrası eşliğinde Türk seyircisiyle buluşan sanatçının sadık hayranları onu yine yalnız bırakmadılar. Salameh’i, muhteşem sesi ve bir Arap’tan farksız yorumuyla Abraham Cohen izledi. Her iki sanatçı, performansı ve repertuarıyla benim gibi bu müziğe pek aşina olmayanların bile nabzını gece boyunca elinde tuttu. Müziğin evrenselliği kendini bu konserde de ispatladı. Kıvrak Arap tınıları, Ente Omri  (Sen Hayatımsın) ve Elf Leyli i leyl (Binlerce Gece) gibi Ümmü Gülsüm şarkılarıyla coşan seyirciler, sık sık alkışlarla sanatçılara eşlik ettiler.

Konserin bitiminde Yair Dalal, gecenin tek ama en anlamlı parçasını seslendirdi. O, ‘Shalom  inshallah!’ derken,  Salameh, ‘Zaman El Salaam, inshallah!’ diyerek ona eşlik etti. İkilinin düetine ben de yürekten bir inşallah ile katıldım. Bir gün Ortadoğu’da barış kurulacaksa bunu, yolu sevgi ve müzikten geçenler başaracaklardır diye düşündüm.

Yair Dalal ve müziği

Iraklı bir ailenin oğlu olan Yair Dalal, köklerinin verdiği ilhamla İsrail’deki farklı kültürleri müziğin potasında eriterek kendi tarzını yarattı. Ancak kendisini sadece Ortadoğu coğrafyası içindeki Yahudi ve Arap müziği geleneği ile kısıtlamadı; sanatına Balkanlardan Hindistan’a uzanan topraklardan da tatlar kattı. Dalal’ın çöle ve çölde yaşayanlara olan derin ilgisi, onun kaybolmaya yüz tutmuş Babil ve Bedevi müziğinin mirasını korumaya yönlendirdi. Dünya müziğinin genel sahnesini şekillendirmede önemli rol oynayan sanatçı, İsrail’in en üretken müzisyenlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Birçok ödülün de sahibi olan usta müzisyen, aynı zamanda vaktinin ve enerjisinin önemli bir kısmını Yahudilerle Araplar arasındaki barış çabalarına ayırıyor. Sanatçı bu konuda,  “Farklılıklarımızın bizi ayırmasına müsaade etmektense, benzerliklerimizin birleştirici gücünü ön plana çıkarmalıyız. Artık İsraillilerle Arapların barışma zamanı gelmiştir!” diyor.