Kara Kare Film Günleri Galası’ndan

2006 yılından bu yana devam etmekte olan Kara Kare Film Günleri’nin galası 1 Mayıs Perşembe akşamı Maçka G-mall Cinebonus sinemalarında gerçekleşti…

Toplum
7 Mayıs 2008 Çarşamba

Ester YANNİER / Salvo KOHEN

Saat 20:00 gibi Maçka G-mall’ a gelen davetliler fuayede yetkililerce karşılandılar.  Konuklar arasında geçtiğimiz günlerde  İstanbul’a gelen ve Neve Şalom Sinagogu’nda ‘Şoa Agadası’ nı düzenleyen Linda Olmert  de bulunuyordu.

 Ayrıca  Sinema Eleştirmeni Gazeteci Yazar Atilla Dorsay,  Prof. Dr. Hüseyin Hatemi,   Gazeteci Mustafa Akyol, Hahambaşı Rav İsak Haleva İstanbul Başkonsolosu  Mordehai Amihai ile Cemaat Başkanı Silvyo Ovadya galaya katılanlar arasındaydı.  Gösteri öncesi kısa bir bilgilendirme konuşması yapan Cemaat Başkanı Ovadya, Kara Kare Film Günleri’nin genç nesillerin soykırımın bir hayal mahsulü olmadığını bilmeleri açısından önemli olduğunu vurguladı.  Etkinliği düzenleyenler bu yıl gala için  Varşova Gettosu’nda üç yıl süreyle olağan üstü koşullarda yaşayan bir genç kızın hikayesinin ekrana yansıtıldığı “Nina’nın Yolculuğu” adlı otobiyografik bir filmi tercih ettiler.

Yazar/Yönetmen Lena Einhorn’un annesi Nina Rajmic’in gerçek hayat hikayesini aktardığı filmde, zaman zaman Rajmic’in anlatılarına da yer verdi.

 Holokost gerçiğini herkese  yansıtmak amacıyla düzenlenen etkinliğin galasına az sayıda katılım olması,  o gün orada bulunanları umutsuzluğa düşürse de danıştığımız gişe sorumluları  bir gece önce  yoğunluk yaşadıklarını ifade ettiler.

 

NE DEDİLER:

 

Atilla Dorsay

Holokost  olayı  insanların unutmadığı, unutmaması hatta bütün boyutlarıyla hatırlaması gereken bir olay. İnsanlık tarihinde işlenmiş en büyük insanlık suçu. Dolayısıyla bu filmlerin modası geçmiyor, etkisi azalmıyor. Hala en son “Kalpazanlar” örneğinde olduğu gibi o dönemi anlatan bir film gördüğümüz zaman içimiz sızlıyor, utanır hale geliyoruz. Yılda bir kere bu filmlerin topluca gösterilmesi yalnız Musevi Cemaati’nin ilgisini çekmekle kalmamalı, hepimiz her zaman bu tür filmlere gösterdiğimiz ilgiyi bu toplu gösteri sırasında da göstermeliyiz. Çünkü sinemalara gelmeyen filmler de geliyor. Dolayısıyla  Kara Kare, benim duygusal ve de aklımla çok arkasında olduğum bir olay. Gazetede de geniş bir haber koyarak desteklemeye çalıştım. Bütün emeği geçenlere sevgiler sunuyorum… Dediğim gibi bu insanlık suçunun unutturulmaması lazım…

 

Leman Dorsay

Çok gerekli bir etkinlik. Bence, böyle olayların yapılması, duyurulması ve herkesin katılması lazım. Yapanların ellerine sağlık.

 

Mustafa Akyol

Türkiye için çok gerekli bir girişim. Türkiye’de Yahudi Soykırımı hala anlaşılmış bir olay değil. Bunun hala olmadığına inanan marjinaller var. Ne kadar büyük bir trajedi olduğunu, Yahudi halkı için ne ifade ettiğini çoğu insan hala kavrayabilmiş değil. İsrail’in güvenlik endişesinde de buradan yola çıkabiliriz. Dünyadaki Yahudilerin hala korunma isteği, buradan kaynaklanıyor.  Türkiye’de, gerçekten soykırımın anlaşılması gerekiyor. Bu şekilde filmlerin getirilmesi ve seçkin insanların seyretmesi olumlu. Türkiye’de empati duygusunun gelişmesi lazım. Empatiyi de özellikle öteki olarak gördüğümüz insanlara karşı yapmamız lazım. Aslında Türkiye’deki Yahudiler bizim vatandaşlarımız. Aynı imparatorluğun çocukları ve aynı ülkenin vatandaşlarıyız. Ama ne yazık ki hala bir ötekilik olgusu genlerde var; Ermeni, Yahudi, Rum  denilince çıkıyor. Hatta toplumdaki siyasi kamplar arasında da ötekileşme var. Onun için diğer  tarafın acısı, trajedisi...  Ne ise ki Yahudi Soykırımı tüm Yahudileri etkilemiş bir olay.. Bunun anlaşılması gerçekten önemli…

Bu tarz etkinlik var olan Soykırım inkarcılığına bir yanıt getirmez. Çünkü Türkiye’deki Soykırım inkarcısı çevreler tamamen ideolojik ve bağnaz önyargılı onlara ne gösterseniz hemen propaganda diyeceklerdir. Artık onları “kayıp vaka” olarak değerlendirebiliriz, geri dönüştürmek çok zor. Ama bireylere bir şeyler gösterdiğinizde o yaşanan acıyı, dramı görünce bazı insanlar biraz daha etkilenebilir. En azından pek önem vermeyen insanların bilincine girmesine vesile olabilir.  Türkiye’de Soykırım inkarcıları çok az bir çevre… Onlar tamamen Yahudi düşmanı ideolojiler. Ama bir saldırı boyutu olmasa da söylem düzeyinde çirkin bir tutum var. Onların da kim olduklarını çok iyi biliyoruz…

Etkinliği olumlu buluyorum, davet için teşekkür ediyorum.. Geldiğim için de sevindim…

 

Mordehai Amihai

Holokost’un yaşanmasının nedenleri ve hakkında bilgi eksikliği olduğuna inanıyorum. Kara Kare Yahudilerin yaşadıkları bu önemli deneyimi aktarmasından ötürü  çok önemli bir etkinlik.  İleriki yıllarda da bu etkinliğin sürdürülmesi gerekiyor.

 

Hüseyin Hatemi

Biraz utanarak itiraf etmem gerekiyor ki binaya ilk kez geliyor ve gösteriye ilk kez katılıyorum. Ama bilhassa gala filmi olan Nina’nın Yolculuğu’nun konusunu okudum. Çok  ilgi çekici ve görülmesini gerekli bulduğum için geldim. Faydalı bir etkinlik. Çifte standarttan, yani ötekine zulmedilmesine memnun olup kendisine bir şey yapıldığında yaygara basmaktan  hepimizin kurtulması lazım. Yahudilerin, Nazi yönetimi sırasında Hitler’in  iktidarı ele geçirmesinden sonra bütün Avrupa’da uğradığı zulmün acısını içimde duyuyorum. Bu gün de ben çok şükür ömrümün sonlarında olsam da çifte standarttan kendimi kurtardım. Hangi milletten, hangi etnik topluluktan, hangi dinden olursa olsun zalimin ve zulmün milliyetine bakmayıp daima mazlumun yanındayım. Yani mazlumun, zalimin milliyetine bakılmaz.  İnsan olarak görevimiz; mazlumun acısını duymak ve bu gibi olayların bir daha dünyanın hiçbir yerinde olmaması için çalışmak. Davet ettikleri için de teşekkür ederim…