KİTAPLARIN ardından... / ALMA MAHLER veya Sevilme Sanatı

24 Aralık 2008 Çarşamba

Beki L. BAHAR

Bir Yaşam: Alma Mahler (1879-1964)

Bir Kent: Viyana

Bir Yazar: Françoıse Giroud (1916- 2003)

 

Pan Yayımcılık’tan  Ayşe Öktem’in Almanca’dan çevirisiyle dilimize kazandırılmış. Yazar kitaba ’Alma Mahler veya Sevilme Sanatı’ adını  koymuş. Kitabın kapağında Alma Mahler’in portresi, güzel buğulu gözleri sevilmiş olmanın, mutluluğu içinde tepeden  baksa da, rahatsız edici değil, hırs ve doyumsuz  ağzı ve ince dudakları kadar kitap yer yer biyografi otobiyografi mektup aktarmalarından  yazıya  dökülmüş yaşadığı çalkantılı dönemin tarih çerçevesinde bir roman niteliğinde. Konu sürükleyici üslüp akıcı. Viyana’da doğan yaşıyan  Alma kendi kendini yetiştirmiş heykel yapar. Liedler besteler Nitche’yi okurken tüm  bunları bir tarafa bırakır ünlü bestekar. (1860-1911)-Gustav Mahler’le evlenir Güstav Mahler  Yahudi karşıtı çevrelerin hedefi iken 1897’de Hıristyanlığa geçer aksi halde Viyana Saray Operası Şefliğini sürdüremiyecekti. Mahler ondan yirmi yaş büyüktür, yakışıklı da değildir ve Alma’ya ‘bundan böyle tek bir mesleğin olacaktır o da beni  mutlu etmek’ diye buyurur… Alma  kabullenir onu yüceltmeğe kendini  adar Mahler’in  ölümünden sonra kendi ırkından Walter Gospius’la  evlense de kısa sürer. Büyük aşk yaşadığı ressam Oskar Kokoşka ile evlenmesi beklenir onu  tanıtma yüceltme uğraşı verirken o yıllarda   tanınmıyan  kendinden  genç Yahudi yazar  Franz Werfel’li seçer, şaşırtır... (1890-1945 =Werfel’in  gençlik arkadaşları  sonradan ünlenecek olan  Kafka, Martin Buber, Max Brode gibi Yahudilerdir. 1927’de din değiştirmezse  de Yahudi cemaatiyle ilgisini  keser. Hıristyanlığa yakın gibidir.

Mısır ve Lübnan’da  geçirdikleri balayı sonucunda  tanıştıkları  kişilerden çevreden bilgilendirilen çift bir senaryo hazırlar. F. Werfel  de ‘Musa  Dağının Kırk Günü ‘adlı bir romanda  Ermenilerin tehcir olayı  ve  onların  toprakta gömülü silahlarını  çıkararak dağda karşı koymalarını konu eder. Tehcir olayının nedenleri üstünde durmadığı  gerçekleri bütünüyle yansıtmadığı için haklı olarak ülkemizde büyük  infial uyandırır…

*Almanya’nın Nazizmin kamaştırıcı etkileyici yıllarıdır., Yahudi kökenli  bir yazar tarafından yazılmış olması da kimi  araştırmacılara göre o yıllarda basında görülen Yahudi alehtarı yazı ve karikatürlerin nedenlerinden biridir*

 Alma Yahudi sempatizani değildir. Yaşlandığında  Yahudi hastalığı olarak tanımlanan  şeker hastalığını   kabullenmez ‘ben Yahudi değilim’ diye isyan eder. Gene de  kendisini  ikinci plana atarak yazarın dediği gibi iki Yahudi kocayı birer sanat tanrısı yapmağa adamıştır. 

Çevresi aşıkları arkadaşları Yahudi olmuştur. Babası ona ‘Tanrılarla oyna’diye akıl vermişti…. O zamanın Viyana’sında  onlardan çok mu vardı…

Kocaları aşıklarıyla aşıklar kocalarıyla iyi geçinmiş toplum  mensubu olduğu elit sanat çevresinden hep ilgi  ve saygı görmüştür Güzeldi  dayanılmazdı ama yıkmadan erkeklerini hep yücelterek ayrıldı… bir  Salome değildi.

Yahudi kocaları ve kızı yüzünden  Naziler Avusturya’yı ilhak ettiğinde kaçarlar. Almanlar Fransa’ya girdiğinde ise  zor bela yayan  Portekiz’e geçip Amerika yolunu tutarlar. Alma ilk Mahler zamanında ABD gittiğinde İngilizce  öğrenmeyi red etmiş gururla ‘onlar Almanca öğrensin’ demişti. Oysa savaş sonrası Viyana’da yaşıyamaz. Ölümüne kadar Mahler’in dul eşi sıfatıyla  anılarak  saygı gördüğü ABD yaşamayı  yeğler…

VİYANA (1860-1930)

Konu edilen kişilerin  hemen hemen  tümü  Avusturya Macaristan İmparatorluğu’nda doğmuş merkezi Viyana’ da yaşamış kişiler olduğundan  bu şehir  ikinci bir konu gibidir kitapta. Viyana ondokuzuncu yüzyılın sonlarından yirminci yüzyılın ilk çeyreğine denk her alanda bir üstün kenttir. Avrupa’nın Yahudi  şehri diye Selanik  anılır... Cumartesi  hayat dururmuş çünkü doklardaki  işçi de banker de Yahudiymiş... Viyana  ise bir Yahudi elit  kesim içerir ve çok renkli  görüş  açısından bir mozaik sergiler. Yahudi Burjuvazi kesimi asimile olmuşsa da  milliyetçi Siyonist akım da bu  şehirde filizlenir yeşerir... Kahveyi Viyana’ya Türkler getirdi. Onlar da kafeler açtı. Her Kafe bir kültür ve  politik merkezdir. Theodor Herzl gibi.. Siyonistler Louvre Kahvesi’nde buluşurken Troçki gibi Sosyalistler Café Central’dadir. Sanat kadar  kadar siyaset  görüşülür dünyayı etkileyecek yeni görüşler akımlar çarpışır. Almanların Kristal Gece’de yaktıkları kitap yazarlarının çoğu Viyana’dan feyiz almışlardır.

 

YAZAR Françoise  Giroud

(1916-2003)

Babası, annesi, ülkemizi terk etmeseydi bir Sefarad Yahudisi adı olan Adı  Lea Gourdju (Gurci) olarak kalacaktı. Toplumumuz genelde Kafkas’lardan gelenlerı Gurci olarak adlandırırdı. 1930’larda  Galata’da, Kuledibi’nde yaşarlardı. Van’da bir süre yaşadıktan sonra İstanbul’a yerleşen  onlardan biriyle bir kuzenim  evlenmişti. Ailede isminden  çok Gurci olarak anılırdı…

Yazar Fransız kültürüyle aydın bir çevrede yetişir. Fransız  basın, edebiyat, sinema ve siyaset  dünyasının parlak isimlerinden biridir. Son derece aktif bir yapıya sahip olan yazar İkinci Dünya  Savaşı’nda Alman işgalinde Fransız direniş hareketlerine katılmış tutuklanmış hapise düşmüştür. Savaş sonrasında önemli kadın haklarını savunan  feminist dergileri yönetmiş yazılar yazmıştır. Kuşkusuz bu yönü... Alma Mahler’i anlatırken etkili olmuştur. Ona toz kondurmaz.  Kocalarını aşıklarını yüceltmek ünlendirmek  uğruna kendini  feda etmiş bir kadındır. Alma Mahler Salome değildir. Belki de gerçek Alma’yı vermiştir. Viyana’yı da öyle… Giroud’un hemen hemen tüm romanlarının kahramanları ünlü kadınlardır... Marie Curie, Jenny Marx. C osima Wagner vb.

 *Bak: Musa’nın Evlatları Cumhuriyet’in

Yurttaşları… Rıfat N.  Bali S. 109- 160